
Bingöl’de ne yapılır diye sorduğunuzda, alacağınız cevap bir yaylanın serinliğinde, bir “gömme” kebabının topraktan çıkan buharında ve “Bin Göl” efsanesinin gizeminde saklıdır. Burası, genellikle bir geçiş noktası olarak görülse de, durup keşfedenler için Türkiye’nin en şaşırtıcı jeolojik oluşumlarından bazılarını ve en otantik pastoral kültürlerinden birini sunar.
Bu şehir, size bir yanda yüzen bir adanın üzerinde yürüme deneyimini, diğer yanda Türkiye’de güneşin doğuşunu izleyen ilk kişi olma gururunu ve bir başka yanda da “Kral Kızı”nın efsanelerini fısıldar. Eğer siz de bu “efsaneler diyarı”nı, “görmek” ile yetinmeyip “yaşamanızı” sağlayacak, sınır tanımayan, eylem dolu bir rehber arıyorsanız, başlıyoruz.
Bingöl’de Ne Yapılır? “Bin Göl” Efsanesinin ve Güneşin Doğuşunun Peşinde 18 Unutulmaz Deneyim
Doğanın Bu Eşsiz Mucizesinin Üzerinde “Yürüyün”: Yüzen Adalar
Bu, Bingöl’deki bir numaralı, dünya çapında bir eylemdir. Burası sıradan bir göl değil, bir jeoloji harikasıdır. Solhan ilçesindeki Aksakal Gölü’nün (Turnalar Gölü) üzerinde, rüzgarla hareket eden üç adet yüzen ada bulunur.
Ne Yapmalı: Oraya gidin ve o muazzam krater gölünün kenarında durun. O adaların (aslında sıkışmış bitki köklerinden oluşan adacıklar) gölün üzerinde nasıl salındığını görün. Daha da iyisi, bir adanın üzerine (eğer izin veriliyorsa) çıkın, zıplayın ve ayaklarınızın altındaki toprağın nasıl sallandığını ve hareket ettiğini bizzat hissedin.
Türkiye’de Güneşin Doğuşunu “En Erken” İzleyenlerden Biri Olun
Burası, “Türkiye’nin en doğusu” unvanının sembolik merkezlerinden biridir. Karlıova ilçesi, Türkiye’de güneşin doğuşunun ilk izlendiği yer olarak kabul edilir.
Ne Yapmalı: O sabah, güneş doğmadan, zifiri karanlıkta kalkmayı göze alın. Karlıova’daki o meşhur Güneşin Doğuşu Tepesine (veya Kale Tepesi) tırmanın. O uçsuz bucaksız bozkırın ve yaylaların üzerinden, güneşin o ilk, kan kırmızısı ışıklarının gökyüzüne yayılmasını izleyin. Bu, şiirsel ve unutulmaz bir andır.
Adına İlham Veren “Bin Göl” Efsanesinin Peşine Düşün
Bingöl, adını bu yaylalarda saklı olduğuna inanılan “Bin Göl”den alır. Bu, çoğunlukla buzul gölleridir.
Ne Yapmalı: O meşhur Bingöl Yaylalarına, Şerafettin Yaylalarına veya Koçgöden Yaylasına çıkın. O 3000 metreye varan rakımlarda, o keskin, temiz dağ havasını soluyun. O irili ufaklı, pırıl pırıl parlayan buzul göllerinin (Gerindal, Koçgöden gölleri) kenarında oturun ve şehrin adının nereden geldiğini bizzat görün.
Orijinal “Bingöl Balı”nı (Karakovan) Kaynağından Tadın
Burası, Türkiye’nin tescilli ve en kaliteli ballarından birinin anavatanıdır. Sırrı, Bingöl’ün yüksek rakımlı yaylalarındaki o binbir çeşit endemik (yöresel) çiçek florasıdır.
Ne Yapmalı: Şehir merkezindeki Balcılar Çarşısına veya güvenilir üreticilere gidin. O meşhur Karakovan (ağaç kütüklerinde yapılan) veya sepet balından bir kaşık tadın. O keskin, aromatik ve şifalı lezzetin farkını bizzat görün ve evinize götürün.
Toprağın Altında Pişen “Gömme” (Kömbe) Ritüeline Katılın
Bu, Bingöl’ün (ve Zaza kültürünün) en otantik, en “pastoral” lezzetidir. Bir yemek değil, bir ritüeldir. Kuzu veya oğlak etinin (kavurma), hamurun içine doldurulup, toprağın altında, közde ve külde saatlerce pişirilmesiyle yapılır.
Ne Yapmalı: Bu yemeği yapan otantik bir köy evine veya özel bir lokantaya denk gelirseniz, bu fırsatı kaçırmayın. O topraktan çıkan, dumanı tüten “Gömme”nin açılışını izleyin ve o lokum gibi etin tadına bakın.
Kös Kaplıcaları’nda Bozkırın Ortasında Şifa Bulun
Burası, Bingöl’ün en önemli termal ve şifa merkezidir. Suları, birçok hastalığa iyi geldiği rivayet edilen, mineralli bir termal kaynaktır.
Ne Yapmalı: Karlıova-Bingöl yolu üzerindeki bu kaplıcalara gidin. O sıcak, şifalı termal havuzlara (özellikle “Çamur Havuzu”) girin ve bozkırın ortasında, yorgunluğunuzu atarak yenilenin.
Hesarek Kayak Merkezi’nde “Kristal Kar”ın Tadını Çıkarın
Burası, Doğu Anadolu’nun en yeni ve en modern kayak merkezlerinden biridir.
Ne Yapmalı:Kışın giderseniz, şehir merkezine çok yakın olan Hesarek’e çıkın. 1600 metrelik pisti, telesiyeji ve “kristal kar” kalitesiyle, Palandöken veya Sarıkamış’ı aratmayan bir kayak keyfi yaşayın.
Meşhur “Bingöl Kavurması”nı Esnaf Lokantasında Yiyin
Bal kadar, Bingöl’ün eti de meşhurdur. Yaylada, kekikle beslenen hayvanların etinden yapılan kavurma, şehrin imzasıdır.
Ne Yapmalı: Şehir merkezindeki o salaş ama otantik esnaf lokantalarından (veya kavurmacılardan) birine oturun. O sade, bol tereyağlı, lokum gibi kavurmayı, yanında taze tırnak pide ile birlikte yiyin.
Çır Şelalesi’nin Buz Gibi Sularının Sesini Dinleyin
Burası, Bingöl’ün saklı kalmış doğa harikalarından biridir. 50 metrelik bir kayanın içinden fışkıran suların oluşturduğu görkemli bir şelaledir.
Ne Yapmalı: Ilıcalar bölgesindeki bu şelaleye gidin. O gürül gürül akan suyun sesini dinleyin, yüzünüze çarpan su zerreciklerinin serinliğini hissedin. Özellikle ilkbaharda, karların erimesiyle suyun en coşkulu olduğu zamanda görün.
Efsanelere Konu Olan “Sülbüs Dağı”nın Zirvesine Selam Verin
Burası, Bingöl’ün en efsanevi, en görkemli dağıdır (2800 m). Meşhur Siyabent ile Xecê aşk efsanesinin geçtiği yer olarak bilinir.
Ne Yapmalı: Yayladere ilçesindeki bu “kutsal” kabul edilen dağa tırmanmayı (trekking/dağcılık) deneyin veya en azından eteklerine kadar gidin. O sarp kayalıkların ve zirvenin, o hüzünlü aşk hikayesine nasıl ev sahipliği yaptığını hayal edin.
“Kral Kızı Kalesi”nde (Genç) Bir Pers Efsanesini Arayın
Burası, İpek Yolu üzerinde, sarp bir kayalığa kurulmuş, Urartu ve Pers dönemlerinden kalma tarihi bir kaledir.
Ne Yapmalı: Genç ilçesindeki bu kalenin kalıntılarına tırmanın. Rivayete göre, Pers Kralı’nın kızı için yaptırdığı bu kalenin burçlarından, Murat Nehri’nin o muazzam manzarasını izleyin.
Tarihi Ulu Cami’nin (Selçuklu) Gölgesinde Soluklanın
Şehrin merkezindeki bu tarihi yapı, 12. yüzyıl Selçuklu mimarisinin izlerini taşır.
Ne Yapmalı: O sade ama heybetli mimariye sahip caminin avlusuna girin. O tarihi taş duvarların serinliğinde, şehrin gürültüsünden bir an olsun uzaklaşın ve o manevi huzuru hissedin.
“Mastuva” (Dut Pekmezli Yoğurt) Yemeğini Tadın
Bu, Bingöl’e (ve Zaza kültürüne) özgü, en ilginç lezzetlerden biridir. İlk başta kulağa garip gelse de, tadı damakta kalır.
Ne Yapmalı: Yöresel yemek yapan bir yerde bu lezzeti arayın. Pirinçin, yoğurt (veya ayran) ile pişirilip, üzerine o meşhur dut pekmezinin (veya tereyağı) gezdirilmesiyle yapılan bu tatlı-tuzlu harmanı mutlaka deneyin.
“Löl” (Gözleme) ve “Sörün” (Yufkalı Yoğurt) Yiyin
Bozkır mutfağının en doyurucu lezzetleri.
Ne Yapmalı: Köy fırınlarında veya gözlemecilerde, Löl (veya “patile” denilen, içi kavurmalı veya çökelekli, sacda pişen gözleme) tadın. Veya, kuru yufkaların (ekmek) ıslatılıp, üzerine sarımsaklı yoğurt ve kızgın tereyağı dökülmesiyle yapılan o muazzam Sörün yemeğini sipariş edin.
Kiğı Kalesi’nden Peri Suyu Vadisi’ne Hükmedin
Bingöl’ün en tarihi ilçelerinden Kiğı’da, sarp bir tepeye kurulmuş bu kale, Urartu döneminden kalmadır.
Ne Yapmalı: O tarihi kalenin kalıntılarına tırmanın. Zirveden, ayaklarınızın altındaki o derin Peri Suyu Vadisinin ve Kiğı Kanyonunun o nefes kesici, stratejik manzarasını izleyin.
Çevlik (Solhan) Selçuklu Mezarlığı’nı Keşfedin
Ahlat’ın gölgesinde kalmış, ancak en az onun kadar değerli bir tarihi miras.
Ne Yapmalı: Solhan ilçesindeki bu tarihi mezarlıkta dolaşın. O Selçuklu döneminden kalma, üzerleri işlemeli anıtsal mezar taşlarını (şahideler) ve kümbet kalıntılarını inceleyin.
Bingöl Çarşısı’nda Dolaşın ve “Tandır Ekmeği” Alın
Şehrin kalbinin attığı yer.
Ne Yapmalı: Şehir merkezindeki çarşıda (Dörtyol Saat Kulesi civarı) dolaşın, esnafın hareketliliğini izleyin. O meşhur, sıcak tandır ekmeği (lavaş) fırınlarından birine uğrayın ve taze ekmeğin kokusunu içinize çekin.
“Zaza Kültürü”nün O Eşsiz Müziğini ve Dilini Hissedin
Bingöl, Zaza kültürünün ve dilinin (Zazaki) en güçlü kalelerinden biridir.
Ne Yapmalı: Bir esnaf kahvehanesinde oturun veya yerel bir meclise konuk olun. O otantik Zaza müziğine (klam), deyişlere ve o melodik dile kulak verin. Bu, şehrin ruhunu anlamanın en iyi yoludur.
Sonuç olarak;
Bingöl’de ne yapılır sorusunun cevabı, bu şehrin “efsanevi” ve “mucizevi” doğasında gizlidir. Bir yanda “Yüzen Ada”nın gerçeküstü dansı, diğer yanda “Güneşin Doğuşu”nun şiirselliği; bir yanda “Bingöl Balı”nın lezzeti, diğer yanda “Gömme Kebabı”nın otantik ritüeli… Bingöl, size gürültüden uzak, “gerçek” bir Doğu Anadolu keşfi vaat eder.





