Bu yazımız içerisinde Nevşehir Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Zamanı tam 60 milyon yıl geriye sarın. Torosların yükselmesiyle Anadolu’daki devasa yanardağlar (Erciyes, Hasan Dağı ve Güllüdağ) uyanır ve etrafa korkunç bir öfkeyle kül, lav ve tüf püskürtmeye başlar. Bütün bir bölge, metrelerce kalınlığında yumuşak bir taş tabakasıyla kaplanır. Ardından sahneye doğanın en sabırlı heykeltıraşları olan yağmur ve rüzgar çıkar; on milyonlarca yıl boyunca bu yumuşak tabakayı oyarak yeryüzünde bir eşi daha olmayan peribacalarını, derin vadileri ve dalgalı kayalıkları yaratır.
İşte “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelen Katpatuka (Kapadokya) bölgesi ve onun kalbi olan Nevşehir, bu muazzam jeolojik mirasın üzerine kurulmuştur. Ancak burayı bir “doğa harikası” olmaktan çıkarıp devasa bir “açık hava müzesine” dönüştüren şey, insanın bu coğrafyaya kattığı o akıl almaz hayatta kalma mücadelesidir.
Roma İmparatorluğu’nun zulmünden kaçan ilk Hristiyanlar, bu yumuşak kayaları bir peynir gibi oyarak içlerine devasa yeraltı şehirleri, kiliseler ve manastırlar inşa etmişlerdir. Doğanın öfkeyle yarattığı bu topraklarda, insanlar inançlarını ve hayatlarını saklayarak dünyanın en ilginç medeniyetlerinden birini kurmuşlardır.
YeGez olarak hazırladığımız bu devasa rehberde, sizi sadece sıcak hava balonlarının önünde fotoğraf çekilmeye değil; yerin 80 metre altındaki klostrofobik tünellerde yürümeye, kayalara kazınmış 1500 yıllık gizemli freskleri okumaya ve Hititlerden bu yana dönen o asırlık çömlek tezgahlarına dokunmaya davet ediyoruz. Hazırsanız, yerçekimine ve zamana meydan okuyan bu masal diyarına doğru unutulmaz bir yolculuğa çıkıyoruz!
İnancın Kayalara Kazındığı Merkez: Göreme ve Paşabağları

Kapadokya’da tarihin ve mimarinin en yoğun olduğu, adeta kayalardan inancın fışkırdığı bölge Göreme ve çevresidir. Hristiyanlığın en erken dönemlerinde burası, dünyevi hayattan elini eteğini çeken keşişlerin ve rahiplerin sığınağı olmuştur.
İlk Manastır Hayatının Kalbi: Göreme Açık Hava Müzesi
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göreme Açık Hava Müzesi, M.S. 4. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar kesintisiz bir şekilde manastır hayatına ev sahipliği yapmış, bir vadi dolusu kaya blokunun içine oyulmuş devasa bir inanç kompleksidir. Kayseri Piskoposu Aziz Basil’in öğretileriyle burada toplanan rahipler, kayaları oyarak kiliseler, yemekhaneler, şapeller ve inziva odaları yapmışlardır.
Kaya kiliselerinin (Elmalı, Yılanlı, Tokalı ve Çarıklı Kilise) içine girdiğinizde, duvarlarda Hz. İsa’nın hayatını, İncil’den sahneleri ve azizleri anlatan, kök boyalarıyla yapılmış muazzam freskler (duvar resimleri) göreceksiniz. Okuma yazma bilmeyen halka dini anlatmak için çizilen bu resimler, asırlar geçmesine rağmen renklerini korumaktadır.
Azizlerin İnziva Yeri: Paşabağları (Keşişler Vadisi)
Göreme Açık Hava Müzesi’ndeki o yoğun fresk turundan çıkıp biraz daha kuzeye, Avanos tarafına doğru ilerlediğinizde, Kapadokya’nın en karakteristik, fotoğraflarda en çok gördüğünüz o efsanevi peribacalarıyla karşılaşırsınız. Paşabağları (eski adıyla Keşişler Vadisi), şapkalı veya üç başlı devasa peribacalarının yeryüzünde en yoğun ve en görkemli bulunduğu vadidir.
Burası adını, peribacalarının içine oydukları hücrelerde dünyevi hayattan tamamen soyutlanarak yaşayan keşişlerden alır. Vadinin en önemli yapısı, 5. yüzyılda yaşamış Aziz Simeon (St. Simeon) adına yapılmış olan şapel ve inziva hücresidir. Halep yakınlarında 15 metre yüksekliğinde bir sütunun üzerinde yaşayan Aziz Simeon’un mucizelerini duyan Kapadokya’daki keşişler, onun adına bu vadideki üç başlı bir peribacasının tam zirvesine bir oda oymuşlar ve sadece yiyecek çekmek için aşağıya ip sarkıtarak aylar boyunca o daracık taşın içinde yaşamışlardır. Peribacasının içine girip o kayadan oyma merdivenlerden yukarı tırmanırken, inancın insanı ne kadar zorlu şartlara itebileceğini kendi gözlerinizle göreceksiniz.
Yerin Yedi Kat Altındaki Korku ve Deha: Yeraltı Şehirleri

Roma askerlerinin ve Arap akıncılarının acımasız baskınlarından korunmak isteyen bölge halkı ve ilk Hristiyanlar, kaçacak yer kalmadığında çareyi yerin altına inmekte bulmuşlardır. Kapadokya’da irili ufaklı 200’e yakın yeraltı şehri saptanmıştır, ancak içlerinden iki tanesi vardır ki, yeryüzündeki hiçbir yapıya benzemez.
20 Bin Kişilik Yeraltı Metropolü: Derinkuyu Yeraltı Şehri
1963 yılında, evinin bodrumunda tadilat yapan bir bölge sakininin kazma vurup tesadüfen bir duvarı yıkmasıyla insanlık tarihinin en büyük sırlarından biri ortaya çıkmıştır: Derinkuyu Yeraltı Şehri. Yerin yaklaşık 85 metre altına (tespit edilebilen 8 kat) doğru devasa bir ağ gibi yayılan bu şehir, tam 20.000 kişinin aynı anda, aylarca hiç yeryüzüne çıkmadan yaşayabileceği büyüklüktedir.
Daracık tünellerden aşağıya doğru inerken erzak depolarını, şırahaneleri, ahırları, su kuyularını ve hatta bir misyoner okulunu (haç planlı geniş tavanlı oda) göreceksiniz. Ancak Derinkuyu’yu asıl bir deha ürünü yapan şey havalandırma sistemidir. Yerin 8 kat altında bile nefes almanızı sağlayan, yüzeye kadar uzanan 50 metrelik devasa havalandırma bacaları öylesine kusursuz hesaplanmıştır ki, düşmanlar dışarıdan bu bacalara zehirli gaz atsalar bile sistemin yapısı gereği gaz aşağıya inemezdi.
Labirentlerin Efendisi: Kaymaklı Yeraltı Şehri
Derinkuyu’nun hemen bir tık küçüğü ama çok daha geniş ve karmaşık bir labirent sistemine sahip olan kardeşi Kaymaklı Yeraltı Şehri, Hititler döneminde oyulmaya başlanmış, Roma ve Bizans döneminde devasa bir sığınağa dönüştürülmüştür. 8 katlı olan bu şehrin günümüzde sadece ilk 4 katı ziyarete açıktır.
Kaymaklı’da gezerken Derinkuyu’ya kıyasla tünellerin daha dar, odaların birbirine çok daha karmaşık bağlandığını fark edersiniz. Düşmanın yolunu kaybetmesi için bilerek kör tüneller ve tuzaklar yapılmıştır. Kırmızı okları takip ederek aşağıya iner, mavi okları takip ederek yüzeye çıkarsınız. İçerideki devasa bakır işleme atölyeleri (erzak odalarındaki taşların üzerindeki oyuklar) ve şırahaneler, yeraltında da üretimin hiç durmadığını gösterir.
Gökyüzüne Uzanan Kaleler ve Çamurun Sanatı

Yerin yedi kat altından tekrar güneşe, Kapadokya’nın o efsanevi mavi gökyüzüne çıkıyoruz. Doğanın yarattığı devasa gökdelenlerin ve kızıl toprağın sanatla buluştuğu topraklardayız.
Kapadokya’nın Çatısı: Uçhisar Kalesi
Kapadokya bölgesine adım attığınız andan itibaren, nerede olursanız olun ufukta devasa, delik deşik olmuş bir kaya kütlesi görürsünüz. İşte o yapı, bölgenin en yüksek noktası ve en büyük peribacası olan Uçhisar Kalesi‘dir.
Roma döneminden beri gözetleme kalesi ve savunma merkezi olarak kullanılan bu devasa doğal gökdelen, aslında birbirine bitişik iki sivri peribacasından oluşur (Halk arasında büyüğüne “Ağanın Kalesi”, küçüğüne “Çavuşun Kalesi” denir). İçerisi tıpkı yeraltı şehirleri gibi sayısız oda, mahzen, sarnıç ve gizli tünelle oyulmuştur. Ancak Uçhisar’ı YeGez okurları için vazgeçilmez kılan şey manzarasıdır.
Kızıl Nehrin ve Çamurun Sanatı: Avanos ve Çavuşin
Göreme’den kuzeye doğru ilerlediğinizde, Hristiyan dervişlerin ve rahiplerin devasa bir kayanın içine oyduğu, terk edilmiş hayalet bir köy olan Çavuşin sizi karşılar. Kaya düşme tehlikesi nedeniyle 1950’lerde boşaltılan bu köydeki Vaftizci Yahya Kilisesi (Kapadokya’nın en eski kiliselerinden biridir), devasa sütunları ve sarp yapısıyla fotoğraf tutkunları için eşsiz bir karedir.
Çavuşin’i geçtikten hemen sonra, Kapadokya’nın can damarı olan Kızılırmak’ın ikiye böldüğü o sanatkar ilçeye, Avanos‘a ulaşırsınız. Hititlerden günümüze (yaklaşık 4000 yıldır) hiç değişmeyen bir gelenek burada yaşar: Çömlekçilik. Kızılırmak’ın getirdiği o meşhur kızıl tüflü topraktan (çamurdan) yapılan testiler ve küpler, yüzyıllardır babadan oğula geçen tezgahlarla şekillenir.
Tasavvufun ve Hoşgörünün Kalbi: Hacı Bektaş Veli Külliyesi

Kapadokya denildiğinde akla ilk olarak peribacaları gelse de, Nevşehir sınırları içerisinde tüm Anadolu’nun inanç ve kültür tarihini derinden etkileyen devasa bir manevi merkez bulunur. 13. yüzyılda Horasan’dan Anadolu’ya gelen, “İncinsen de incitme”, “Düşmanının dahi insan olduğunu unutma” gibi evrensel hoşgörü felsefesiyle milyonlarca insanı kucaklayan ulu düşünür Hacı Bektaş Veli’nin Türbesi ve Külliyesi, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindedir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun o yenilmez ordusu Yeniçerilerin de piri (manevi lideri) kabul edilen Hacı Bektaş Veli’nin bu dergahı, asırlar boyunca bilimin, sevginin ve eşitliğin merkezi olmuştur.
Külliyeden içeri adım attığınızda sizi üç büyük avlu karşılar: Nadar Avlusu, Dergah Avlusu ve Hazret Avlusu. Asırlık çınarların ve gül bahçelerinin gölgesinde yürürken; dervişlerin çorba kaynattığı o devasa Aşevi’ni (Kara Kazan’ı), ibadet ettikleri Meydan Evi’ni ve çile çektikleri (inzivaya çekildikleri) Çilehane’yi görürsünüz. Hacı Bektaş Veli’nin türbesine yaklaştığınızda, o meşhur “Aslanla Ceylanı aynı kucakta dostça tutan” felsefenin insanlara nasıl dingin bir huzur verdiğini iliklerinize kadar hissedersiniz. Burası, her yıl Ağustos ayında düzenlenen anma törenlerinde yüz binlerce insanı ağırlayan, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan bir hoşgörü anıtıdır.
YeGez Nevşehir Ziyaretçi Rehberi: Balon Ritüeli ve Mağara Oteller

Kapadokya, dünyada eşi benzeri olmayan bir topografyaya sahiptir. Bu yüzden burayı bir “YeGez Seyyahı” gibi yaşamak, standart otel tatillerinden çok daha farklı ritüeller gerektirir. İşte bu masal diyarında bütçenizi, zamanınızı ve midenizi en iyi şekilde yöneteceğiniz altın kurallar:
Gökyüzünde Sessiz Bir Vals: Sıcak Hava Balonları
Kapadokya’da balon turu lüks bir aktivite değil, bu coğrafyayı anlamanın en şiirsel yoludur. Çünkü o devasa vadilerin, kıvrımların ve peribacalarının ihtişamı ancak yüzlerce metre yukarıdan kavranabilir.
Kapadokya Gastronomisi: Ateşin ve Çamurun Lezzeti
Mağara Otel (Cave Hotel) Deneyimi ve Ulaşım
Kapanış: Güzel Atlar Ülkesine Veda
Kapadokya (Nevşehir); dünyanın hiçbir yerinde doğanın tarihle, rüzgarın inançla bu kadar kusursuz bir şekilde kucaklaştığı başka bir coğrafya sunmaz.
Göreme’deki o karanlık mağaraların içinde 1500 yıllık fresklerin canlılığına hayret eder, Derinkuyu’nun yeraltı labirentlerinde insan zekasının sınırlarını zorlarsınız. Sabahın ilk ışıklarında bir sıcak hava balonunun sepetinden Erciyes’in ardında doğan güneşi izlerken, Kızılırmak’ın kızıl çamuruna Avanos’ta kendi ellerinizle şekil verirsiniz. Hacı Bektaş Veli’nin dergahında ise tüm bu heybetin içinde insanın aslında ne kadar mütevazı bir yolcu olduğunu hatırlarsınız.
YeGez olarak hiçbir tarihi efsaneyi, coğrafi sırrı ve pratik gezi detayını (konum, ulaşım, bilet) atlamadan hazırladığımız bu devasa rehberin, ateşin ve rüzgarın şekillendirdiği bu masal diyarında size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Peribacalarının fısıltısı hep aklınızda, yollarınız hep açık olsun!
Nevşehir rehberleri
Nevşehir ile ilgili 3 rehber daha sizi bekliyor.








