Bilecik'te ne yapılır diye sorduğunuzda, alacağınız cevap bir metropolün gürültüsünü değil, bir imparatorluğun kuruluş felsefesini, bir "Ahi" şeyhinin öğütlerini ve "Ertuğrul" sancağının gölgesindeki o asil sükuneti fısıldar. Burası, genellikle İstanbul-Ankara arasında bir geçiş noktası olarak görülse de, "durup keşfedenler" için…
Bu şehir, size bir yanda 700 yıllık bir çınarın altında soluklanmayı, diğer yanda bir "imparatorluk kurucusunun" (Ertuğrul Gazi) manevi huzuruna varmayı ve bir başka yanda da o meşhur "Pazarcık Güveci"nin lezzetini sunar. Eğer siz de bu "kuruluş toprağı"nı, "görmek" ile yetinmeyip "yaşamanızı" sağlayacak, sınır tanımayan, eylem dolu bir rehber arıyorsanız, başlıyoruz. Bilecik, bir imparatorluğun manevi mimarı olan Şeyh Edebali'nin diyarıdır. Geziniz, bu manevi merkezden başlamalıdır. 1. Şeyh Edebali'nin Huzuruna Varın ve O Meşhur Rüyayı Hissedin Burası, Bilecik'teki bir numaralı manevi duraktır. Osmanlı İmparatorluğu'nun manevi kurucusu, Osman Gazi'nin kayınpederi ve akıl hocası olan Şeyh Edebali'nin türbesi, şehrin kalbindedir. Ne Yapmalı: O tarihi dergahın ve türbenin bulunduğu o sakin, ağaçlık alana girin. O manevi huzuru hissedin. Osman Gazi'nin o meşhur "rüyasını" (göğsünden çıkan ve 600 yıllık imparatorluğu müjdeleyen çınar) ve Şeyh Edebali'nin oğluna verdiği o efsanevi "Ey Oğul!" nasihatini (anıtı vardır) o…