Bu yazımız içerisinde Sakarya Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Tarih boyunca bazı şehirler kuruldukları yerin bereketini, bazıları ise geçiş yollarının ağırlığını taşır. Sakarya, her ikisini de omuzlamış, Anadolu'dan İstanbul'a (Konstantinopolis) giden yolların tam kalbinde, devasa Sakarya Nehri'nin kollarında şekillenmiş efsanevi bir…
[caption id="attachment_16507" align="aligncenter" width="1024"] Bizans'ın Mühendislik Harikası ve Sınır Kaleleri[/caption] Sakarya'yı anlamak için, İstanbul'u Anadolu'ya bağlayan o kadim yol ağının üzerine inşa edilmiş devasa anıtlara bakmak gerekir. Bu anıtların en görkemlisi, şehrin hemen girişinde tüm ihtişamıyla sizi karşılar. Ayasofya'nın Mimari Kardeşi ve Nehrin Sırrı: Justinianus Köprüsü (Beşköprü) Sakarya'nın Serdivan ilçesinde yer alan ve halk arasında "Beşköprü" olarak bilinen Justinianus Köprüsü, tek kelimeyle bir Erken Bizans mühendislik şaheseridir. M.S. 558-560 yılları arasında, Ayasofya'yı da yaptıran ünlü Doğu Roma İmparatoru I. Justinianus tarafından inşa ettirilmiştir. Amacı, başkent Konstantinopolis ile imparatorluğun doğu eyaletleri arasındaki o kesintisiz ve yoğun ulaşımı (askeri birlikleri ve ticaret kervanlarını) güvene almaktı. Altından Su Akmayan Köprü: Köprünün yanına gittiğinizde sizi devasa bir mimari karşısında şaşkına çevirecek çok ilginç bir detay bekler. 384 metre uzunluğunda, 12 kütlesel kemeri olan bu devasa köprünün altından günümüzde Sakarya Nehri akmaz! Sadece küçük bir…
[caption id="attachment_16506" align="aligncenter" width="900"] Osmanlı'nın Zarafeti ve Mimar Sinan'ın İzleri (Sapanca & Geyve)[/caption] Sakarya bölgesi, İstanbul'dan (Payitaht'tan) Anadolu'ya açılan ilk büyük kapıydı. Bu yüzden padişahlar ve sadrazamlar, buradan geçen ordular, kervanlar ve hacılar için devasa menzil külliyeleri (konaklama tesisleri) inşa ettirmişlerdir. Bu külliyelerin en büyük mimarı ise elbette Koca Sinan'dır. İpek Yolu Kervanlarının Gölgesinde: Rüstem Paşa Camii ve Külliyesi (Sapanca) Sapanca'ya gittiğinizde sadece göl kenarında çay içmekle yetinmeyip ilçe merkezine doğru kısa bir yürüyüş yaparsanız, karşınıza Kanuni Sultan Süleyman'ın o meşhur, zeki ve zengin sadrazamı (aynı zamanda damadı) Rüstem Paşa'nın 1555 yılında Mimar Sinan'a yaptırdığı muazzam bir eser çıkar: Rüstem Paşa Camii. Bu cami, aslında devasa bir konaklama kompleksinin (külliyenin) günümüze ulaşabilmiş tek ve en sağlam parçasıdır. O dönemde bu alanda İpek Yolu kervanları için yüzlerce odalı bir kervansaray, imaret (aşevi) ve hamam bulunmaktaydı. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde bu külliyeyi uzun…
[caption id="attachment_16506" align="aligncenter" width="900"] Zamanın Durduğu Ahşap Diyarı: Taraklı[/caption] Sakarya'nın güneyine, dağların arasına doğru kıvrılan yollardan ilerlediğinizde, karşınıza aniden 18. ve 19. yüzyıldan fırlamış, bozulmamış bir Osmanlı kasabası çıkar: Taraklı. Uluslararası "Cittaslow" (Sakin Şehir) unvanına sahip olan bu ilçe, üç asırlık sivil mimari harikası konakları, daracık arnavut kaldırımlı sokakları ve cumbalı ahşap evleriyle adeta devasa, açık hava bir film setini andırır. (Zaten o meşhur "Mümkünlü" reklamları ve birçok tarihi dizi burada çekilmiştir). Taraklı sokaklarında yürürken evlerin mimarisine dikkatlice bakın; sokaklar, yüklü kervan hayvanlarının (develerin ve atların) rahatça dönebilmesi için bilerek kavisli ve geniş açılı tasarlanmış, evlerin cumbaları ise komşunun güneşini ve manzarasını kesmeyecek muazzam bir saygıyla inşa edilmiştir. Mimar Sinan'ın Alttan Isıtmalı Efsanesi: Kurşunlu Camii (Yunus Paşa Camii) Taraklı'nın kalbinde, o ahşap evlerin arasında kesme taştan yapılma, son derece zarif ve asil bir eser yükselir. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim'in…
[caption id="attachment_16504" align="aligncenter" width="1024"] Şehrin Hafızası: Sakarya Müzesi (Atatürk Evi)[/caption] Adapazarı merkezine döndüğünüzde, modern binaların arasında asırlık ağaçların gölgelediği, 1915 yılında dönemin Askerlik Şubesi Başkanı Binbaşı Baha Bey tarafından yaptırılan, üç katlı, muazzam bir sivil mimari örneği sivil konak sizi karşılar. 1999 yılındaki o büyük Marmara Depremi'nde bile dimdik ayakta kalan bu bina, günümüzde Sakarya Müzesi olarak hizmet vermektedir. Müzeyi Cumhuriyet tarihi açısından paha biçilemez kılan çok özel ve hüzünlü bir olay vardır: Milli Mücadele yıllarında cepheden cepheye koşan ve annesini yıllarca göremeyen Mustafa Kemal Atatürk, annesi Zübeyde Hanım ile yıllar sonra ilk kez 14 Haziran 1922'de işte bu konakta buluşmuş ve üç gün boyunca burada konaklamışlardır. Bu yüzden halk arasında "Atatürk Evi" olarak da bilinir. Konağın içine girdiğinizde Atatürk'ün kişisel eşyalarını ve o dönemin etnografik eserlerini görürken; geniş bahçesine çıktığınızda ise Sakarya sınırları içinden çıkarılan Roma ve Bizans dönemine…
[caption id="attachment_16503" align="aligncenter" width="1024"] YeGez Sakarya Ziyaretçi Rehberi: Islama Köfte ve Doğaya Kaçış[/caption] Sakarya, sadece tarihi dokusuyla değil, Balkan göçmenlerinin bu topraklara armağan ettiği o efsanevi mutfağı ve coğrafi çeşitliliğiyle de ziyaretçilerini büyüler. Bir "YeGez Seyyahı" olarak bu şehirde hayatta kalmanın ve keyif çatmanın formülleri şunlardır: Sakarya Gastronomisi: Islak ve Tatlı Ritüeller Sırrı Ekmeğinde Saklı: Islama Köfte: Sakarya'ya gelip Islama Köfte yememek, Paris'e gidip Eyfel Kulesi'ni görmemek gibidir! 20. yüzyılın başlarında Balkan göçmenlerinin getirdiği bu lezzetin sırrı, köftesinde değil altındaki ekmeğinde yatar. Mayalı kara fırın ekmekleri, kırmızı toz biber ve devasa kazanlarda kaynatılmış kemik suyuna batırılarak ıslatılır ve ızgarada kızartılır. Üzerine dizilen köftelerle servis edilen bu şaheser, yanında mutlaka ev yapımı köpüklü ayran ve üzüm şırasıyla tüketilmelidir. (Adapazarı merkezindeki tarihi köfteciler sokağı favoridir). Balkabağının Zirvesi: Kabak Tatlısı: Sakarya topraklarının en meşhur mahsulü olan kestane kabağı, burada devasa dilimler halinde fırınlanır.…
Sakarya; çoğu zaman yanından transit geçilip gidilen ama içine girildiğinde suların, taşın ve ahşabın nasıl fısıldadığını duyanlara devasa sırlar açan ağırbaşlı bir şehirdir. Justinianus'un o efsanevi köprüsünde yürürken Roma ordularının ayak seslerini duyar, Geyve Boğazı'nda sarp kayalıklara bakarken Kuva-yi Milliye'nin sarsılmaz inancını hissedersiniz. Mimar Sinan'ın Kurşunlu Camii'sinde zeminden gelen o asırlık sıcaklıkla içinizi ısıtır, Taraklı'nın daracık arnavut kaldırımlarında komşuluğun ve ahşabın o bozulmamış zarafetine şahit olursunuz. YeGez olarak hiçbir mühendislik detayını, kahramanlık hikayesini ve pratik gezi ipucunu (konum, ulaşım, bilet) atlamadan hazırladığımız bu rehberin, Sakarya'nın o yemyeşil vadilerinde atacağınız her adımda size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Sakarya Nehri'nin bereketi hep sizinle, yollarınız hep açık olsun!