Bu yazımız içerisinde Bolu Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Bolu; sadece hafta sonu göl kenarında mangal yellenen, yaprakların dökülüşünün izlendiği bir doğa parkı değildir. Burayı gerçek bir tarih seyyahı gibi gezdiğinizde, ormanların ardına gizlenmiş devasa bir medeniyetler atlasıyla karşılaşırsınız.
Burası, “Benden selam olsun Bolu Beyi’ne” diyen Köroğlu’nun dağlarına sırtını dayamış; Ahilik kültürünün, dürüst ticaretin 700 yıldır her cuma sabahı esnaf duasıyla yaşatıldığı bir ahlak merkezidir. Evler burada taştan değil, çevredeki devasa ormanların sunduğu o sıcak, yaşayan ahşaptan yapılır. YeGez olarak hazırladığımız bu destansı rehberde, sizi sadece Abant’ta faytona binmeye değil; Seben’in o 5 katlı devasa kaya evlerinin mağaralarına tırmanmaya, Göynük’ün o zamanın durduğu Arnavut kaldırımlı sokaklarında kaybolmaya ve Roma İmparatorluğu’nun Bithynia eyaletindeki ayak izlerini sürmeye davet ediyoruz.
Bölüm: Ahşabın, İnancın ve Zamanın Bekçileri (Göynük & Mudurnu)

Bolu’nun tarihi ruhunu anlamak için merkeze değil, Osmanlı sivil mimarisinin dünyadaki en kusursuz ve bozulmamış örneklerini barındıran, “Sakin Şehir” (Cittaslow) unvanlı iki efsanevi ilçeye, Göynük ve Mudurnu’ya iniyoruz.
Zamanın Durduğu Vadi: Zafer Kulesi ve Tarihi Göynük Evleri

İki sarp tepenin arasına sıkışmış bir vadiye kurulmuş olan Göynük’e adım attığınızda, modern dünyanın sınırlarının dışında kaldığınızı hissedersiniz. Çatıları alaturka kiremitli, pencereleri ahşap panjurlu o bembeyaz tarihi konaklar, vadinin yamaçlarına birbirinin manzarasını kapatmayacak şekilde ustalıkla dizilmiştir.
İstanbul’un Manevi Fatihi: Akşemseddin Hazretleri Türbesi
Göynük sokaklarında gezerken Gazi Süleyman Paşa Camii’nin hemen avlusunda, Osmanlı tarihi için paha biçilemez bir manevi merkez yatar. Burası, Fatih Sultan Mehmed’in hocası, mikrobu (hastalıkların tohumlar halinde bulaştığını) Pasteur’den yüzyıllar önce keşfeden büyük bilim insanı ve mutasavvıf Akşemseddin’in ebedi istirahatgahıdır.
Ahilik Kültürü ve 108 Pencereli Şato: Mudurnu Tarihi Evleri
Göynük’ten çıkıp ormanların içinden sadece 50 kilometre ilerlediğinizde, en az onun kadar tarihi ama ticari ruhu çok daha farklı olan bir başka efsaneye, Mudurnu’ya girersiniz.
Tek Kubbeli Mühendislik Harikası: Yıldırım Bayezid Camii ve Hamamı
Mudurnu’nun merkezinde, 1382 yılında Şehzade Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılan bu devasa cami, Osmanlı mimarisinin “İlk Dönem” eserleri arasında bir kırılma noktasıdır.
Bölüm: Kayalara Oyulan Gizemler ve Bithynia’nın Başkenti (Merkez & Seben)

Bolu’nun Osmanlı ahşap mimarisini geride bırakıp, kayaların içine ve toprağın altına indiğimizde, karşımıza Kapadokya’yı kıskandıracak kadar sarp ve devasa bir antik çağ çıkar.
Ormanın İçindeki Kapadokya: Seben Kaya Evleri
Bolu’nun güneyine, Seben ilçesine doğru indiğinizde sizi Kızık, Alpagut ve Muslar köylerinin etrafını saran devasa kireçtaşı kayalıkları karşılar. Ancak bu kayalıklar sıradan değildir; içleri adeta bir bal peteği gibi oyulmuştur!
İmparatorun Aşkı ve Gladyatörler: Bithynion (Claudiopolis) ve Bolu Arkeoloji Müzesi
Bolu merkezinin (Hisartepe mevkii) altında koskoca bir Roma metropolü yatar. Antik Bithynia Krallığı’nın en önemli şehirlerinden biri olan Bithynion (Roma döneminde Claudiopolis), sadece bir ticaret merkezi değil, dünya tarihinin en meşhur aşklarından birinin memleketiydi.
Ormanın Yalnız Mabedi: Çeltikdere (Meryem Ana) Kilisesi
Seben ovasından geçerken ormanın derinliklerine gizlenmiş, kırmızı tuğla ve kesme taşların o kusursuz Bizans (Orta Bizans dönemi) işçiliğiyle örüldüğü çok zarif bir kilise çıkar karşınıza. Kapadokya’daki veya Trabzon’daki gibi freskleri çok net kalmamış olsa da, klasik haç planlı bu yalnız şapelin ormanın o yeşil dokusuyla birleştiği o ıssız atmosfer, fotoğrafçılar için devasa bir doğa-tarih stüdyosudur. (Seben ilçesi, Çeltikdere köyündedir. Ücretsizdir.)
Bakırcıların ve Ticaretin Nabzı: Taşhan ve Tarihi Yukarı Çarşı
Bolu merkeze döndüğünüzde, 18. yüzyılın ortalarında (1750’ler) inşa edilen tarihi Yukarı Çarşı’nın o dik yokuşlarında gezinmek zorundasınız. Çarşının kalbindeki Taşhan, kesme taştan açık avlulu olarak inşa edilmiştir ve asırlardır kervanların, tüccarların konakladığı yerdir. Çarşının etrafındaki bakırcı dükkanlarından gelen o ritmik çekiç sesleri, kızılcık tarhanası ve kurutulmuş keş (Bolu’ya has sert yoğurt kurusu) satan dükkanların kokularına karışır.
Bölüm: Dağların Asisi, Ruhun Şifası ve Su Kemerleri

Bolu’nun sadece sessiz ve sakin olmadığını, haksızlığa başkaldıran kahramanların ve ormanın ruhunu dinlendiren devasa dergahların şehri olduğunu görmek için yola çıkıyoruz.
“Tüfek İcat Oldu Mertlik Bozuldu”: Köroğlu Anıtı ve Dörtdivan Dağları
Bolu Beyi’nin zulmüne karşı dağlara çıkıp zenginden alıp fakire veren, Türk halk edebiyatının en efsanevi kahramanı Köroğlu, bu toprakların asil ruhudur. Köroğlu’nun yaşadığı ve at koşturduğu yer olarak bilinen Dörtdivan dağları, o destansı başkaldırının doğal sahnesidir. Şehrin girişindeki devasa Köroğlu heykeli (kıratının üzerinde şaha kalkmış halde), Bolu’nun o boyun eğmez çam kokulu karakterinin taşa kazınmış en net sembolüdür.
Ormanın Kalbindeki Şifa: Tokad-i Hayreddin Türbesi
Bolu merkezden Abant’a doğru giderken, ana yoldan sapıp Elmalık köyünün derinliklerine, devasa meşe ve çam ağaçlarının arasına girersiniz. Ormanın tam kalbine, adeta doğayla tamamen bütünleşmiş bir şekilde gizlenen bu türbe ve dergah, 16. yüzyılın efsanevi Halveti şeyhlerinden Tokad-i Hayreddin’e aittir.
Ruhani Atmosfer: Türbenin etrafında beton veya gösterişli mermerler yoktur; sadece asırlık ağaçların devasa kökleri ve yeşilin her tonu vardır. Oksijenin ve maneviyatın bu kadar yoğunlaştığı, insanların kuş sesleri arasında ruhunu dinlendirdiği bu alan, sadece dini bir ziyaret değil, muazzam bir içsel arınma noktasıdır. (Merkeze 13 km mesafededir, ücretsizdir.)
Orhan Gazi’nin Oğlundan Yadigar: Gazi Süleyman Paşa Camii
Göynük’e tekrar uzanıyoruz. Akşemseddin’in türbesinin hemen avlusunda yer alan bu cami, 1331-1335 yılları arasında Orhan Gazi’nin efsanevi oğlu, Rumeli fatihi Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tek şerefeli ahşap minaresi ve Osmanlı’nın kuruluş yıllarına ait o ağırbaşlı tek kubbeli mimarisiyle, Bolu’daki en kıymetli erken Osmanlı mühürlerinden biridir.
Bolu’nun Pamukkalesi: Akkaya Travertenleri
Sadece Denizli’de değil, Bolu’da da bembeyaz, şifalı sulardan oluşan tarihi travertenler vardır! Mudurnu yolu üzerinde, çam ormanlarının yeşiliyle travertenlerin o göz alıcı beyazlığının iç içe geçtiği bu doğa harikası alan, antik çağlardan beri maden suyunun kayaları yavaş yavaş işlemesiyle oluşmuştur. Şifalı sularında dinlenmek ve ormana karşı fotoğraf çektirmek harikadır. (Mudurnu yolundadır, giriş ücretlidir.)
Mimar Sinan’ın Buhar Kokulu Eseri: Orta Hamam
Bolu merkezde (Büyük Cami Mahallesinde) 1389 yılında Yıldırım Bayezid döneminde yaptırıldığı söylense de, asıl mimari karakterini Mimar Sinan’ın dokunuşlarıyla kazandığı bilinen tarihi bir çifte hamamdır. Kadınlar ve erkekler için iki ayrı kubbesi olan bu devasa taş yapı, Osmanlı’nın o efsanevi temizlik ve sosyalleşme kültürünün Bolu’daki en görkemli ayakta kalan yapısıdır.
Antik Şifanın Ahşapla Kucaklaşması: Babas Kaplıcaları
Mudurnu’nun hemen 5 km dışında yer alan Babas Kaplıcaları, sadece 40 derecelik şifalı sularıyla değil, bu suların etrafına 19. yüzyılda inşa edilmiş o muazzam, ahşap işlemeli tarihi Osmanlı konaklama tesisleriyle (otel mimarisiyle) meşhurdur. Romalılardan beri kullanılan bu suların etrafındaki o asırlık ahşap doku, sizi bir anda eski Türk filmlerinin o dingin şifa sahnelerine götürür.
Şehrin Devasa Tacı: Yıldırım Bayezid (Büyük) Camii
Bolu merkezdeki tarihi Yukarı Çarşı’nın hemen bitişiğinde yükselen, çifte minaresi ve devasa iç mekanıyla şehrin en ulu mabedidir. 1382 yılında Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılmış, 1899’daki yangından sonra II. Abdülhamid’in fermanıyla o muazzam ve görkemli son halini almıştır. Bolu silüetinin en asil parçasıdır.
YeGez Bolu Ziyaretçi Rehberi: Orman İklimi ve Aşçıların Başkenti

Bolu, doğanın ve mutfağın kurallarını çok sert koyduğu bir coğrafyadır. Bu çam kokulu imparatorluğu fethederken şu altın kuralları asla unutmayın:
İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
Gastronomi: Mengen’in Sırrı ve Bolu Lezzetleri
Kapanış: Ahşabın ve Ormanın Şiirine Veda
Bolu; sadece hafta sonu nefes almak için gidilen bir göl kenarı değil, ağacın ve taşın omuz omuza vererek koca bir tarihi ayakta tuttuğu asil bir sığınaktır.
Göynük’te Zafer Kulesi’nden o bembeyaz Osmanlı evlerine bakarken zamanın nasıl durduğuna şahit olur, Mudurnu’da cuma duası yapan esnafın arasında ahiliğin o asırlık dürüstlük rüzgarını yüzünüzde hissedersiniz. Seben’in 5 katlı mağaralarında antik insanların korkularını anlar, Köroğlu dağlarında haksızlığa başkaldıran o deli cesaretini iliklerinize kadar çekersiniz. Burası, yeşilin taşa, ahşabın ise efsaneye dönüştüğü yeryüzündeki o eşsiz mühürdür.
YeGez olarak hazırladığımız bu 15 duraklık devasa Bolu rehberinin; çam ormanlarında ve o tarihi çarşılarda size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Köroğlu’nun narası ve Mengen pilavının o eşsiz lezzeti hep aklınızda, yollarınız hep açık olsun!
Bolu rehberleri
Bolu ile ilgili 3 rehber daha sizi bekliyor.








