
- 1. 1. Bölüm: Yeraltının Kristal Sarayı ve Şifanın Taşa Kazınmış Hali (Merkez)
- 1.1. 1. 5000 Yıllık Yeraltı İmparatorluğu: Yeraltı Tuz Şehri (Tuz Mağarası)
- 1.2. 2. Tıbbın Sembolünün Doğduğu Yer: Taş Mescit (Cemaleddin Ferruh Darülhadisi)
- 1.3. 3. Bozkırın Geçilmez Muhafızı: Çankırı Kalesi ve Emir Karatekin Türbesi
- 1.4. 4. 8 Milyon Yıllık Zaman Makinesi: Çankırı Müzesi (Çorakyerler Fosilleri)
- 2. 2. Bölüm: Kurtuluşun Ayak İzleri, Sivil Hafıza ve Efsanevi Ahşap (Merkez)
- 2.1. 5. Kağnıların Yazdığı Destan: İstiklal Yolu Tarihi Milli Parkı
- 2.2. 6. Mimar Sinan’ın Gölgesi: Büyük Cami (Kanuni Sultan Süleyman Camii)
- 2.3. 7. Türkiye’nin En Büyüğü: Tarihi Çamaşırhane
- 2.4. 8. Ahşabın ve Kerpicin Sıcak Uyumu: Tarihi Çankırı Evleri
- 3. 3. Bölüm: Bozkırın Ortasındaki Peri Bacaları ve Yeraltı Sırları (İlçeler)
- 3.1. 9. Bozkırın Kapadokya’sı: Sakaeli Kaya Mezarları ve Peri Bacaları
- 3.2. 10. Bozkırın Altındaki Kutsal Sığınak: Hüyük Yeraltı Şehri
- 3.3. 11. 54 Derecelik Efsanevi Şifa: Çavundur Kaplıcaları
- 3.4. 12. Ormanların Serin Zirvesi: Kırkpınar Yaylası ve Ilgaz Dağları
- 4. 4. YeGez Çankırı Ziyaretçi Rehberi: Karasal Ayaz ve Yaren Sofrası
- 4.1. İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
- 4.2. Gastronomi: Sarımsaklı Etin ve Yarenliğin Sırrı
- 5. 5. Kapanış: Tuzun ve İstiklalin Başkentine Veda
Bu yazımız içerisinde Çankırı Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Dışarıdan bakıldığında Çankırı, İç Anadolu’nun o sessiz, sarı ve mütevazı bozkır şehirlerinden biri gibi görünür. Oysa bu toprakların asıl ihtişamı gökyüzüne değil, yerin metrelerce altına ve dağların o geçit vermez dondurucu zirvelerine kazınmıştır.
Burası; Hititlerin kayaları oyarak başlattığı 5000 yıllık bir tuz imparatorluğunun, dünya tıp sembolünün taşa ilk kez nakşedildiği Selçuklu şifahanelerinin ve Kurtuluş Savaşı’nda kağnı tekerlekleriyle bir ulusun kaderini sırtlayan İstiklal Yolu’nun tam kalbidir. YeGez olarak hazırladığımız bu devasa rehberde, seni sadece Sarımsaklı Et yemeye değil; 8 milyon yıllık kılıç dişli kaplanların gözlerine bakmaya, yerin 150 metre altındaki kristal labirentlerde nefes almaya ve Hüyük’ün o devasa yeraltı şehirlerinde kaybolmaya davet ediyoruz. Hazırsan, bozkırın asıl efendisiyle tanışıyoruz!
1. Bölüm: Yeraltının Kristal Sarayı ve Şifanın Taşa Kazınmış Hali (Merkez)

Yeraltının Kristal Sarayı ve Şifanın Taşa Kazınmış Hali (Merkez)
Çankırı’yı fethederken gökyüzüne veya kalelere değil, önce yeryüzünün en büyük yeraltı harikalarından birinin derinliklerine, Hititlerin asırlık mirasına iniyoruz.
1. 5000 Yıllık Yeraltı İmparatorluğu: Yeraltı Tuz Şehri (Tuz Mağarası)
Sıradan bir mağara veya ufak bir tünel beklentisiyle giderseniz aklınız başınızdan gider! Hititler döneminden beri insan eliyle kazılan bu devasa maden, Türkiye’nin en büyük kaya tuzu rezervidir ve kelimenin tam anlamıyla bir yeraltı metropolüdür.
Hikayesi ve Kristal Labirentler: Yerin yaklaşık 150 metre altına indiğinizde, devasa kamyonların bile içinde rahatça manevra yaptığı, tavan yüksekliği inanılmaz boyutlara ulaşan kilometrelerce uzunluğunda galerilerle karşılaşırsınız. Mağaranın içi tamamen saf kaya tuzundan oluşur ve o antibakteriyel yapısı sayesinde havası astım/bronşit hastaları için tam bir şifadır. İçeride tuzdan yapılmış devasa rölyefleri, Orhun Abideleri’nin tuzdan kopyalarını ve en ilginci, 200 yıl önce mağarada ölen ama tuzun etkisiyle zerre kadar çürümeden günümüze ulaşan o meşhur eşek bedenini görürsünüz. Yeraltının bu devasa ve bembeyaz sessizliği insanı hipnotize eder.
Konum: Merkez ilçe, Balıbağı Köyü sınırları.
Ulaşım: Çankırı merkezden özel araçla Kırıkkale yolu üzerinden tabelalar takip edilerek yaklaşık 20 dakikada (18 km) çok rahat ulaşılır.
Giriş Ücreti: Turizme kazandırılmış, aydınlatması yapılmış bir alandır, girişi ücretsizdir.
2. Tıbbın Sembolünün Doğduğu Yer: Taş Mescit (Cemaleddin Ferruh Darülhadisi)
1242 yılında Selçuklu Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından yaptırılan bu yapı, Anadolu’nun en eski ve en önemli tıp fakültelerinden, eczacılık merkezlerinden ve hastanelerinden (Darüşşifa) biridir.
İki Yılanın Sırrı: Bu yapıyı dünya çapında efsanevi kılan detay, mimarisinden ziyade taş oymacılığında gizlidir. Gövdesinde yer alan “Birbirine sarılmış iki yılan” figürü, günümüzde Tıbbın Evrensel Sembolü olarak tüm dünyada kullanılmaktadır! Ayrıca kadehe sarılı yılan figürü de eczacılığın sembolüdür. Kesme taştan yapılan bu ağırbaşlı Selçuklu şaheserinin avlusunda durduğunuzda, tıbbın ve şifanın asırlar önceki o bilimsel çığlığını duyarsınız. (Şu an bir kısmı yıkılmış olsa da ayakta kalan bölümü devasa bir tarihi vesikadır).
Konum: Çankırı merkez, Taşmescit Mahallesi.
Giriş Ücreti: İbadete ve ziyarete açık tarihi bir eserdir, ücretsizdir.
3. Bozkırın Geçilmez Muhafızı: Çankırı Kalesi ve Emir Karatekin Türbesi
Şehrin kuzeyindeki sarp bir tepeye kurulan, Roma, Bizans ve Selçuklu ordularının ele geçirmek için asırlarca kan döktüğü o efsanevi ve stratejik savunma hattıdır.
Seyir Terası ve Fatihin İstirahatgahı: 1074 yılında Çankırı’yı fetheden büyük Selçuklu komutanı Emir Karatekin’in türbesi bu kalenin asırlık ağaçlarının gölgesinde yatar. Surlardan günümüze az bir kısım kalmış olsa da, kalenin uçurumuna yapılan Cam Seyir Terası’na adım atıp o uçsuz bucaksız Çankırı ovasına kuşbakışı bakmak, şehrin o sessiz ve asil ruhunu hissetmenin en adrenalin dolu yoludur.
Konum: Çankırı merkez (Şehre hakim tepe).
Giriş Ücreti: Kamuya açık park ve ziyaret alanıdır, ücretsizdir.
4. 8 Milyon Yıllık Zaman Makinesi: Çankırı Müzesi (Çorakyerler Fosilleri)
Türkiye’nin en şaşırtıcı ve en çok ezber bozan müzelerinden birindeyiz! Burası sadece klasik Roma, Bizans veya Selçuklu çanak çömleklerini sergilemez.
Kılıç Dişli Kaplanlar: Bu müzenin asıl efsanesi, Fatih Mahallesi’ndeki “Çorakyerler” kazı alanından çıkarılan ve tam 8 milyon yıl öncesine dayanan (Geç Miyosen dönem) omurgalı fosilleridir. Kılıç dişli kaplanlar, devasa gergedanlar, üç toynaklı atlar ve zürafa atalarının o devasa, gerçek fosillerini modern bir sergilemeyle görmek aklınızı durdurur. Anadolu’nun milyonlarca yıl önceki o vahşi savana iklimine ışınlanırsınız.
Konum: Çankırı merkez, 100. Yıl Kültür Merkezi yanı.
Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlıdır, Müzekart geçerlidir.
2. Bölüm: Kurtuluşun Ayak İzleri, Sivil Hafıza ve Efsanevi Ahşap (Merkez)

Kurtuluşun Ayak İzleri, Sivil Hafıza ve Efsanevi Ahşap (Merkez)
Yeraltından ve milyonlarca yıllık fosillerden çıkıp, Çankırı’nın yakın tarihte tüm ulusu nasıl ayakta tuttuğuna ve Osmanlı’nın o ahşap kokulu sivil mimarisine geçiyoruz.
5. Kağnıların Yazdığı Destan: İstiklal Yolu Tarihi Milli Parkı
Çankırı, Kurtuluş Savaşı’nda sıcak bir cephe değildi; ancak o cepheyi ayakta tutan, ordunun kan pompalamasını sağlayan asıl şah damarıydı! İnebolu limanına teknelerle indirilen silah ve cephaneler, kağnılarla Kastamonu üzerinden Ilgaz Dağları’nı aşarak Çankırı’ya, oradan da Ankara’ya taşınmıştır.
Sessiz Kahramanlar: Yağmur, çamur ve dondurucu kar altında, mermiler ıslanmasın diye çocuğunun battaniyesini cephaneye örten Şerife Bacıların, yaşlıların ve çocukların yürüdüğü bu destansı güzergah, günümüzde bir açık hava müzesi ve tescilli bir yürüyüş rotasıdır. O tarihi yolda attığınız her adımda, tekerlek gıcırtıları ve vatan sevgisinin o dondurucu soğuktaki sıcaklığı kulaklarınızda çınlar. (Güzergah İnebolu’dan başlar, Çankırı içinden geçip Ankara’ya uzanır).
6. Mimar Sinan’ın Gölgesi: Büyük Cami (Kanuni Sultan Süleyman Camii)
1558 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle (Mimar Sinan’ın kalfalarından Sadık Kalfa tarafından) inşa edilmiştir. Ortadaki büyük kubbesi, etrafındaki yarım kubbeleri, duvarlarındaki o efsanevi hat sanatı ve minberiyle, klasik Osmanlı mimarisinin İç Anadolu bozkırına vurduğu en görkemli, en kusursuz ve en ağırbaşlı mühürdür. (Merkezdedir, giriş ücretsizdir).
7. Türkiye’nin En Büyüğü: Tarihi Çamaşırhane
II. Abdülhamid döneminde (1893) inşa edilen bu devasa yapı, Türkiye’nin günümüze ulaşan en büyük kapalı çamaşırhanesidir. Kesme taştan yapılan, su kanalları, külleri kaynattıkları asırlık ocakları ve o devasa ahşap kubbeli çatısıyla o dönemin kadın sosyalleşme kültürünü yansıtır. Şu an kültür merkezi olarak kullanılan bu mekan, sivil tarihin nabzının attığı, fotoğrafçılar için ışık oyunlarıyla dolu bir stüdyodur.
8. Ahşabın ve Kerpicin Sıcak Uyumu: Tarihi Çankırı Evleri
Şehrin merkezinde, özellikle Kale altı mevkiinde ve eski mahallelerde yer alan iki katlı, kerpiç dolgulu ve ahşap karkaslı Osmanlı konaklarıdır. Geniş cumbaları, sofaları ve içlerindeki ince ahşap oymacılığı ile İç Anadolu sivil mimarisinin o zorlu kışlara direnen bozulmamış asırlık tanıklarıdır. (Restore edilenler, özellikle Dr. Rıfkı Kâmil Urga Çankırı Araştırmaları Merkezi binası gibi yapılar, şehrin asil geçmişini bugüne taşır).
3. Bölüm: Bozkırın Ortasındaki Peri Bacaları ve Yeraltı Sırları (İlçeler)

Bozkırın Ortasındaki Peri Bacaları ve Yeraltı Sırları (İlçeler)
Merkezden çıkıp ilçelere, Çankırı’nın Kapadokya’yı aratmayan o devasa doğa harikalarına, gizemli sığınaklarına ve termal sularına doğru direksiyon kırıyoruz.
9. Bozkırın Kapadokya’sı: Sakaeli Kaya Mezarları ve Peri Bacaları
Çankırı’nın sadece tuzdan ve bozkırdan ibaret olmadığını kanıtlayan, Orta ilçesine bağlı Sakaeli köyündeki bu vadi tek kelimeyle bir şaheserdir.
Kaya Şatoları: Devrekâni (Devrez) çayının kenarında, sarp kayalıkların yüzeyine tıpkı Kapadokya gibi Roma ve Bizans döneminde yüzlerce mezar odası ve yaşam alanı oyulmuştur. Birbirine gizli merdivenler ve dehlizlerle bağlanan bu kaya mağaralarına tırmanmak, rüzgarın şekillendirdiği devasa peri bacalarının arasında kaybolmak tam bir macera rotasıdır. O devasa kayaların içine girip ovaya baktığınızda antik insanların korkularını anlarsınız.
Konum: Orta ilçesi, Sakaeli Köyü.
Ulaşım: Çankırı merkezden Orta ilçesi tabelaları takip edilerek (yaklaşık 70 km) özel araçla ulaşılır.
Giriş Ücreti: Açık hava doğal sit alanıdır, ücretsizdir.
10. Bozkırın Altındaki Kutsal Sığınak: Hüyük Yeraltı Şehri
Orta ilçesinde bulunan ve 2005 yılında tamamen tesadüfen keşfedilen devasa bir yer altı kompleksidir. M.S. 3. yüzyılda Erken Hristiyanlık döneminde Romalıların baskısından kaçanların inşa ettiği bu şehirde; küçük bir kilise, su sarnıçları, erzak odaları ve tehlike anında tünelleri kapatmak için kullanılan o devasa, değirmen taşı büyüklüğündeki dairesel sürgü taşları (Tığraz taşı) bulunur. Yerin metrelerce altında, bu gizemli karanlıkta eğilerek yürümek ürpertici bir deneyimdir. (Orta ilçesi Hüyük köyündedir. Müzekart geçerlidir/ücretsizdir).
11. 54 Derecelik Efsanevi Şifa: Çavundur Kaplıcaları
Kurşunlu ilçesine bağlı Çavundur beldesinde, Kuzey Anadolu fay hattının yeryüzüne sunduğu devasa şifalı sulardır. 54 derece sıcaklıktaki sodyum bikarbonatlı bu tarihi termal sular, romatizmadan cilt hastalıklarına kadar asırlardır bölge halkının en büyük şifa kaynağı olmuştur. (Tesisleşmiş durumdadır, kışın o dondurucu karda dışarıda sıcak suya girmek harika bir kontrattır).
12. Ormanların Serin Zirvesi: Kırkpınar Yaylası ve Ilgaz Dağları
Çankırı destanımızı, “Anadolu’nun sen yüce bir dağısın” dizelerine konu olan Ilgaz’ın o meşhur çam ormanlarında bitiriyoruz. Kışın Yıldıztepe ve Kadınçayırı gibi merkezlerle Türkiye’nin parlayan kayak merkezi olan Ilgaz Dağları, yazın ise Ilgaz ilçesine bağlı Kırkpınar Yaylası ile efsaneleşir. Geniş çayırları, göleti, o efsanevi ahşap yayla evleri ve oksijen çarpan havasıyla, tarihi rotanın en huzurlu doğa kapanışıdır.
4. YeGez Çankırı Ziyaretçi Rehberi: Karasal Ayaz ve Yaren Sofrası

YeGez Çankırı Ziyaretçi Rehberi
Çankırı, kültürünü Ahilik geleneğiyle harmanlamış, iklimi sert ama sofrası çok geniş bir şehirdir. Gezinizi planlarken şunlara dikkat edin:
İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
Ilgaz’ın Karı ve Bozkır Ayazı: Kış aylarında Ilgaz dağlarından inen dondurucu soğuk Çankırı’yı kelimenin tam anlamıyla esir alır. Kış ayları (Aralık-Mart) Ilgaz’da kayak yapmak ve Çavundur kaplıcalarında ısınmak için mükemmelken, İstiklal Yolu’nda yürümek veya Sakaeli kaya mezarlarına tırmanmak dondurucu ve oldukça zordur.
YeGez Altın Ayları: Tuz Mağarası’nın o serinliğini yaz sıcağında bir şifa gibi hissetmek, asırlık ahşap konakları üşümeden gezmek ve kaya mezarlarına terlemeden tırmanmak için en kusursuz zaman Mayıs, Eylül ve Ekim aylarıdır.
Gastronomi: Sarımsaklı Etin ve Yarenliğin Sırrı
Sadece Bir Yemek Değil, Kardeşlik: Yaren Gecesi: Çankırı denilince akla sadece yemek değil, “Yarenlik” kültürü gelir! UNESCO listelerine girmiş, Ahilik geleneğinden gelen bu asırlık sosyalleşme kurumunda; saygı, sevgi, yardımlaşma ve musiki iç içe geçer. Kış aylarında Başağa’nın yaktığı Yaren ocaklarına misafir olmak, bu şehrin mert ruhunu anlamanın tek yoludur.
Sarımsaklı Et: Çankırı mutfağının tartışmasız padişahıdır. Lokum gibi doğranmış kuzu veya dana etinin, bol (bütün) sarımsak, arpacık soğan ve köy tereyağı ile kendi suyunda (su katılmadan) saatlerce ağır ağır pişirilmesiyle yapılan, mideyi şifalandıran efsanevi bir lezzettir.
Yumurta Tatlısı ve Tutmaç: Şerbete doyurulmuş, hafif ama bağımlılık yapan o meşhur ev yapımı Yumurta Tatlısı ile kapanış yapılır. Kış günlerinde ise mercimek, erişte ve naneyle kaynatılan o dumanı tüten Tutmaç Çorbası İç Anadolu ayazına karşı en büyük zırhtır.
5. Kapanış: Tuzun ve İstiklalin Başkentine Veda
Çankırı; sadece Türkiye haritasının ortasında içinden geçilip gidilen bir bozkır durağı değil; toprağın hem altını hem de üstünü destanlarla örmüş, asil ve boyun eğmez bir şifa merkezidir.
Yerin 150 metre altındaki Tuz Mağarası’nda yürürken 5000 yıllık bir medeniyetin nefesini solur, Taş Mescit’teki birbirine sarılmış yılanlara bakarken bilimin asırlar önce bu topraklardan nasıl fışkırdığına şahit olursunuz. Çorakyerler’de 8 milyon yıl öncesinin vahşi doğasıyla yüzleşir, İstiklal Yolu’nda ise o kağnı tekerleklerinin gıcırtısında bir milletin donarak nasıl yeniden doğduğunu iliklerinize kadar hissedersiniz. Burası, kayanın şifaya, bozkırın ise kurtuluşun kalesine dönüştüğü yeryüzündeki o eşsiz mühürdür.
YeGez olarak hazırladığımız bu devasa 12 duraklık Çankırı rehberinin; o yeraltı saraylarında ve Ilgaz’ın çam ormanlarında size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Yarenlerin o asırlık saygısı ve Sarımsaklı Et’in o efsanevi lezzeti hep aklınızda, yollarınız hep açık olsun!





