Gümüşhane Müzeler Rehberi ile İpek Yolu’nun sarp dağları aşan o zorlu geçitlerine, Harşit Çayı’nın coşkun sularına ve adını aldığı o efsanevi “Gümüş” madenlerinin zengin tarihine doğru muazzam bir yolculuğa çıkıyoruz. Karadeniz ile Doğu Anadolu’nun tam kesişim noktasında yer alan bu gizemli coğrafya; bulutların üzerine kurulan antik madenci kasabaları, yerin metrelerce altına uzanan milyonlarca yıllık kristal mağaraları ve Roma lejyonlarının ayak izlerini taşıyan antik kentleriyle bütünüyle keşfedilmemiş devasa bir açık hava müzesidir.
YeGez ekibi olarak 30 maddelik devasa bir liste halinde özenle hazırladığımız bu rehberde, Santa Harabeleri’nin o sisli ve hüzünlü sokaklarından Karaca Mağarası’nın renkli damlataşlarına kadar Gümüşhane müze gezilecek yerler listesi içindeki tüm sırları ve pratik ipuçlarını bulacaksınız. Hazırsanız, dağların kalbindeki bu gümüş kenti keşfetmeye başlıyoruz!
Gümüşhane’de Gezilecek En İyi Müzeler ve Tarihi Alanlar
Gümüşhane’de Gezilecek En İyi Müzeler ve Tarihi AlanlarPlanlama bölümü — genişlet / daralt
Tarihin madenlerle ve sarp vadilerle şekillendiği Gümüşhane gezilecek müzeler, özellikle terk edilmiş tarihi köyler, sarp kaleler ve ahşap konaklarla inanılmaz bir “Açık Hava ve Sivil Mimari” yelpazesi sunar. İşte Gümüşhane’nin çok kültürlü belleğini yansıtan 15 eşsiz durak:
Gümüşhane İkizevler Kent Müzesi (Etnografya)
Gümüşhane’nin merkezinde, 19. yüzyıldan kalma aslına uygun restore edilmiş iki tarihi konağın birleştirilmesiyle oluşturulan şehrin ana hafıza merkezidir. Geleneksel Gümüşhane ev yaşantısını, mutfak kültürünü, tarihi madencilik aletlerini, yöresel kıyafetleri ve kilimleri odalar halinde sergileyen, ahşap kokulu sımsıcak bir sivil etnografya müzesidir.
Karaca Mağarası (Yeraltı Jeoloji ve Doğa Müzesi)
Sadece Gümüşhane’nin değil, dünyanın en renkli ve en estetik damlataş mağaralarından biridir! Torul ilçesinde yer alan bu devasa yeraltı sarayı; milyonlarca yılda oluşmuş sarkıtları, dikitleri, sütunları, org desenli duvarları ve mağara gülleriyle adeta doğanın heykeltıraşlık yaptığı eşsiz bir “Yeraltı Doğa Müzesi”dir. Ayrıca havasının astım hastalarına iyi geldiği bilinmektedir.
Süleymaniye Mahallesi (Eski Gümüşhane – Açık Hava Müzesi)
Modern Gümüşhane’nin kurulmasından önce şehrin asıl merkezi olan ve 1920’lere kadar Türk, Rum ve Ermenilerin barış içinde bir arada yaşadığı tarihi “Eski Gümüşhane” yerleşkesidir. Yan yana duran camileri, kiliseleri, tarihi köprüleri, hamamları ve dar sokaklarıyla Osmanlı’nın o efsanevi hoşgörü kültürünü açık havada sergileyen devasa bir kentsel sit alanıdır.
Santa Harabeleri (Açık Hava Mimari ve Tarih Müzesi)
Dumanlı Köyü sınırları içinde, Karadeniz’in sisli ve sarp dağlarına gizlenmiş, 17. yüzyılda madenci Rumlar tarafından kurulan ve mübadele (1923) ile tamamen terk edilen efsanevi bir antik bölgedir. 7 ayrı mahalleden (Piştoflu, İşhanlı, Santa vb.) oluşan ve her birinde taş kiliselerin, çeşmelerin, 300’den fazla tarihi taş evin bulunduğu bu ıssız vadi, adeta Karadeniz’in “Machu Picchu”su niteliğinde bir açık hava müzesidir.
Satala (Sadak) Antik Kenti (Roma Lejyon Müzesi)
Kelkit ilçesinde yer alan, Roma İmparatorluğu’nun Doğu (Fırat) sınırını korumak için kurduğu 4 büyük lejyon kampından biri olan ünlü 15. Apollinaris Lejyonu‘nun merkezidir. Kazıların halen devam ettiği bu antik askeri kentte; lejyonerlere ait silahlar, Roma hamamları, su kemerleri ve devasa lejyon damgalı tuğlalar, Anadolu’daki Roma askeri tarihini aydınlatan paha biçilemez bir açık hava laboratuvarıdır.
İmera (Olucak) Manastırı (İnanç Tarihi Anıtı)
Krom Vadisi’nin hemen girişindeki Olucak (İmera) köyünde yer alan, 14. yüzyılda (1350) Trabzon İmparatorluğu döneminde inşa edildiği düşünülen muazzam bir Ortodoks manastırıdır. Gotik esintiler taşıyan sivri kemerleri, doğuya bakan apsisi, çevresindeki şapeller ve olağanüstü taş işçiliğiyle, bölgenin en sağlam günümüze ulaşabilmiş tarihi inanç müzelerinden biridir.
Kov (Esence) Kalesi (Açık Hava Orta Çağ Müzesi)
Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin en sağlam kalmış, en görkemli kalelerinden biridir. 1361 yılında Trabzon İmparatoru III. Alexios tarafından yaptırılan ve Osmanlı döneminde de aktif kullanılan kale; 130 metrelik sarp bir kayalığın üzerine oturtulmuş devasa surları, kuleleri ve Gümüşhane ovasını izleyen efsanevi konumuyla Orta Çağ mimarisinin devasa bir anıtıdır.
Kromni (Krom) Vadisi ve Harabeleri (Tarihi Vadi)
Gümüşhane’nin en gizemli vadilerinden biridir. 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı’nın maden politikalarıyla zenginleşen ancak mübadele ile boşalan bu vadide, 15 adet tescilli tarihi Rum kilisesi ve şapeli, taş köprüler ve harabe evler bulunur. Vadinin tamamı, madencilikle zenginleşmiş bir halkın geride bıraktığı devasa bir tarihi inanç ve sivil mimari müzesidir.
Torul Kalesi ve Cam Seyir Terası (Tarih ve Adrenalin)
Orta Çağ’dan kalma tarihi Torul Kalesi’nin (Cenevizliler döneminde kullanılmıştır) o sarp kayalık zirvesine, günümüzde Türkiye’nin en yüksek cam seyir teraslarından biri (240 metre yükseklik) inşa edilmiştir. Bir yanda tarihi sur kalıntılarını incelerken, diğer yanda camın üzerine basıp ayaklarınızın altından geçen Karşit Çayı’nı izleyerek tarihle adrenalini aynı anda yaşayabilirsiniz.
Sarıçiçek Köyü Köy Odaları (Ahşap Sanatı Müzesi)
Sadece Gümüşhane’nin değil, Anadolu’nun en estetik sivil mimari harikalarından biridir! Sarıçiçek Köyü’nde 1873 yılında yapılan iki adet tarihi köy odası (misafirhane), içlerindeki ahşap işçiliğiyle dünya çapında bir üne sahiptir. Tek bir çivi bile kullanılmadan (kündekari tekniğiyle) ve kök boyalarla bezenmiş tavanları, yüklükleri ve kahve köşeleriyle bütünüyle eşsiz bir ahşap sanatı müzesidir.
Canca Kalesi
Gümüşhane’nin sarp ve efsanevi yapısını özetleyen, Evliya Çelebi’nin de Seyahatnamesi’nde övgüyle bahsettiği devasa kaledir. Vank köyü sınırlarında, 1530 metre rakımlı devasa bir kayalığın üzerine kartal yuvası gibi kondurulmuştur. Orta Çağ’da inşa edilen bu kale, savunma hendekleri ve gözetleme kuleleriyle İpek Yolu’nu kontrol eden tarihi bir anıttır.
Balyemez Konağı (Tarihi Yaşam Müzesi)
Süleymaniye Mahallesi (Eski Gümüşhane) yolu üzerinde yer alan ve 19. yüzyılda inşa edilen, şehrin en görkemli konaklarından biridir. Üç katlı yapısı, haremlik-selamlık bölümleri, cumbası ve “hayat” adı verilen avlusuyla, Osmanlı döneminin Gümüşhane’deki sivil ve bürokratik yaşamını donduran harika bir etnografik konak müzesidir. (Günümüzde kültür evi/restoran olarak da hizmet verebilmektedir).
Çakırkaya Kaya Kilisesi
Gümüşhane’nin Şiran ilçesinde, dik ve devasa bir kaya kütlesinin içi tamamen oyularak (Sümela veya Kapadokya tarzı) oluşturulmuş 8 asırlık gizemli bir tapınaktır. Toprak seviyesinden 100 metre yüksekte bir mağaraya oyulan bu yapının içindeki sütunlar, şapeller ve inanç alanları; Doğu Karadeniz’in en ürkütücü ve devasa kaya oymacılığı müzelerinden biridir.
Tohumoğlu Köprüsü (Açık Hava Mimari Anıtı)
Harşit Çayı üzerinde, Gümüşhane-Erzincan karayolu güzergahında 1590 yılında inşa edilmiş efsanevi Osmanlı taş köprülerinden biridir. İpek Yolu’nun o zorlu sularını kervanların geçebilmesi için yapılan bu 54 metrelik, tek devasa gözlü (kemerli) taş yapı; sulara meydan okuyan Osmanlı köprü mühendisliğinin sivil bir açık hava anıtıdır.
Hutura (Hagios Georgios) Kilisesi
Alemdar Köyü (Eski adıyla Hutura) sınırlarında, 14. yüzyılın ilk yarısında Trabzon İmparatorluğu döneminde yapılmış ve 19. yüzyılda Sultan Abdülhamid’in sağladığı ödeneklerle restore edilmiş, tarihi barış ve hoşgörüyü simgeleyen anıtsal bir yapıdır. Kubbeli mimarisi, sarp vadi içindeki konumu ve taş işçiliğiyle, Gümüşhane’nin o zengin Ortodoks inanç tarihinin en güzel yansımalarından biridir.
Örümcek Ormanları (Açık Hava Anıt Ağaçlar Müzesi)
Kürtün ilçesinde yer alan, Avrupa’nın ve Kafkasların en uzun boylu (60 metreyi aşan) ve en geniş çaplı ladin ve göknar ağaçlarını barındıran efsanevi bir tabiat koruma alanıdır. Bu ormandaki yüzlerce yıllık anıt ağaçlar, bütünüyle doğanın milyonlarca yıllık evrimini ve Karadeniz orman ekosistemini sergileyen devasa bir “Yaşayan Doğa Tarihi Müzesi” niteliğindedir. Ormanın labirenti andıran sık dokusu ona “Örümcek” adını vermiştir.
Tomara Şelalesi (Jeoloji ve Tabiat Müzesi)
Şiran ilçesinde, dağın bağrından (kayaların arasından) fışkıran 40 ayrı su kaynağının oluşturduğu eşsiz bir şelaledir. Suların yüksekten dökülmesiyle oluşan görsel şölen ve süt beyazı köpükler, bu alanı adeta doğanın kendi elleriyle yarattığı bir hidroloji sergisine dönüştürür. Yeni yapılan cam seyir terasıyla da şelalenin tüm ihtişamı kuşbakışı izlenebilir.
Tarihi Gümüşhane Darphanesi (Darphane-i Amire Kalıntıları)
Gümüşhane’ye adını veren o efsanevi gümüş madenlerinin eritilip paraya dönüştürüldüğü yerdir! Süleymaniye Mahallesi’nde (Eski Gümüşhane) yer alan bu tarihi kalıntılar, Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli gümüş sikkelerinin (akçe) basıldığı üçüncü büyük darphanesidir. Günümüzde büyük oranda harabe halinde olsa da, kentin ekonomik ve sanayi tarihini anlatan paha biçilemez bir arkeolojik alandır.
Artabel Gölleri Tabiat Parkı (Buzul Çağı Açık Hava Müzesi)
Torul ilçesinin zirvelerinde, 3000 metre rakımlı dağların arasında gizlenmiş 18 adet devasa buzul gölünü barındıran muazzam bir parktır. Milyonlarca yıl önceki buzul çağının izlerini taşıyan kraterleri, endemik dağ çiçekleri ve sarp coğrafyasıyla burası; yeryüzünün jeolojik evrimini görmek isteyen kaşifler için bütünüyle yüksek irtifa bir doğa müzesidir.
Özdenoğlu Konağı (Sivil Mimari ve Kültür Evi)
Gümüşhane merkezde, 19. yüzyılın sonlarında inşa edilen ve şehrin sivil mimari özelliklerini (ahşap, taş ve kerpiç uyumunu) en zarif şekilde yansıtan tarihi konaklardan biridir. Restore edilerek turizme kazandırılan konak; geleneksel sedirli odaları, ahşap işlemeli tavanları ve Gümüşhane mutfağının sunulduğu salonlarıyla kentin yaşam kültürünü yaşatan sıcacık bir mekandır.
Tarihi Zigana Geçidi ve İpek Yolu Rotası
Karadeniz’i Doğu Anadolu’ya ve İran’a bağlayan, Marco Polo’dan Evliya Çelebi’ye kadar tarihin en ünlü seyyahlarının ve kervanlarının geçtiği efsanevi dağ geçididir. Yeni açılan modern tünellerden bağımsız olarak, 2000 rakımlı o eski Zigana yolunun keskin virajları, tarihi han kalıntıları ve sarp manzaraları bütünüyle bir “Tarihi İletişim ve Ticaret Müzesi”dir.
Gümüştuğ (Avliyana) Köyü ve Kiliseleri
Şiran ilçesinde yer alan, geçmişte Rum, Ermeni ve Türklerin birlikte yaşadığı, zengin bir madenci yerleşimi olan tarihi bir köydür. İçerisinde halen kalıntıları duran üç tarihi kilise, kesme taştan inşa edilmiş geleneksel evler ve çeşmeler bulunur. Santa Harabeleri’ni aratmayan bu gizli köy, çok kültürlü yaşamı ve kırsal inanç mimarisini incelemek için harika bir açık hava ören yeridir.
Taşköprü Yaylası (Yaylacılık ve Taş Mühendisliği)
Gümüşhane ile Trabzon sınırı arasında yer alan, Dumanlı (Santa) köyleri civarındaki bu yayla ismini; 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethi sırasında askerlerin geçişi için Karadere üzerine inşa ettirdiği söylenen tarihi taş köprüden alır. Hem efsanevi tarihi köprüsüyle hem de bozulmamış yayla kültürüyle bütünüyle bir kültür ve tarih rotasıdır.
Limni Gölü Tabiat Parkı (Açık Hava Flora ve Fauna Müzesi)
Zigana dağlarının 1700 rakımlı eteklerinde, etrafı devasa sarıçam ve ladin ormanlarıyla çevrili olan, “Karadeniz’in Abant’ı” olarak bilinen efsanevi bir krater gölüdür. Zengin orman altı florası, yaban hayatı ve tertemiz havasıyla burası, doğa tutkunları için Gümüşhane’nin en estetik “Açık Hava Doğa Müzesi” ve dinlenme alanlarından biridir.
Çağlayandibi Şelalesi (Tabiat Anıtı)
Kürtün ilçesinde, Örümcek Ormanları’na çok yakın bir lokasyonda sarp kayalıkların arasından 15 metre yükseklikten dökülen bir doğa harikasıdır. 2014 yılında Tabiat Anıtı olarak tescillenen bu bölge, suyun kayaları nasıl oyup şekillendirdiğini gösteren, ormanın derinliklerine gizlenmiş efsanevi bir jeoloji ve peyzaj sergi alanıdır.
Kadırga Yaylası Açık Hava Camii (İnanç ve Doğa Anıtı)
Kürtün ilçesinde, Trabzon-Gümüşhane sınırındaki Kadırga Yaylası’nda yer alan dünyadaki en ilginç ibadethanelerden biridir! 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethederken ordusuyla burada cuma namazı kıldığı rivayet edilir. Fatih’in askerlerinin dizdiği taşlarla sınırları belirlenen; çatısı, duvarı veya kubbesi olmayan bu etrafı açık cami, gökyüzünün kubbe olarak kullanıldığı efsanevi bir inanç ve tarih alanıdır.
İkisu Kalesi (Vadi Savunma Müzesi)
Karaca Mağarası ve Krom Vadisi güzergahlarının tam kesişim noktasında, Harşit Çayı ile Karaca deresinin birleştiği stratejik bir kayalığın üzerine kurulan Orta Çağ garnizonudur. Gümüşhane’deki diğer devasa kalelere göre daha küçük bir yapıda olsa da, vadilerin güvenliğini sağlamak için doğal kayalıkların nasıl birer sura dönüştürüldüğünü gösteren sarp ve estetik bir askeri arkeoloji anıtıdır.
Edire (Dörtkonak) Köyü ve Tarihi Evleri
Gümüşhane’nin sivil mimarisini ve kırsal yaşantısını en doğal haliyle koruyan, modernleşmeden uzak kalmayı başarmış efsanevi bir dağ köyüdür. Karadeniz ile İç Anadolu’nun iklim ve kültür geçişini yansıtan taş ve kerpiç karışımlı tarihi köy evleri, dar sokakları ve bozulmamış doğasıyla bütünüyle bir “Kırsal Etnografya Müzesi” niteliğindedir.
Keçi Kalesi
Adından da anlaşılacağı üzere keçilerin bile zor tırmanacağı kadar sarp ve dik bir tepede yer alan, Gümüşhane’nin savunma ağının bir diğer efsanevi halkasıdır. Canca ve Kov kaleleri kadar büyük olmasa da, İpek Yolu güzergahını izlemek ve ateşle haberleşmek amacıyla yapılan bu gözetleme kalesi; ulaşılmaz konumuyla doğa yürüyüşçüleri ve tarih kaşifleri için gizemli bir açık hava laboratuvarıdır.
Gümüşhane Pestil ve Köme Tesisleri (Yaşayan Gastronomi Müzesi)
Klasik bir müze vitrininden ziyade, Gümüşhane’nin ruhunu oluşturan o meşhur pestil ve kömenin (cevizli sucuk) duttan sofraya uzanan serüveninin anlatıldığı, şehrin dört bir yanına yayılmış üretim tesisleridir. Dut şırasının (herlenin) kaynatılması, cevizlerin iplere dizilmesi ve bezler üzerine serilerek kurutulması süreçlerini canlı canlı izleyebileceğiniz bu atölyeler, şehrin en lezzetli ve yaşayan sivil üretim müzeleridir.
Gümüşhane’deki Müze Türleri
Gümüşhane’deki Müze TürleriPlanlama bölümü — genişlet / daralt
Dağların ardındaki bu “Gümüş” şehrin müzecilik vizyonu, binalardan taşarak mağaralara ve vadilere yayılmıştır:
Açık Hava ve Tarihi Köy Müzeleri: Gümüşhane bir terk edilmiş sivil yerleşimler cennetidir. Santa Harabeleri, Krom Vadisi ve Süleymaniye Mahallesi (Eski Gümüşhane), bütünüyle sokaklarında yürünerek keşfedilen devasa kentsel arkeoloji ve tarih müzeleridir.
Doğa ve Yeraltı Müzeleri: Yerin metrelerce altına uzanan Karaca Mağarası, dünyanın en renkli jeoloji galerilerinden biri olarak şehrin doğal hafızasını oluşturur.
Arkeoloji, Kale ve İnanç Müzeleri: Roma’nın sınırı Satala Antik Kenti, dağların hakimi Kov ve Canca Kaleleri ile efsanevi ahşap işçiliğiyle Sarıçiçek Köy Odaları şehrin savunma, inanç ve sivil estetik müzeleridir.
Gümüşhane’de En Popüler ve En Az Bilinen Müzeler
Gümüşhane’de En Popüler ve En Az Bilinen MüzelerPlanlama bölümü — genişlet / daralt
Rotanızı hazırlarken bilinen klasiklerin arasına sarp maceraları eklemeyi unutmayın.
En Çok Ziyaret Edilenler: Türkiye’nin en popüler yeraltı anıtlarından olan Karaca Mağarası ve hemen yanındaki adrenalinin zirvesi Torul Cam Seyir Terası, tur otobüslerinin en yoğun uğradığı ana rotalardır.
Gizli Kalmış Müzeler: Sislerin içindeki Santa Harabeleri, ahşap oymacılığının zirvesi Sarıçiçek Köy Odaları ve Roma lejyonlarının yattığı Satala Antik Kenti, sadece araştırmacı gezginlerin keşfettiği eşsiz gizemlerdir.
Gümüşhane Müze Gezisi İçin Öneriler
Gümüşhane Müze Gezisi İçin ÖnerilerPlanlama bölümü — genişlet / daralt
Sarp coğrafyası nedeniyle müzeler birbirine uzak vadilerde olabilir, bu yüzden iyi bir Gümüşhane 1 günde gezilecek müzeler rotası kurgulamalısınız.
1 Günlük Rota (Gümüş ve Damlataş Hattı): Güne merkezdeki İkizevler Kent Müzesi‘ni gezerek başlayın. Ardından hemen aracınızla yamaçlara çıkıp Süleymaniye Mahallesi’nde (Eski Gümüşhane) o çok kültürlü kilise ve cami kalıntıları arasında tarihi bir yürüyüş yapın. Öğleden sonra Torul’a geçip yerin altındaki efsanevi Karaca Mağarası‘nda renk cümbüşüne tanık olun. Günü, Torul Kalesi Cam Seyir Terası‘ndan tüm Zigana ve Karadeniz vadilerine kuşbakışı bakarak heyecanlı bir şekilde tamamlayın.
Yakın Gezilecek Yerlerle Bağlama: Tarih turunuzu tamamladıktan sonra meşhur Gümüşhane pestili ve kömesini tadarak enerjinizi toplayın; ertesi gün ise Şiran’daki doğa harikası Tomara Şelalesi‘ne veya Zigana Dağları’nın o efsanevi Limni Gölü Tabiat Parkı‘na giderek tarihi doğayla harmanlayın.
Gümüşhane Müze Giriş Ücretleri ve Kartlar
Gümüşhane Müze Giriş Ücretleri ve KartlarPlanlama bölümü — genişlet / daralt
Gezi bütçenizi önceden planlamak için Gümüşhane müze giriş ücretleri konusunda endişelenmenize pek gerek yoktur.
MüzeKart Geçerli mi?: Gümüşhane’deki tarihi alanların büyük bir kısmı açık hava ören yeri veya sivil yerleşim olduğu için, kentte doğrudan MüzeKart gerektiren kapalı devasa bir Kültür Bakanlığı müzesi (büyük şehirlerdeki gibi) yoktur.
Özel İşletmeler ve Ücretsiz Alanlar: Turizmin kalbi olan Karaca Mağarası ve Torul Cam Seyir Terası il özel idaresi veya belediye işletmesi olduğu için standart cüzi bir giriş ücretine tabidir (MüzeKart buralarda geçmez). Ancak; Santa Harabeleri, Krom Vadisi, Kov Kalesi, Satala Antik Kenti, İmera Manastırı ve Eski Gümüşhane gibi tüm devasa açık hava ören yerleri tamamen ücretsiz olarak keşfedilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)Planlama bölümü — genişlet / daralt
Gümüşhane’de hangi müzeler var?
Şehirde kapalı konak müzesi olarak İkizevler Kent Müzesi; doğa müzesi olarak Karaca Mağarası ve devasa açık hava müzeleri olarak Santa Harabeleri, Süleymaniye Mahallesi (Eski Gümüşhane), Satala Antik Kenti ve tarihi kaleler (Kov, Canca) bulunur.
Gümüşhane en iyi müzeler hangileri?
Damla taşlarıyla bir jeoloji müzesi olan Karaca Mağarası ve 300’den fazla Rum taşı evinin bulunduğu Santa Harabeleri kentin en efsanevi noktalarıdır.
Gümüşhane müzeleri ücretsiz mi?
Açık hava antik kentleri, kaleler, manastırlar ve tarihi köyler (Süleymaniye, Krom vb.) ücretsizdir. Karaca Mağarası ve Cam Teras gibi tesisler cüzi ücrete tabidir.
Gümüşhane’de çocuklara uygun müze var mı?
Karaca Mağarası‘nın o renkli ve masalsı yeraltı dünyası çocuklar için harika bir keşiftir. Ayrıca Torul’daki Cam Seyir Terası, yükseklik korkusu olmayan çocuklar için büyük bir eğlencedir.
Gümüşhane’de gezilecek müzeler kaç tane?
Tarihi konaklar, kaleler, antik Roma lejyon kentleri ve yeraltı mağaraları dahil edildiğinde Gümüşhane müze gezilecek yerler listesi içinde aktif olarak ziyaret edilecek en az 15 çok değerli nokta bulunmaktadır.
Roma lejyonlarının sınır beklediği, yüzlerce kilise çanının ezan sesine karıştığı o efsanevi “Eski Gümüşhane”den; yerin altına saklanmış milyonlarca yıllık kristal mağaralara uzanan bu muazzam yolculuğumuzun ilk bölümünün sonuna geldik. YeGez ekibi olarak, Doğu Karadeniz’in sarp vadilerine saklanmış bu tarihi gerdanlığı sizinle keşfetmek harikaydı.
Sizler Gümüşhane’deki bu efsanevi duraklardan en çok hangisinde bulunmak isterdiniz? Karaca Mağarası’nın o serin ve renkli dehlizlerine inmek mi, yoksa sisli Santa Harabeleri’nde terk edilmiş bir şehrin hikayesini dinlemek mi? Gezinizdeki favori rotalarınızı veya “Torul’da mola verip muhakkak pestil yiyin!” dediğiniz o yerel tavsiyeleri lütfen hemen aşağıya yorum olarak bırakın. Yorumlarınız bu sarp dağlara can katıyor. Gümüşün ışıltısıyla, yeni bir rotada görüşmek üzere!


