Bu yazımız içerisinde Gaziantep Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Bir şehri tanımlarken hem "Dünyanın en büyük mozaik müzesine sahip" hem de "UNESCO tarafından Gastronomi Şehri ilan edilmiş" diyebiliyorsanız, sıradan bir coğrafyada olmadığınızı çoktan anlamışsınız demektir. "Doğu'nun Paris'i" olarak da anılan Gaziantep…
[caption id="attachment_16490" align="aligncenter" width="1024"] Direnişin ve Asırlık Zanaatın Sesi[/caption] Gaziantep'i anlamaya başlamak için en doğru yer, şehrin tam kalbine saplanmış bir hançer gibi duran tarihi kale ve onun hemen eteklerinde, asırlardır kalbi atan o efsanevi Kültür Yolu (Çarşılar Bölgesi)'dur. Şehrin Asırlık Bekçisi: Gaziantep Kalesi ve Kahramanlık Panoraması Şehrin merkezinde, Alleben Deresi'nin güney kenarındaki yaklaşık 25-30 metre yüksekliğinde doğal bir tepe (höyük) üzerine kurulan Gaziantep Kalesi, Türkiye'de şehir merkezinde ayakta kalabilmiş en görkemli kulelerden biridir. İlk olarak Roma döneminde bir gözetleme kulesi olarak yapılan, Bizans İmparatoru Justinianus döneminde bugünkü o devasa formuna kavuşan kale, dairesel yapısı ve 12 adet görkemli burcuyla şehri adeta yukarıdan kucaklar. Kaleyi YeGez okurları için eşsiz kılan şey, sadece mimarisi değil, Kurtuluş Savaşı'ndaki o destansı "Antep Savunması"nda oynadığı kilit roldür. Kale içi galerilerinde yer alan Gaziantep Savunması ve Kahramanlık Panoraması Müzesi, yokluk içindeki halkın Fransız tanklarına ve…
[caption id="attachment_16489" align="aligncenter" width="864"] Suyun ve Taşın Şiiri[/caption] Gaziantep'i sadece Osmanlı ve Selçuklu eserleriyle sınırlamak, bu coğrafyanın altından akan o devasa antik tarihe büyük haksızlık olur. Büyük İskender'in generallerinden Selevkos I. Nikator tarafından M.Ö. 300 yılında kurulan ve Fırat Nehri'nin en sığ yerinde olduğu için "Köprü/Geçit" anlamına gelen Zeugma adını alan bu antik kent, Roma döneminde o kadar zenginleşmiştir ki, villaların tabanları paha biçilemez mozaiklerle kaplanmıştır. Dünyanın En Büyüğü ve Çingene Kızı'nın Sırrı: Zeugma Mozaik Müzesi 2000'li yılların başında Birecik Barajı'nın suları yükselirken, dünya çapında bir kurtarma kazısıyla suların altından milim milim sökülerek kurtarılan o muazzam mozaikler, bugün dünyanın (Tunus'taki Bardo Müzesi'ni tahtından eden) en büyük mozaik müzesi olan Zeugma Mozaik Müzesi'nde sergilenmektedir. İçeri adım attığınızda sadece yere döşenmiş taşlar görmezsiniz; Roma villalarının (Poseidon ve Euphrates villaları) o devasa avluları, sütunları ve havuzları birebir aslına uygun mimariyle, üç boyutlu bir…
[caption id="attachment_16488" align="aligncenter" width="1024"] Taş Konakların Fısıltısı[/caption] Zeugma'nın o Roma ihtişamından çıkıp, zamanı biraz ileri sarıyor ve Osmanlı döneminin sivil mimari şaheserlerine; daracık sokakların, yüksek duvarlı avluların ve oymalı taşların diyarına giriyoruz. Atatürk'ün Nüfusa Kayıtlı Olduğu Sokaklar: Tarihi Bey Mahallesi (Gaziantep Evleri) Bir şehri anlamak için yöresel mimarisine dokunmak gerekir. Gaziantep'in kalbindeki Tarihi Bey Mahallesi, 1500'lü yıllardan 20. yüzyıla kadar Müslümanların ve Ermenilerin kapı komşusu olarak, barış içinde yaşadığı, şehrin en iyi korunmuş nostaljik mahallesidir. Sokaklara adım attığınızda dikkatinizi ilk olarak taşlar çekecektir. Bölgeye has, işlemesi kolay ama hava aldıkça sertleşen o sarımtırak "Havara" (Kefeki) taşından yapılan bu evler, yazın serin, kışın sıcak tutan muazzam bir zekanın ürünüdür. Sokaklar (küçe), komşuların birbirini gölgelendirmesi ve yazın yakıcı sıcağından korunmak için bilerek dar ve kavisli yapılmıştır. Dışarıdan bakıldığında yüksek duvarlar nedeniyle sadece kapılar görünür; ancak o ağır ahşap kapılardan içeri girdiğinizde "Hayat"…
[caption id="attachment_16487" align="aligncenter" width="1024"] İpek Yolu'nun Konaklama Durakları[/caption] Gaziantep, asırlar boyunca Doğu ile Batı'yı birbirine bağlayan tarihi İpek Yolu'nun en önemli mola ve ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Bu yüzden şehir, devasa kervanların aylarca süren yolculuklarının ardından güvenle uyuduğu, mallarını sattığı ve atlarını dinlendirdiği anıtsal hanlarla (kervansaraylarla) doludur. İki Renkli Taşın Zarafeti: Gümrük Hanı Bakırcılar Çarşısı'nın hemen yanı başında yer alan Gümrük Hanı, 19. yüzyılın ortalarında (1873-1878) Hacı Ömer Efendi tarafından yaptırılmıştır. Bu hanı mimari olarak eşsiz kılan detay, Gaziantep ve Halep sivil mimarisinin en belirgin özelliği olan siyah ve sarımtırak (havara) kesme taşların bir dama tahtası gibi sırayla kullanılmış olmasıdır. İçeri adım attığınızda, sizi iki katlı, geniş avlulu ve revaklı klasik bir Osmanlı hanı karşılar. Ancak burası günümüzde sadece tarihi bir bina değil; kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarının (gümüşçülük, yemenicilik, kutnu dokumacılığı, sedef kakmacılık ve mozaik) yaşatıldığı yaşayan bir…
[caption id="attachment_16486" align="aligncenter" width="1024"] YeGez Gaziantep Ziyaretçi Rehberi[/caption] Gaziantep'i gezmek ciddi bir kondisyon işidir; çünkü burada sadece sokakları değil, midenizin sınırlarını da keşfedersiniz. 2015 yılında UNESCO tarafından "Kreatif Şehirler Ağı"na Gastronomi dalında dahil edilen bu şehirde aç kalmak imkansızdır. Bir "YeGez Seyyahı" olarak bilmeniz gereken hayat kurtaran kurallar şunlardır: Gaziantep Gastronomisi: Ezber Bozan Ritüeller Sabah 06:00'da Çorba Değil, Beyran İçilir: Gaziantepliler güne hafif bir kahvaltıyla başlamaz. Kuzu eti, pirinç ve bol sarımsakla saatlerce harlı ateşte kaynatılarak hazırlanan, pul biberle taçlandırılan "Beyran", sabahın kör karanlığında içilen, insanı zıpkın gibi yapan efsanevi bir şifadır. (Metanet Lokantası bu işin piri kabul edilir). Kahvaltının Tatlı Finali: Katmer: İncecik açılmış zar gibi bir hamurun içine bol Antep fıstığı, kaymak ve şeker konularak taş fırında odun ateşinde pişirilen Katmer, kahvaltının hemen ardından (veya kahvaltı yerine) çayla birlikte tüketilir. Küşleme Sanatı: Koyunun omurgasından çıkan, sinirsiz ve bir…
Gaziantep; dışarıdan bakıldığında sanayisiyle, baklavasıyla ve fıstığıyla öne çıkan modern bir metropol gibi görünse de; sokaklarına daldığınızda size binlerce yıllık Mezopotamya efsanelerini fısıldayan, her bir taşında "Gazi" olmanın o ağırbaşlı gururunu taşıyan muazzam bir şehirdir. Zeugma'da Çingene Kızı'nın gözlerine bakarken Roma'nın o ihtişamlı günlerine gider, Bakırcılar Çarşısı'nda çekiç seslerini dinlerken İpek Yolu'nun asırlık tüccarlarına eşlik edersiniz. Fransız tanklarına karşı göğsünü siper eden Şahin Beylerin ruhunu kalede hissederken, bu şehrin sadece taşıyla toprağıyla değil, insanının sarsılmaz iradesiyle de nasıl ayakta kaldığını iliklerinize kadar anlarsınız. YeGez olarak hiçbir tarihi hikayeyi, lezzet sırrını ve pratik gezi detayını (konum, ulaşım, bilet) atlamadan hazırladığımız bu devasa rehberin, İpek Yolu'nun bu efsanevi kalbinde atacağınız her adımda size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Fırat'ın bereketi ve çekiç seslerinin o efsanevi ritmi hep aklınızda, yollarınız hep açık olsun!