
- 1. 1. İnancın Kayalara Kazındığı Merkez: Göreme ve Paşabağları
- 1.1. İlk Manastır Hayatının Kalbi: Göreme Açık Hava Müzesi
- 1.2. Azizlerin İnziva Yeri: Paşabağları (Keşişler Vadisi)
- 2. 2. Yerin Yedi Kat Altındaki Korku ve Deha: Yeraltı Şehirleri
- 2.1. 20 Bin Kişilik Yeraltı Metropolü: Derinkuyu Yeraltı Şehri
- 2.2. Labirentlerin Efendisi: Kaymaklı Yeraltı Şehri
- 3. 3. Gökyüzüne Uzanan Kaleler ve Çamurun Sanatı
- 3.1. Kapadokya’nın Çatısı: Uçhisar Kalesi
- 3.2. Kızıl Nehrin ve Çamurun Sanatı: Avanos ve Çavuşin
- 4. 4. Tasavvufun ve Hoşgörünün Kalbi: Hacı Bektaş Veli Külliyesi
- 5. 5. YeGez Nevşehir Ziyaretçi Rehberi: Balon Ritüeli ve Mağara Oteller
- 5.1. Gökyüzünde Sessiz Bir Vals: Sıcak Hava Balonları
- 5.2. Kapadokya Gastronomisi: Ateşin ve Çamurun Lezzeti
- 5.3. Mağara Otel (Cave Hotel) Deneyimi ve Ulaşım
- 6. 6. Kapanış: Güzel Atlar Ülkesine Veda
Bu yazımız içerisinde Nevşehir Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Zamanı tam 60 milyon yıl geriye sarın. Torosların yükselmesiyle Anadolu’daki devasa yanardağlar (Erciyes, Hasan Dağı ve Güllüdağ) uyanır ve etrafa korkunç bir öfkeyle kül, lav ve tüf püskürtmeye başlar. Bütün bir bölge, metrelerce kalınlığında yumuşak bir taş tabakasıyla kaplanır. Ardından sahneye doğanın en sabırlı heykeltıraşları olan yağmur ve rüzgar çıkar; on milyonlarca yıl boyunca bu yumuşak tabakayı oyarak yeryüzünde bir eşi daha olmayan peribacalarını, derin vadileri ve dalgalı kayalıkları yaratır.
İşte “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelen Katpatuka (Kapadokya) bölgesi ve onun kalbi olan Nevşehir, bu muazzam jeolojik mirasın üzerine kurulmuştur. Ancak burayı bir “doğa harikası” olmaktan çıkarıp devasa bir “açık hava müzesine” dönüştüren şey, insanın bu coğrafyaya kattığı o akıl almaz hayatta kalma mücadelesidir.
Roma İmparatorluğu’nun zulmünden kaçan ilk Hristiyanlar, bu yumuşak kayaları bir peynir gibi oyarak içlerine devasa yeraltı şehirleri, kiliseler ve manastırlar inşa etmişlerdir. Doğanın öfkeyle yarattığı bu topraklarda, insanlar inançlarını ve hayatlarını saklayarak dünyanın en ilginç medeniyetlerinden birini kurmuşlardır.
YeGez olarak hazırladığımız bu devasa rehberde, sizi sadece sıcak hava balonlarının önünde fotoğraf çekilmeye değil; yerin 80 metre altındaki klostrofobik tünellerde yürümeye, kayalara kazınmış 1500 yıllık gizemli freskleri okumaya ve Hititlerden bu yana dönen o asırlık çömlek tezgahlarına dokunmaya davet ediyoruz. Hazırsanız, yerçekimine ve zamana meydan okuyan bu masal diyarına doğru unutulmaz bir yolculuğa çıkıyoruz!
1. İnancın Kayalara Kazındığı Merkez: Göreme ve Paşabağları

İnancın Kayalara Kazındığı Merkez
Kapadokya’da tarihin ve mimarinin en yoğun olduğu, adeta kayalardan inancın fışkırdığı bölge Göreme ve çevresidir. Hristiyanlığın en erken dönemlerinde burası, dünyevi hayattan elini eteğini çeken keşişlerin ve rahiplerin sığınağı olmuştur.
İlk Manastır Hayatının Kalbi: Göreme Açık Hava Müzesi
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göreme Açık Hava Müzesi, M.S. 4. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar kesintisiz bir şekilde manastır hayatına ev sahipliği yapmış, bir vadi dolusu kaya blokunun içine oyulmuş devasa bir inanç kompleksidir. Kayseri Piskoposu Aziz Basil’in öğretileriyle burada toplanan rahipler, kayaları oyarak kiliseler, yemekhaneler, şapeller ve inziva odaları yapmışlardır.
Kaya kiliselerinin (Elmalı, Yılanlı, Tokalı ve Çarıklı Kilise) içine girdiğinizde, duvarlarda Hz. İsa’nın hayatını, İncil’den sahneleri ve azizleri anlatan, kök boyalarıyla yapılmış muazzam freskler (duvar resimleri) göreceksiniz. Okuma yazma bilmeyen halka dini anlatmak için çizilen bu resimler, asırlar geçmesine rağmen renklerini korumaktadır.
Karanlık Kilise’nin Sırrı: Müzenin en değerli, en efsanevi ve dünya çapında en ünlü yapısı Karanlık Kilise‘dir. Buraya “karanlık” denmesinin sebebi, içeriye sadece küçük bir pencereden (narteks kısmından) çok cılız bir ışığın girmesidir. Ancak bu karanlık, aslında büyük bir mucize yaratmıştır: Işık almadığı için içerideki fresklerin renkleri (özellikle o meşhur lacivert ve kırmızı tonları) solmamış, 11. yüzyılda boyandığı o ilk günkü canlılığıyla günümüze kadar ulaşabilmiştir.
YeGez İlginç Detay: Karanlık Kilise, 1950’li yıllara kadar bölge halkı tarafından güvercinlik olarak kullanılıyordu. Fresklerin üzerindeki güvercin gübrelerinin özel kimyasallarla temizlenmesi tam 14 yıl sürmüş ve altından bu dünya şaheseri çıkmıştır.
Konum: Nevşehir merkeze yaklaşık 15 km mesafede, Göreme beldesinin 2 km doğusundadır.
Ulaşım: Nevşehir otogarından veya şehir merkezinden kalkan Göreme minibüsleriyle beldeye ulaşıp, oradan müzeye 15-20 dakikalık keyifli bir yürüyüşle (veya taksiyle) gidebilirsiniz. Özel araçla ulaşım ve otopark imkanı çok rahattır.
Giriş Ücreti: Biletli bir ören yeridir ve Müzekart geçerlidir. (Ancak dikkat: Karanlık Kilise’nin o paha biçilemez fresklerini korumak amacıyla insan nefesinin nemini sınırlamak için, Müzekart geçmez ve içeriye ekstra bir bilet kesilerek girilir. Kesinlikle bu farkı ödemeye değer!)
Azizlerin İnziva Yeri: Paşabağları (Keşişler Vadisi)
Göreme Açık Hava Müzesi’ndeki o yoğun fresk turundan çıkıp biraz daha kuzeye, Avanos tarafına doğru ilerlediğinizde, Kapadokya’nın en karakteristik, fotoğraflarda en çok gördüğünüz o efsanevi peribacalarıyla karşılaşırsınız. Paşabağları (eski adıyla Keşişler Vadisi), şapkalı veya üç başlı devasa peribacalarının yeryüzünde en yoğun ve en görkemli bulunduğu vadidir.
Burası adını, peribacalarının içine oydukları hücrelerde dünyevi hayattan tamamen soyutlanarak yaşayan keşişlerden alır. Vadinin en önemli yapısı, 5. yüzyılda yaşamış Aziz Simeon (St. Simeon) adına yapılmış olan şapel ve inziva hücresidir. Halep yakınlarında 15 metre yüksekliğinde bir sütunun üzerinde yaşayan Aziz Simeon’un mucizelerini duyan Kapadokya’daki keşişler, onun adına bu vadideki üç başlı bir peribacasının tam zirvesine bir oda oymuşlar ve sadece yiyecek çekmek için aşağıya ip sarkıtarak aylar boyunca o daracık taşın içinde yaşamışlardır. Peribacasının içine girip o kayadan oyma merdivenlerden yukarı tırmanırken, inancın insanı ne kadar zorlu şartlara itebileceğini kendi gözlerinizle göreceksiniz.
Konum: Göreme – Avanos yolu üzerinde, Zelve Açık Hava Müzesi’ne çok yakın bir konumdadır. (Göreme’ye yaklaşık 5 km).
Ulaşım: Özel aracınızla Göreme’den Avanos’a doğru giderken tabelaları takip ederek çok rahat ulaşabilirsiniz. Toplu taşıma için Göreme’den Zelve/Paşabağları yönüne giden minibüsleri kullanabilirsiniz.
Giriş Ücreti: Paşabağları Ören Yeri biletlidir ve Müzekart geçerlidir. (Çoğu zaman Zelve Açık Hava Müzesi ile aynı kombine bilet/kart üzerinden geçiş yapılır).
2. Yerin Yedi Kat Altındaki Korku ve Deha: Yeraltı Şehirleri

Yerin Yedi Kat Altındaki Korku ve Deha
Roma askerlerinin ve Arap akıncılarının acımasız baskınlarından korunmak isteyen bölge halkı ve ilk Hristiyanlar, kaçacak yer kalmadığında çareyi yerin altına inmekte bulmuşlardır. Kapadokya’da irili ufaklı 200’e yakın yeraltı şehri saptanmıştır, ancak içlerinden iki tanesi vardır ki, yeryüzündeki hiçbir yapıya benzemez.
20 Bin Kişilik Yeraltı Metropolü: Derinkuyu Yeraltı Şehri
1963 yılında, evinin bodrumunda tadilat yapan bir bölge sakininin kazma vurup tesadüfen bir duvarı yıkmasıyla insanlık tarihinin en büyük sırlarından biri ortaya çıkmıştır: Derinkuyu Yeraltı Şehri. Yerin yaklaşık 85 metre altına (tespit edilebilen 8 kat) doğru devasa bir ağ gibi yayılan bu şehir, tam 20.000 kişinin aynı anda, aylarca hiç yeryüzüne çıkmadan yaşayabileceği büyüklüktedir.
Daracık tünellerden aşağıya doğru inerken erzak depolarını, şırahaneleri, ahırları, su kuyularını ve hatta bir misyoner okulunu (haç planlı geniş tavanlı oda) göreceksiniz. Ancak Derinkuyu’yu asıl bir deha ürünü yapan şey havalandırma sistemidir. Yerin 8 kat altında bile nefes almanızı sağlayan, yüzeye kadar uzanan 50 metrelik devasa havalandırma bacaları öylesine kusursuz hesaplanmıştır ki, düşmanlar dışarıdan bu bacalara zehirli gaz atsalar bile sistemin yapısı gereği gaz aşağıya inemezdi.
YeGez Ziyaretçi İpucu: Kapı görevini gören, ortası delik (düşmana mızrak sokmak için) o devasa yuvarlak “Sürgü Taşları”nı mutlaka inceleyin. Sadece içeriden açılıp kapanabilen bu tonlarca ağırlıktaki taşlar, antik çağın en güvenli kilit sistemidir. Eğer ciddi klostrofobiniz (kapalı alan korkusu) veya astımınız varsa, yerin 8 kat altına inen bu dar ve basık tüneller (bazı yerlerde iki büklüm yürümek zorundasınız) sizi zorlayabilir.
Konum: Nevşehir’in Derinkuyu ilçesi merkezinde. Nevşehir merkeze yaklaşık 30 km uzaklıktadır.
Ulaşım: Nevşehir otogarından kalkan Derinkuyu minibüsleriyle çok rahat ulaşabilirsiniz. Özel araçla Niğde karayolu üzerinden dümdüz ve rahat bir yolla gidilir.
Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlı biletli bir ören yeridir. Müzekart geçerlidir.
Labirentlerin Efendisi: Kaymaklı Yeraltı Şehri
Derinkuyu’nun hemen bir tık küçüğü ama çok daha geniş ve karmaşık bir labirent sistemine sahip olan kardeşi Kaymaklı Yeraltı Şehri, Hititler döneminde oyulmaya başlanmış, Roma ve Bizans döneminde devasa bir sığınağa dönüştürülmüştür. 8 katlı olan bu şehrin günümüzde sadece ilk 4 katı ziyarete açıktır.
Kaymaklı’da gezerken Derinkuyu’ya kıyasla tünellerin daha dar, odaların birbirine çok daha karmaşık bağlandığını fark edersiniz. Düşmanın yolunu kaybetmesi için bilerek kör tüneller ve tuzaklar yapılmıştır. Kırmızı okları takip ederek aşağıya iner, mavi okları takip ederek yüzeye çıkarsınız. İçerideki devasa bakır işleme atölyeleri (erzak odalarındaki taşların üzerindeki oyuklar) ve şırahaneler, yeraltında da üretimin hiç durmadığını gösterir.
Konum: Nevşehir’in Kaymaklı beldesinde. Nevşehir merkeze 20 km mesafededir (Derinkuyu yolu üzerindedir).
Ulaşım: Nevşehir’den Derinkuyu veya Kaymaklı yönüne giden tüm minibüsler tam önünden geçer. Özel araçla ulaşımı ve otoparkı kolaydır.
Giriş Ücreti: Biletli bir ören yeridir. Müzekart geçerlidir. (YeGez tavsiyesi: Vaktiniz kısıtlıysa sadece Derinkuyu’yu veya Kaymaklı’yı gezmeniz yeterlidir, mimari mantıkları birbirine çok benzer).
3. Gökyüzüne Uzanan Kaleler ve Çamurun Sanatı

Gökyüzüne Uzanan Kaleler ve Çamurun Sanatı
Yerin yedi kat altından tekrar güneşe, Kapadokya’nın o efsanevi mavi gökyüzüne çıkıyoruz. Doğanın yarattığı devasa gökdelenlerin ve kızıl toprağın sanatla buluştuğu topraklardayız.
Kapadokya’nın Çatısı: Uçhisar Kalesi
Kapadokya bölgesine adım attığınız andan itibaren, nerede olursanız olun ufukta devasa, delik deşik olmuş bir kaya kütlesi görürsünüz. İşte o yapı, bölgenin en yüksek noktası ve en büyük peribacası olan Uçhisar Kalesi‘dir.
Roma döneminden beri gözetleme kalesi ve savunma merkezi olarak kullanılan bu devasa doğal gökdelen, aslında birbirine bitişik iki sivri peribacasından oluşur (Halk arasında büyüğüne “Ağanın Kalesi”, küçüğüne “Çavuşun Kalesi” denir). İçerisi tıpkı yeraltı şehirleri gibi sayısız oda, mahzen, sarnıç ve gizli tünelle oyulmuştur. Ancak Uçhisar’ı YeGez okurları için vazgeçilmez kılan şey manzarasıdır.
Zirvede Gün Batımı: Yüzlerce basamağı tırmanıp kalenin zirvesine ulaştığınızda, Erciyes Dağı’nın heybetinden Göreme vadilerine, Güvercinlik Vadisi’nden Avanos’a kadar tüm Kapadokya ayaklarınızın altına serilir. Özellikle gün batımında kayaların o kızıldan mora dönen renk cümbüşünü buradan izlemek paha biçilemez bir ritüeldir.
Konum: Nevşehir merkezine sadece 5 km uzaklıktaki Uçhisar beldesindedir. (Nevşehir ile Göreme arasındadır).
Ulaşım: Nevşehir’den Göreme’ye giden tüm dolmuşlar Uçhisar’dan geçer. Uçhisar meydanında inip dik bir yokuşu (kaleye doğru) 5-10 dakika yürüyerek tırmanmanız gerekir.
Giriş Ücreti: Uçhisar Belediyesi tarafından işletildiği için Müzekart GEÇMEZ. Ancak giriş ücreti oldukça makuldür.
Kızıl Nehrin ve Çamurun Sanatı: Avanos ve Çavuşin
Göreme’den kuzeye doğru ilerlediğinizde, Hristiyan dervişlerin ve rahiplerin devasa bir kayanın içine oyduğu, terk edilmiş hayalet bir köy olan Çavuşin sizi karşılar. Kaya düşme tehlikesi nedeniyle 1950’lerde boşaltılan bu köydeki Vaftizci Yahya Kilisesi (Kapadokya’nın en eski kiliselerinden biridir), devasa sütunları ve sarp yapısıyla fotoğraf tutkunları için eşsiz bir karedir.
Çavuşin’i geçtikten hemen sonra, Kapadokya’nın can damarı olan Kızılırmak’ın ikiye böldüğü o sanatkar ilçeye, Avanos‘a ulaşırsınız. Hititlerden günümüze (yaklaşık 4000 yıldır) hiç değişmeyen bir gelenek burada yaşar: Çömlekçilik. Kızılırmak’ın getirdiği o meşhur kızıl tüflü topraktan (çamurdan) yapılan testiler ve küpler, yüzyıllardır babadan oğula geçen tezgahlarla şekillenir.
YeGez Zanaat Deneyimi: Avanos sokaklarında yürürken irili ufaklı onlarca yeraltı seramik atölyesi (Çeç) göreceksiniz. Bu atölyelere girmek, ustaların şovunu izlemek ve ayakla çevrilen o asırlık tezgahlara oturup kendi çamurunuza şekil vermek (yapamayıp çamuru etrafa sıçratmak da dahil) Avanos’un en eğlenceli ritüelidir.
Konum: Avanos ilçesi, Göreme’nin yaklaşık 8 km kuzeyinde, Kızılırmak kıyısındadır. Çavuşin ise Göreme ile Avanos yolu üzerinde kalır.
Ulaşım: Göreme’den ve Nevşehir merkezden çok sık kalkan Avanos dolmuşlarıyla rahatça ulaşabilirsiniz.
Giriş Ücreti: Avanos sokaklarında gezmek, çömlek atölyelerine girmek ve izlemek tamamen ücretsizdir. Sadece çömlek yapım deneyimi için küçük bir bahşiş veya içeriden alacağınız bir ürünün bedelini ödersiniz.
4. Tasavvufun ve Hoşgörünün Kalbi: Hacı Bektaş Veli Külliyesi

Tasavvufun ve Hoşgörünün Kalbi
Kapadokya denildiğinde akla ilk olarak peribacaları gelse de, Nevşehir sınırları içerisinde tüm Anadolu’nun inanç ve kültür tarihini derinden etkileyen devasa bir manevi merkez bulunur. 13. yüzyılda Horasan’dan Anadolu’ya gelen, “İncinsen de incitme”, “Düşmanının dahi insan olduğunu unutma” gibi evrensel hoşgörü felsefesiyle milyonlarca insanı kucaklayan ulu düşünür Hacı Bektaş Veli’nin Türbesi ve Külliyesi, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesindedir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun o yenilmez ordusu Yeniçerilerin de piri (manevi lideri) kabul edilen Hacı Bektaş Veli’nin bu dergahı, asırlar boyunca bilimin, sevginin ve eşitliğin merkezi olmuştur.
Külliyeden içeri adım attığınızda sizi üç büyük avlu karşılar: Nadar Avlusu, Dergah Avlusu ve Hazret Avlusu. Asırlık çınarların ve gül bahçelerinin gölgesinde yürürken; dervişlerin çorba kaynattığı o devasa Aşevi’ni (Kara Kazan’ı), ibadet ettikleri Meydan Evi’ni ve çile çektikleri (inzivaya çekildikleri) Çilehane’yi görürsünüz. Hacı Bektaş Veli’nin türbesine yaklaştığınızda, o meşhur “Aslanla Ceylanı aynı kucakta dostça tutan” felsefenin insanlara nasıl dingin bir huzur verdiğini iliklerinize kadar hissedersiniz. Burası, her yıl Ağustos ayında düzenlenen anma törenlerinde yüz binlerce insanı ağırlayan, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan bir hoşgörü anıtıdır.
YeGez Ziyaretçi İpucu: Külliyenin hemen dışında, Hacı Bektaş Veli’nin inzivaya çekildiğine inanılan Çilehane mağarası ve Deliklitaş bulunur. Efsaneye göre, bu kayadaki daracıktan delikten geçebilenlerin kalbinin temiz olduğuna, günahsız olduğuna inanılır. Bu deliğin önündeki o tatlı ve heyecanlı telaşı mutlaka izleyin (veya siz de deneyin!).
Konum: Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesi merkezindedir. Nevşehir merkeze yaklaşık 45 km, Kapadokya’nın turistik kalbi Göreme’ye ise yaklaşık 55 km uzaklıktadır.
Ulaşım: Nevşehir otogarından Hacıbektaş yönüne giden ilçe minibüsleriyle yaklaşık 45 dakikada çok rahat ulaşılır. Özel araçla Kırşehir-Nevşehir karayolu üzerinden gidilir.
Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlı resmi bir müze statüsünde olmasına rağmen, manevi önemi ve ziyaretçi yoğunluğu sebebiyle giriş tamamen ücretsizdir.
5. YeGez Nevşehir Ziyaretçi Rehberi: Balon Ritüeli ve Mağara Oteller

YeGez Nevşehir Ziyaretçi Rehberi
Kapadokya, dünyada eşi benzeri olmayan bir topografyaya sahiptir. Bu yüzden burayı bir “YeGez Seyyahı” gibi yaşamak, standart otel tatillerinden çok daha farklı ritüeller gerektirir. İşte bu masal diyarında bütçenizi, zamanınızı ve midenizi en iyi şekilde yöneteceğiniz altın kurallar:
Gökyüzünde Sessiz Bir Vals: Sıcak Hava Balonları
Kapadokya’da balon turu lüks bir aktivite değil, bu coğrafyayı anlamanın en şiirsel yoludur. Çünkü o devasa vadilerin, kıvrımların ve peribacalarının ihtişamı ancak yüzlerce metre yukarıdan kavranabilir.
Ritüel Nasıl İşler? Balonlar rüzgarın en sakin olduğu, günün en serin anında, yani sabah güneş doğmadan hemen önce havalanır. Bu yüzden sabah saat 04:00 sularında uyanmanız, otelinizden alınıp kalkış alanına götürülmeniz gerekir. Ateşin o gürültülü sesiyle şişen balonlar, havalandıktan sonra inanılmaz bir sessizliğe bürünür. Güneş ufuktan Erciyes’in arkasından doğarken, aşağıda kıvrılan vadileri ve o kızıl renk cümbüşünü izlemek, insana yeryüzünde olmadığını hissettirir. (İnişte şampanya/alkolsüz şampanya patlatmak klasik bir ritüeldir).
Hayat Kurtaran İpucu: Balon uçuşları Sivil Havacılık Kurumu’nun anlık rüzgar ve hava durumu onayına bağlıdır. Bazen rüzgar nedeniyle uçuşlar 2-3 gün üst üste iptal edilebilir. Bu yüzden Kapadokya tatilinizi en az 3 gece planlayın ve balon turunu ilk sabahınıza rezerve edin ki, iptal olursa diğer günlere erteleme şansınız olsun. Fiyatlar döviz kuruna ve sezona göre değişiklik gösterir, bütçenizi buna göre ayarlayın.
Kapadokya Gastronomisi: Ateşin ve Çamurun Lezzeti
Testi Kebabı Şöleni: Avanos’un o kızıl toprağından yapılan çömleklerin (testilerin) içine kuzu eti, domates, biber ve sarımsak doldurulur. Testinin ağzı hamurla kapatılır ve odun ateşinde (veya tandırda) saatlerce kendi suyuyla ağır ağır pişer. Masanıza alevler içinde gelen bu testi, garson tarafından (veya size verilecek küçük bir satırla) ağız kısmından kırılarak açılır. O ilk dumanın kokusu ve etin pamuk gibi kıvamı, Kapadokya’nın imza lezzetidir.
Şarap Kültürü ve Kuru Kaymak: Bölgenin volkanik tüflü toprağı, üzüm yetiştiriciliği için dünyadaki en kusursuz zeminlerden biridir. (Özellikle Emir üzümü meşhurdur). Ürgüp tarafındaki asırlık mahzenlerde şarap tadımı yapabilirsiniz. Ayrıca Kaymaklı bölgesine yolunuz düşerse, bir tepside kurutularak gofret kıvamına getirilen, dünyada eşi benzeri olmayan o meşhur “Kuru Kaymak”tan mutlaka tadın.
Mağara Otel (Cave Hotel) Deneyimi ve Ulaşım
Taşın İçinde Uyumak: Kapadokya’da sıradan betonarme bir otelde kalmak, bu coğrafyaya yapılacak en büyük haksızlıktır. Özellikle Göreme, Uçhisar veya Ürgüp’teki yüzlerce yıllık peribacalarının veya tüf kayaların içinin oyulmasıyla butik otellere dönüştürülen “Mağara Otellerde” kalın. Yazın doğal bir klima serinliğinde, kışın ise soba sıcaklığında, taşın o nefes alan dokusuyla uyumak unutulmazdır.
Ulaşım Stratejisi: Vadiler, yeraltı şehirleri ve açık hava müzeleri birbirine 10 ila 40 km arasında mesafelerdedir. Toplu taşıma vardır ancak saatleri seyrektir ve yorucudur. Bu bölgeyi en verimli gezmenin yolu kesinlikle araç kiralamaktır.
Toz ve Toprak: Tüflü yapı çok kaygandır. Vadi yürüyüşlerinde (Aşk Vadisi, Kızılçukur vb.) tabanı iyi tutunan, bileği saran bir spor ayakkabı hayati önem taşır. Ayrıca gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı karasal iklimden dolayı çok keskindir; yazın bile gitseniz akşam için yanınızda mutlaka kalın bir hırka bulundurun.
6. Kapanış: Güzel Atlar Ülkesine Veda
Kapadokya (Nevşehir); dünyanın hiçbir yerinde doğanın tarihle, rüzgarın inançla bu kadar kusursuz bir şekilde kucaklaştığı başka bir coğrafya sunmaz.
Göreme’deki o karanlık mağaraların içinde 1500 yıllık fresklerin canlılığına hayret eder, Derinkuyu’nun yeraltı labirentlerinde insan zekasının sınırlarını zorlarsınız. Sabahın ilk ışıklarında bir sıcak hava balonunun sepetinden Erciyes’in ardında doğan güneşi izlerken, Kızılırmak’ın kızıl çamuruna Avanos’ta kendi ellerinizle şekil verirsiniz. Hacı Bektaş Veli’nin dergahında ise tüm bu heybetin içinde insanın aslında ne kadar mütevazı bir yolcu olduğunu hatırlarsınız.
YeGez olarak hiçbir tarihi efsaneyi, coğrafi sırrı ve pratik gezi detayını (konum, ulaşım, bilet) atlamadan hazırladığımız bu devasa rehberin, ateşin ve rüzgarın şekillendirdiği bu masal diyarında size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Peribacalarının fısıltısı hep aklınızda, yollarınız hep açık olsun!




