Erzurum Tarihi Yerler Rehberi: Çifte Minareli Medrese ve Aziziye Tabyaları

Bu yazımız içerisinde Erzurum Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Erzurum; deniz seviyesinden 1900 metre yüksekte, Palandöken Dağı’nın eteklerine sırtını dayamış, Anadolu’nun “Mülk-ü İslam” (İslam’ın Mülkü) olarak anılan o en ağırbaşlı, en vakur şehridir. Burası sadece soğuğuyla değil, o soğuğu eriten insanının mertliği ve taşın üzerine kazınmış devasa tarihiyle bilinir.  Burası; Moğol...

Ye Gez
Ye Gez tarafından
2 Nisan 2026 yayınlandı / 02 Nisan 2026 23:16 güncellendi
14 dk 37 sn14 dk 37 sn okuma süresi
00 kez okundu
Erzurum Tarihi Yerler Rehberi: Çifte Minareli Medrese ve Aziziye Tabyaları
Google News Google News ile Abone Ol 0 Yorum

Bu yazımız içerisinde Erzurum Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Erzurum; deniz seviyesinden 1900 metre yüksekte, Palandöken Dağı’nın eteklerine sırtını dayamış, Anadolu’nun “Mülk-ü İslam” (İslam’ın Mülkü) olarak anılan o en ağırbaşlı, en vakur şehridir. Burası sadece soğuğuyla değil, o soğuğu eriten insanının mertliği ve taşın üzerine kazınmış devasa tarihiyle bilinir. 

Burası; Moğol baskısına rağmen firuze çinilerle gökyüzüne ulaşan medreselerin, Rus tüfeklerine karşı ellerinde nacaklarla tabyalara koşan kadınların ve işgal altındaki bir milletin “Tam Bağımsızlık” yemini ettiği kongrelerin şehridir. YeGez olarak hazırladığımız bu rehberde; seni sadece kayak yapmaya değil, 800 yıllık taş kapıların o gizemli motiflerinde kaybolmaya, tabyaların nemli karanlığında o büyük hürriyet aşkını hissetmeye ve karlı dağların ardındaki antik manastırları keşfetmeye davet ediyoruz. 

 1. Bölüm: Selçuklu ve Saltuklu’nun Taşa Yazdığı Şiirler (Merkez) 

Selçuklu ve Saltuklu'nun Taşa Yazdığı Şiirler (Merkez) 

Selçuklu ve Saltuklu’nun Taşa Yazdığı Şiirler (Merkez)

Erzurum fethimize, şehrin silüetini oluşturan, o devasa taş işçiliğinin dünyadaki en kıymetli örneklerinin yan yana dizildiği “Eski Erzurum” meydanından başlıyoruz.

1. Anadolu’nun Mimarlık Karnesi: Çifte Minareli Medrese (Hatuniye)

Erzurum denilince akla gelen o ilk ve en görkemli görüntü, gökyüzüne doğru birer ok gibi fırlayan o iki devasa minaredir. 13. yüzyılın sonunda Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın kızı Hüdavent Hatun tarafından yaptırıldığına inanılır. 

  • İlginç Detaylar ve Hayat Ağacı: Medresenin o devasa taç kapısına baktığınızda, taşın bir hamur gibi nasıl işlendiğine şahit olursunuz. Sağ taraftaki nişin içinde yer alan Hayat Ağacı, çift başlı kartal ve iki ejderha motifi, Orta Asya Türk inancının İslam sanatı ile nasıl harmanlandığının en muazzam kanıtıdır. Medresenin içi açık avluludur ve o devasa taş sütunlar arasında yürürken kendinizi bir Orta Çağ üniversitesinde hissedersiniz. Minarelerdeki o firuze renkli çini süslemeler, Erzurum’un o gri gökyüzüyle inanılmaz bir kontrast oluşturur. 
  • Konum: Erzurum merkez, Tebrizkapı semti. (Ulu Camii’nin hemen karşısı). 
  • Ulaşım: Şehir merkezinde olduğu için her yerden yürüyerek veya toplu taşımayla ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı bir müze-eserdir, giriş ücretlidir (Müzekart geçerli olabilir, yerel yönetime göre değişebilir). 

2. Firuze Çinilerin Işığı: Yakutiye Medresesi

Çifte Minareli Medrese’den yürüyerek birkaç dakika ilerlediğinizde, İlhanlılar döneminde (1310) Emir Hoca Yakut Gazani tarafından yaptırılan bu şaheser sizi karşılar. 

  • Mimarisi ve Türk-İslam Eserleri Müzesi: Yakutiye’yi efsane yapan, o muazzam tuğla örgülü ve firuze çini kakmalı minaresidir. Kapısındaki o devasa bitkisel motifler ve hayat ağacı işlemeleri Selçuklu sanatının doruk noktasıdır. Günümüzde “Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi” olarak kullanılan bu yapının içine girdiğinizde; kapalı avlunun o devasa kubbesindeki fenerden süzülen ışık, içerideki sancakları, el yazmalarını ve Dadaş kültürüne ait o gümüş işlemeli kemerleri aydınlatır. 
  • Konum: Erzurum merkez, Cumhuriyet Caddesi sonu. 
  • Giriş Ücreti: Müze statüsündedir, Müzekart geçerlidir. 

3. Direkler Ormanı: Erzurum Ulu Camii (Atabey Camii)

1179 yılında Saltuklu Emiri Nasreddin Aslan Mehmet tarafından yaptırılan bu cami, Erzurum’un en eski ve en ağırbaşlı ibadethanesidir. 

  • Hikayesi ve Kırlangıç Kubbe: Dışarıdan bakıldığında oldukça sade görünen bu caminin asıl mucizesi içindedir. İçeri girdiğinizde tam yedi nefli (bölümlü) ve devasa taş sütunlarla desteklenen bir yapı sizi karşılar. Tavan o kadar geniştir ki kendinizi bir taş ormanında sanırsınız. Ancak en ilginç noktası, mihrap önündeki o meşhur Kırlangıç Kubbe‘dir. Ahşap kalasların üst üste bindirilmesiyle (hiç çivi kullanılmadan) oluşturulan bu piramidal tavan, hem akustik sağlar hem de içeriye o mistik, yumuşak ışığı süzerek ruhu dinlendirir. 
  • Konum: Çifte Minareli Medrese’nin hemen batısı. 
  • Giriş Ücreti: İbadete açık aktif bir camidir, ücretsizdir. 

4. Türk Piramitleri: Üç Kümbetler

Çifte Minareli Medrese’nin hemen güneyinde, yeşil bir alanın ortasında sessizce bekleyen bu üç mezar anıtı, Anadolu’daki en eski Selçuklu/Saltuklu eserlerindendir. 

  • Sırlar ve Hayvan Figürleri: 12. yüzyıla tarihlenen bu kümbetlerden en büyüğünün Emir Saltuk’a ait olduğu düşünülür. Sekizgen gövdesi, konik çatısı ve taş duvarlarındaki o ilginç hayvan figürleri (kartal, boğa, aslan) İslam öncesi Türk kültürünün izlerini taşır. Kar altındayken görünümleri öylesine masalsıdır ki, kendinizi bir an için Orta Asya steplerinde bir hükümdarın mezarı başında gibi hissedersiniz. 
  • Konum: Çifte Minareli Medrese’nin 100 metre arkası. 
  • Giriş Ücreti: Açık hava anıt alanıdır, ücretsizdir. 

5. Minaredeki Saat: Erzurum Kalesi ve Saat Kulesi

Şehrin tam kalbindeki bir tepede yer alan kale, ilk olarak Bizans İmparatoru Theodosius tarafından yaptırılmış, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde onarılarak bugünkü halini almıştır. 

  • Tarihi Saat ve Manzara: Kalenin içindeki “İç Kale Mescidi”nin minaresi, 19. yüzyılın sonlarında İngilizlerin gönderdiği bir saat mekanizmasının eklenmesiyle Saat Kulesi‘ne dönüştürülmüştür. Bu kulenin daracık ahşap merdivenlerinden en üste tırmandığınızda, Erzurum’un o uçsuz bucaksız ovası, arkadaki Palandöken’in karlı zirveleri ve şehrin o devasa taş abideleri ayaklarınızın altına serilir. Kalenin surları arasında yürürken asırlarca süren o kuşatmaların izlerini görebilirsiniz. 
  • Konum: Tebrizkapı semti, hakim tepe. 
  • Giriş Ücreti: Müze alanı statüsündedir, Müzekart geçerlidir. 

2. Bölüm: Cumhuriyet’in Doğuşu ve Milli Mücadele Ruhu (Merkez) 

Cumhuriyet'in Doğuşu ve Milli Mücadele Ruhu (Merkez) 

Cumhuriyet’in Doğuşu ve Milli Mücadele Ruhu (Merkez)

Taşın asırlık hafızasından çıkıp, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum sancılarının çekildiği, vatanın kaderinin yazıldığı o binalara geçiyoruz. 

6. Vatanın Tapu Senedi: Erzurum Kongre Binası

23 Temmuz 1919’da Mustafa Kemal Atatürk başkanlığında toplanan ve “Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz” kararının dünyaya ilan edildiği o tarihi binadayız. 

  • Hikayesi: 19. yüzyılın sonunda bir okul (Idadi) olarak inşa edilen bu bina, Milli Mücadele’nin en kritik virajına ev sahipliği yapmıştır. İçeri girdiğinizde o tarihi salonu, temsilcilerin oturduğu masaları ve duvardaki o kararlı bakışları hissettiğinizde, Cumhuriyet’in neden “Erzurum’da temelleri atıldı” dendiğini anlarsınız. Günümüzde müze olarak kullanılan binada o döneme ait paha biçilemez belgeler sergilenmektedir. 
  • Konum: Erzurum merkez, Kongre Caddesi. 
  • Giriş Ücreti: Müze statüsündedir, ücretsiz veya Müzekartlıdır. 

7. Kurtuluşun Karargahı: Atatürk Evi Müzesi

Mustafa Kemal Atatürk’ün Erzurum Kongresi günlerinde (Temmuz-Ağustos 1919) 52 gün boyunca kaldığı ve çalışmalarını yürüttüğü bu tarihi Osmanlı konağı, sivil mimarinin en asil örneklerinden biridir. 

  • İç Mekan: Konağın içindeki çalışma odası, Atatürk’ün yatak odası ve kongre hazırlıklarının yapıldığı o geniş salonlar orijinaline sadık kalınarak korunmuştur. Konağın o ağırbaşlı ahşap merdivenlerinde yürürken, işgal altındaki bir milletin kurtuluş planlarının bu odalarda fısıldandığını bilmek insanı derinden etkiler. 
  • Konum: Erzurum merkez, Yukarı Mumcu Caddesi. 
  • Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlıdır, Müzekart geçerlidir. 

8. Hürriyetin ve Nene Hatun’un Siperi: Aziziye ve Mecidiye Tabyaları

Erzurum’un doğusundaki Top Dağı’na çıktığınızda, toprağın altına gömülmüş devasa taş yapılarla karşılaşırsınız. Burası 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın (93 Harbi) kaderinin tayin edildiği yerdir. 

  • Hikayesi ve Nene Hatun: Aziziye Tabyası, Rus ordusunun şehre girmesini engellemek için inşa edilmiştir. Rusların tabyayı ele geçirdiği haberi şehre ulaştığında, gencecik bir anne olan Nene Hatun, bebeğini beşikte bırakıp “Evladım anasız büyür de vatansız büyüyemez” diyerek elinde satırla halkın önünde bu tabyaya koşmuştur. Tabyaların o nemli, loş ve buz gibi taş koridorlarında yürürken; o göğüs göğüse çarpışmaların yankısını, vatan savunmasının o sarsılmaz iradesini iliklerinize kadar hissedersiniz. Tabyanın hemen yanındaki Nene Hatun Mezarı’nda durup Erzurum ovasına bakmak, bu şehre neden “Mülk-ü İslam” dendiğinin en net kanıtıdır. 
  • Konum: Erzurum merkez, Top Dağı mevkii (Şehir merkezinden araçla 10 dakika). 
  • Giriş Ücreti: Milli Park statüsündedir, ücretsizdir. 

9. Anadolu’nun Gürleyen Sesi: Tortum Şelalesi (UNESCO Adayı)

Erzurum-Artvin karayolu üzerinde, Uzundere ilçesinde yer alan bu şelale, sadece bir su birikintisi değil, doğanın devasa bir gövde gösterisidir. 

  • Görkemli Akış: Tortum Gölü’nün sularının 22 metre genişliğindeki bir alandan tam 48 metre yükseklikten dökülmesiyle oluşur. Dünyanın en görkemli şelalelerinden biri olarak kabul edilir. Suların döküldüğü noktada oluşan devasa su buharı ve gökkuşağı, ziyaretçileri sırılsıklam bırakırken aynı zamanda büyüleyici bir atmosfer sunar. Şelalenin altına inen dik merdivenlerden geçerken suyun o muazzam gücünü tüm vücudunuzda hissedersiniz. 
  • Konum: Uzundere ilçesi (Erzurum merkeze 100 km). 
  • Ulaşım: Erzurum’dan Artvin yönüne giden otobüslerle veya özel araçla ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Mesire alanı girişi ücretlidir (Cüzi bir meblağdır). 

10. Sarp Dağların Gizli Katedrali: Öşvank Manastırı 

Tortum Şelalesi’ne giderken Çamlıyamaç köyünün içinde, sarp dağların arasına adeta bir şato gibi kondurulmuş devasa bir yapı sizi karşılar. 

  • Mimarisi: 10. yüzyılda (963-973) Gürcü Bağratlı Krallığı döneminde inşa edilen bu katedral, bölgedeki en büyük manastır kompleksidir. Devasa sütunları, dış cephesindeki incelikli taş kabartmaları ve iç mekanındaki fresk kalıntılarıyla Orta Çağ mimarisinin zirvesidir. Kubbesi yıkılmış olsa da, o devasa taş gövdesinin içinde yankılanan rüzgar, bin yıllık bir yalnızlığı fısıldar. Mimari açıdan dünyada eşi benzeri az bulunan bir “T” planlı şaheserdir. 
  • Konum: Uzundere ilçesi, Çamlıyamaç Köyü. 
  • Giriş Ücreti: Açık hava anıtıdır, ücretsizdir. 

11. Aras Nehri’nin Zarif Kelepçesi: Çobandede Köprüsü 

Erzurum’dan doğuya, Pasinler-Horasan yoluna doğru giderken Aras Nehri’nin üzerinde, 13. yüzyıldan kalma devasa bir mühendislik harikası yükselir. 

  • İlhanlı Sanatı: 1298 yılında İlhanlı Veziri Emir Çoban Salduz tarafından yaptırılmıştır. Yedi kemerli (günümüzde altısı görünür) ve farklı renklerdeki (siyah, kırmızı, gri) kesme taşların muazzam dizilimiyle inşa edilmiştir. Nehrin o gürleyerek akan sularına asırlardır meydan okuyan bu köprünün üzerinde yürürken, kervanların ve orduların İpek Yolu üzerindeki bu hayati geçişini gözünüzde canlandırırsınız. 
  • Konum: Köprüköy ilçesi, Aras Nehri üzeri (Merkeze 55 km). 
  • Giriş Ücreti: Yaya trafiğine açık tarihi bir yapıdır, ücretsizdir. 

12. İpek Yolu’nun Sarp Muhafızı: Pasinler (Hasankale) Kalesi

Pasinler ilçe merkezinde, ovadan aniden yükselen sarp bir kaya kütlesi üzerine kurulmuş devasa bir kaledir. 

  • Stratejik Güç: 1348 yılında İlhanlılar tarafından inşa edilen, daha sonra Kanuni Sultan Süleyman tarafından onartılan kale; iki katlı sur yapısı ve iç kalesiyle bölgenin en geçilmez garnizonlarından biridir. Kalenin surlarından Pasinler ovasına ve aşağıdaki termal kaplıcalara bakmak, bir ortaçağ kalesinin neden bu kadar sarp yapıldığını anlamanızı sağlar. 
  • Konum: Pasinler ilçe merkezi (Merkeze 40 km). 
  • Giriş Ücreti: Tırmanış gerektiren açık alandır, ücretsizdir. 

13. Oltu Taşının Kalbi: Erzurum Taşhan (Rüstem Paşa Kervansarayı) 

Erzurum merkezdeki bu kervansaray, 1561 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın ünlü sadrazamı Rüstem Paşa tarafından yaptırılmıştır. 

  • Siyah Kehribarın Sanatı: İki katlı, geniş avlulu bu klasik Osmanlı hanı, günümüzde dünyanın en kıymetli tespih ve takılarının yapıldığı “Oltu Taşı” merkezidir. Hanın o loş ve tarihi dükkanlarında gezerken, ustaların o siyah kömürümsü taşı (siyah kehribarı) nasıl elmas gibi işlediklerini izleyebilirsiniz. Buradan bir Oltu taşı tespih almadan Erzurum’dan çıkmak büyük bir eksikliktir. 
  • Konum: Merkez, Menderes Caddesi mevkii. 
  • Giriş Ücreti: Yaşayan bir çarşı-handır, ücretsizdir. 

14. Sinan’ın Bozkırdaki İmzası: Lala Mustafa Paşa Camii

Erzurum’daki ilk Osmanlı camisidir ve 1562 yılında Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. 

  • Zarafet: Caminin mimarı büyük Mimar Sinan‘dır. Erzurum’un o devasa Selçuklu taş binalarının yanında, Osmanlı’nın o daha rasyonel, daha dengeli ve zarif kubbe mimarisini temsil eder. İçindeki kalem işleri ve bahçesindeki o asil şadırvanı ile şehrin merkezindeki en ferah duraklardan biridir. 
  • Konum: Erzurum merkez, Yakutiye Medresesi yanı. 
  • Giriş Ücreti: İbadete açık aktif bir camidir, ücretsizdir. 

15. Karaz’dan Urartu’ya Bir Devasa Hafıza: Erzurum Arkeoloji Müzesi 

Erzurum ve çevresindeki binlerce yıllık yerleşimin (Karaz Kültürü, Urartu, Roma) tüm kanıtlarını görebileceğiniz modern bir bilgi merkezidir. Müzede sergilenen Urartu altınları, savaş aletleri ve özellikle Ermeni çetelerinin yaptığı katliamların belgelerini barındıran “Yakın Tarih” bölümü, şehrin acılı ve şanlı geçmişine ışık tutar. (Müzekart geçerlidir). 

3. YeGez Erzurum Ziyaretçi Rehberi: Dadaş Ayazı ve Cağ Ateşi 

YeGez Erzurum Ziyaretçi Rehberi: Dadaş Ayazı ve Cağ Ateşi 

YeGez Erzurum Ziyaretçi Rehberi: Dadaş Ayazı ve Cağ Ateşi

Erzurum, Türkiye’nin en yüksek ve en soğuk ili olduğu için burayı fethetmek strateji gerektirir. 

İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir? 

  • Kirpiklerin Donduğu An: Erzurum’da kış (Kasım-Nisan arası) sadece soğuk değil, dondurucudur. Sıcaklığın -30 derecelere düştüğü gecelerde nefesiniz havada asılı kalır. Palandöken’de kayak yapmak istiyorsanız bu dönem eşsizdir. 
  • YeGez Altın Ayları: Şehrin o devasa taş abidelerini üşümeden gezmek, Tortum Şelalesi’nin en gür aktığı anı yakalamak için en kusursuz zaman Mayıs sonu, Haziran ve Eylül aylarıdır. Yazın bile yanınızda mutlaka kalın bir ceket olmalıdır; Erzurum güneşi yakar ama gölgesi ve akşamı üşütür. 

Gastronomi: Yatık Döner ve Kıtlama Çay 

  • Efsanenin Adı: Cağ Kebabı: Erzurum denilince akan sular durur. Kuzu etinin özel baharatlarla marine edilip yatık bir şişte odun ateşinde pişirilmesiyle yapılır. Şişlerden “cağ” adı verilen küçük şişlere çekilen o sıcak, yağlı ve lokum gibi etleri yemeye başladığınızda durmak çok zordur. (Cağcı Muammer Usta veya Koç Cağ Kebap efsanedir). 
  • Kadayıf Dolması: İncecik kadayıfın içine bol ceviz konulup rulo yapılması, yumurtaya bulanıp kızartılması ve şerbetlenmesiyle yapılan o çıtır şaheser. Soğuk kış günlerinin en büyük enerji kaynağıdır. 
  • Kıtlama Çay Ritüeli: Erzurum’da çay bardağa şeker atılarak içilmez. Sert bir parça şeker yanağa konur ve çay içilirken o şeker yavaş yavaş eritilir. Bir Dadaş’ın yanında çaya şeker atarsanız size “turist” gözüyle bakabilir! 

 4. Kapanış: ÇifteMinare’yeve Nene Hatun’a Veda 

Erzurum; sadece karın ve kışın şehri değil, Anadolu’nun o sarsılmaz Selçuklu omurgası, Cumhuriyet’in çelikleşmiş iradesi ve tabyalarda yazılan o devasa kahramanlık destanının ta kendisidir. 

Çifte Minareli Medrese’nin o devasa kapısında hayat ağacına bakarken bin yıllık bir hafızayı solur, Aziziye Tabyası’nın o nemli koridorlarında Nene Hatun’un vatan aşkıyla titrersiniz. Tortum’un gürleyen sularında doğanın gücü karşısında ürperir, bir şiş Cağ Kebabı yediğinizde bu sarp coğrafyanın cömertliğini anlarsınız. Burası, taşın imana, soğuğun ise mertliğe dönüştüğü yeryüzündeki o sarsılmaz zirvedir. 

YeGez olarak hazırladığımız bu 15 duraklık devasa Erzurum rehberinin; o karlı zirvelerde ve tarihi meydanlarda size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Palandöken’in serinliği ve Cağ kebabının o eşsiz lezzeti hep sizinle, yollarınız hep açık olsun! 

Yorum Ekle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Sivas Kamp Alanları – Sivas Kamp Yapılacak Yerler
18 Eylül 2025

Sivas Kamp Alanları – Sivas Kamp Yapılacak Yerler

Erzurum Tarihi Yerler Rehberi: Çifte Minareli Medrese ve Aziziye Tabyaları

Bu Yazıyı Paylaş

Bize Ulaşın