Bu yazımız içerisinde Çankırı Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Dışarıdan bakıldığında Çankırı, İç Anadolu’nun o sessiz, sarı ve mütevazı bozkır şehirlerinden biri gibi görünür. Oysa bu toprakların asıl ihtişamı gökyüzüne değil, yerin metrelerce altına ve dağların o geçit vermez dondurucu zirvelerine kazınmıştır.
Burası; Hititlerin kayaları oyarak başlattığı 5000 yıllık bir tuz imparatorluğunun, dünya tıp sembolünün taşa ilk kez nakşedildiği Selçuklu şifahanelerinin ve Kurtuluş Savaşı’nda kağnı tekerlekleriyle bir ulusun kaderini sırtlayan İstiklal Yolu’nun tam kalbidir. YeGez olarak hazırladığımız bu devasa rehberde, seni sadece Sarımsaklı Et yemeye değil; 8 milyon yıllık kılıç dişli kaplanların gözlerine bakmaya, yerin 150 metre altındaki kristal labirentlerde nefes almaya ve Hüyük’ün o devasa yeraltı şehirlerinde kaybolmaya davet ediyoruz. Hazırsan, bozkırın asıl efendisiyle tanışıyoruz!
Bölüm: Yeraltının Kristal Sarayı ve Şifanın Taşa Kazınmış Hali (Merkez)

Çankırı’yı fethederken gökyüzüne veya kalelere değil, önce yeryüzünün en büyük yeraltı harikalarından birinin derinliklerine, Hititlerin asırlık mirasına iniyoruz.
5000 Yıllık Yeraltı İmparatorluğu: Yeraltı Tuz Şehri (Tuz Mağarası)
Sıradan bir mağara veya ufak bir tünel beklentisiyle giderseniz aklınız başınızdan gider! Hititler döneminden beri insan eliyle kazılan bu devasa maden, Türkiye’nin en büyük kaya tuzu rezervidir ve kelimenin tam anlamıyla bir yeraltı metropolüdür.
Tıbbın Sembolünün Doğduğu Yer: Taş Mescit (Cemaleddin Ferruh Darülhadisi)
1242 yılında Selçuklu Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından yaptırılan bu yapı, Anadolu’nun en eski ve en önemli tıp fakültelerinden, eczacılık merkezlerinden ve hastanelerinden (Darüşşifa) biridir.
Bozkırın Geçilmez Muhafızı: Çankırı Kalesi ve Emir Karatekin Türbesi
Şehrin kuzeyindeki sarp bir tepeye kurulan, Roma, Bizans ve Selçuklu ordularının ele geçirmek için asırlarca kan döktüğü o efsanevi ve stratejik savunma hattıdır.
8 Milyon Yıllık Zaman Makinesi: Çankırı Müzesi (Çorakyerler Fosilleri)
Türkiye’nin en şaşırtıcı ve en çok ezber bozan müzelerinden birindeyiz! Burası sadece klasik Roma, Bizans veya Selçuklu çanak çömleklerini sergilemez.
Bölüm: Kurtuluşun Ayak İzleri, Sivil Hafıza ve Efsanevi Ahşap (Merkez)

Yeraltından ve milyonlarca yıllık fosillerden çıkıp, Çankırı’nın yakın tarihte tüm ulusu nasıl ayakta tuttuğuna ve Osmanlı’nın o ahşap kokulu sivil mimarisine geçiyoruz.
Kağnıların Yazdığı Destan: İstiklal Yolu Tarihi Milli Parkı
Çankırı, Kurtuluş Savaşı’nda sıcak bir cephe değildi; ancak o cepheyi ayakta tutan, ordunun kan pompalamasını sağlayan asıl şah damarıydı! İnebolu limanına teknelerle indirilen silah ve cephaneler, kağnılarla Kastamonu üzerinden Ilgaz Dağları’nı aşarak Çankırı’ya, oradan da Ankara’ya taşınmıştır.
Sessiz Kahramanlar: Yağmur, çamur ve dondurucu kar altında, mermiler ıslanmasın diye çocuğunun battaniyesini cephaneye örten Şerife Bacıların, yaşlıların ve çocukların yürüdüğü bu destansı güzergah, günümüzde bir açık hava müzesi ve tescilli bir yürüyüş rotasıdır. O tarihi yolda attığınız her adımda, tekerlek gıcırtıları ve vatan sevgisinin o dondurucu soğuktaki sıcaklığı kulaklarınızda çınlar. (Güzergah İnebolu’dan başlar, Çankırı içinden geçip Ankara’ya uzanır).
Mimar Sinan’ın Gölgesi: Büyük Cami (Kanuni Sultan Süleyman Camii)
1558 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle (Mimar Sinan’ın kalfalarından Sadık Kalfa tarafından) inşa edilmiştir. Ortadaki büyük kubbesi, etrafındaki yarım kubbeleri, duvarlarındaki o efsanevi hat sanatı ve minberiyle, klasik Osmanlı mimarisinin İç Anadolu bozkırına vurduğu en görkemli, en kusursuz ve en ağırbaşlı mühürdür. (Merkezdedir, giriş ücretsizdir).
Türkiye’nin En Büyüğü: Tarihi Çamaşırhane
II. Abdülhamid döneminde (1893) inşa edilen bu devasa yapı, Türkiye’nin günümüze ulaşan en büyük kapalı çamaşırhanesidir. Kesme taştan yapılan, su kanalları, külleri kaynattıkları asırlık ocakları ve o devasa ahşap kubbeli çatısıyla o dönemin kadın sosyalleşme kültürünü yansıtır. Şu an kültür merkezi olarak kullanılan bu mekan, sivil tarihin nabzının attığı, fotoğrafçılar için ışık oyunlarıyla dolu bir stüdyodur.
Ahşabın ve Kerpicin Sıcak Uyumu: Tarihi Çankırı Evleri
Şehrin merkezinde, özellikle Kale altı mevkiinde ve eski mahallelerde yer alan iki katlı, kerpiç dolgulu ve ahşap karkaslı Osmanlı konaklarıdır. Geniş cumbaları, sofaları ve içlerindeki ince ahşap oymacılığı ile İç Anadolu sivil mimarisinin o zorlu kışlara direnen bozulmamış asırlık tanıklarıdır. (Restore edilenler, özellikle Dr. Rıfkı Kâmil Urga Çankırı Araştırmaları Merkezi binası gibi yapılar, şehrin asil geçmişini bugüne taşır).
Bölüm: Bozkırın Ortasındaki Peri Bacaları ve Yeraltı Sırları (İlçeler)

Merkezden çıkıp ilçelere, Çankırı’nın Kapadokya’yı aratmayan o devasa doğa harikalarına, gizemli sığınaklarına ve termal sularına doğru direksiyon kırıyoruz.
Bozkırın Kapadokya’sı: Sakaeli Kaya Mezarları ve Peri Bacaları
Çankırı’nın sadece tuzdan ve bozkırdan ibaret olmadığını kanıtlayan, Orta ilçesine bağlı Sakaeli köyündeki bu vadi tek kelimeyle bir şaheserdir.
Bozkırın Altındaki Kutsal Sığınak: Hüyük Yeraltı Şehri
Orta ilçesinde bulunan ve 2005 yılında tamamen tesadüfen keşfedilen devasa bir yer altı kompleksidir. M.S. 3. yüzyılda Erken Hristiyanlık döneminde Romalıların baskısından kaçanların inşa ettiği bu şehirde; küçük bir kilise, su sarnıçları, erzak odaları ve tehlike anında tünelleri kapatmak için kullanılan o devasa, değirmen taşı büyüklüğündeki dairesel sürgü taşları (Tığraz taşı) bulunur. Yerin metrelerce altında, bu gizemli karanlıkta eğilerek yürümek ürpertici bir deneyimdir. (Orta ilçesi Hüyük köyündedir. Müzekart geçerlidir/ücretsizdir).
54 Derecelik Efsanevi Şifa: Çavundur Kaplıcaları
Kurşunlu ilçesine bağlı Çavundur beldesinde, Kuzey Anadolu fay hattının yeryüzüne sunduğu devasa şifalı sulardır. 54 derece sıcaklıktaki sodyum bikarbonatlı bu tarihi termal sular, romatizmadan cilt hastalıklarına kadar asırlardır bölge halkının en büyük şifa kaynağı olmuştur. (Tesisleşmiş durumdadır, kışın o dondurucu karda dışarıda sıcak suya girmek harika bir kontrattır).
Ormanların Serin Zirvesi: Kırkpınar Yaylası ve Ilgaz Dağları
Çankırı destanımızı, “Anadolu’nun sen yüce bir dağısın” dizelerine konu olan Ilgaz’ın o meşhur çam ormanlarında bitiriyoruz. Kışın Yıldıztepe ve Kadınçayırı gibi merkezlerle Türkiye’nin parlayan kayak merkezi olan Ilgaz Dağları, yazın ise Ilgaz ilçesine bağlı Kırkpınar Yaylası ile efsaneleşir. Geniş çayırları, göleti, o efsanevi ahşap yayla evleri ve oksijen çarpan havasıyla, tarihi rotanın en huzurlu doğa kapanışıdır.
YeGez Çankırı Ziyaretçi Rehberi: Karasal Ayaz ve Yaren Sofrası

Çankırı, kültürünü Ahilik geleneğiyle harmanlamış, iklimi sert ama sofrası çok geniş bir şehirdir. Gezinizi planlarken şunlara dikkat edin:
İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
Gastronomi: Sarımsaklı Etin ve Yarenliğin Sırrı
Kapanış: Tuzun ve İstiklalin Başkentine Veda
Çankırı; sadece Türkiye haritasının ortasında içinden geçilip gidilen bir bozkır durağı değil; toprağın hem altını hem de üstünü destanlarla örmüş, asil ve boyun eğmez bir şifa merkezidir.
Yerin 150 metre altındaki Tuz Mağarası’nda yürürken 5000 yıllık bir medeniyetin nefesini solur, Taş Mescit’teki birbirine sarılmış yılanlara bakarken bilimin asırlar önce bu topraklardan nasıl fışkırdığına şahit olursunuz. Çorakyerler’de 8 milyon yıl öncesinin vahşi doğasıyla yüzleşir, İstiklal Yolu’nda ise o kağnı tekerleklerinin gıcırtısında bir milletin donarak nasıl yeniden doğduğunu iliklerinize kadar hissedersiniz. Burası, kayanın şifaya, bozkırın ise kurtuluşun kalesine dönüştüğü yeryüzündeki o eşsiz mühürdür.
YeGez olarak hazırladığımız bu devasa 12 duraklık Çankırı rehberinin; o yeraltı saraylarında ve Ilgaz’ın çam ormanlarında size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Yarenlerin o asırlık saygısı ve Sarımsaklı Et’in o efsanevi lezzeti hep aklınızda, yollarınız hep açık olsun!
Çankırı rehberleri
Çankırı ile ilgili 3 rehber daha sizi bekliyor.







