Mersin Müzeler Rehberi ile Toros Dağları’nın Akdeniz’in o ılık tuzlu sularıyla kucaklaştığı, Kleopatra’nın yıkandığı sulara, korsanların saklandığı koylara ve Aziz Pavlus’un (St. Paul) adımladığı efsanevi topraklara doğru muazzam bir yolculuğa çıkıyoruz. Kilikya coğrafyasının kalbi olan bu uçsuz bucaksız sahil şeridi; denizin ortasında süzülen kızıl kalelerden, mitolojik canavarların hapsedildiği devasa çöküklere ve yeraltındaki aynalı göllere kadar bütünüyle bir “Doğa ve Arkeoloji Şöleni” sunar.
YeGez ekibi olarak 50 maddelik devasa bir liste halinde özenle hazırladığımız bu rehberde, Mamure Kalesi’nin o aşılmaz surlarından Tarsus’un mistik mağaralarına kadar Mersin müze gezilecek yerler listesi içindeki tüm gizemleri ve pratik ziyaretçi sırlarını bulacaksınız. Hazırsanız, narenciye çiçekleri kokan bu destansı Akdeniz rotasını keşfetmeye başlıyoruz!
Mersin’de Gezilecek En İyi Müzeler ve Tarihi Alanlar
Mersin’de Gezilecek En İyi Müzeler ve Tarihi AlanlarPlanlama bölümü — genişlet / daralt
Tarihin doğayla en vahşi ve en estetik şekilde iç içe geçtiği Mersin gezilecek müzeler, özellikle sahil şeridi boyunca dizilmiş antik kentleri ve devasa kaleleriyle ziyaretçilerine bitmek bilmeyen bir keşif sunar. İşte Kilikya’nın belleğini yansıtan 15 eşsiz durak:
Mersin Arkeoloji Müzesi
Türkiye’nin en modern ve interaktif müzelerinden biri olarak, Mersin’in o devasa tarihi katmanlarını tek çatı altında toplayan harika bir komplekstir. Yumuktepe Höyüğü’nün 9 bin yıllık buluntularından Roma heykellerine, antik gemi canlandırmalarından devasa amfora duvarlarına kadar; ziyaretçiyi tüneller ve zaman çizelgeleri içinde gezdiren çok estetik bir kentsel hafıza merkezidir.
Kızkalesi (Deniz Kalesi)
Mersin denilince akla ilk gelen, Akdeniz’in masmavi sularının tam ortasında süzülen o efsanevi garnizondur! Kıyıdan yaklaşık 600 metre açıkta küçük bir ada üzerine inşa edilen (Korykos Antik Kenti’nin deniz savunması) bu yapı; kralın kızını yılan sokmasından korumak için buraya sakladığı ama kehanetin yine de gerçekleştiği o ünlü mitolojik hikayesiyle, Türkiye’nin en ikonik açık hava anıtlarından biridir.
Cennet ve Cehennem Çökükleri (Açık Hava Mitoloji Müzesi)
Silifke’nin Narlıkuyu mevkiinde yer alan, yeraltı mağaralarının tavanlarının çökmesiyle oluşmuş, mitolojinin en ürkütücü ve en büyüleyici doğa harikalarından biridir! 452 basamakla inilen yemyeşil “Cennet” obruğunun dibinde antik bir Meryem Ana Kilisesi bulunurken; Zeus’un 100 başlı ejderha Typhon’u hapsettiği o sarp ve ürkütücü “Cehennem” obruğu ise doğanın gücünü sergileyen devasa bir jeoloji ve mitoloji müzesidir.
Kanlıdivane Antik Kenti (Canytelis)
Erdemli ilçesinde, antik Olba Krallığı’nın en önemli yerleşimlerinden biri olan bu kent, tıpkı Cennet-Cehennem gibi devasa ve derin bir obruğun etrafına kurulmuştur! Suçluların obruğun içindeki vahşi hayvanlara atılarak infaz edildiği (ismini buradan aldığı rivayet edilir) bu efsanevi alan; bazilikaları, kaya kabartmaları ve obruk etrafındaki Helenistik kuleleriyle sarsıcı bir arkeoloji ve doğa anıtıdır.
Uzuncaburç Antik Kenti (Olba Territorium)
Silifke’nin dağlık kesiminde, denizden 1200 metre yükseklikte çam ormanlarının arasına gizlenmiş olan bu kent, “Kilikya’nın Efes’i” olarak anılır! Helenistik dönemin en güçlü rahip-krallıklarından Olba’nın ibadet merkezi olan bu devasa açık hava müzesinde; görkemli Zeus Olbios Tapınağı, devasa sütunlu caddeler, anıtsal kapılar ve kente ismini veren o 5 katlı Helenistik “Uzun Burç” dimdik ayakta durmaktadır.
Tarsus Müzesi
İnsanlık tarihinin kesintisiz yaşandığı en eski şehirlerden biri olan Tarsus’un, o 10 bin yıllık devasa kültürel birikimini restore edilen 750 yıllık efsanevi bir Karamanoğulları Medresesi’nde (Kubat Paşa Medresesi kompleksinde) sergileyen harika bir ilçesi müzesidir. Kalkolitik çağdan Roma’ya, Kleopatra’nın şehri ziyaretinden İslami döneme kadar felsefe, din ve ticaretin kalbinin attığı Tarsus’un kronolojik özetidir.
St. Paul Kilisesi ve Kuyusu (İnanç Tarihi Müzesi)
Hristiyanlık dünyasının en önemli figürlerinden, İncil’in büyük bir kısmını yazan ve dini Anadolu/Avrupa’ya yayan Aziz Pavlus’un (St. Paul) doğum yeri Tarsus’tur! Pavlus’un evinin bulunduğu yer olduğuna inanılan avludaki tarihi “Kuyu” (suyunun şifalı olduğuna inanılır) ve hemen yakınındaki 19. yüzyıldan kalma Ortodoks “St. Paul Kilisesi”, Vatikan tarafından hac merkezi ilan edilmiş devasa bir inanç anıtıdır.
Eshab-ı Kehf Mağarası (Yedi Uyurlar Anıtı)
Hem Kur’an-ı Kerim’de (Kehf Suresi) hem de Hristiyanlık inancında geçen, putperest zalim bir kraldan kaçan 7 genç (ve köpekleri Kıtmir) efsanesinin Anadolu’daki en önemli merkezlerinden biridir. Tarsus’taki Encülüs Dağı eteklerinde yer alan bu doğal mağara, yüzlerce yıl uyuduklarına inanılan bu gençlerin hikayesiyle binlerce yıldır ziyaretçi akınına uğrayan mistik ve efsanevi bir inanç turizmi/açık hava müzesidir.
Nusret Mayın Gemisi Kültür Parkı
Sadece Mersin’in değil, tüm Türkiye’nin var oluş hikayesinin baş aktörüdür! Çanakkale Savaşları’nda boğaza döşediği mayınlarla dünya tarihinin akışını değiştiren, “Yenilmez Armada”yı sulara gömen o efsanevi Nusret Mayın Gemisi’nin orijinalidir! Yıllarca kargo gemisi olarak kullanılıp çürümeye terk edildikten sonra Tarsus Belediyesi tarafından kurtarılıp restore edilen bu gemi, parkın içinde devasa bir kahramanlık ve deniz müzesi olarak gururla sergilenmektedir.
Soli Pompeiopolis Antik Kenti
Mersin’in (Mezitli) tam içinde, modern apartmanların arasında uzanan ve Roma komutanı Pompey tarafından korsanlardan temizlenerek yeniden kurulan görkemli liman kentidir! 200 adet devasa Korint sütunundan oluşan anıtsal caddesinin bir kısmı bugün hala ayakta olan bu kent; Helenistik dönemin o ihtişamlı şehir planlamasını modern şehrin göbeğinde bir açık hava mimari müzesi olarak sergiler.
Mamure Kalesi
Akdeniz sahil şeridinin en büyük, en iyi korunmuş ve en efsanevi kalelerinden biridir! Anamur’da doğrudan denizin içine doğru uzanan, etrafı hendeklerle çevrili ve tam 39 devasa kulesi olan bu Orta Çağ şaheseri; Romalılardan Karamanoğulları’na kadar sayısız medeniyet tarafından kullanılmıştır. İhtişamlı surları ve hendeğindeki kaplumbağalarıyla bütünüyle bir “Savunma ve Doğa Müzesi”dir. (UNESCO Geçici Miras Listesi’ndedir).
Anemurium Antik Kenti (Rüzgarlı Burun)
Türkiye’nin en güney ucu olan Anamur Burnu’nda, rüzgarlara karşı dimdik ayakta duran efsanevi bir Roma sahil kentidir. Özellikle Anadolu’nun en sağlam kalmış “Nekropol” (Mezarlık) alanına sahip olmasıyla ünlüdür! Tonozlu devasa anıt mezarları, hala duvarları ayakta duran dev hamamları, tiyatrosu ve mozaikli evleriyle deniz kenarında kaybolmuş efsanevi bir arkeoloji kentidir.
Gilindire (Aynalıgöl) Mağarası (Yeraltı Jeoloji Anıtı)
Aydıncık ilçesinde 1999 yılında bir çoban tarafından tesadüfen bulunan ve dünyanın en güzel mağaralarından biri kabul edilen efsanevi bir “Yeraltı Sarayı”dır! Buzul çağından kalma sarkıt, dikit ve sütunları olan mağaranın sonunda; yansıma yaptığı için “Aynalı” denen efsanevi bir yeraltı gölü bulunur. İçi tamamen milyonlarca yıllık kristallerle kaplı, doğanın en muazzam ve sessiz sergi alanlarından biridir.
Atatürk Evi Müzesi
Mustafa Kemal Atatürk’ün 1925 yılında eşi Latife Hanım ile birlikte Mersin’e geldiğinde konakladığı, 1897 yapımı efsanevi “Christman Konağı”dır. Mersin sahilinin o klasik ve zarif kesme taş mimarisini taşıyan bu görkemli konak; günümüzde Atatürk’ün şahsi eşyalarının, fotoğraflarının ve Anıtkabir’den getirilen hatıralarının sergilendiği çok şık bir sivil mimari ve Cumhuriyet tarihi müzesidir.
Mersin Deniz Müzesi
Denizciliğin ve Akdeniz’in kalbinde, Türk denizcilik tarihini çok modern teknolojilerle ve zengin koleksiyonlarla sergileyen devasa bir komplekstir (Türkiye’nin 4. deniz müzesidir). Barbaros Hayreddin Paşa’nın kadırgalarından modern fırkateynlere, denizci üniformalarından dev gemi toplarına kadar uzanan bu estetik müze; denizin o tuzlu tarihini karada solumak isteyenler için harika bir kapalı galeridir.
Narlıkuyu Mozaik Müzesi (Üç Güzeller Mozaiği)
Cennet ve Cehennem çöküklerinin hemen sahil kısmında, antik bir Roma hamamının (Porto Calamie) zeminini süsleyen efsanevi bir taban mozaiğini koruyan butik bir müzedir. Mitolojide Zeus’un kızları olan ve zarafeti temsil eden Aglaia, Thalia ve Euphrosyne’nin (Üç Güzeller) keklikler ve güvercinler arasında dans edişini tasvir eden bu siyah-beyaz-sarı mozaik taş işçiliği, bölgenin Roma dönemi lüks yaşantısını anlatan harika bir sanat eseridir.
Alahan Manastırı (Dağlara Kazınmış İnanç)
Mut ilçesinde, Göksu Vadisi’ne tepeden bakan sarp ve dik bir yamaca (1300 metre rakım) inşa edilmiş, Hristiyanlık tarihinin en görkemli ve en sarsıcı anıtlarından biridir! Evliya Çelebi’nin “Ustasının elinden yeni çıkmış gibi duruyor” dediği, Ayasofya ile benzer mimari özellikler taşıyan bu devasa kompleks; Doğu Manastırı, Batı Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odaları ve İncil sahnelerinin işlendiği anıtsal kapılarıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan bir “Açık Hava Mimari Şaheseri”dir.
Adamkayalar (Açık Hava Kaya Heykelleri)
Kızkalesi’nin arka tarafındaki Şeytan Deresi Vadisi’nin o ürkütücü ve sarp uçurumlarına, M.Ö. 2. yüzyılda (Helenistik-Roma dönemi) oyulmuş dünyaca ünlü kaya kabartmalarıdır! Vadi duvarına adeta birer tablo gibi işlenmiş asker, kral, kraliçe, çocuk ve ziyafet sahnelerinden oluşan 17 adet devasa kabartma heykel, Kilikya yöresinin ölüm ve tapınma ritüellerini anlatan, ulaşılması zor ama bir o kadar da büyüleyici bir arkeoloji müzesidir.
Elaiussa Sebaste Antik Kenti
Erdemli sahilinde, Mersin-Silifke karayolunun tam ortasından geçtiği, zeytin anlamına gelen “Elaiussa” ile görkemli anlamına gelen “Sebaste” isimlerinin birleştiği devasa bir Roma liman ve ticaret kentidir. Denizin hemen kıyısında kumlar altında kalmış antik tiyatrosu, Bizans bazilikası, tapınakları ve özellikle yolun kuzeyinde kalan devasa anıt mezarlarıyla (Nekropol) tam bir açık hava Roma şehri laboratuvarıdır.
Astım Mağarası
Cennet-Cehennem obruklarının sadece 300 metre uzağında yer alan, 15 metrelik demir bir helezon merdivenle inilen devasa bir yeraltı doğa anıtıdır. Milyonlarca yılda oluşmuş devasa silis mineralli sarkıtları, dikitleri ve %85’i bulan yüksek nem oranıyla (astım hastalarına iyi geldiği efsanesiyle ismini almıştır) doğanın yeraltında yaptığı o ürkütücü ama büyüleyici mimariyi sergiler.
Kırkkaşık Bedesteni (Yaşayan Ticaret Müzesi)
Tarsus’un tarihi merkezinde, 1579 yılında Ramazanoğlu İbrahim Bey tarafından Ulu Cami’ye gelir getirmesi amacıyla yaptırılan klasik bir Osmanlı kapalı çarşısıdır. Dış cephesindeki kaşık süslemelerinden dolayı bu ismi alan bedesten; günümüzde Tarsus’un yöresel lezzetlerinin (cezerye, şalgam), şahmeran figürlü el sanatlarının ve ahşap oymacılığının canlı olarak sergilendiği, buram buram tarih kokan bir kültür merkezidir.
Kleopatra Kapısı (Deniz Kapısı)
Mısır’ın efsanevi kraliçesi Kleopatra ile Romalı Komutan Marcus Antonius’un Tarsus’ta buluşmak üzere kente girdikleri o meşhur tarihi kapıdır! Antik dönemde etrafı devasa surlarla çevrili olan Tarsus’un günümüze ulaşabilen tek şehir kapısı (eski adıyla Deniz Kapısı) olan bu anıtsal kemer; kesme taştan ve at nalı formunda yapılmış olup, binlerce yıllık Helenistik ve Roma aşklarının sessiz bir şahididir.
Danyal Peygamber Kabri (Makam Camii)
Tarsus’ta, Makam Camii’nin restorasyon çalışmaları sırasında tesadüfen yeraltında keşfedilen ve Babil sürgünü döneminde yaşamış, aslanların arasına atılmasına rağmen zarar görmeyen ünlü Danyal (Daniel) Peygamber’e ait olduğu düşünülen tarihi kabirdir. Cam zeminler üzerinden yeraltına doğru inerek izlenebilen bu kabir, antik kemerleri ve sular altındaki gizemiyle hem Yahudiler hem de Müslümanlar için çok değerli bir inanç ve arkeoloji müzesidir.
Taşkuyu Mağarası
Tarsus’un Eshab-ı Kehf mağarasına çok yakın bir konumda yer alan, 2006 yılında yol yapım çalışmaları sırasında tesadüfen bulunan ve harika bir restorasyonla ziyarete açılan modern bir doğa müzesidir. 470 metre uzunluğundaki mağaranın içi; tıpkı bir dantel gibi işlenmiş bembeyaz mağara incileri, eksantrik oluşumlar ve “perde” adı verilen sarkıtlarla görsel bir şölen sunar.
Gözne Kalesi
Mersinlilerin yaz aylarındaki o bunaltıcı sıcaktan kaçtıkları Gözne Yaylası’nda (1100 metre rakım) yer alan, Orta Çağ’da Çukurova’yı kuzeye bağlayan stratejik geçitleri kontrol etmek için yapılmış efsanevi bir gözetleme kalesidir. Devasa ve sarp bir kayalığın üzerine kondurulan, günümüzde iki büyük burcu ayakta kalan bu taş şato; serin havası ve muazzam dağ manzarasıyla hem bir tarih hem de bir doğa anıtıdır.
Silifke Kalesi (Camandıras)
Silifke’ye ve Göksu Nehri’nin yatağına tamamen hakim olan 185 metre yüksekliğindeki bir tepenin üzerine kurulan devasa bir kaledir. Helenistik dönemde temelleri atılan, Romalılar, Bizanslılar, Haçlılar ve Karamanoğulları tarafından kullanılan bu ihtişamlı garnizon; kuru hendekleri, sarnıçları, gizli geçitleri ve ayakta kalan 23 kulesiyle Kilikya’nın en stratejik ve sarsılmaz askeri müzelerinden biridir.
Mezgit Kalesi (Korkusuz Kral Anıt Mezarı)
İsmi kale olsa da aslında antik dönemde (M.S. 2. yüzyıl civarı) yaşamış bölgenin efsanevi komutanlarından (veya krallarından) biri için yaptırılmış, Kilikya’nın en büyük ve en görkemli “Anıt Mezar”ıdır (Mazole). Ormanlık bir alanın içinde, 8 metreyi bulan yüksekliği, devasa kesme taş blokları ve ön cephesindeki Korint başlıklı sütunlarıyla adeta Yunan tapınaklarını andıran muazzam bir sivil mimari şaheseridir.
Kelenderis Antik Kenti
Akdeniz’in o şirin ve bakir ilçesi Aydıncık’ta, deniz kenarındaki bir yarımada üzerinde yükselen ve Fenikeliler tarafından kurularak Roma döneminde altın çağını yaşayan antik bir liman kentidir. Kazıların halen devam ettiği bu kentin en vurucu eseri, limanın haritasını ve o dönemin gemilerini milimetrik taşlarla zemine işleyen muazzam “Liman (Kelenderis) Mozaiği” ve devasa Roma hamamıdır.
Softa Kalesi (Sykai)
Bozyazı ilçesinde, Akdeniz’in sarp kıyılarına tepeden bakan 200 metre yüksekliğindeki dik bir tepeye inşa edilmiş, Geç Roma ve Haçlı dönemlerine ait efsanevi bir sarp kaledir. Bulunduğu konum itibarıyla denizden gelen tehlikeleri gözetleyen, sarnıçları, hamamları ve iç içe geçmiş surlarıyla “Ulaşılmaz Garnizon” kimliğini günümüze kadar koruyan muazzam bir açık hava savunma anıtıdır.
Mut Kalesi ve Laal Paşa Camii
Karamanoğulları Beyliği’nin kalbi olan Mut ilçesinin merkezinde, bir zamanlar iç içe geçmiş bir hayatı temsil eden iki görkemli yapıdır. Roma döneminde yapılıp Karamanoğulları tarafından efsanevi 4 burcuyla restore edilen Mut Kalesi ve hemen eteğinde 14. yüzyılda Karamanoğlu Alaaddin Bey’in emriyle kesme taştan yaptırılan, Selçuklu-Karaman mimarisinin en zarif örneklerinden Laal Paşa Camii, ilçenin tarihi kimliğinin özetidir.
Tokmar Kalesi (Castellum Novum)
Silifke’de, denize dik inen sarp kayalıkların üzerine (yaklaşık 400 metre rakım) bir kartal yuvası gibi kondurulmuş, Göksu deltasını ve Akdeniz’i kontrol eden 12. yüzyıl Bizans/Ermeni krallığı kalesidir. Ormanların arasından yükselen yarım daire şeklindeki burçları, ulaşılması zor konumu ve korsan efsaneleriyle Kilikya sahilinin en gizemli ve vahşi kalıntılarından biridir.
Tarsus Şelalesi ve Antik Kaya Mezarları (Nekropol)
Tarsus’un hemen kuzeyinde, Berdan (Kydnos) Nehri’nin oluşturduğu, sadece bir doğa harikası değil aynı zamanda tarihi bir nekropol (mezarlık) alanıdır! Şelalenin sularının döküldüğü ve çekildiği sarp kayalıklarda Roma dönemine ait mağara mezarları ve kaya oymaları bulunur. Şelalenin coşkun sularının binlerce yıllık mezarların etrafından akmasıyla doğa ve arkeolojinin harika bir sentezidir.
Ayaş (Elaiussa) Su Kemerleri
Kilikya mühendisliğinin en estetik ve en büyük sivil altyapı örneklerinden biridir. Elaiussa Sebaste antik kentine Lamos (Limonlu) Deresi’nden kilometrelerce uzunlukta tatlı su taşımak için Romalılar döneminde inşa edilen bu devasa kemerler; Kızkalesi ile Ayaş arasındaki yolda ormanların, tepelerin ve hatta modern otoyolun üzerinden bir gerdanlık gibi geçen, efsanevi bir açık hava mühendislik anıtıdır.
Çukurbağ Kazı Alanı (Tarsus Kentsel Arkeoloji)
Tarsus’un tam kalbinde, modern binaların arasında yer alan ve kazı çalışmaları hala devam eden, M.S. 2. yüzyıla (Roma dönemi) tarihlenen devasa bir arkeolojik kurtarma alanıdır. Truva Savaşı’nı, Homeros destanlarını ve mitolojik efsaneleri anlatan devasa heykellerin, kabartmaların ve mozaiklerin toprak altından fışkırdığı bu alan, Tarsus’un altındaki o uyuyan metropolü gözler önüne seren heyecan verici bir şantiyedir.
Mersin Su Müzesi (Tarihi Filtre Binası)
Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilerek kente kazandırılan, 1938 yılında Fransızlar tarafından kentin su ihtiyacını karşılamak ve suyu arıtmak için yapılan tarihi “Filtre Binası”dır. Modern cumhuriyetin erken dönem sivil mühendislik harikalarından biri olan bu yapı; içerisindeki tarihi pompalar, vanalar ve suyun arıtılma serüvenini anlatan araçlarıyla Türkiye’nin ender su ve endüstri müzelerinden biridir.
Aya Tekla (St. Thecla) Yeraltı Kilisesi ve Ören Yeri
Silifke ilçesinde yer alan ve Hristiyanlık tarihinin bilinen ilk kadın şehidi/azizesi olan Thecla’ya adanmış efsanevi bir inanç merkezidir. St. Paul’dan etkilenip kendini Hristiyanlığa adayan Thecla’nın sığındığı ve yaşadığı bu mağara, daha sonra devasa bir yeraltı kilisesine dönüştürülmüştür. Mağara kilisesi, sarnıçları ve etrafındaki bazilika kalıntılarıyla Hristiyanlar için çok önemli bir hac ve inanç müzesidir.
Gülek Kalesi (Uçurum Kalesi)
Sosyal medyada “uçurumun kenarında oturuyormuş gibi” çekilen o meşhur optik illüzyon fotoğraflarının ana vatanıdır! Tarsus’ta, Toros Dağları’nın Akdeniz’e açılan en stratejik kapısı olan Kilikya Geçidi’ni (Gülek Boğazı) korumak için Helenistik dönemde inşa edilen bu kale, sarp kayalıkların ucunda devasa bir kartal yuvası gibidir. Efsanevi manzarasıyla hem bir açık hava garnizonu hem de doğa/fotoğraf şölenidir.
Meydancık Kalesi (Kirshu Antik Kenti)
Gülnar ilçesinde, denizden 700 metre yükseklikte sarp bir tepede yer alan, Kilikya bölgesinin en önemli askeri ve idari merkezlerinden biridir. Asıl önemi, Pers İmparatorluğu’nun Anadolu’daki nadir garnizonlarından biri olmasıdır. Devasa surları, anıtsal kapısı ve buradan çıkarılan efsanevi Helenistik gümüş sikke defineleriyle (bugün müzelerde sergilenir), antik askeri tarihin devasa bir açık hava laboratuvarıdır.
Tarsus Ulu Camii (Cami-i Nur) ve Saat Kulesi
Tarsus’un tarihi merkezinde, 1579 yılında Ramazanoğlu İbrahim Bey tarafından, Selçuklu-Memlük mimari tarzlarının harmanlanmasıyla kesme taştan inşa edilmiş görkemli bir inanç merkezidir. Kırkkaşık Bedesteni ile yan yana olan bu devasa cami; avlusundaki tarihi Saat Kulesi, iç mekanındaki şık mermer işçiliği ve Hz. Şit ile Halife Me’mun’un kabirlerini barındırmasıyla şehrin hem dini hem de sivil mimari belleğidir.
Taşucu Arslan Eyce Amfora Müzesi
Taşucu beldesinde, aslen bir denizci olan Arslan Eyce’nin hayatı boyunca denizden çıkardığı ve biriktirdiği 400’den fazla antik amforanın (testinin) sergilendiği, dünyada benzeri çok az olan spesifik bir deniz arkeolojisi müzesidir! M.Ö. 2. bin yıldan Bizans’a kadar uzanan bu amforalar, Akdeniz’deki şarap ve zeytinyağı ticaretinin, antik gemiciliğin ve sualtı arkeolojisinin bütünüyle hikayesini anlatan eşsiz bir koleksiyondur.
Yumuktepe Höyüğü (Açık Hava Arkeoloji Kampüsü)
Mersin şehir merkezinde (Toroslar), M.Ö. 7000’li yıllara (Neolitik Çağ) kadar uzanan ve tam 33 farklı medeniyet katmanını barındıran, Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biridir. Dünyada buğdayın ilk ekildiği ve metalin ilk işlendiği yerlerden biri olarak kabul edilen bu höyük; insanlığın avcı-toplayıcılıktan yerleşik tarım toplumuna geçişini gösteren devasa bir açık hava laboratuvarıdır.
Mustafa Erim Mersin Kent Tarihi Müzesi
Mersin’in yakın dönem kentsel gelişimini, eğitimini, mutfak kültürünü ve sosyolojik yapısını anlatan, restore edilmiş şık bir tarihi Mersin evinde (Levanten mimarisi esintili) hizmet veren butik bir etnografya ve belge müzesidir. Atatürk’ün Mersin fotoğrafları, eski daktilolar, gramofonlar, tarihi mutfak gereçleri ve kentin kurtuluş belgeleriyle sıcak bir tarih evidir.
Cambazlı Kilisesi
Silifke’nin dağlık köylerinden biri olan Cambazlı’da yer alan, 5. yüzyıl Erken Bizans dönemine ait ve yapısı günümüze inanılmaz bir sağlamlıkla ulaşmış muazzam bir kilisedir. Çatısı yıkılmış olsa da, devasa korint başlıklı sütunları, apsisi ve kesme taş duvarları adeta dün yapılmış gibi ayakta duran bu yapı, Torosların derinliklerine gizlenmiş efsanevi bir mimari müzedir.
Olba Antik Kenti (Uğuralanı) ve Su Kemerleri
Uzuncaburç’un (Diocaesarea) sadece 4 km doğusunda yer alan, Olba Krallığı’nın asıl yerleşim merkezi olan devasa bir antik kenttir! Özellikle derin bir vadi üzerinden şehre su taşıyan 150 metre uzunluğunda ve 25 metre yüksekliğindeki iki katlı Roma dönemi Su Kemerleri (Aquaeduct) buranın en vurucu anıtıdır. Nymphaeum (Anıtsal Çeşme) ve tiyatrosuyla doğayla iç içe geçmiş efsanevi bir mühendislik müzesidir.
Korykos Kara Kalesi ve Nekropolü (Kızkalesi’nin İkizi)
Herkes denizin içindeki Kızkalesi’ni bilir, ancak onun hemen karadaki karşılığında en az onun kadar görkemli, devasa bir savunma kalesi ve kilometrelerce uzanan bir mezarlık (nekropol) şehri vardır! Korykos Antik Kenti’nin karadaki merkezi olan bu alanda; devasa taş surlar, kilise kalıntıları ve tepelere doğru oyulmuş yüzlerce lahit mezar, antik dönemin hem yaşam hem de ölüm kültürünü anlatan devasa bir arkeoparktır.
Antik Roma Yolu (Sağlıklı Köyü)
Tarsus’un Sağlıklı Köyü sınırları içinde, Roma İmparatorluğu’nun Kilikya’yı İç Anadolu’ya bağlamak için dağları delerek yaptığı efsanevi otoyolun en sağlam kalmış kısımlarından biridir. 3 metre genişliğinde, siyah bazalt ve kireçtaşı bloklarıyla döşenmiş bu orijinal antik yolun kenarında hala duran Roma zafer takı kalıntılarıyla, ziyaretçilerine 2000 yıl öncesinin yolculuk deneyimini yaşatan muazzam bir açık hava iletişim anıtıdır.
Nagidos Antik Kenti
Bozyazı ilçesinde, denizin ve seraların ortasında küçük bir tepe (Paşabeleni) üzerinde yer alan, bölgenin bilinen en eski (M.Ö. 5. yüzyıl) yerleşimlerinden biri olan İyonya kolonisi kentidir. Kazıların yapıldığı bu tepede kentin surları ve şarap (üzüm) bağlarına ait antik işliklerin bulunduğu bu kent, Akdeniz ticaretinin en eski noktalarından birini sergileyen bakir bir ören yeridir.
Mancınık Kalesi
Erdemli ile Silifke sınırındaki Şeytan Deresi kanyonuna yakın, Helenistik dönemde (Olba Krallığı tarafından) sarp kayalıkların üzerine inşa edilen gizemli bir kaledir. Adını uçurumun kenarındaki yapısından ve savunma mekanizmalarından aldığı düşünülen bu kale, sarp doğası ve sağlam kalmış anıtsal yazıtlarıyla yürüyüş/tırmanış severler için saklı bir keşif noktasıdır.
Lamos (Limonlu) Kanyonu ve Antik Su Yolları
Erdemli ilçesinde, sadece doğasıyla değil tarihiyle de büyüleyen devasa bir kanyondur. Serin Lamos Deresi’nin aktığı bu kanyonun dik ve sarp kayalıklarına, Romalılar tarafından Elaiussa Sebaste ve Korykos gibi antik kentlere su taşımak için kayalar oyularak açılmış kilometrelerce uzunlukta devasa antik su kanalları bulunur. Kanyon duvarındaki bu oymalar, doğayla insanın mühendislik savaşının açık hava müzesidir.
Justinianus Su Kemeri (Bağlarbaşı)
Tarsus’un Bağlarbaşı köyünde, Bizans İmparatoru Justinianus döneminde (M.S. 6. yüzyıl) Tarsus şehrine su taşımak için inşa edilmiş efsanevi bir su mühendisliği anıtıdır. Geniş ve devasa kemerleriyle ayakta kalmayı başarmış olan bu yapı, bölgedeki narenciye ve zeytin ağaçlarının arasından tarihin sessiz bir abidesi gibi yükselir.
Mersin’deki Müze Türleri
Mersin’deki Müze TürleriPlanlama bölümü — genişlet / daralt
Torosların serinliğinden Akdeniz’in o sıcak kumlarına uzanan bu devasa Kilikya coğrafyasında müzecilik, mağaralara, deniz ortasına ve sarp kanyonlara yayılmıştır:
Arkeoloji, Antik Kentler ve Deniz Müzeleri: 9 bin yıllık Yumuktepe‘den ihtişamlı Mersin Arkeoloji Müzesi‘ne, sualtının hafızası Amfora Müzesi‘ne, sütunlu caddeleriyle Soli Pompeiopolis‘ten devasa tiyatrolarıyla Elaiussa Sebaste‘ye kadar Mersin, tam anlamıyla bir antik çağ laboratuvarıdır.
Garnizon, Kale ve Sarp Mimari Müzeleri: Denizin içindeki efsane Kızkalesi, uçurumdaki Gülek Kalesi, hendekli Mamure Kalesi ve dağların hakimi Meydancık, Akdeniz’in geçit vermez savunma tarihini oluşturur.
Doğa, Mitoloji ve Yeraltı Müzeleri: Efsanelerin kalbi Cennet-Cehennem Obrukları, kristallerle dolu Gilindire Mağarası ve kayalara işlenmiş Adamkayalar, doğanın heykeltıraşlık gücünü sergileyen devasa yeraltı anıtlarıdır.
Mersin’de En Popüler ve En Az Bilinen Müzeler
Mersin’de En Popüler ve En Az Bilinen MüzelerPlanlama bölümü — genişlet / daralt
Mersin’i planlarken, turist akınına uğrayan o ikonik noktaları ve ormanların arasına gizlenmiş antik sırları birleştirin.
En Çok Ziyaret Edilenler: Türkiye’nin tanıtım yüzlerinden Kızkalesi, Tarsus’un kalbi Eshab-ı Kehf, devasa obruklarıyla Cennet ve Cehennem ve Anamur’un efsanesi Mamure Kalesi en popüler rotalardır.
Gizli Kalmış Müzeler: Sarp uçurumlara oyulmuş Adamkayalar, ormanın içindeki anıtsal mezar Mezgit Kalesi, dağların zirvesindeki manastır Alahan ve orijinal bazalt taşlarıyla Antik Roma Yolu, kaşiflerin bayıldığı saklı sırlardır.
Mersin Müze Gezisi İçin Öneriler
Mersin Müze Gezisi İçin ÖnerilerPlanlama bölümü — genişlet / daralt
Mersin sahil şeridi oldukça uzundur (yaklaşık 320 km). Gezinizi “Tarsus-Merkez”, “Erdemli-Silifke” ve “Aydıncık-Anamur” olarak bölmek hayat kurtarır.
2 Günlük Kusursuz Rota
Mersin Müze Giriş Ücretleri ve Kartlar
Mersin Müze Giriş Ücretleri ve KartlarPlanlama bölümü — genişlet / daralt
Gişe kapılarında zaman kaybetmemek ve bütçenizi önceden ayarlamak için şu detaylar çok önemlidir:
MüzeKart Geçerli mi?: Kesinlikle! Mersin, MüzeKart’ın en çok kullanıldığı şehirlerden biridir. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Mersin Arkeoloji, Tarsus Müzesi, Kızkalesi, Cennet-Cehennem, Kanlıdivane, Uzuncaburç, Mamure Kalesi ve Anemurium gibi tüm devasa ören yerlerinde MüzeKart tamamen geçerlidir.
Ücretsiz Günler ve Alanlar: Mersin açık hava anıtlarında misafirperverdir. Gülek Kalesi, Soli Pompeiopolis, Antik Roma Yolu, Adamkayalar, Eshab-ı Kehf, Kırkkaşık Bedesteni ve tarihi camiler/kilise kalıntıları her gün tamamen ücretsiz olarak keşfedilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)Planlama bölümü — genişlet / daralt
Mersin’de hangi müzeler var?
Şehirde kapalı konsept olarak Mersin Arkeoloji, Deniz Müzesi, Tarsus Müzesi, Kent Tarihi Müzesi; devasa açık hava olarak ise Kızkalesi, Mamure, Kanlıdivane, Cennet-Cehennem ve Uzuncaburç bulunur.
Mersin’deki en iyi müzeler hangileri?
Mitolojisiyle Cennet-Cehennem, ikonik yapısıyla Kızkalesi, çok katmanlı yapısıyla Mersin Arkeoloji Müzesi ve ihtişamıyla Mamure Kalesi en bilinenleridir.
Mersin müzeleri ücretsiz mi?
Birçok açık hava antik kenti, kanyonlar ve tarihi sokaklar (Soli, Gülek vb.) ücretsizdir. Ancak kaleler, mağaralar ve ana arkeoloji müzeleri MüzeKart’a (veya ücrete) tabidir.
Mersin MüzeKart geçerli mi?
Evet. Bakanlığa bağlı tüm büyük antik kentlerde, mağaralarda (Cennet/Cehennem, Astım) ve müzelerde geçerlidir.
Mersin’de çocuklara uygun müze var mı?
Nusret Mayın Gemisi‘nin içi, Deniz Müzesi‘ndeki periskoplar, denizin ortasına tekneyle gidilen Kızkalesi ve devasa çökükleriyle Cennet-Cehennem çocukların en çok eğlendiği rotalardır.
St. Paul’un yürüdüğü antik bazalt yollardan, yeraltı sularının aynaya dönüştüğü Gilindire Mağarası’na; denizin ortasına inşa edilmiş efsanevi kızıl surlardan, Zeus’un canavarları hapsettiği o dipsiz obruklara uzanan bu devasa Mersin yolculuğumuzun sonuna geldik. YeGez ekibi olarak; narenciye kokularının antik medeniyetlerin tuzlu rüzgarlarına karıştığı, doğanın ve tarihin böyle vahşi ama kusursuz bir uyum içinde dans ettiği bu 50 maddelik dev coğrafyayı sizlerle arşınlamak efsanevi bir serüvendi.
Peki, bu devasa Kilikya rotasında sizi en çok heyecanlandıran durak hangisi oldu? Kızkalesi’ne tekneyle yaklaşırken hissettiğiniz o şövalye ruhu mu, uçurumun kenarındaki Gülek Kalesi’nde bulutlara dokunmak mı, yoksa Tarsus’ta Nusret Mayın Gemisi’nin güvertesinde milli bir gururu solumak mı?
Gezinizdeki kendi favori anılarınızı, saklı kanyonlarda bulduğunuz efsanevi manzaraları veya “Narlıkuyu’da mutlaka şu balıkçıda kaya koruğu yiyin!” dediğiniz damak çatlatan yerel tavsiyeleri lütfen hemen aşağıya yorum olarak bırakın. Yorumlarınız bu sıcak Akdeniz rotasının en güzel hatırası olacak. Yepyeni bir şehirde, Torosların rüzgarını taşıyan yepyeni bir YeGez macerasında buluşmak üzere!
Mersin rehberleri
Mersin ile ilgili 4 rehber daha sizi bekliyor.








