Hakkari Tarihi Yerler Rehberi: Meydan Medresesi ve Taş Steller

Bu yazımız içerisinde Hakkari Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Hakkari, Türkiye’de doğanın insana karşı en acımasız, en dik ve en sarp yüzünü gösterdiği yerdir. Etrafı 3000-4000 metrelik devasa buzul dağlarıyla (Cilo, Sat, Sümbül) çevrili bu şehirde, düzlük bulmak neredeyse imkansızdır. İşte tam da bu “geçilmezlik”, asırlar boyunca burayı sığınmak, saklanmak ve...

Ye Gez
Ye Gez tarafından
3 Nisan 2026 yayınlandı / 02 Nisan 2026 23:23 güncellendi
17 dk 50 sn17 dk 50 sn okuma süresi
00 kez okundu
Hakkari Tarihi Yerler Rehberi: Meydan Medresesi ve Taş Steller
Google News Google News ile Abone Ol 0 Yorum

Bu yazımız içerisinde Hakkari Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Hakkari, Türkiye’de doğanın insana karşı en acımasız, en dik ve en sarp yüzünü gösterdiği yerdir. Etrafı 3000-4000 metrelik devasa buzul dağlarıyla (Cilo, Sat, Sümbül) çevrili bu şehirde, düzlük bulmak neredeyse imkansızdır. İşte tam da bu “geçilmezlik”, asırlar boyunca burayı sığınmak, saklanmak ve yenilmez kaleler inşa etmek isteyen medeniyetlerin gizli başkenti yapmıştır. 

Urartular bu uçurumlara mezarlar oymuş, Doğu Süryani Kilisesi (Nasturiler) asırlarca süren engizisyonlardan ve savaşlardan kaçıp dünyanın o en sarp vadisine (Koçanis) kendi Vatikan’larını kurmuşlar, Hakkari Mirleri ise sarp kayaların üzerine o efsanevi taş medreseleri dikmişlerdir. YeGez olarak hazırladığımız bu devasa rehberde; seni sadece Cilo buzullarına bakmaya değil, Zap Suyu’nun gürleyen sesi eşliğinde kayalara oyulmuş mezarlara girmeye, Nasturi patriklerinin 100 yıllık ayak izlerini takip etmeye ve o devasa taş evlerin harçsız mimarisini çözmeye davet ediyoruz! 

 1. Bölüm: Mirlerin, Medreselerin ve Sarp Kiliselerin Merkezi (Merkez)

Mirlerin, Medreselerin ve Sarp Kiliselerin Merkezi (Merkez)

Mirlerin, Medreselerin ve Sarp Kiliselerin Merkezi (Merkez)

Hakkari fethimize, Sümbül Dağı’nın eteklerine kurulan, “Colemêrg” beylerinin asırlarca hüküm sürdüğü o devasa merkez vadiden ve sarp kalelerden başlıyoruz. 

1. Şehrin Ağırbaşlı Kalbi: Meydan Medresesi

Hakkari merkezde, Biçer Mahallesi’ne adım attığınızda sizi şehrin o sarp coğrafyasına inat, inanılmaz derecede estetik, simetrik ve ağırbaşlı bir Osmanlı/Yerel mimari şaheseri karşılar. 

  • Hikayesi ve Mimarisi: 1700-1701 yıllarında Hakkari yöneticisi İzzeddin Oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılan bu medrese, Hakkari’nin günümüze en sağlam ulaşabilmiş anıtsal yapısıdır. Devasa kesme taşlardan iki katlı olarak inşa edilmiştir. Açık avlulu ve revaklı (sütunlu) yapısıyla klasik medrese planını yansıtır. İçeri girdiğinizde o daracık öğrenci odalarının (hücrelerin) ve mescidin asırlık sessizliği sizi sarar. Avlusunda durup başınızı kaldırdığınızda o efsanevi Sümbül Dağı’nın zirvesini görürsünüz; ilim ve doğanın bu kadar muazzam birleştiği nadir yerlerdendir. 
  • İlginç Detaylar: Medresenin giriş kapısındaki (Taç kapı) taş oymacılığı ve kitabeler, o dönem Hakkari beylerinin ne kadar güçlü ve sanata düşkün olduğunun kanıtıdır. 
  • Konum: Hakkari merkez, Biçer Mahallesi. 
  • Ulaşım: Şehir merkezinden yürüyerek (veya kısa bir minibüs yolculuğuyla) çok rahat ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Restore edilmiş bir tarihi alandır, mesai saatleri içinde gezmek ücretsizdir. 

2. Sümbül Dağı’nın Kartal Yuvası: Hakkari (Mir) Kalesi 

Hakkari’nin tam kalbinde, etrafındaki şehre adeta meydan okurcasına ovadan yaklaşık 200 metre yükseğe aniden fırlayan yekpare, devasa ve sarp bir kayalığın ta kendisidir! 

  • Geçilmez Garnizon: Antik çağlardan Urartulara, Selçuklulardan “Hakkari Mirleri”ne kadar asırlarca bu sarp kaya kütlesi şehrin yönetim ve savunma merkezi olmuştur. Hakkari beyleri kenti bu kayanın üzerinden, adeta bir kartal yuvasından yönetmiştir. Surlarının bir kısmı tahrip olmuş olsa da, bu devasa kayaya tırmandığınızda (veya eteklerinden baktığınızda) neden orduların Hakkari’yi fethetmekte bu kadar zorlandığını anlarsınız. Tüm şehir ve o derin Zap vadisi ayaklarınızın altındadır. 
  • Ziyaretçi İpuçları: Kale uzun yıllar askeri bölge olarak kullanılmış olup, sivil ziyarete açılma/restorasyon süreçleri dönem dönem değişmektedir. 
  • Konum: Hakkari merkez (Şehrin tam ortasında yükselen tepe). 
  • Ulaşım: Şehir merkezinden yürüyerek eteklerine ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Sivil ziyarete açık olan alanlarında dolaşmak ücretsizdir. 

3. Sarp Vadilerin Gizli Vatikan’ı: Koçanis (Konak) Kilisesi 

Hakkari’nin o ulaşılmaz vadilerine, Berçelan Yaylası’nın derinliklerine daldığınızda dünya dinler tarihi için şok edici bir anıtla karşılaşırsınız. Burası, Türkiye’nin en sarp ve en gizli dini merkezlerinden biridir. 

  • Patrikliğin Merkezi: Koçanis (bugünkü adıyla Konak Köyü), 17. yüzyıldan ta 1915 yılına kadar dünya Nasturilerinin (Doğu Asur/Süryani Kilisesi) en yüksek ruhani lideri olan “Mar Şimun”ların (Patriklerin) resmi ikametgahıydı! Yani burası Nasturiler için kelimenin tam anlamıyla bir “Vatikan”dı. Sarp dağların arasına, uçuruma bakan bir yamaca inşa edilen katedral-kilise, devasa kesme taş bloklardan oluşur. 
  • Güneş Saati ve Çift Katlı Tasarım: Kilisenin dış cephesindeki taşlara oyulmuş eşsiz “Güneş Saati” ve haç motifleri inanılmaz bir taş işçiliğidir. O ıssız vadide, bu devasa ve yalnız taş katedralin önünde durduğunuzda, inançları uğruna sarp dağlara sığınan bir halkın o hüzünlü ve efsanevi tarihini iliklerinize kadar hissedersiniz. (Definecilerin tahribatına rağmen hala devasa bir şatodur). 
  • Konum: Hakkari merkeze 18 km uzaklıktaki Konak (Koçanis) Köyü. 
  • Ulaşım: Merkezden özel araçla veya arazi aracıyla sarp, virajlı ve uçurumlu vadilerden geçilerek ulaşılır. Yolu zordur ama manzarası nefes kesicidir. 
  • Giriş Ücreti: Açık bir tarihi köy alanıdır, ücretsizdir. 

4. Beylerin İlme Saygısı: Zeynel Bey Medresesi

Biçer Mahallesi’nin o tarihi dokusu içinde, Meydan Medresesi’nin o görkemli silüetinin biraz daha gerisinde yer alan bir başka efsanevi eğitim yuvasıdır. 

  • Hikayesi: 1500’lü yılların ortalarında Colemêrg (Hakkari) beylerinden Zeynel Bey tarafından yaptırılmıştır. Günümüze Meydan Medresesi kadar sağlam ulaşamamış, büyük bir kısmı yıkılmış olsa da; ayakta kalan o devasa taş duvarları ve temelleri, 16. yüzyılda bu sarp dağların arasında bile bilime, astronomiye ve eğitime ne kadar devasa yatırımlar yapıldığının sessiz bir kanıtıdır. 
  • Konum: Hakkari merkez, Biçer Mahallesi. 
  • Ulaşım: Merkezden yürüyerek ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Açık ören yeri/kalıntıdır, ücretsizdir. 

5. Kayalara Kazınan Ölüm Uykusu: Urartu Kaya Mezarları (Dirheler)

Hakkari’nin merkezinden çıkıp o efsanevi ve ürkütücü Zap Suyu’nun yardığı vadilere (Gazi Mahallesi civarlarına ve vadi yamaçlarına) gözlerinizi diktiğinizde, sarp kayalıkların yüzeyinde adeta pencereler görürsünüz. 

  • Urartu’nun Uçurum Odaları: M.Ö. 8. ve 9. yüzyıllarda bu sarp dağlara hükmeden Urartu Krallığı, soylularını ve komutanlarını ovaya değil, ulaşılması imkansız bu sarp kayalıkların içine oydukları devasa ve çok odalı kaya mezarlarına gömmüştür. “Dirheler” olarak bilinen bu mağara-mezarlar, Urartu taş işçiliğinin doğaya nasıl meydan okuduğunun kanıtıdır. Uçurumun kenarındaki o deliklere bakarken, 3000 yıl önce o cesetlerin oraya nasıl çıkarıldığını ve kayaların nasıl oyulduğunu düşünmek aklınızı durdurur. 
  • Konum: Hakkari merkez, Zap vadisi yamaçları (Özellikle Gazi Mahallesi çevresi). 
  • Ulaşım: Ana yoldan uzaktan rahatça görülebilir, ancak içlerine tırmanmak son derece sarp ve profesyonel/tehlikeli bir kaya tırmanışı gerektirir. 
  • Giriş Ücreti: Açık doğa alanıdır, izlemek ücretsizdir. 

6. Sarp Dağların Çok Katlı Apartmanları: Çukurca Tarihi Taş Evleri (Kale Evleri)

Hakkari destanımızda yönümüzü Irak sınırının o en sarp noktasına, Çukurca ilçesine çeviriyoruz. Çukurca’ya adım attığınızda sizi sıradan evler değil, sarp bir kayalığın yamacına birbirinin üzerine binercesine yapılmış devasa bir taş imparatorluğu karşılar! 

  • Harçsız Zarafet ve Şato Görünümü: Yaklaşık 400 yıllık bir geçmişe sahip olan bu evler (yaklaşık 21 adet tarihi yapı), kesme taşlardan çok katlı (bazıları 3-4 katlı) olarak inşa edilmiştir. Ancak onları efsane yapan şey; tıpkı bir şato gibi sarp kayaya sırtlarını dayamaları, muazzam bir ahşap-taş işçiliğine sahip olmaları ve birbirlerinin manzarasını asla kesmemeleridir. Restore edilen bu evlerin o daracık taş sokaklarında dolaşırken, o çetin sınır ikliminde sivil mimarinin nasıl bir sanat eserine, nasıl bir korunma kalesine dönüştüğünü hayretle izlersiniz. 
  • Konum: Çukurca ilçe merkezi, Cumhuriyet Mahallesi (Sarp yamaç). 
  • Ulaşım: Hakkari merkeze yaklaşık 75-80 km mesafededir. Zap Suyu’nu takip eden muazzam virajlı asfalttan gidilir. Evler ilçe merkezindedir. 
  • Giriş Ücreti: Restore edilen kısımlar (Butik otel/kafe/müze olarak kullanılanlar) rızayla ve ücretsiz veya bir çay içilerek gezilebilir. 

7. Dağların Gölgesindeki Asil Zarafet: Emir Şaban Camii

Çukurca ilçe merkezinde, o devasa Tarihi Taş Evler’in hemen eteklerinde yer alan, 16. yüzyıla tarihlenen çok estetik ve ağırbaşlı bir Osmanlı/Yerel inanç merkezindeyiz. 

  • Ahşap ve Kesme Taşın Uyumu: Kare planlı olarak inşa edilen bu cami, bölgenin sarp doğasına inanılmaz bir uyum sağlamıştır. Dış cephesindeki o düzgün kesme taş işçiliği ve içerisindeki ahşap destekli tavan mimarisi, sınırın bu en uç noktasında bile sanatın ne kadar rafine olabileceğinin kanıtıdır. Minaresiz ve toprak damlı o klasik yapısıyla, dağ rüzgarlarının asırlardır yalayıp geçtiği sessiz ve huzurlu bir sığınaktır. 
  • Konum: Çukurca ilçe merkezi, Cumhuriyet Mahallesi. 
  • Ulaşım: Çukurca merkezden yürüyerek kolayca ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: İbadete açık aktif bir camidir, ücretsizdir. 

8. Binlerce Yıllık Avcıların Tuvali: Tirşin Yaylası ve Gevaruk Kaya Resimleri 

Yüksekova ilçesine bağlı Cilo ve Sat dağlarının o buzul eteklerine, yaklaşık 3000 metre rakıma tırmandığınızda; sadece doğanın değil, insanlık tarihinin en efsanevi sayfalarından biriyle karşılaşırsınız. 

  • Taşa Kazınmış İlk Hikayeler: Burası sıradan bir yayla değildir; kayaların yüzeyine binlerce yıl önce (Neolitik çağ ile Erken Tunç Çağı arası) antik avcılar ve şamanlar tarafından kazınmış dev petroglifler (kaya resimleri) bulunur. Kayalarda dağ keçileri, geyikler, av sahneleri, ok ve yay tutan insan figürleri ile sihirbaz tasvirleri yer alır. O devasa buzulların gölgesinde, oksijenin bile seyrekleştiği bu sarp zirvelerde, binlerce yıl önceki bir şamanın el izine ve sanatına bakmak kelimenin tam anlamıyla tüyler ürperticidir. 
  • Konum: Yüksekova ilçesi, Cilo Dağları, Tirşin Yaylası (Gevaruk Vadisi). 
  • Ulaşım: Arazi çok sarp ve zorludur. Yüksekova’dan sonra 4×4 arazi araçları ve yerel rehberlerle tırmanış gerektirir. (Bölgenin güvenlik ve izin durumları dönemsel olarak değişebilir, önceden kontrol şarttır). 
  • Giriş Ücreti: Açık hava devasa kaya anıtlarıdır, ücretsizdir. 

9. Bozkırın Kılıçlı Taş Mühürleri: Yüksekova Koç Başlı Mezar Taşları

Yüksekova’nın (Gever) o uçsuz bucaksız yüksek ovasına indiğinizde, bazı tarihi köylerin mezarlıklarında sizi Orta Asya’dan kopup gelen bir efsane karşılar. 

  • Akkoyunlu ve Karakoyunlu Ruhu: Mezar taşlarının birçoğu sıradan dikilitaşlar değil, devasa ve ustalıkla yontulmuş Koç, Koyun ve At biçimindeki heykellerdir! 14. ve 15. yüzyıllarda bölgeye hakim olan Akkoyunlu ve Karakoyunlu boylarının yiğitlerine, beylerine ve kahramanlarına ait olan bu mezarların üzerinde kılıç, kalkan, kama ve hançer motifleri işlenmiştir. O rüzgarlı ovada, üzerlerinde koç figürleri olan bu taşların arasında yürürken, Türkmen boylarının o ağırbaşlı ve savaşçı ruhunu iliklerinize kadar hissedersiniz. 
  • Konum: Yüksekova ilçesi çevresi (Özellikle Güngör Mahallesi ve çevre köyler). 
  • Ulaşım: Yüksekova merkezinden araçla kolayca ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Açık köy mezarlıklarıdır, ücretsizdir. 

2. Bölüm: Şemdinli’nin Taş Köprüleri ve Alimlerin Sarayları (Şemdinli & Zap Vadisi) 

Şemdinli'nin Taş Köprüleri ve Alimlerin Sarayları (Şemdinli & Zap Vadisi) 

Şemdinli’nin Taş Köprüleri ve Alimlerin Sarayları (Şemdinli & Zap Vadisi)

Şimdi Hakkari’nin o en yeşil, en efsanevi ormanlarına ve alimlerin dağların içine devasa saraylar inşa ettiği Şemdinli (Şemzinan) diyarına geçiyoruz. 

10. Deli Sulara Vurulan Kemer: Şemdinli Taş Köprü (Nehri Köprüsü)

Şemdinli ilçesine bağlı Derecik yolunda, iki sarp kayalığın arasından gürleyerek akan Şemdinli Deresi’nin tam üzerine 1898 yılında Seyyid Muhammed Sıddık tarafından yaptırılmış muazzam bir mühendislik harikasıdır. 

  • Tek Kemerli Zarafet: Yüksekliği 11 metre, uzunluğu ise 21 metreyi bulan bu köprü, devasa kesme taşlardan tek gözlü (kemerli) olarak inşa edilmiştir. İki yaka arasındaki bu efsanevi bağ, doğanın o vahşi gücüne karşı Osmanlı/Yerel mimarinin o asil direnişidir. Köprünün üzerine çıkıp altınızdan köpürerek akan dereyi izlemek ve o temiz dağ havasını ciğerlerinize çekmek Şemdinli’nin en büyük ritüelidir. 
  • Konum: Şemdinli ilçe merkezine 13 km mesafede, Nehri (Bağlar) Köyü yolu üzeri. 
  • Ulaşım: Özel araçla asfalt yoldan rahatça ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Yaya trafiğine açık tarihi bir anıttır, ücretsizdir. 

11. Issız Dağların Kalbindeki Külliye: Kelat Sarayı (Nehri) 

Taş Köprü’yü geçip Nehri (Bağlar) köyüne, o asırlık ağaçların arasındaki vadiye girdiğinizde sizi terk edilmiş bir şato karşılar. 

  • İki Katlı Taş İhtişam: 19. yüzyılda (Seyyid Taha döneminde) yaptırılan bu saray, aslında bir konak, medrese ve misafirhaneden oluşan devasa bir külliyedir. Günümüzde büyük kısmı yıkılmış, çatıları çökmüş olsa da; ayakta kalan o devasa kemerli pencereleri ve kalın kesme taş duvarlarıyla “Bu sarp dağların ortasına böyle bir ihtişam nasıl inşa edildi?” dedirtir. Etrafındaki ıssızlık ve sarayın o hüzünlü kalıntıları, fotoğraf tutkunları için kelimenin tam anlamıyla efsanevi kareler sunar. 
  • Konum: Şemdinli ilçesi, Bağlar (Nehri) Köyü. 
  • Ulaşım: Şemdinli merkeze yaklaşık 16 km uzaklıktadır. 
  • Giriş Ücreti: Açık ören yeridir, ücretsizdir. 

12. Ağırbaşlı Yönetim Merkezi: Kayme Sarayı

Kelat Sarayı’nın hemen kuzeyinde, 1900’lü yılların başında Seyyid Muhammed Sıddık tarafından yaptırılan ve yakın zamanda muazzam bir restorasyon geçirerek ayağa kaldırılan o iki katlı sivil/idari şaheser. O dönem hem dini bir merkez hem de idari bir konak olarak kullanılan bu bina, kesme taş mimarisi ve o efsanevi simetrisiyle Nehri köyünün o kadim gücünü yansıtır. İçine girip o asırlık odalarda dolaştığınızda, 20. yüzyılın başındaki Hakkari’nin o çalkantılı siyasi ve ilmi rüzgarlarını hissedersiniz. (Nehri köyündedir, ücretsiz gezilebilir).

13. Dağların Manevi Kutbu: Seyyid Taha-i Hakkari Türbesi 

Yine Nehri (Bağlar) köyündeyiz. Burası, 19. yüzyılda Ortadoğu’nun ve Anadolu’nun dört bir yanından binlerce insanın at sırtında, sarp dağları aşarak ilim ve feyz almak için geldiği devasa bir manevi merkezdir. Nakşibendi tarikatının en büyük alimlerinden Seyyid Taha’nın kabrinin bulunduğu bu asırlık ve mistik mezarlık alanı; devasa ağaçları, tarihi mezar taşları ve o dağların arasındaki derin sessizliğiyle ruhunuzu arındırır. (Ziyaretgah alanıdır, ücretsizdir).

14. Urartu’nun Zap Gözcüsü: Bay Kalesi 

Hakkari merkeze sadece 8 kilometre uzaklıkta, Zap Suyu’nun o devasa vadisine hakim sarp ve sivri bir kayalığın üzerine kondurulmuş efsanevi bir kartal yuvası. Urartular tarafından sınırları korumak için inşa edilen, daha sonra bölgedeki beyler tarafından kullanılan bu kalenin surlarından Zap Vadisi’ne baktığınızda, o nehrin dağları nasıl paramparça ettiğini tüm haşmetiyle görürsünüz. Tırmanması zordur ama sunduğu panorama bir Orta Çağ krallığı gibidir. (Hakkari merkez yakını, tırmanış gerektirir, ücretsizdir).

15. Gençliğin ve Nehrin Kardeşliği: Devrimci Gençlik Köprüsü (ZapSuyu)

Hakkari destanımızı antik çağlarla değil, yakın tarihin çok güçlü ve duygusal bir dayanışma sembolüyle bitiriyoruz! 

  • Bir Dayanışma Destanı: 1969 yılında, aralarında Deniz Gezmiş’in de bulunduğu 68 kuşağı üniversite öğrencileri, İstanbul’dan Hakkari’ye gelerek Zap Suyu’nun o azgın dalgalarında can veren bölge halkı için kendi elleriyle devasa bir çelik asma köprü inşa etmişlerdir. 1999’da bombalanarak yıkılan bu köprü, 2010 yılında aydınların ve sanatçıların kampanyasıyla aynı isimle yeniden inşa edilmiştir. O sarp vadide, gürleyen Zap Suyu’nun üzerindeki o asma köprüden geçerken; dayanışmanın, kardeşliğin ve o gençlik ateşinin bu sarp coğrafyada asırlarca unutulmayacak izini iliklerinize kadar hissedersiniz. 
  • Konum: Hakkari-Van karayolu, Zap Suyu üzeri (Merkeze yaklaşık 50 km). 
  • Giriş Ücreti: Yaya trafiğine açık bir asma köprüdür, ücretsizdir. 

4. YeGez Hakkari Ziyaretçi Rehberi: Buzul Ayazı ve Doğanın Kalbi

YeGez Hakkari Ziyaretçi Rehberi: Buzul Ayazı ve Doğanın Kalbi 

YeGez Hakkari Ziyaretçi Rehberi: Buzul Ayazı ve Doğanın Kalbi

Hakkari, doğanın şakası olmayan, Türkiye’nin en yüksek ve en sarp ilidir. Bu uç beyliğini fethederken masanızda şu altın kurallar mutlaka olmalıdır: 

İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir? 

  • Aylarca Kapanan Yollar: Hakkari’de kış demek (Kasım-Nisan sonu), metrelerce kar, çığ tehlikesi ve eksi 20’leri gören o efsanevi buzul ayazı demektir. Kış aylarında Merga Bütan Kayak Merkezi harikadır ancak Şemdinli’nin dağ köylerine, Koçanis’e veya Tirşin yaylasına çıkmak imkansıza yakındır. 
  • YeGez Altın Ayları: Zap Suyu’nun en gür aktığı bahar taşkınlarını görmek, Taş Evleri üşümeden gezmek ve Cilo buzullarına doğru efsanevi tırmanışlar yapabilmek için en kusursuz zaman Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül başıdır. (Bu sarp coğrafyada yola çıkmadan önce daima yerel hava durumunu ve yol koşullarını kontrol etmek şarttır). 

Gastronomi: Keledoş’un Hükmü ve Süzme Balın Sırrı 

  • Zirvenin Tek Hakimi: Keledoş: Sadece Hakkari ve çevresine has, yapımı inanılmaz zahmetli ve efsanevi bir şölendir. Kurut (kurutulmuş süzme yoğurt), nohut, buğday, mercimek ve dağlardan toplanan Akpancar otunun, kemikli kuzu veya dana etiyle devasa kazanlarda saatlerce dövülerek pişirilmesiyle yapılır. Üzerine cevizli/kırmızı biberli köy tereyağı dökülür; tek bir lokması bütün gün dağ tırmanacak enerjiyi verir! 
  • Doğaba (Döğme) Çorbası: Dövülmüş buğday, süzme yoğurt ve nohutun kaynatıldığı, içine misket köftelerin ve kemikli etin eklendiği o efsanevi, dumanı tüten kış çorbası. 
  • Corti Aşı: Lahana turşusu, dövme buğday ve kemikli etin uyumuyla yapılan o keskin, ekşili ve efsanevi sulu yemek. 
  • Şemdinli ve Çukurca Balı: 3000 rakımlı, yüzlerce endemik çiçek barındıran o sarp ve sanayisiz yaylalardan elde edilen, dünyaca ünlü o hakiki, genzi yakan organik süzme ve karakovan balını tatmadan/almadan şehri terk etmek yasaktır! 

 5. Kapanış: Zap’ın ve Nasturi Vadilerinin Destanına Veda 

Hakkari; sadece televizyonlarda zorlu kış şartlarıyla anılan bir sınır şehri değil, Urartuların kayalara ölüm uykularını kazıdığı, Nasturi patriklerinin sarp dağların kalbinde sığınaklar bulduğu ve o muazzam Selçuklu/Osmanlı taş işçiliğinin gökyüzüne en yakın vadilerde hayat bulduğu devasa bir efsanedir. 

Meydan Medresesi’nin o ağırbaşlı avlusunda Sümbül Dağı’na bakarken o sarsılmaz iradeye boyun eğer, Koçanis’in yalnız katedralinde inancın sarp dağları nasıl aştığına şahit olursunuz. Zap Suyu’nun üzerindeki Gençlik Köprüsü’nde kardeşlik rüzgarını hisseder, bir lokma Keledoş yediğinizde o sarp dağların sunduğu o sıcak ve şifalı cömertliği anlarsınız. Burası, kayanın şatoya, buzulun ise o efsanevi bir mirasa dönüştüğü yeryüzündeki o eşsiz mühürdür. 

YeGez olarak  hazırladığımız bu 15 duraklık devasa Hakkari rehberinin; o sarp vadilerde ve tarihi taş köprülerde size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Şemdinli balının o şifalı tadı ve Zap Suyu’nun gürleyen sesi hep sizinle, yollarınız hep açık olsun! 

Yorum Ekle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Mostar Gezilecek Yerler – En Popüler 15 Yer!
28 Eylül 2025

Mostar Gezilecek Yerler – En Popüler 15 Yer!

Hakkari Tarihi Yerler Rehberi: Meydan Medresesi ve Taş Steller

Bu Yazıyı Paylaş

Bize Ulaşın