
Aydın’da ne yapılır diye sorduğunuzda, alacağınız cevap genellikle Kuşadası veya Didim gibi sahil beldelerinin gölgesinde kalır. Ancak bu, “Menderes’in Suladığı” bu zengin coğrafyaya yapılacak en büyük haksızlıktır. Aydın, bir yanda dünyanın en iyi korunmuş antik kentlerinden (UNESCO Mirası Aphrodisias) birini, diğer yanda “Türkiye’nin en vahşi” milli parklarından (Dilek Yarımadası) birini saklayan, derin bir “Ege” hazinesidir.
- 1. Aydın’da Ne Yapılır? “Efeler Diyarı”nda Yaşanacak 20 Unutulmaz Deneyim
- 1.1. 1. Aphrodisias Antik Kenti’nde (UNESCO) “Aşk Tanrıçası”nın Şehrinde Dolaşın
- 1.2. 2. Antik Dünyanın En İyi Korunmuş Stadyumunda (Aphrodisias) Kendinizi “Gladyatör” Gibi Hissedin
- 1.3. 3. Aphrodisias Müzesi’nde O “Heykel Okulu”nun Başyapıtlarına Hayran Kalın
- 1.4. 4. Didim’deki Apollon Tapınağı’nda “Devasa Sütunlar” Arasında Cüceliğinizi Hissedin
- 1.5. 5. Milet Antik Kenti’nde “Felsefenin Babası Thales”in İzini Sürün
- 1.6. 6. Priene Antik Kenti’nde “Izgara Planlı” Bir Şehirde Yürüyün
- 1.7. 7. Dilek Yarımadası Milli Parkı’nda (Kalamaki) “Cennet” Koylarında Yüzün
- 1.8. 8. “Zeus Mağarası”nın Buz Gibi, Turkuaz Sularına Kendinizi Bırakın
- 1.9. 9. Kuşadası “Güvercinada Kalesi”nden Güneşi Batırın
- 1.10. 10. Kadınlar Denizi Plajı’nda (Kuşadası) Ege’nin Tadını Çıkarın
- 1.11. 11. Orijinal “Aydın Paşa Böreği”ni (veya Yuvarlama) Tadın
- 1.12. 12. “Tahini Pide” ile Tatlı Bir Kahvaltı Yapın
- 1.13. 13. Dünyanın En İyisi: “Aydın İnciri”ni (Kuru) Kaynağından Alın
- 1.14. 14. Çine’nin Efsanevi “Köftesi”ni ve “Madan Suyu”nu Deneyin
- 1.15. 15. “Ege Ot Kavurmaları”nı (Arap Saçı, Sarmaşık vb.) ve Zeytinyağlıları Arayın
- 1.16. 16. Karacasu’da 400 Yıllık “Çömlekçilik” Geleneğini İzleyin
- 1.17. 17. Aydın Arkeoloji Müzesi’nde Binlerce Yıllık Tarihe Dokunun
- 1.18. 18. Tralles Antik Kenti’nde (Üç Gözler) Şehre Tepeden Bakın
- 1.19. 19. Bafa Gölü’nde (Herakleia) Bir “Efsane” Manzarası İzleyin
Aydın’da Ne Yapılır? “Efeler Diyarı”nda Yaşanacak 20 Unutulmaz Deneyim
Bu şehir, size bir yanda bir “Paşa Böreği”nin lezzetini, diğer yanda “Zeus Mağarası”nın buz gibi sularını ve bir başka yanda da 2500 yıl önce felsefenin doğduğu sokaklarda (Milet) yürüme şansını sunar. Eğer siz de bu “bereketli” şehri, “görmek” ile yetinmeyip “yaşamanızı” sağlayacak, sınır tanımayan, eylem dolu bir rehber arıyorsanız, başlıyoruz.
1. Aphrodisias Antik Kenti’nde (UNESCO) “Aşk Tanrıçası”nın Şehrinde Dolaşın
Burası, bir antik kentten çok daha fazlası; antik dünyanın en önemli heykel okulunun ve “Güzellik ve Aşk Tanrıçası Afrodit”e adanmış bir mabedin merkezidir.
Ne Yapmalı: O muazzam, restore edilmiş Tetrapylon (Anıtsal Kapı) kapısından içeri girin. O devasa Afrodit Tapınağının sütunları arasında dolaşın ve 2000 yıl önceki o zarafeti ve zenginliği hissedin.
2. Antik Dünyanın En İyi Korunmuş Stadyumunda (Aphrodisias) Kendinizi “Gladyatör” Gibi Hissedin
Aphrodisias’ın en şaşırtıcı yapısı budur. 30.000 kişilik bu devasa mermer stadyum, neredeyse hiç bozulmamış haliyle ayaktadır.
Ne Yapmalı: O stadyumun tam ortasındaki arenada yürüyün. Basamaklara tırmanın ve o muazzam akustiği hissederek, binlerce yıl önce burada yapılan gladyatör dövüşlerini ve atletizm yarışmalarını hayal edin.
3. Aphrodisias Müzesi’nde O “Heykel Okulu”nun Başyapıtlarına Hayran Kalın
Bu müzenin farkı, tüm eserlerin yerinde olmasıdır. Berlin’e veya Londra’ya kaçırılmamış, tam da ait olduğu topraklarda sergilenen o muazzam Roma heykelleri…
Ne Yapmalı: O zengin müze salonuna girin. O “Dans Eden Kadınlar” kabartmalarına, “Zoilos Frizleri”ne ve o kusursuz mermer heykellerin detaylarına yakından bakın. Bir taşın nasıl bu kadar “canlı” işlenebildiğine hayret edin.
4. Didim’deki Apollon Tapınağı’nda “Devasa Sütunlar” Arasında Cüceliğinizi Hissedin
Burası, bir tapınak değil, bir “kehanet merkezi”ydi (Antik dünyanın Delfi’den sonraki en büyük kehanet merkezi).
Ne Yapmalı: Oraya gidin ve o ayakta kalan devasa sütunların (19.5 metre yükseklik) yanına gelin. O sütunların büyüklüğü karşısında kendinizi ne kadar küçük hissettiğinizi fark edin. Yerde yatan o meşhur Medusa Başı kabartmasını mutlaka bulun ve fotoğraflayın.
5. Milet Antik Kenti’nde “Felsefenin Babası Thales”in İzini Sürün
Burası sıradan bir antik kent değil; “Batı Felsefesi”nin ve pozitif bilimin doğduğu yerdir. Felsefenin babası Thales ve öğrencileri (Anaksimandros, Anaksimenes) bu sokaklarda yürümüştür.
Ne Yapmalı: O 15.000 kişilik devasa Antik Tiyatronun en üst basamaklarına tırmanın. Oradan, bir zamanlar “liman” olan (şimdi Menderes’in alüvyonlarıyla dolmuş) ovaya bakın. Faustina Hamamının kalıntıları ve Sütunlu Caddede (Agora Yolu) dolaşın.
6. Priene Antik Kenti’nde “Izgara Planlı” Bir Şehirde Yürüyün
Burası, “Sakin Şehir” (Cittaslow) Söke’nin yakınında, bir dağın yamacına kurulmuş, mimari bir harikadır. Dünyanın ilk ızgara planlı (birbirini dik kesen sokaklar) şehirlerinden biridir ve mimar Hippodamosun dehasını yansıtır.
Ne Yapmalı: O dik yamaca tırmanın. Zirvedeki Athena Tapınağının (Büyük İskender’in de ziyaret ettiği) o zarif sütunlarının arasından, ayaklarınızın altındaki o muazzam Menderes Ovası manzarasını izleyin.
7. Dilek Yarımadası Milli Parkı’nda (Kalamaki) “Cennet” Koylarında Yüzün
Burası, Aydın’ın “vahşi” yüzü, Ege’nin en el değmemiş doğa harikalarından biridir. Dağ (Samsun Dağı) ile denizin buluştuğu bu milli park, tam bir oksijen deposudur.
Ne Yapmalı: Arabanızla milli parka girin. O çam ağaçlarının altından ilerlerken, o meşhur İçmeler Koyu, Aydınlık Koyu veya Kalamaki Koyu gibi o “akvaryum” berraklığındaki, buz gibi koylardan birinde denize girin. Yürüyüş yaparken yaban domuzlarına ve atlara rastlarsanız şaşırmayın.
8. “Zeus Mağarası”nın Buz Gibi, Turkuaz Sularına Kendinizi Bırakın
Milli Park’ın hemen girişinde, saklı bir efsane… Rivayete göre, Tanrı Zeus, kardeşi Poseidon’un gazabından kaçmak veya eşi Hera’yı kızdırdığında saklanmak için bu mağaraya gelirmiş.
Ne Yapmalı: O küçük, gizemli mağara girişinden içeri girin. Gözlerinizin karanlığa alışmasını bekleyin ve o buz gibi, ama bir o kadar da turkuaz renkli o doğal havuza (gölete) kendinizi bırakın. Yaz sıcağında, bu dondurucu su, tam bir şok terapisidir.
9. Kuşadası “Güvercinada Kalesi”nden Güneşi Batırın
Burası, Kuşadası’nın imzası, sembolüdür. Bir zamanlar “Korsan Kalesi” olan bu yapı, bir mendirekle karaya bağlanmıştır.
Ne Yapmalı: O mendirek üzerinden yürüyerek kaleye ulaşın. Kalenin burçlarına tırmanın ve gün batımında, bir yanda Kuşadası Marinası’nı, diğer yanda Ege Denizi’ni izleyin.
10. Kadınlar Denizi Plajı’nda (Kuşadası) Ege’nin Tadını Çıkarın
Burası, Kuşadası’nın en meşhur, en popüler ve en “canlı” halk plajıdır.
Ne Yapmalı:Yazın giderseniz, o altın sarısı kumsala havlunuzu atın, o hareketli plajın ve denizin keyfini çıkarın. Akşamüstü, sahil boyunca uzanan kafelerde veya barlarda oturun.
11. Orijinal “Aydın Paşa Böreği”ni (veya Yuvarlama) Tadın
Bu, Aydın’ın “imza” lezzetidir ve bildiğiniz böreklere benzemez. Kuru yufkaların, kemik suyuyla ıslatılıp, kat kat dizilmesi ve arasına kıyma (veya et) konulmasıyla yapılır.
Ne Yapmalı: Şehir merkezindeki o meşhur, salaş esnaf lokantalarına (Örn: Paşabörekçi Hakan) gidin. O üzerine sarımsaklı yoğurt veya salçalı sos gezdirilen, “tirit” benzeri bu doyurucu ve tarihi lezzeti mutlaka deneyin.
12. “Tahini Pide” ile Tatlı Bir Kahvaltı Yapın
Bozdoğan, Yenipazar ve Karacasu’da bir gelenek olan bu lezzet, pide fırınlarının sabah klasiğidir.
Ne Yapmalı: O tarihi taş fırınlara gidin. Pide hamurunun üzerine bolca tahin (ve bazen şeker veya kaymak) sürülerek fırına verilmesiyle yapılan o çıtır çıtır, sıcak tahini pideyi, yanında bir bardak çayla birlikte kahvaltı niyetine yiyin.
13. Dünyanın En İyisi: “Aydın İnciri”ni (Kuru) Kaynağından Alın
Burası, dünyanın tescilli “en iyi inciri”nin anavatanıdır. Menderes Ovası’nın bereketi, bu meyveye eşsiz bir lezzet katmıştır.
Ne Yapmalı: Çarşıdaki pazarlara veya İncir Borsasına gidin. O meşhur, ballı, ince kabuklu “Kuru İncir”i (veya Bardacık incirini) tadın. Ayrıca, o muazzam kestane (Ödemiş/Nazilli) üretimini de unutmayın ve taze kestane veya kestane şekeri alın.
14. Çine’nin Efsanevi “Köftesi”ni ve “Madan Suyu”nu Deneyin
Aydın’ın Çine ilçesi, iki şeyiyle ünlüdür: Köftesi ve suyu.
Ne Yapmalı: O meşhur Çine Çayı kenarındaki köftecilere (Örn: Köfteci Dede) oturun. O ızgarada pişen, sulu, Ege baharatlarıyla harmanlanmış köfteyi, yanında o meşhur Madran Dağından gelen, efsanevi Madran Suyu (veya ayranı) ile birlikte yiyin.
15. “Ege Ot Kavurmaları”nı (Arap Saçı, Sarmaşık vb.) ve Zeytinyağlıları Arayın
Ege’desiniz; ot yemeden dönmek olmaz. Aydın, zeytinyağının ve otların kalesidir.
Ne Yapmalı: Esnaf lokantalarında veya pazarlarda, mevsim neyse o otu arayın: Arap Saçı (Rezene), Sarmaşık (Acı Ot), Ebegümeci, Şevketi Bostan… Bunların zeytinyağlı kavurmalarını veya yumurtalı hallerini tadın.
16. Karacasu’da 400 Yıllık “Çömlekçilik” Geleneğini İzleyin
Aphrodisias’ın hemen yanı başındaki bu ilçe, o antik “sanat okulu”nun mirasını, çömlekçilik zanaatıyla 400 yıldır sürdürmektedir.
Ne Yapmalı: O tarihi çömlekçi atölyelerine girin. Ustaların, o killi toprağı, ayakla dönen (otantik) çarkların üzerinde nasıl bir güvece, testiye veya tabağa dönüştürdüğünü izleyin.
17. Aydın Arkeoloji Müzesi’nde Binlerce Yıllık Tarihe Dokunun
Gezdiğiniz tüm o antik kentlerin (Tralles, Nysa, Aphrodisias, Milet) en değerli eserlerinin bir araya toplandığı, Türkiye’nin en modern ve en zengin müzelerinden biri.
Ne Yapmalı: O ödüllü, modern müzeye girin. Trallesten (Üç Gözler) çıkan heykelleri, Nysanın kabartmalarını ve Aphrodisias’tan gelen o muazzam lahitleri (mezar) görün.
18. Tralles Antik Kenti’nde (Üç Gözler) Şehre Tepeden Bakın
Burası, Aydın’ın kendi, “merkezi” antik kentidir. Kestane Dağları’nın eteğinde, tüm ovaya hakim bir noktadadır.
Ne Yapmalı: O devasa, ayakta kalan “Gymnasium” kalıntısına, yani halk arasındaki adıyla Üç Gözlere tırmanın. O devasa kemerlerin altından, tüm Aydın şehrini ve Menderes Ovası’nı kuşbakışı izleyin.
19. Bafa Gölü’nde (Herakleia) Bir “Efsane” Manzarası İzleyin
(Aydın-Muğla Sınırında) Bir zamanlar Ege Denizi’nin bir koyu olan (Menderes’in alüvyonlarıyla göle dönüşmüş) bu göl, mitolojinin kalbidir.
Ne Yapmalı: O sarp Beşparmak Dağlarının (Latmos) eteğindeki o sakin göle gidin. Kayaların üzerine kurulmuş Herakleia antik kentinin kalıntıları arasında dolaşın ve o manastır adacıklarının (Kapıkırı Köyü) yarattığı o mistik manzarayı izleyin.
Aydın’da ne yapılır sorusunun cevabı, bu şehrin “bereketli” ve “bilge” ruhunda gizlidir. Bir yanda Aphrodisias’ın mermer zarafeti, diğer yanda Menderes’in hayat verdiği incirin tatlılığı; bir yanda Dilek Yarımadası’nın vahşi mavisi, diğer yanda “Efe” kültürünün asil duruşu… Aydın, size “gerçek Ege”nin ne demek olduğunu gösteren, derin bir keşif vaat eder.





