
Bu yazımız içerisinde Giresun Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Giresun, Karadeniz sahil yolundan arabayla hızla geçip gidilecek bir şehir değildir; burası kelimenin tam anlamıyla dağların denize dikine ve en acımasız şekilde indiği, her vadisinde ayrı bir Orta Çağ efsanesinin fısıldandığı devasa bir tarihi romandır. “Kerasus” (Kiraz boynuzu) adıyla antik çağda kirazın dünyaya yayıldığı yer olarak bilinir.
- 1. 1. Bölüm: Adanın, Amazonların ve Şehrin Muhafızları (Merkez)
- 1.1. 1. Karadeniz’in Efsanevi Kalbi: Giresun Adası (Aretias)
- 1.2. 2. Şehri İkiye Bölen Garnizon: Giresun Kalesi ve Topal Osman Ağa Anıtı
- 1.3. 3. Işığın ve Ahşabın Labirenti: Zeytinlik Semti (Tarihi Giresun Evleri)
- 1.4. 4. Akustiğin ve Sarı Taşın Mabedi: Giresun Müzesi (Gogora Kilisesi / St. Nikola)
- 1.5. 5. Fethin Taşa Kazınmış Mührü: Seyyid Vakkas Türbesi
- 1.6. 6. Denizin, Ticaretin ve Tahtanın Kalbi: Kapu Camii ve Tarihi Taşhan
- 2. 2. Bölüm: Harşit Vadisi’nin Kartal Yuvaları ve Kiliseleri (Şebinkarahisar & Tirebolu)
- 2.1. 7. Sümela’nın En Sarp Rakibi: Meryem Ana Manastırı
- 2.2. 8. Gökyüzüne Değen Garnizon: Şebinkarahisar Kalesi
- 2.3. 9. Fethin Ahşap ve Taş Mührü: Fatih Camii ve Taşhan
- 2.4. 10. Deniz Korsanlarının Şatosu: Tirebolu Kalesi (Saint Jean Kalesi)
- 2.5. 11. Harşit Vadisi’nin Şahin Bakışı: Bedrama (Bedrum) Kalesi
- 3. 3. Bölüm: Doğanın Tarihle Buluştuğu Antik Rotalar (Dereli, Yağlıdere & Çanakçı)
- 3.1. 12. Vadilerin Yankılanan Sesi: Kuşköy (Islık Dili)
- 3.2. 13. Turkuaz Suların ve Kervanların Rotası: Kuzalan Travertenleri
- 3.3. 14. Çivisiz Çatıların Diyarı: Bektaş ve Kümbet Yaylaları
- 3.4. 15. Masal Kitaplarından Fırlayan Köy: Gölyanı Obası
- 4. 4. YeGez Giresun Ziyaretçi Rehberi: Karadeniz Nem’i ve Fındığın Sırrı
- 4.1. İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
- 4.2. Gastronomi: Dünyanın En İyi Fındığı ve Deniz Kokulu Sofralar
- 5. 5. Kapanış: Amazonların ve Çivisiz Çatıların Destanına Veda
Burası; mitolojide Argonotların (Yunan kahramanlarının) “Altın Post”u ararken mola verdiği, sarp kayalıklarına oyulmuş manastırlarda binlerce yıl keşişlerin inzivaya çekildiği ve Milli Mücadele’de gönüllü alaylar (42. ve 47. Gönüllü Alaylar) çıkararak vatan savunmasına kanını canını veren o mert Çepni Türklerinin yurdudur. YeGez olarak bu devasa rehberde; seni sadece Karadeniz’in yeşiline değil, Amazon kadınlarının adasındaki o ürkütücü ritüellere, Sümela’yı kıskandıran Meryem Ana Manastırı’nın o loş ve sarp koridorlarına, Zeytinlik semtinin o zarif ve ahşap kokulu konaklarına davet ediyoruz!
1. Bölüm: Adanın, Amazonların ve Şehrin Muhafızları (Merkez)

Adanın, Amazonların ve Şehrin Muhafızları (Merkez)
Giresun fethimize karadan değil, doğrudan denizin kalbinden, Doğu Karadeniz’in yaşanabilir tek adasından ve şehrin silüetini oluşturan o devasa surlardan başlıyoruz.
1. Karadeniz’in Efsanevi Kalbi: Giresun Adası (Aretias)
Kıyıdan yaklaşık 1.2 kilometre açıkta bulunan bu yeşil zümrüt, sadece bir kara parçası değil; Yunan mitolojisinin ve antik çağ inançlarının tam merkezidir.
- Amazonlar, Herkül ve Hamza Taşı: Mitolojiye göre Savaş Tanrısı Ares’e adanmış tapınak bu adadaydı. Savaşçı Amazon Kadınlarının burada yaşadığı, efsanevi Altın Post’u arayan Argonotların (içlerinde Herkül’ün de olduğu kahramanlar) adaya çıktığı ve buradaki kuşlarla savaştığı anlatılır. Adanın içine adım attığınızda Helenistik döneme ve Bizans’a ait kilise, manastır ve sur kalıntılarıyla karşılaşırsınız. Ancak adanın asıl sivil efsanesi, 4000 yıllık bir geçmişi olduğu düşünülen “Hamza Taşı“dır. Bereketin sembolü olan bu devasa taşa sarılıp dilek tutmak, antik çağlardan bugüne uzanan tüyler ürpertici bir pagan/kültür ritüelidir. Ada, defne ve erguvan ağaçlarıyla kaplıdır.
- Konum: Giresun merkez açıklarında (Denizde).
- Ulaşım: Yaz aylarında Giresun limanından veya Gemilerçekeği mevkiinden kalkan tekne turlarıyla (yaklaşık 15-20 dakika) adaya ulaşılır.
- Giriş Ücreti: Adaya çıkış ücretlidir (Tekne turu bileti dahilinde ödenir).
2. Şehri İkiye Bölen Garnizon: Giresun Kalesi ve Topal Osman Ağa Anıtı
Giresun merkezini tam ortadan ikiye bölen, volkanik ve sarp bir yarımadanın en yüksek noktasına kondurulmuş devasa bir Pontus ve Bizans efsanesidir.
- Tarihi ve Milli Hafıza: M.Ö. 2. yüzyılda Pontus Kralı I. Pharnakes tarafından yaptırıldığı düşünülen bu kale, iç ve dış kale olmak üzere devasa kiklops (iri taş) bloklarla örülmüştür. O sarp yokuşları tırmanıp kalenin zirvesine çıktığınızda, bir yanda uçsuz bucaksız Karadeniz, diğer yanda ise Giresun’un o vadilere sıkışmış şehir dokusu ayaklarınızın altına serilir. Kalenin en yüksek noktasında (Kurban Tepesi), Milli Mücadele’nin efsanevi ismi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Muhafız Kıtası Komutanı olan Topal Osman Ağa’nın o ağırbaşlı ve anıtsal mezarı bulunur. Çam ağaçlarının hışırtısında rüzgarı dinlemek ve o anıtın başında durmak Giresun’un ruhunu anlamaktır.
- Konum: Giresun merkez, Kale Mahallesi.
- Ulaşım: Merkezden yürüyerek (oldukça dik bir yokuşla) veya araçla parke taşlı yollardan zirveye çıkılır.
- Giriş Ücreti: Kamuya açık bir park ve tarihi alandır, ücretsizdir.
3. Işığın ve Ahşabın Labirenti: Zeytinlik Semti (Tarihi Giresun Evleri)
Giresun Kalesi’nin hemen eteklerinden güneydoğuya doğru inen yamaçlarda, Türkiye’nin en iyi korunmuş ve mimari açıdan en saygılı sivil mimari örneklerinden biri olan Zeytinlik Semti (Gogora Mahallesi) yer alır.
- Altın Kural: “Komşunun Güneşini Kesme!”: 19. yüzyılda altın çağını yaşayan, Rum ve Türk ustaların omuz omuza inşa ettiği bu mahallenin evleri kelimenin tam anlamıyla bir tasarım harikasıdır. Buradaki hiçbir ev, diğer evin güneşini, rüzgarını ve Karadeniz manzarasını kesmeyecek şekilde konumlandırılmıştır! Daracık parke taşlı sokaklarında yürürken, devasa fırınlı evleri, geniş ahşap cumbaları, ferforje balkon demirlerini ve o zarif kırma çatıları görürsünüz. Bu mahalle, Avrupa Nostra (Kültürel Miras) ödülü almıştır. Bu sokaklarda kaybolmadan, Giresun’un o eski asil ticaret burjuvazisini anlayamazsınız.
- Konum: Giresun merkez, Zeytinlik Mahallesi.
- Giriş Ücreti: Yaşayan bir tarihi mahalledir, sokaklarında yürümek ücretsizdir. (Bazı restore edilmiş konakların kafelerinde oturup yorgunluk kahvesi içmek şarttır).
4. Akustiğin ve Sarı Taşın Mabedi: Giresun Müzesi (Gogora Kilisesi / St. Nikola)
Zeytinlik semtinin o taş yokuşlarından aşağıya doğru indiğinizde, devasa sarı/kahverengi kesme taşlardan yapılmış, 18. yüzyıldan kalma muazzam bir Ortodoks kilisesi (eski St. Nikola Kilisesi) sizi karşılar.
- Akustik Efsanesi ve Urartu Bronzları: 1923 Mübadelesine kadar Ortodoks cemaatinin kalbi olan bu devasa bazilika planlı yapı, 1980’lerde muazzam bir restorasyon geçirerek Giresun Arkeoloji Müzesi’ne dönüştürülmüştür. İçeri adım attığınızda, tavanı destekleyen o devasa taş sütunları ve içerideki inanılmaz akustiği hissedersiniz (Rahiplerin sesinin her yere yankılanması için özel tasarlanmıştır). Alt katında devasa şarap mahzenleri bulunur. Müzenin vitrinlerinde ise Tunç Çağı’ndan Hititlere, Roma’dan Helenistik döneme ve bölgedeki Urartu bronzlarına kadar paha biçilemez buluntular sergilenmektedir. O taş binanın ağırlığı ve sergilenen tarihin devasalığı nefes kesicidir.
- Konum: Giresun merkez, Zeytinlik Mahallesi girişi.
- Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlıdır, Müzekart geçerlidir.
5. Fethin Taşa Kazınmış Mührü: Seyyid Vakkas Türbesi
Şehrin merkezinde (Kapu Mahallesi), 15. yüzyılda Giresun’u Osmanlı topraklarına katmak için Fatih Sultan Mehmed’in ordularıyla gelen ve çatışmalarda şehit düşen o efsanevi uç beyi Seyyid Vakkas’ın yattığı manevi makamdır.
- Tuğlanın Zarafeti: Aslında 15. yüzyılda şehit düşmüş olsa da, bugünkü zarif, sekizgen planlı ve kubbeli anıt mezarı 19. yüzyılda dönemin valisi tarafından yaptırılmıştır. Dış cephesindeki sarımtırak kesme taşlar ve kubbesindeki ince işçilikle, Osmanlı’nın Karadeniz kıyısındaki o ağırbaşlı inanç mühürlerinden biridir. Asırlık çınarların altında, şehrin karmaşasından bir anlığına kopup o fethin ruhunu hissetmek için gidilmesi gereken bir sessizlik noktasıdır.
- Konum: Giresun merkez, Kapu Mahallesi.
- Giriş Ücreti: Ziyaretgah alanıdır, ücretsizdir.
6. Denizin, Ticaretin ve Tahtanın Kalbi: Kapu Camii ve Tarihi Taşhan
Giresun’un eski gümrük ve deniz ticaretinin attığı o daracık sokaklarında, taşın ve ahşabın iç içe geçtiği sivil/dini mimaridir. 1461 yılında Fatih’in fethinden sonra inşa edilen ancak daha sonra defalarca yenilenen Kapu Camii, Giresun’un o eski sur kapılarından birinin hemen yanına yapıldığı için bu ismi almıştır. Hemen etrafındaki dar sokaklarda (Gümrük Binası civarında) eski denizcilerin, İpek Yolu tüccarlarının kullandığı o eski Taşhanların kalıntıları ve tarihi ahşap dükkanlar bulunur. Fındık ticaretinin Osmanlı dönemindeki o devasa temposunu, bu daracık Arnavut kaldırımlı sokakların rutubetli taşlarında hissedersiniz.
- Konum: Giresun merkez, Kapu Mahallesi ve çevresindeki tarihi çarşı sokakları.
- Ulaşım: Şehrin kalbinde, Gazi Caddesi’nden sahile doğru inerken yürüyerek çok rahat ulaşılır.
- Giriş Ücreti: İbadete açık aktif bir cami ve yaşayan tarihi çarşı sokaklarıdır, gezmek ücretsizdir.
2. Bölüm: Harşit Vadisi’nin Kartal Yuvaları ve Kiliseleri (Şebinkarahisar & Tirebolu)

Harşit Vadisi’nin Kartal Yuvaları ve Kiliseleri (Şebinkarahisar & Tirebolu)
Giresun’un o tuzlu neminden çıkıp, Karadeniz Dağları’nı aşarak, bambaşka bir iklime ve Orta Çağ’ın o geçilmez şatolarının diyarı olan Şebinkarahisar ve Tirebolu’ya uzanıyoruz.
7. Sümela’nın En Sarp Rakibi: Meryem Ana Manastırı
Şebinkarahisar ilçesine bağlı Sarıer köyü sınırlarında, gökyüzüne doğru dimdik yükselen devasa bir sarp kayalığın tam ortasında, adeta bir kartal yuvası gibi oyulmuş o ürkütücü ve efsanevi inanç merkezindeyiz.
- 4 Katlı Kaya Katedrali: M.S. 2. yüzyılda (Roma döneminde) ilk temellerinin atıldığı düşünülen bu devasa yapı, Trabzon’daki Sümela Manastırı’ndan sonra Türkiye’nin en büyük ikinci doğal kaya manastırıdır. Devasa bir mağaranın içinin 4 katlı olarak oyulmasıyla inşa edilmiştir. Yatakhane, kilise, derslik ve mezar odalarından oluşur. O sarp uçurumun kenarındaki taş basamakları tırmanıp, mağaranın o loş, rutubetli ve devasa boşluğuna girdiğinizde, antik keşişlerin dünyadan izole olmak için nasıl bir yükseklik korkusunu yendiğine hayret edersiniz.
- Konum: Şebinkarahisar ilçesi, Sarıer Köyü.
- Ulaşım: İlçe merkezinden özel araçla dağın eteklerine kadar gidilir, ardından yaklaşık 20-30 dakikalık oldukça dik ve zorlu bir taş merdiven tırmanışı gerektirir. (Sağlam ayakkabı şarttır).
- Giriş Ücreti: Açık hava anıtıdır, tırmanıp gezmek ücretsizdir.
8. Gökyüzüne Değen Garnizon: Şebinkarahisar Kalesi
Şebinkarahisar ilçe merkezinin tam ortasında, şehre bir hükümdar gibi tepeden bakan, devasa ve sivriltilmiş bir ana kaya kütlesinin üzerine kondurulmuş o asil ve yenilmez Orta Çağ garnizonu.
- Fatih’in Fethettiği Zirve: Mengücekler, Danişmentliler, Selçuklular ve nihayetinde 1473 Otlukbeli Savaşı sonrası Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedilen bu kale, sarp yapısından dolayı asırlarca bölgenin kilit noktası olmuştur. Surların büyük bir kısmı, su sarnıçları ve gizli dehlizleri ayaktadır. Kalenin o rüzgarlı burçlarına tırmanıp Şebinkarahisar ovasına bakmak, Doğu Karadeniz ile İç Anadolu’yu birbirine bağlayan o devasa İpek Yolu geçidini kuşbakışı izlemektir.
- Konum: Şebinkarahisar ilçe merkezi.
- Ulaşım: Şehir merkezinden yürüyerek tırmanılır.
- Giriş Ücreti: Açık ören yeridir, ücretsizdir.
9. Fethin Ahşap ve Taş Mührü: Fatih Camii ve Taşhan
Şebinkarahisar Kalesi’nin hemen altındaki mahallede, 1473 yılında Fatih Sultan Mehmed’in fethin nişanesi olarak yaptırdığı (daha sonra onarımlar gören) o ağırbaşlı camidir. Çatısı aslen ahşap ve kurşun kaplamadır. Caminin hemen yakınında ise, 17. yüzyıl Osmanlı taş işçiliğinin bölgedeki en güzel sivil mimari örneklerinden olan, kervanların konakladığı devasa Taşhan bulunur. Taşhan’ın o serin avlusunda gezmek, ilçenin o kadim ticaret ruhunu hissetmektir. (Merkezdedir, ücretsiz gezilebilir).
10. Deniz Korsanlarının Şatosu: Tirebolu Kalesi (Saint Jean Kalesi)
Şebinkarahisar’ın dağlarından tekrar Karadeniz kıyısına, Tirebolu’ya iniyoruz. Denizin içine doğru bir ok gibi uzanan devasa bir yarımadanın (veya sarp bir kayalığın) üzerine oturtulmuş, dalgaların surlarını dövdüğü o efsanevi deniz kalesi.
- Cenevizlilerin Gözetleme Noktası: M.Ö. 15. yüzyıldan beri yerleşim gören bu sarp tepeye bugünkü kaleyi Bizanslıların ve Karadeniz ticaretini elinde tutan o meşhur Cenevizlilerin yaptığı düşünülür. Kalenin içine girdiğinizde, deniz seviyesinden yüksekte, şapel kalıntıları ve eski topları görürsünüz. Surların üzerinden o deli Karadeniz dalgalarını ve Tirebolu sahilini izlemek, bir dönem buralarda cirit atan Ceneviz denizcilerinin rüzgarını yüzünüzde hissetmektir.
- Konum: Tirebolu ilçe merkezi, sahil şeridi.
- Ulaşım: İlçe merkezinden yürüyerek kolayca çıkılır.
- Giriş Ücreti: Bakımlı ve ziyarete açık bir alandır, ücretsizdir. (İçindeki kafede çay içmek harikadır).
11. Harşit Vadisi’nin Şahin Bakışı: Bedrama (Bedrum) Kalesi
Tirebolu’dan iç kesimlere, Harşit Vadisi’ne doğru sadece 8 kilometre ilerlediğinizde, vadinin sağ yamacında, gökyüzüne dimdik yükselen ve kelimenin tam anlamıyla “erişilmez” duran antik bir gözetleme kalesidir. Pontus Krallığı döneminde kervan yollarını ve vadiyi korumak için doğal bir kaya kütlesinin içi oyularak yapılmıştır. Sarp patikalarından tırmanmak zorludur ama vadinin o yemyeşil ve vahşi derinliğini izlemek için efsanevi bir noktadır. (Tirebolu Örenkaya köyündedir, ücretsizdir).
3. Bölüm: Doğanın Tarihle Buluştuğu Antik Rotalar (Dereli, Yağlıdere & Çanakçı)

Doğanın Tarihle Buluştuğu Antik Rotalar (Dereli, Yağlıdere & Çanakçı)
Kalelerden inip, Giresun’un o balta girmemiş vadilerine, şelalelerine ve asırlardır insanların doğayla bütünleştiği o efsanevi sivil yaşam alanlarına geçiyoruz.
12. Vadilerin Yankılanan Sesi: Kuşköy (Islık Dili)
Çanakçı ilçesinin o sarp ve derin vadilerine girdiğinizde, sadece doğanın değil, sivil iletişimin yeryüzündeki en efsanevi ve antik yöntemlerinden biriyle karşılaşırsınız.
- 500 Yıllık Canlı Tarih (UNESCO): Karadeniz’in o inanılmaz dik yamaçlarında evlerin birbirine kilometrelerce uzak olması nedeniyle, yöre halkı yüzyıllardır birbirleriyle haberleşmek için parmaklarını ağızlarına götürüp “Islık Dili”ni icat etmişlerdir! Sadece bir ses çıkarma değil, kelimelerin ve hecelerin ıslığa dönüştüğü, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine giren bu yaşayan dili yerinde duymak, o sarp vadilerde yankılanan bir efsaneye kulak vermektir.
- Konum: Çanakçı ilçesi, Kuşköy.
- Giriş Ücreti: Yaşayan bir köydür, ücretsizdir. (Yaz aylarındaki Islık Dili festivalleri efsanedir).
13. Turkuaz Suların ve Kervanların Rotası: Kuzalan Travertenleri
Dereli ilçesinde, Giresun’un o yemyeşil ormanlarının tam kalbinde yer alan, binlerce yıllık maden sularının oluşturduğu, Pamukkale’yi andıran ama ormanın içine gizlenmiş turkuaz havuzlardır.
- Tarihi Göç Yolu: Bu travertenlerin ve hemen yanındaki o devasa Kuzalan Şelalesi’nin bulunduğu rota, asırlar boyunca Çepni Türkmenlerinin ve kervanların sahil ile İç Anadolu arasında kullandıkları o meşhur tarihi göç yollarının tam üzerindedir. O suların sesi eşliğinde yürürken, asırlar önceki göçebelerin ayak izlerine basarsınız. (Dereli ilçesindedir, Doğa Koruma alanıdır, giriş cüzi bir ücrettir).
14. Çivisiz Çatıların Diyarı: Bektaş ve Kümbet Yaylaları
Giresun yaylaları sadece doğal güzellik değil, devasa bir Yörük/Çepni kültürü hafızasıdır. Dereli sınırları içindeki bu efsanevi yaylalara (yaklaşık 1700-2000 metre rakım) çıktığınızda, yüzlerce yıllık göçebe kültürünün sivil mimarisi olan o ahşap yayla evlerini görürsünüz. Hartama adı verilen, çivi kullanılmadan birbirine geçirilen ahşap parçalarla yapılan çatı mimarisi, doğayla savaşmak yerine onunla bütünleşmenin en asil örneğidir.
15. Masal Kitaplarından Fırlayan Köy: Gölyanı Obası
Giresun destanımızı Yağlıdere ilçesinde, Türkiye’nin beton girmemiş, elektriğin bile doğayı bozmadığı o en masalsı obalarından birinde bitiriyoruz. Etrafı çam ormanlarıyla çevrili küçük ve doğal bir gölün kenarına, tamamen tahtadan ve hiç çivi kullanılmadan (çantı tekniğiyle) asırlar önce inşa edilmiş o küçük yayla evleri… Sis çöktüğünde bu obanın içinde yürümek, zamanın 300 yıl önce durduğu bir efsanenin içine hapsolmaktır. (Yağlıdere ilçesindedir, yayla yoludur, ücretsizdir).
4. YeGez Giresun Ziyaretçi Rehberi: Karadeniz Nem’i ve Fındığın Sırrı

YeGez Giresun Ziyaretçi Rehberi
Giresun, Karadeniz’in o acımasız ve ani değişen doğasına tamamen teslim olmuş bir coğrafyadır. Bu yemyeşil imparatorluğu fethederken şu kurallara riayet etmelisiniz:
İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
- Rutubet, Yağmur ve Sis: Sahil şeridi (Zeytinlik, Tirebolu) yaz aylarında inanılmaz nemli ve bunaltıcı olabilir. Ancak yaylalara (Bektaş, Kümbet, Gölyanı) çıktığınızda sizi aniden dondurucu bir soğuk ve o meşhur Karadeniz sisi (Dumanı) karşılar. Her an yağmur yağacakmış gibi dört mevsimi aynı gün içinde yaşayabilirsiniz.
- YeGez Altın Ayları: Ada turu yapmak, Meryem Ana manastırının o sarp yokuşunu karda kaymadan tırmanmak ve yayla şenliklerine denk gelmek için en kusursuz zaman Temmuz, Ağustos ve Eylül başıdır.
Gastronomi: Dünyanın En İyi Fındığı ve Deniz Kokulu Sofralar
- Dünya Markası: Giresun Kalite Fındık: Giresun fındığı dünyadaki hiçbir fındığa benzemez; yağ oranı en yüksek, tadı en muazzam ve en tombul fındıktır. Taze kavrulmuş fındık ve “Fındık Ezmesi” almadan şehirden çıkmak affedilemez.
- Görele Pidesinin Çıtır Sırrı: Giresun’un Görele ilçesine has bu efsanevi pide, uzun ve ince açılır, fırından çıkar çıkmaz kenarlarına sürülen ve ortasına kırılan yumurtayla eriyen o hakiki Trabzon/Giresun tereyağıyla tam bir damak çatlatan şaheserdir. (Elle yenir!).
- Karalahana Çorbası (Pancar Çorbası) ve Sarması: Karadeniz’in milli yemeği karalahananın (yöresel adıyla pancar), mısır unu, barbunya fasulyesi ve içyağı/tereyağı ile saatlerce kaynatılarak yapılan o efsanevi, şifalı ve yoğun çorbasıdır.
- Taflan (Karayemiş) Tuzlusu Kavurması: Giresun’un en otantik yemeklerindendir. Kiraza benzeyen ama çok daha buruk olan taflan meyvesi tuzlanıp saklanır, kışın ise soğanla kavrularak yenir; o tatlı-tuzlu uyumu efsanedir.
- Hamsi Böreği: İncecik açılan yufka veya mısır unlu hamurun içine, soğan ve baharatlarla harmanlanmış kılçıksız taze hamsilerin dizilip fırınlanmasıyla yapılan o deniz kokulu, efsanevi Karadeniz böreğidir.
5. Kapanış: Amazonların ve Çivisiz Çatıların Destanına Veda
Giresun; sadece Karadeniz sahil yolundan hızla geçilen bir fındık diyarı değil, denizin ortasındaki tek adasında Amazon kadınlarının kılıç seslerinin yankılandığı, sarp kayalıkların devasa manastırlara, ormanların ise çivisiz ahşap obalara dönüştüğü asil ve hırçın bir başkenttir.
Aretias Adası’nda o efsanevi Hamza Taşı’na dokunurken binlerce yıllık bir mitolojinin parçası olur, Zeytinlik semtinin o zarif sokaklarında yürürken “komşusunun güneşini kesmeyen” o muazzam saygı ve estetikle büyülenirsiniz. Meryem Ana Manastırı’nın sarp uçurumunda antik keşişlerin inziva sırlarını fısıldar, Kuşköy’ün vadilerinde asırlık ıslık dilinin dağları nasıl aştığına şahit olursunuz. Görele pidesinden bir lokma aldığınızda ise bu coğrafyanın o tereyağlı, sıcak ve doyurucu misafirperverliğini iliklerinize kadar hissedersiniz. Burası, yeşilin maviye, kayanın ise efsaneye dönüştüğü yeryüzündeki o eşsiz mühürdür.
YeGez olarak hazırladığımız bu 15 duraklık devasa Giresun rehberinin; o yağmurlu yaylalarda ve sarp kale burçlarında size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Taze kavrulmuş fındığın kokusu ve Karadeniz’in o deli dalgalarının sesi hep sizinle, yollarınız hep açık olsun!





