Bu yazımız içerisinde Bingöl Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Bingöl, Türkiye haritasında doğunun en dağlık, en zorlu ve en geçit vermez noktalarından biridir. Etrafı devasa fay hatları, sarp uçurumlar ve yılın büyük bir bölümü kardan geçilmeyen zirvelerle çevrilidir. Antik çağlarda bu hırçın doğaya ancak Urartular gibi taşı peynir gibi oyan savaşçı bir krallık hükmedebilirdi.
Burası sadece yaylalardan ibaret değildir; dağların arasına girdiğinizde Murat Nehri’ne bakan uçurumlara oyulmuş 5 katlı yeraltı apartmanlarıyla, sarp kayalıkların üzerine kondurulmuş yıkılmaz şatolarla ve asırlık kiliselerle karşılaşırsınız. YeGez olarak hazırladığımız bu destansı rehberde, sizi sadece doğa manzarası izlemeye değil; o buz gibi nehirlerin kenarındaki devasa Urartu garnizonlarına, Akkoyunlu taş ustalarının ördüğü duvarlara ve efsanelerin fısıldandığı peribacalarına davet ediyoruz.
Bölüm: Murat Nehri’nin Gözcüleri ve Kayalara Oyulmuş Şehirler (Solhan & Merkez)

Bingöl’ü fethederken, o deli akan Murat Nehri’nin kenarındaki uçurumlara ve antik çağın en şaşırtıcı mühendislik harikalarına doğru yola koyuluyoruz.
Uçurumdaki 5 Katlı Gizem: Zağ Mağaraları
Solhan ilçesine bağlı Yenibaşak (Kuşburnu) köyü civarında, Murat Nehri vadisine girdiğinizde, nehre dimdik (neredeyse 90 derece) inen sarp kireçtaşı kayalıklarının yüzeyinde akıl almaz bir manzarayla karşılaşırsınız.
Urartu’nun Garnizonu: Sebeterias Kalesi
Urartular, M.Ö. 8. ve 9. yüzyıllarda Doğu Anadolu’da taşa ve demire hükmeden o devasa krallıktır. Bingöl merkezine yakın (Genç yolu üzerinde), Murat Nehri’nin stratejik bir kıvrımına hakim olan Sebeterias Kalesi, bu krallığın bölgedeki en önemli askeri karakoluydu.
Önemi: Günümüze çok az kalıntısı ulaşmış olsa da, kazılarda ortaya çıkan devasa blok taşlar (Kiklopik duvarlar), Urartuların burayı Palu ile Muş ovası arasındaki ticareti ve güvenliği sağlamak için nasıl inşa ettiklerini gösterir. Nehir kıyısındaki o devasa taşların arasında durduğunuzda, 3000 yıl öncesinin o acımasız askeri disiplinini hissedersiniz.
Taşa Kazınmış Otoban: Tarihi Urartu Yolu
Sebeterias Kalesi’nin de üzerinde bulunduğu o askeri ağın en büyük kanıtı, Bingöl ile Elazığ (Karakoçan/Bağın) arasında dağlık arazide bulunan Tarihi Urartu Yolu’dur. Dağların yamacı kesilerek, devasa kayalar kırılarak oluşturulan ve 3000 yıl boyunca kervanlar ile ordular tarafından kullanılan bu yol, antik mühendisliğin dağlara attığı en büyük çentiktir. Bu rotada yürüyüş yapmak, tarihin tam ortasında bir trekking deneyimidir.
Bölüm: Sarp Uçurumların ve Akkoyunluların Mührü (Kiğı)

Bingöl merkezden kuzeye, sarp vadilerin, deprem fay hatlarının ve derin kanyonların diyarı Kiğı ilçesine doğru o zorlu virajları aşarak çıkıyoruz.
Kartalların Şatosu: Kiğı Kalesi

Kiğı ilçe merkezine yaklaştığınızda, etrafı sarp vadilerle ve uçurumlarla çevrili, sadece kuzey yönünden tek ve dar bir patikayla çıkılabilen inanılmaz dik bir kayalık görürsünüz. Bu kayalığın zirvesi, bölgenin en eski ve en korunaklı savunma hattı olan Kiğı Kalesi‘dir.
Tek Kubbeli Zarafet: Tarihi Kiğı (Pilvenk) Camii
Kiğı merkezinde, sarp dağların arasına gizlenmiş bu ulu mabet, 1401 yılında Akkoyunlu Hükümdarı Pir Ali Bey tarafından yaptırılmıştır.
Mimarisi: Bölgenin en eski İslami eserlerinden biridir. Kesme taştan inşa edilmiş, devasa tek kubbesi ve sivri kemerli pencereleriyle o dönemin ağırbaşlı, süsten uzak ama son derece asil mimarisini yansıtır. Dağların o dondurucu soğuğuna ve yıkıcı depremlere asırlarca direnmiş, minaresindeki ve mihrabındaki o asırlık taş işçiliğiyle Kiğı’nın manevi kalbi olmaya devam etmiştir. İçeri adım attığınızda o kalın taş duvarların yarattığı serinlik ve sessizlik ruhunuzu sarar.
Kayıp Şehitlerin Mezarları: Selçuklu Kümbetleri ve Taş Mezar Taşları
Kiğı ve çevresi, sadece kalelerle değil, Türkmen (Akkoyunlu ve Karakoyunlu) boylarının bölgeye vurduğu mühürlerle de doludur. Köylerin etrafındaki tarihi mezarlıklara daldığınızda, üzerlerinde kılıç, kalkan, koç ve at figürlerinin ustalıkla oyulduğu o efsanevi Türkmen mezar taşlarını görürsünüz. Bu taşlar, Orta Asya’dan kopup bu dağları yurt edinen kahramanların sessiz birer anıtı gibidir.
Bölüm: Efsaneler, Kiliseler ve Doğanın Tarihi Mimarisi (Genç & Sancak)

Murat Nehri’nin sarp kayalıklarından ve Kiğı’nın o efsanevi kalelerinden çıkıp, ağaçların ardına saklanmış hüzünlü tapınaklara ve Kapadokya’yı aratmayan doğa harikalarına iniyoruz.
Ormanın İçindeki Yalnız Şato: Kral Kızı Kalesi (Dara Hini)
Bingöl’ün Genç ilçesinin eski adı “Dara Hini”dir ve ismini antik çağın o efsanevi Pers Kralı Dara’dan (Darius) alır. İlçenin hemen yamacındaki ormanlık ve sarp bir tepede, tüm vadiye kuşbakışı bakan bir kale kalıntısı yükselir.
Çamların Ardındaki Hüzünlü Çan Kulesi: Venk Kilisesi
Bingöl merkezinden Ilıcalar yönüne doğru gidip ormanın derinliklerine daldığınızda, asırlardır yalnız başına ayakta durmaya çalışan çok zarif bir dini yapıyla karşılaşırsınız: Venk Kilisesi.
Doğunun Saklı Kapadokya’sı: Buban Bacaları
Bingöl’ün sadece karlı dağlardan ibaret olmadığını kanıtlayan, merkeze oldukça yakın ama bir o kadar da gizli kalmış devasa bir vadiye giriyoruz. Sancak beldesinde, Oğuldere köyü sınırlarında yer alan Buban Bacaları, rüzgar ve sel sularının tüf kayaları binlerce yıl boyunca aşındırmasıyla oluşmuştur.
Doğanın Mimarisi: Nevşehir’deki peri bacalarının aynısı, hatta çok daha el değmemiş ve vahşi olanları bu vadide bir ordu gibi dizilmiştir. Vadi tabanına inip o devasa şapkalı taş kulelerin arasında yürürken, rüzgarın kayalara çarparken çıkardığı o antik uğultuyu dinlemek ve bu devasa coğrafyanın Kapadokya kadar neden meşhur olmadığını sorgulamak bir YeGez ritüelidir. (Merkeze yaklaşık 50 km’dir, giriş ücretsizdir).
Kervanların Asırlık Düğümü: Tarihi Genç Köprüsü
Murat Nehri’nin o acımasız ve deli sularına gem vurmak, kervanları ve orduları karşıya geçirmek için Genç ilçesinde inşa edilmiş tarihi bir taş köprüdür. Orijinal kemerlerinden günümüze tam olarak ulaşamasa da (veya sular altında kalsa da), kalıntıları bile antik çağdan Osmanlı’ya kadar Doğu-Batı ticaretinin bu sarp vadiden nasıl zorlukla geçtiğini kanıtlayan sessiz bir şahittir.
Uçurumdan Fışkıran Su: Çır Şelalesi ve Uzunçarşı Kayalıkları
Ilıcalar beldesi Uzundere köyünde, 50 metre yüksekliğinde (yaklaşık 15 katlı bina boyunda) devasa ve sarp bir kayalığın tam ortasından, adeta kayayı yararak fışkıran akıl almaz bir şelaledir Çır Şelalesi. Etrafını saran “Uzunçarşı Kayalıkları” ise antik dönemde insanların sığındığı devasa doğal mağaralarla doludur. Bahar aylarında karlar eridiğinde bu şelalenin o gürleyen sesini dinlemek, Bingöl dağlarının vahşi gücünü hissetmektir.
Suyun Üzerindeki Mitoloji: Yüzen Adalar (Turnalar Gölü)
Bingöl destanımızı, Solhan ilçesinde bulunan, tamamen doğal ama mitolojik bir efsane gibi duran tabiat anıtıyla bitiriyoruz. Küçük bir gölün (Turnalar Gölü) üzerinde, birbirine veya karaya bağlı olmayan, rüzgarla gölün üzerinde yavaş yavaş sal gibi yer değiştiren üç adet devasa yüzen ada bulunur. Üzerlerinde bodur ağaçların bile yetiştiği bu adalara çıkıp suyun üzerinde hafifçe sarsılarak hareket etmek, doğanın o gizemli ve asırlık hafızasına doğrudan dokunmaktır. (Solhan ilçesi Hazarşah köyündedir, Doğa Koruma alanıdır).
YeGez Bingöl Ziyaretçi Rehberi: Kar Esareti ve Zaza Sofrası

Bingöl, Ege veya Akdeniz gibi turistik tesislere boğulmuş bir yer değildir; doğası sert, iklimi acımasız ama mutfağı ve kültürü inanılmaz derecede sıcaktır. Bu sarp coğrafyayı fethederken doğanın kurallarına boyun eğmelisiniz:
İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
Gastronomi: Tereyağının ve Hamurun Hükümranlığı
Kapanış: Sarp Kayaların ve Murat Nehri’nin Destanına Veda
Bingöl; sadece Doğu’da kışın sert geçtiği bir dağ kenti değil, Urartulardan Akkoyunlulara kadar devasa orduların kayaları kırarak yol açtığı, nehirlerin ve ormanların tarihle omuz omuza savaştığı asil bir sınır boyudur.
Zağ mağaralarında o 5 katlı yeraltı apartmanının penceresinden Murat Nehri’ne bakarken antik insanların hayatta kalma zekasına hayret eder, Kiğı Kalesi’nin sarp uçurumunda Akkoyunlu rüzgarını yüzünüzde hissedersiniz. Buban Bacaları’nda doğanın asırlık sanatıyla büyülenir, Löl yerken Zaza kültürünün o sıcacık ve doyurucu misafirperverliğini yaşarsınız. Burası, yolların kıvrıldığı, taşın ve buzun efsaneye dönüştüğü yeryüzündeki o sarsılmaz mühürdür.
YeGez olarak hazırladığımız bu 12 duraklık devasa Bingöl rehberinin; o sarp vadilerde ve tarihi köprülerde size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Tereyağının o eşsiz kokusu ve Urartuların ayak izleri hep sizinle, yollarınız hep açık olsun!
Bingöl rehberleri
Bingöl ile ilgili 1 rehber daha sizi bekliyor.






