
- 1. 1. Bölüm: Selçuklu’nun Kalbi, Siyah Taşlar ve Şifa (Merkez)
- 1.1. 1. Siyah Bazaltın İhtişamı: Kayseri Kalesi ve Arkeoloji Müzesi
- 1.2. 2. Aşkın Tıp Bilimine Dönüşümü: Gevher Nesibe Darüşşifası (Tıp Müzesi)
- 1.3. 3. Kraliçenin Şehre Armağanı: Hunat Hatun Külliyesi
- 1.4. 4. Taştan Bir Çadır: Döner Kümbet (Şah Cihan Hatun Türbesi)
- 1.5. 5. Ticaretin Asırlık Nabzı: Kayseri Kapalıçarşısı ve Kazancılar Çarşısı
- 1.6. 6. Ağırnaslı Dehanın İmzası: Kurşunlu Camii
- 2. 2. Bölüm: Yazının Anadolu’ya Gelişi ve Yeraltı Sırları
- 2.1. 7. Anadolu’nun Karanlık Çağdan Çıktığı Yer: Kültepe (Kaniş-Karum) Antik Kenti
- 2.2. 8. Bir Dehanın Doğuşu: Ağırnas Yeraltı Şehri ve Mimar Sinan’ın Doğduğu Ev
- 2.3. 9. Kapadokya’nın Saklı İkizi: Soğanlı Vadisi
- 2.4. 10. İpek Yolu’nun Taç Kapısı: Karatay Kervansarayı
- 2.5. 11. Keşişlerin Gizli Cenneti: Erdemli Vadisi
- 3. 3. Bölüm: Dağın Gölgesindeki İnanç, Taş Konaklar ve Doğanın Gücü
- 3.1. 12. Erciyes Manzaralı Asalet: Tarihi Talas Sokakları ve Taş Evleri
- 3.2. 13. Kiliseliğine Aşık Bir Cami: Yaman Dede Camii (Panaya Kilisesi)
- 3.3. 14. Ahşap Direklerin İhtişamı: Develi (Everek) Ulu Camii
- 3.4. 15. Hititlerin 3000 Yıllık Mührü: Fraktin (Ferhatın) Kaya Kabartmaları
- 3.5. 16. Dünyanın En Yükseklerinden: Kapuzbaşı Şelaleleri
- 3.6. 17. Kuşların Cenneti: Sultan Sazlığı (Develi)
- 3.7. 18. Her Şeyin Başladığı Yer: Erciyes Dağı (Tarihi Kışlaklar)
- 4. 4. YeGez Kayseri Ziyaretçi Rehberi: Pastırma Ayazı ve Erciyes Sofrası
- 4.1. İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
- 4.2. Gastronomi: Hamurun ve Etin Zirvesi
- 5. 5. Kapanış: Erciyes’in Siyah İncesine Veda
Bu yazımız içerisinde Kayseri Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Kayseri (Antik adıyla Caesarea), Erciyes Dağı’nın o devasa ve karlı silüetinin hemen dibine kurulmuş, her sokağından Selçuklu medeniyetinin o ağırbaşlı, siyah ve gri taşlı asaletinin fışkırdığı bir imparatorluk şehridir.
Tarih boyunca İpek Yolu’nun en önemli kavşak noktalarından biri olmuş, bu yüzden ticari zeka, Kayserililerin genlerine asırlar öncesinden (Kültepe tabletlerinden) kodlanmıştır. Ancak burası sadece tüccarların değil; Mimar Sinan gibi dünyayı değiştiren mimarların, Gevher Nesibe gibi bilime aşık prenseslerin şehridir. YeGez olarak hazırladığımız bu destansı rehberde, sizi sadece pastırma yemeğe değil; 4000 yıllık ticaret antlaşmalarının yazıldığı kil tabletlere dokunmaya, yeraltı şehirlerinin karanlık dehlizlerine inmeye ve Anadolu’daki en zarif Selçuklu kümbetlerinin o asırlık gölgesinde soluklanmaya davet ediyoruz.
1. Bölüm: Selçuklu’nun Kalbi, Siyah Taşlar ve Şifa (Merkez)

Selçuklu’nun Kalbi, Siyah Taşlar ve Şifa (Merkez)
Kayseri’yi fethederken, şehrin tam kalbindeki Cumhuriyet Meydanı’ndan başlarız. Bu meydan, Roma, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin aynı karede buluştuğu yeryüzündeki nadir yerlerden biridir.
1. Siyah Bazaltın İhtişamı: Kayseri Kalesi ve Arkeoloji Müzesi
Cumhuriyet Meydanı’nın tam ortasında, modern binaların arasında siyah bazalt taşlarıyla devasa bir volkanik duvar gibi yükselen Kayseri Kalesi, şehrin tartışmasız sembolüdür. Roma İmparatoru III. Gordianus zamanında temelleri atılan bu kale, Bizanslılar, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar tarafından sürekli onarılarak kullanılmıştır.
Hikayesi ve Yeni Arkeoloji Müzesi: Şehir merkezindeki bir kalenin genellikle içi boş veya çarşı olur; ancak Kayseri Kalesi’nin içi devasa bir modern mucizedir. Kalenin iç avlusu kazılarak, yeraltına Türkiye’nin en modern ve en teknolojik Arkeoloji Müzelerinden biri inşa edilmiştir. Surların üzerinde yürüyüp Erciyes’e karşı fotoğraf çektikten sonra, yerin altına inip Kültepe’den çıkarılan o paha biçilemez kil tabletleri, devasa Hitit aslanlarını ve Roma mozaiklerini görebilirsiniz.
Konum: Melikgazi ilçesi (Cumhuriyet Meydanı, şehrin tam kalbi).
Ulaşım: Tramvayla veya yürüyerek her noktadan anında ulaşılır.
Giriş Ücreti: Kalenin içine girmek ve surlara çıkmak ücretsizdir. Arkeoloji Müzesi bölümü Kültür Bakanlığı’na bağlıdır ve Müzekart geçerlidir.
2. Aşkın Tıp Bilimine Dönüşümü: Gevher Nesibe Darüşşifası (Tıp Müzesi)
Kayseri Kalesi’nden sadece 5 dakikalık bir yürüyüş mesafesinde, Mimar Sinan Parkı’nın içinde yer alan bu çifte medrese, dünya tıp tarihi için bir kırılma noktasıdır. 1206 yılında Anadolu Selçuklu Hükümdarı I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından, kız kardeşi Gevher Nesibe Sultan adına yaptırılmıştır.
Hikayesi ve Suyla Tedavi: Efsaneye göre Gevher Nesibe Sultan, abisinin komutanlarından birine aşık olur, ancak abisi bu evliliğe izin vermeyip komutanı savaşa göndererek şehit olmasını sağlar. Üzüntüden verem olan Gevher Nesibe, ölüm döşeğinde abisinden “Kendi parasıyla, çaresiz dertlere şifa bulunacak bir hastane (şifahane)” yapılmasını vasiyet eder. Burası sadece Anadolu’nun ilk tıp fakültesi değil; aynı zamanda akıl ve ruh hastalarının o karanlık çağlarda karanlık odalara kapatılmak yerine su sesi, musiki (ney) ve güzel kokularla tedavi edildiği o muazzam bir bilim yuvasıdır. İçerideki odalarda dönemin cerrahi aletleri ve tedavi yöntemleri çok çarpıcı bir şekilde sergilenir.
Konum: Melikgazi ilçesi, Mimar Sinan Parkı içi.
Giriş Ücreti: Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ne ait Selçuklu Uygarlığı Müzesi olarak hizmet vermektedir. Çok cüzi bir bilet ücreti vardır (Müzekart geçmez).
3. Kraliçenin Şehre Armağanı: Hunat Hatun Külliyesi
Gevher Nesibe’den çıkıp meydanın diğer tarafına yöneldiğimizde, Selçuklu mimarisinin Kayseri’deki en büyük, en görkemli yapılarından biri olan Hunat Hatun Külliyesi bizi karşılar. 1238 yılında I. Alaeddin Keykubat’ın eşi ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi olan Mahperi Hunat Hatun tarafından yaptırılmıştır.
Hikayesi: Külliye; cami, medrese, türbe ve hamamdan oluşur. Kesme taştan inşa edilmiş devasa taç kapısından içeri girdiğinizde, Selçuklu mimarisinin o ağırbaşlı sükuneti sizi esir alır. Külliyenin hamam kısmı, asırlardır Kayserililerin yıkanmak için kullandığı o efsanevi tarihi bir mekandır ve hala aktiftir. Medresenin açık avlusunda, etrafınızda asırlık taş işlemeleri varken çayınızı veya Türk kahvenizi yudumlamak, Kayseri’nin en güzel molalarından biridir.
Konum: Melikgazi ilçesi (Kayseri Kalesi’nin hemen doğusu).
Giriş Ücreti: Cami ve medrese ziyareti ücretsizdir. (Medrese avlusunda hediyelik eşya dükkanları ve kafeler bulunur).
4. Taştan Bir Çadır: Döner Kümbet (Şah Cihan Hatun Türbesi)
Eğer Selçukluların taşı nasıl bir dantel gibi yonttuklarını, nasıl şaheserler yarattıklarını görmek isterseniz, şehrin biraz daha yukarısında (Talas yolu üzerinde) tek başına asil bir şekilde duran Döner Kümbet’e gitmelisiniz.
Hikayesi ve Mimarisi: 1276 yılında Prenses Şah Cihan Hatun için yaptırılan bu anıtsal mezara “Döner Kümbet” denmesinin sebebi, binanın üzerindeki oymaların ve rölyeflerin 12 köşeli silindirik gövde üzerinde o kadar kusursuz bir simetriyle işlenmiş olmasıdır ki, etrafında dönerken (veya uzaktan bakarken) binanın kendi ekseni etrafında dönüyormuş illüzyonu yaratmasıdır. Çift başlı kartal, aslan ve hayat ağacı motifleriyle bezenmiş bu yapı, adeta Orta Asya’daki bir Türkmen çadırının taşa dönüşmüş, ölümsüzleşmiş halidir.
Konum: Melikgazi ilçesi, Kartal Kavşağı yakını (Seyyid Burhaneddin Mezarlığı karşısı).
Giriş Ücreti: Yol kenarında açık alanda bulunan bir anıttır, ücretsizdir.
5. Ticaretin Asırlık Nabzı: Kayseri Kapalıçarşısı ve Kazancılar Çarşısı
Kayseri demek ticaret demektir. Şehre gelip de 15. yüzyıldan beri aktif olarak çalışan, İstanbul Kapalıçarşı’dan sonra Türkiye’nin en büyük ikinci kapalı çarşısı olan bu devasa labirente girmemek olmaz.
Çarşının Ruhu: Devasa kemerli taş tavanların altında baharatçıların, kilimcilerin ve özellikle sarrafların (Kayseri’de altın çok önemlidir) o tatlı telaşına şahit olursunuz. Çarşının içindeki Kazancılar Çarşısı bölümünde ise, çekiçle bakır döven ustaların o ritmik sesleri arasında yürürken pastırma ve sucuk kokuları burnunuza gelmeye başlar.
Konum: Melikgazi ilçesi (Cumhuriyet Meydanı ile Ulu Cami arasında).
Giriş Ücreti: Yaşayan bir ticaret merkezi olduğu için ücretsizdir.
6. Ağırnaslı Dehanın İmzası: Kurşunlu Camii
Şehrin merkezinde, Mimar Sinan Parkı’nın içinde yer alan bu zarif caminin, dünya mimarlık tarihi için çok özel bir yeri vardır. Çünkü burası, Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğan ve dünyayı tasarlayan dahi Mimar Sinan’ın, kendi memleketinde yapıp da günümüze ulaşabilmiş yegane eseridir (1573).
Önemi: Klasik Mimar Sinan oranlarının, ince kalem işçiliğinin ve kubbe mimarisinin o muazzam zarafetini taşır. Etrafındaki modern şehre inat, tek kubbesiyle adeta bir ustalık nişanesi olarak dimdik ayakta durur.
Giriş Ücreti: İbadete açık aktif bir camidir, ücretsizdir.
2. Bölüm: Yazının Anadolu’ya Gelişi ve Yeraltı Sırları

Yazının Anadolu’ya Gelişi ve Yeraltı Sırları
Kayseri merkezinden biraz dışarı, tüccarların, dehaların ve keşişlerin toprağı oyarak yarattığı o akıl almaz medeniyetlere doğru yola çıkıyoruz.
7. Anadolu’nun Karanlık Çağdan Çıktığı Yer: Kültepe (Kaniş-Karum) Antik Kenti
Kayseri-Sivas karayolu üzerinde, merkeze sadece 20 km uzaklıkta yer alan bu devasa höyük, sıradan bir kazı alanı değil; Anadolu tarihinin kelimenin tam anlamıyla başladığı (yazılı tarihe geçtiği) sıfır noktasıdır!
Hikayesi ve Çivi Yazılı Tabletler: M.Ö. 2000’lerde burası (Kaniş), Asurlu tüccarların Anadolu’daki en büyük ticaret merkeziydi (Karum). Asurlular, Anadolu’ya gelirken yanlarında yazıyı (çivi yazısını) getirdiler. Kazılarda ortaya çıkarılan on binlerce kil tablet, aslında Asurlu tüccarların ticaret antlaşmaları, borç senetleri, evlilik sözleşmeleri ve tüccar eşlerinin mektuplarıdır! Bu tabletler sayesinde Anadolu insanı yazıyla tanışmıştır. Devasa saray kalıntıları ve tüccar evlerinin arasında gezerken, 4000 yıl önce burada dönen o korkunç ticaret hacmini hissetmek beyninizi sarsar.
Konum: Melikgazi ilçesi, Karahöyük Mahallesi (Kayseri-Sivas yolu 20. km).
Ulaşım: Kayseri merkezden özel araçla veya Sivas yönüne giden dolmuşlarla anayoldan çok rahat ulaşılır.
Giriş Ücreti: Açık hava kazı alanı ören yeridir, Müzekart geçerlidir. (Çıkan şaheserlerin büyük kısmı Kayseri Kalesi’ndeki Arkeoloji Müzesi’ndedir).
8. Bir Dehanın Doğuşu: Ağırnas Yeraltı Şehri ve Mimar Sinan’ın Doğduğu Ev
Osmanlı İmparatorluğu’nun başmimarı, Süleymaniye’yi ve Selimiye’yi gökyüzüne diken o efsanevi dahi Mimar Sinan, Kayseri’nin Ağırnas köyünde, taş ustası bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Bu köye adım attığınızda, onun taşa nasıl bu kadar hükmettiğini anlarsınız.
Yeraltı Şehri ve Doğduğu Ev: Ağırnas, yerin metrelerce altına tüf kayalara oyulmuş devasa dehlizler, kiliseler ve yaşam alanlarıyla doludur. Mimar Sinan’ın doğup 22 yaşına kadar yaşadığı (ve sonradan restore edilen) o kemerli taş evi gezerken, altındaki yeraltı şehrine inen karanlık merdivenleri görürsünüz. Genç Sinan, taşın nasıl yontulacağını, kemerlerin ağırlığı nasıl taşıyacağını bu yeraltı mağaralarında ustalarından öğrenmiştir. Sokaklarında yürürken taş işçiliğinin adeta bir sanat galerisini andırdığını fark edersiniz.
Konum: Melikgazi ilçesi, Ağırnas Kasabası (Merkeze 24 km).
Ulaşım: Kayseri merkezden kalkan Ağırnas otobüsleriyle veya özel araçla çok rahat ulaşılır.
Giriş Ücreti: Doğduğu evi ve altındaki yeraltı dehlizlerini gezmek için çok cüzi bir bilet/bağış alınır (Belediye işletmesindedir).
9. Kapadokya’nın Saklı İkizi: Soğanlı Vadisi
Nevşehir’deki Göreme veya Ürgüp’e gitmenize gerek yok! Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde, devasa fay kırıklarıyla oluşmuş, içi peri bacaları ve kayalara oyulmuş yüzlerce kiliseyle dolu Soğanlı Vadisi sizi bekliyor.
Hikayesi, Kiliseler ve Bez Bebekler: Roma döneminden itibaren Hristiyan keşişlerin dünyadan kaçıp saklandığı bu vadide; Karabaş Kilisesi, Yılanlı Kilise ve Kubbeli Kilise gibi, içleri asırlık fresklerle (duvar resimleriyle) dolu muazzam yapılar vardır. Özellikle kayanın dışı da yontularak dışarıdan gerçek bir kubbe gibi gösterilen Kubbeli Kilise, dünya mimarisinde eşsizdir. Vadide yürürken köylü kadınların yaptığı o meşhur, rengarenk “Soğanlı Bez Bebekleri”nden almadan dönmek büyük bir YeGez hatasıdır. (Son yıllarda burada sıcak hava balonu turları da başlamıştır).
Konum: Yeşilhisar ilçesi, Soğanlı Köyü (Kayseri merkeze yaklaşık 80 km).
Ulaşım: Özel aracınızla Niğde karayolu üzerinden Yeşilhisar’a saparak köylere uzanan asfalt yoldan gidilir.
Giriş Ücreti: Vadi girişinde bilet alınır, Kültür Bakanlığı’na bağlıdır, Müzekart geçerlidir.
10. İpek Yolu’nun Taç Kapısı: Karatay Kervansarayı
Tüccarların şehri Kayseri’de İpek Yolu’nun izini sürmek için Bünyan’a geçiyoruz. 1240 yılında efsanevi Selçuklu Veziri Celaleddin Karatay tarafından yaptırılan bu devasa han, Anadolu’daki kervansarayların en anıtsal ve en sağlam örneklerinden biridir.
Hikayesi: İki bölümden (açık avlu ve kapalı kışlık alan) oluşan bu hanın en can alıcı noktası, dışarıdan adeta bir kale kapısını andıran o muazzam işlemeli mermer Taç Kapısı’dır. Geometrik motiflerin ve mukarnasların (sarkıtların) taşa bir dantel gibi işlendiği bu kapıdan içeri girdiğinizde, kervanların o efsanevi asırlık uğultusunu, develerin nefesini ve tüccarların güven içinde uyuduğu o serin, karanlık tonozlu (kemerli) salonları iliklerinize kadar hissedersiniz.
Konum: Bünyan ilçesi, Karadayı Köyü sınırlarında.
Giriş Ücreti: Genellikle ziyarete açıktır ve ücretsizdir. (Vakıflar Genel Müdürlüğü kontrolündedir).
11. Keşişlerin Gizli Cenneti: Erdemli Vadisi
Soğanlı’ya çok yakın bir konumda, doğanın kalbine, sarp bir kanyonun içine gizlenmiş, 11. yüzyılda Bizanslı keşişlerin inzivaya çekildiği bir yerleşimdir. Kayalara oyulmuş kiliseler, manastırlar ve şaraphanelerle dolu bu sessiz vadide, fresklerin izlerini takip ederek trekking yapmak, turistik kalabalıktan tamamen soyutlanmış harika bir doğa-tarih yürüyüşüdür. (Yeşilhisar ilçesindedir, giriş ücretsizdir).
3. Bölüm: Dağın Gölgesindeki İnanç, Taş Konaklar ve Doğanın Gücü

Dağın Gölgesindeki İnanç, Taş Konaklar ve Doğanın Gücü
Yeraltından çıkıp, Erciyes’in eteklerine serpilmiş çok kültürlü sokaklara ve dünyanın en büyük şelalelerinden birine doğru yola koyuluyoruz.
12. Erciyes Manzaralı Asalet: Tarihi Talas Sokakları ve Taş Evleri
Kayseri merkezinin hemen 10 km güneydoğusunda, Ali Dağı’nın eteklerinde yer alan Talas, 19. yüzyılda Rum, Ermeni ve Türklerin birlikte yaşadığı, Amerikan Koleji’ne bile ev sahipliği yapmış inanılmaz zengin ve elit bir yerleşimdi.
Sokakların Ruhu: Bugün Ali Saip Paşa Sokağı başta olmak üzere, restore edilmiş o devasa, yüksek duvarlı, cumbalı ve ağırbaşlı kesme taş konakların arasında yürürken, kendinizi bir dönem filminde hissedersiniz. Konakların avlularından (seyir teraslarından) Erciyes’in o karlı zirvesini izleyerek Türk kahvesi içmek, Kayseri seyahatinin en nezih ve dingin ritüelidir.
Konum: Talas ilçe merkezi (Kayseri’ye bitişik sayılır).
Giriş Ücreti: Yaşayan tarihi sokaklar olduğu için gezmek ücretsizdir.
13. Kiliseliğine Aşık Bir Cami: Yaman Dede Camii (Panaya Kilisesi)
Talas sokaklarında gezerken karşınıza 1886 yılında inşa edilmiş, devasa sütunları ve muazzam mimarisiyle eski bir Ortodoks Kilisesi olan Panaya Kilisesi çıkar.
Dönüşüm: 1925 yılında camiye dönüştürülüp Yaman Dede ismini alan bu yapının en şaşırtıcı özelliği, içinin tamamen ahşap kündekari işçiliğiyle yapılmış tavanlara ve son derece zarif, pastel renklere sahip fresk izlerine (üzeri boyanmış olsa da mimarisi kendini belli eder) sahip olmasıdır. Kilise çan kulesinden minareye evrilmiş bu yapı, Talas’ın o çok kültürlü hoşgörüsünün taşa bürünmüş halidir.
Giriş Ücreti: İbadete açık aktif bir camidir, ücretsizdir.
14. Ahşap Direklerin İhtişamı: Develi (Everek) Ulu Camii
Kayseri’nin güneyine, Erciyes’in arkasındaki Develi ilçesine indiğimizde, 1281 yılında Selçuklular döneminde yaptırılan bu ulu mabet bizi karşılar. Taş dış duvarların içine girdiğinizde sizi Selçuklu’nun o klasik, devasa ahşap direklerle taşınan ve tavanı harika ahşap oymalarla süslü o ağırbaşlı atmosferi kucaklar.
15. Hititlerin 3000 Yıllık Mührü: Fraktin (Ferhatın) Kaya Kabartmaları
Develi ovasında (Karasu çayı kenarında), sıradan bir kayalığın üzerine yaklaştığınızda, M.Ö. 13. yüzyıla (Hitit İmparatorluğu dönemine) ait devasa ve paha biçilemez bir kaya kabartması görürsünüz. Rölyefte, Hititlerin en büyük krallarından III. Hattuşili ve Kraliçe Puduhepa’nın, tanrılara şükran (kurban) sunma anı resmedilmiştir. 3000 yıldır yağmura ve rüzgara direnen bu eser, Anadolu’nun o kadim imparatorluk hafızasıdır. (Giriş ücretsizdir).
16. Dünyanın En Yükseklerinden: Kapuzbaşı Şelaleleri
Tarihten çıkıp doğanın tarihe meydan okuduğu bir noktaya, Aladağlar Milli Parkı’nın kalbine gidiyoruz. Kapuzbaşı, bir şelale değil, sarp bir kaya duvarının tam ortasından, metrelerce yükseklikten adeta fışkırarak dökülen 7 ayrı devasa şelale kompleksidir.
Doğanın Gücü: 76 metre yüksekliğiyle (Victoria veya Niagara’nın döküldüğü irtifadan bile yüksektir) dünyanın en yüksekten dökülen şelalelerinden biri kabul edilir. Yazın o en sıcak gününde bile, şelalenin yanına yaklaştığınızda o suların çarpmasıyla oluşan buz gibi sis bulutu sizi saniyeler içinde dondurur. Etrafındaki tarihi su değirmenleri ve o vahşi orman dokusuyla yeryüzü cennetidir.
Konum: Yahyalı ilçesi, Kapuzbaşı Köyü (Kayseri merkeze oldukça uzaktır, yaklaşık 140 km).
Giriş Ücreti: Milli Park sınırları içindedir, araç/şahıs giriş ücreti vardır.
17. Kuşların Cenneti: Sultan Sazlığı (Develi)
Erciyes Dağı’nın eteklerinde, Develi ovasında yer alan bu devasa sazlık ve sulak alan, tatlı ve tuzlu suyun birbirine karıştığı, Avrupa ile Afrika arasındaki göçmen kuşların en büyük konaklama merkezidir (Flamingolardan pelikanlara 300’den fazla kuş türü yaşar). Sazlıkların arasında uzanan kilometrelerce uzunluktaki ahşap yürüyüş yollarında (veya kayıklarla) gezerken, arka planda o heybetli karlı Erciyes’in silüetiyle fotoğraf çekilmek bir YeGez kuralıdır.
18. Her Şeyin Başladığı Yer: Erciyes Dağı (Tarihi Kışlaklar)
Ve elbette Erciyes… Sadece Türkiye’nin en iyi kayak merkezlerinden biri değil; Kültepe’ye, Kapadokya’ya ve Soğanlı’ya tüfünü püskürterek o efsanevi coğrafyayı yaratan volkanik babadır. Antik çağlarda Romalıların adına sikkeler bastığı, tepesindeki karların tanrısal bir güç olarak görüldüğü bu dağ; asırlar boyunca Selçuklu sultanlarının kışlak ve avlak merkezi olmuştur. Zirvesine bakmadan Kayseri’den ayrılmak şehre ihanettir.
4. YeGez Kayseri Ziyaretçi Rehberi: Pastırma Ayazı ve Erciyes Sofrası

YeGez Kayseri Ziyaretçi Rehberi
Kayseri, ticari zekasını mutfağına ve hayatta kalma yeteneğine de yansıtmış bir şehirdir. Bu imparatorluk şehrini hakkıyla fethetmek için şu kurallara riayet edin:
İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
Dondurucu Ayaz ve Rüzgar: Erciyes Dağı’nın eteklerinde kurulu olduğu için Kayseri’de kış, kelimenin tam anlamıyla “kemik kesen” bir ayazla geçer. Kapuzbaşı şelalelerine giden yollar riskli olabilir, meydanda yürümek bile zorlaşabilir. (Kayak ve kış sporları tutkunuysanız Erciyes Aralık-Mart arası dünya standartlarındadır).
“Pastırma Yazı”nın Sırrı: Bu şehri, o siyah bazalt kaleleri ve yeraltı şehirlerini en keyifli şekilde gezmek için en efsanevi dönem; Ekim sonu ve Kasım ayının o meşhur “Pastırma Yazı” dönemidir (Gündüzleri güneşli ve ılık, geceleri aniden soğuyan, etin o muazzam şekilde kurumasını sağlayan sihirli haftalar). İlkbahar (Mayıs) ayları da şelalelerin en gür aktığı zamandır.
Gastronomi: Hamurun ve Etin Zirvesi
Tahta Kaşığa 40 Tane Sığan Mantı: Kayseri’de mantı sadece bir yemek değil, bir beceri testidir. İncecik açılan hamurun içine konan etle, o kadar küçük kapatılır ki, tahta bir kaşığa 40 tane sığması makbuldür. Üzerine sarımsaklı yoğurt, sumak ve tereyağlı salça dökülerek bir şaheser yaratılır. (Ayrıca “Tepsi Mantısı”nı da fırınlanmış çıtırlığıyla mutlaka denemelisiniz).
Kat Kat Bir Efsane: Yağlama (Şebit): Lavaş boyutunda açılmış incecik hamurların (şebit), aralarına bol salçalı, hafif sulu ve soğanlı kıyma harcı sürülerek kat kat (bazen 10-15 kat) üst üste dizilmesiyle yapılır. En üstüne sarımsaklı yoğurt gezdirilir ve elle rulo yapılarak yenir. Mantıyı bile tahtından edecek bir başyapıttır!
Pastırma ve Sucuk Başkenti: Çemenin, kaliteli sığır etinin ve o eşsiz Erciyes rüzgarının (“Pastırma Yazı”nın) birleşimiyle kurutulan gerçek Kayseri pastırması (özellikle sırt veya tütünlük bölgesi), dünyadaki hiçbir kurutulmuş ete benzemez. Kazancılar Çarşısı’nda taze doğratıp almak zorunludur.
Nevzine Tatlısı: Tahin, ceviz ve pekmezin o inanılmaz uyumuyla fırında pişen, şerbetli ama bir o kadar da tok tutan, Kayseri’ye has o ağırbaşlı ve efsanevi kapanış tatlısıdır.
5. Kapanış: Erciyes’in Siyah İncesine Veda
Kayseri; sadece sanayi bölgeleri ve modern binalardan ibaret bir şehir değil, toprağını her kazdığınızda altından çivi yazılı tabletlerin, Selçuklu çinilerinin ve ticari bir dehanın fışkırdığı, asil ve sarsılmaz bir imparatorluk başkentidir.
Kültepe’de 4000 yıl önceki bir tüccarın kil tablete yazdığı senedi görürken insan aklının ticari evrimine şaşırır, Gevher Nesibe’nin şifahanesinde su sesini dinlerken bilimin karanlık çağları nasıl yırttığına şahit olursunuz. Soğanlı’da Kapadokya’nın o sessiz ikizini keşfeder, Talas sokaklarında Erciyes’in o dondurucu ama asil rüzgarını yüzünüzde hissedersiniz. Burası, taşın siyah, zekanın ise keskin olduğu yeryüzündeki tek yerdir.
YeGez olarak hazırladığımız bu 18 duraklık devasa Kayseri rehberinin; o bazalt kalelerde ve yeraltı şehirlerinde size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Erciyes’in bereketi ve o efsanevi mantının lezzeti hep aklınızda, yollarınız hep açık olsun!





