
Bitlis’te ne yapılır diye sorduğunuzda, alacağınız cevap bir “Büryan” kebabının buharında, bir “Ahlat” mezar taşının binlerce yıllık sessizliğinde ve Van Gölü’nün batı kıyısındaki o muazzam sükunette gizlidir. Burası, genellikle “içinden geçilen” ama durup keşfedenlere “unutulmaz” anlar vaat eden, sarp kayalıkların arasına gizlenmiş bir mücevherdir.
Bu şehir, size bir yanda 2250 metrede, bir kraterin içinde hem sıcak hem soğuk göllerde yüzme deneyimini, diğer yanda “Gök Gürültüsü”nün (Bitlis adının efsanesi) yankılandığı o derin vadide yürüme hissini sunar. Eğer siz de bu “tarihi ve doğayı” bir arada saklayan şehri, “görmek” ile yetinmeyip “yaşamanızı” sağlayacak, sınır tanımayan, eylem dolu bir rehber arıyorsanız, başlıyoruz.
Bitlis’te Ne Yapılır? “Beş Minare”nin Gölgesinde, Nemrut’un Zirvesinde 18 Unutulmaz Deneyim
Dünyanın En Görkemli Krater Gölü: Nemrut’a Tırmanın
Bitlis’teki bir numaralı, dünya çapındaki eylem budur. Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise en büyük ikinci krater gölündesiniz. Burası, bir dağın zirvesinde saklı bir “cennet”tir.
Nemrut Krater Gölü’nde “Sıcak ve Soğuk Göl” Mucizesine Tanıklık Edin
Bu, bir jeoloji harikasıdır. 2250 metre rakımdaki o devasa kalderanın (kraterin) içinde, sizi beş farklı göl bekler.
Ne Yapmalı: O virajlı ama muhteşem yoldan zirveye tırmanın. O devasa Soğuk Gölün (büyük olan) o muazzam mavisini izleyin. Ardından, asıl mucizenin olduğu yere gidin: Ilıgöl (Sıcak Göl). Bir yanda soğuk göl varken, diğer yanda yer altı termal kaynaklarıyla ısınan bu küçük göle (Ilıgöl) girin. Zirvede, “sıcak” suya girmenin o gerçeküstü keyfini yaşayın.
Nemrut’un “Buhar Bacası”nı Görün ve “Buz Mağarası”nı Arayın
Burası, volkanın hala “yaşadığını” gösteren bir yerdir.
Ne Yapmalı: Kraterin içinde, yer altından hala sıcak buhar fışkıran o “Buhar Bacası”nın yanına gidin ve yerin altındaki o gücü hissedin. Ardından, yaz aylarında bile içinde buz kütlelerinin erimediği o meşhur Buz Mağarasını (veya “Ayı Gölü”nü) keşfedin.
“Selçuklu’nun Tapusu” Ahlat’ta (UNESCO) Tarihe Dokunun
Bitlis’in Ahlat ilçesi, sadece Türkiye’nin değil, Türk-İslam dünyasının en önemli tarihi merkezlerinden biridir.
Ahlat Selçuklu Mezarlığı’nda “Taşın Üzerindeki Mührü” Okuyun (UNESCO)
Burası, dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlığı ve Anadolu’nun “Orhun Abideleri”dir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki bu alanda, 8.000’den fazla, devasa, anıtsal mezar taşı (şahide) bulunur.
Ne Yapmalı: O 210 dönümlük devasa alana girin. O 3-4 metrelik, üzerleri ejder, hayat ağacı, geometrik desenler ve Arapça/Farsça yazıtlarla (her biri bir sanat eseri) kaplı o kızıl taşların arasında yürüyün. O muazzam sükunetin içinde, 1000 yıl önceki taş ustalarının ve beylerin sessizliğine ortak olun.
“Kümbetler” Arasında Bir Selçuklu Zarafetine Şahit Olun
Ahlat, sadece mezar taşlarıyla değil, o anıtsal “Kümbet”leriyle (türbe) de ünlüdür.
Ne Yapmalı: Ahlat’ın içinde, o meşhur Emir Bayındır Kümbetini (ve hemen yanındaki camiyi), Çifte Kümbetleri (Hüseyin Timur ve Erzen Hatun) ve Usta Şagirt Kümbetini ziyaret edin. O 13. ve 14. yüzyıl Selçuklu-İlhanlı taş işçiliğinin en zarif, en “dantel gibi” işlenmiş örneklerine hayran kalın.
Tarihi Ahlat Bastonu Atölyesinde Bir Zanaata Tanıklık Edin
Ahlat, aynı zamanda “ceviz ağacı” oymacılığının ve “baston” yapımının merkezidir.
Ne Yapmalı: Çarşıdaki bir baston atölyesine girin. Ustaların, o ceviz ağacını nasıl sabırla oyarak, o meşhur “ejder başlı” veya “geometrik desenli” Ahlat Bastonlarını yaptığını izleyin ve bu asil zanaata dokunun.
“Beş Minare”nin Şehri: Bitlis Merkez
Burası, “tütün” kokulu, sarp kayalıkların arasındaki o derin “Dere”nin şehridir.
Bitlis Kalesi’ne Tırmanın ve Şehri “İki Dere”nin Kesişiminden İzleyin
Şehre adını (“Bed-Lis” / Kötü Kale efsanesi) veren, Büyük İskender’in komutanı Lis tarafından yaptırıldığı rivayet edilen bu heybetli kale, şehrin bekçisidir.
Ne Yapmalı: O sarp kayalığın üzerine tünemiş kalenin burçlarına tırmanın. Buradan, tüm Bitlis şehrinin, o derin vadinin (Bitlis Deresi) içine nasıl bir inci gibi dizildiğini ve “Beş Minare” silüetini (Ulu Cami, Şerefiye Camii vb.) kuşbakışı izleyin.
“Beş Minare” Efsanesinin Doğduğu Derin Vadide (Dere) Yürüyün
Burası Bitlis’in “Suriçi”dir. Şehrin tüm hayatı, bu derin derenin iki yakasına kurulmuştur.
Ne Yapmalı: O tarihi çarşıda, Bitlis Deresi’nin kenarında yürüyüş yapın. O sarp yamaçlara “yapıştırılmış” gibi duran eski Bitlis evlerini (taş ve kerpiç karışımı) fotoğraflayın. O meşhur “Bitlis’te Beş Minare” türküsünün hüznünü ve hikayesini bu atmosferde hissedin.
İhlasiye Medresesi’nde (Şerefhan) Selçuklu Mirasını Hissedin
Şehrin merkezindeki en zarif tarihi yapı. 13. yüzyıldan kalma bu Selçuklu medresesi, günümüzde de şehrin kültür merkezidir.
Ne Yapmalı: O muazzam taş işçiliğine sahip taç kapıdan avluya girin. Medresenin odalarını (içinde Şerefhan anıt mezarı da bulunur) gezin ve o asırlık taşların serinliğinde bir mola verin.
Tarihi Taş Köprülerin Üzerinden Geçin
Bitlis Deresi, şehri ikiye böler ve bu iki yakayı onlarca taş köprü birleştirir.
Ne Yapmalı: O meşhur Hatuniye (Paşa) Köprüsü, Alemdar Köprüsü gibi tarihi Osmanlı ve Selçuklu köprülerinin üzerinden yürüyerek geçin.
Gastronomi ve Kültür: Büryan, Bal ve Van Gölü
“Büryan Kebabı”nı (Avşor) Orijinal Kuyusunda Yiyin
Siirt ile Bitlis arasında tatlı bir rekabet olan Büryan (veya Bitlis’teki adıyla “Avşor”), burada da bir sabah ritüelidir.
Ne Yapmalı: Sabahın erken saatlerinde, merkezdeki Büryancılar Çarşısına gidin. O 2-3 metrelik kuyuların (tandır) başına geçin. Ustanın, o kancalarla, gece boyunca buharda ağır ağır pişmiş kuzuları o kuyudan çıkarma anını izleyin. Önünüze gelen o lokum gibi eti, tırnak pideye sararak elle yiyin.
“Bitlis Köftesi”nin (İçli Köfte) Devasa Boyutuna Şaşırın
Bu, bildiğiniz içli köftelere benzemez. Dışı ince bulgurdan değil, dövülmüş et ve yarmadan (aşurelik buğday) yapılan, yumruk büyüklüğünde, haşlanarak servis edilen bir başyapıttır.
Ne Yapmalı: Yöresel yemek yapan bir lokantada, “bir porsiyon” değil, “bir adet” isteyin (çünkü çok doyurucudur). O devasa köfteyi ortadan ikiye bölün ve içindeki cevizli harcın tadına varın.
“Bitlis Karakovan Balı”nı ve “Kak”ı (Kuru Meyve) Tadın
Bitlis’in dağları ve yaylaları, Türkiye’nin en iyi ballarından birini üretir.
Ne Yapmalı: Çarşıdaki balcılara gidin. O meşhur, karakovan (ağaç kütüklerinde yapılan) veya sepet balından bir kaşık tadın. O keskin floral aromayı hissedin. Ayrıca, “Kak” denilen o meşhur dut kurusu ve kayısı kurusundan da alın.
“Şemşemot” veya “Gebol” Gibi Otantik Lezzetleri Arayın
Burası, gizli lezzetlerin merkezidir.
Ne Yapmalı:Şemşemot (kıymalı veya otlu, sacda pişen bir tür kapalı pide/gözleme) veya Gebol (dövme, ayran ve otlarla yapılan bir tür soğuk/sıcak çorba) gibi otantik, “ev işi” lezzetleri arayın.
Van Gölü Kıyısındaki Hayat (Tatvan ve Adilcevaz)
Bitlis, Van Gölü’nün batı yakasının tamamına hakimdir.
Tatvan Sahili’nde (Van Gölü) “Güneşi Batırın” ve “Nemrut’u İzleyin”
Burası, Bitlis’in modern yüzü, Van Gölü’nün en büyük limanı ve en gelişmiş sahil kasabasıdır.
Ne Yapmalı: O uzun ve modern Tatvan Sahili Kordonunda yürüyüş yapın. O meşhur, göl üzerinde çalışan devasa feribotları (trene bile ev sahipliği yapar) izleyin. Akşam, bir kafeye oturun ve güneşin Van Gölü üzerinden, Nemrut Dağının silüetine doğru batışının o muhteşem manzarasını izleyin.
Adilcevaz’da Urartuların İzini (Kef Kalesi) Sürün ve Sahile Girin
Van Gölü’nün en güzel sahil şeritlerinden biri de Adilcevaz’dadır. Burası, aynı zamanda Urartuların en önemli kalelerinden birine ev sahipliği yapar.
Ne Yapmalı: O sarp tepedeki Kef Kalesine (Urartu Sarayı) tırmanın ve 3000 yıl önce göle hükmeden o manzarayı görün. Ardından, Tuğrul Bey Camii (Selçuklu) ve Zal Han gibi tarihi yapıları ziyaret edin.
El-Aman Hanı’nda Bir Kervansaray Molası Verin
Rahva Ovası’nda, Bitlis ile Tatvan arasında yer alan bu 16. yüzyıl Osmanlı kervansarayı, İpek Yolu’nun sessiz bir tanığıdır.
Ne Yapmalı: O muazzam, restore edilmiş hanın avlusuna girin. O kalın taş duvarların serinliğinde, bir zamanlar kervanların konakladığı o atmosferde bir çay molası verin.
“Hizan Fındığı”nın (veya Cevizinin) Tadına Bakın
Bitlis’in Hizan ilçesi, Karadeniz olmamasına rağmen, kendine has iklimi sayesinde fındık ve ceviz üretiminde bir markadır.
Ne Yapmalı: Pazarlarda veya kuruyemişçilerde o meşhur Hizan Fındığını veya cevizini arayın. O yüksek rakımın ve temiz havanın verdiği o yoğun aromatik tadı keşfedin.
Sonuç olarak;
Bitlis’te ne yapılır sorusunun cevabı, bu şehrin “gösterişsiz” ama “derin” karakterinde gizlidir. Bir yanda Nemrut’un zirvesindeki o doğa mucizesi, diğer yanda Ahlat’ın 1000 yıllık taşlaşmış tarihi; bir yanda Büryan’ın ateşli lezzeti, diğer yanda Van Gölü’nün serin mavisi… Bitlis, “Beş Minare”nin gölgesinden çok daha fazlasını, “gerçek” bir keşif vaat eder.





