
- 1. 1. Bölüm: Çoruh’un Üzerindeki Kartal Yuvaları ve Kemerler (Merkez & Arhavi)
- 1.1. 1. Suyun Üzerindeki İkiz Yüzükler: Çifte Köprüler
- 1.2. 2. Çoruh’un Asırlık Bekçisi: Artvin Kalesi (Livane Kalesi)
- 1.3. 3. Taşların Kırmızı ve Sarıyla Dansı: Dolishane Manastırı
- 1.4. 4. Ormanın Yuttuğu Gizem: Porta (Handzta) Manastırı
- 2. 2. Bölüm: Gürcü Krallıklarının Vadiye Bıraktığı Mühürler (Yusufeli)
- 2.1. 5. Dağların Satranç Tahtası: İşhan Manastırı
- 2.2. 6. Kaçkarların İnziva Şatosu: Tekkale (Dörtkilise) Manastırı
- 2.3. 7. Asırlık Hoşgörü Anıtı: Barhal (Altıparmak) Kilisesi
- 3. 3. Bölüm: Sarp Uçurumlar, Cehennem Deresi ve Ahşabın Ruhu (Şavşat, Ardanuç, Macahel)
- 3.1. 8. Kanuni’nin Uçurumdaki İmzası: Ardanuç (Gevhernik) Kalesi
- 3.2. 9. Ormanın Zümrüt Kulesi: Rabat Kilisesi
- 3.3. 10. Efsanenin Uçurumdaki Hali: Ferhatlı Kalesi
- 3.4. 11. İki Derenin Bekçisi: Şavşat Kalesi (Satlel Kalesi)
- 3.5. 12. Yıldırımlara Direnen Koç Başları: Tibeti Kilisesi
- 3.6. 13. Çivisiz Ahşabın Rengarenk Ruhu: Macahel (Camili) Tarihi Ahşap Camii
- 3.7. 14. Laz Mimarisinin Asırlık Zarafeti: Ortacalar Merkez Camii
- 3.8. 15. Ormanın İçindeki Saklı Hazine: Yeni Rabat (Syrkhe) Manastırı
- 4. 4. YeGez Artvin Ziyaretçi Rehberi: Sarp Virajlar ve Karadeniz Sofrası
- 4.1. İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
- 4.2. Gastronomi: Mısırın, Tereyağının ve Cevizin Gücü
- 5. 5. Kapanış: Bulutların Üzerindeki Şatolara Veda
Bu yazımız içerisinde Artvin Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Artvin’de tarih, Ege veya İç Anadolu’daki gibi geniş ovalara yayılmış, sütunları parlayan antik kentler şeklinde karşınıza çıkmaz. Bu hırçın coğrafyada tarihi bir yapıyı görmek için bazen bulutların üzerine tırmanmanız, bazen dibi görünmeyen kanyonların kenarındaki virajları aşmanız, bazen de boz ayılara ev sahipliği yapan ormanların derinliklerine dalmanız gerekir.
Burası; 9. ve 11. yüzyıllar arasında bölgeye hükmeden Gürcü (Bagratlı) krallarının, ulaşılması imkansız vadilere devasa katedraller inşa ederek Tanrı’ya ulaşmaya çalıştığı; Osmanlı’nın ise o deli akan nehirlere taştan kementler (kemer köprüler) attığı yerdir. YeGez olarak hazırladığımız bu devasa rehberde, sizi sadece Karagöl’ün yansımasına bakmaya değil; uçurumun kenarında duran Livane Kalesi’nden Çoruh’un o vahşi sesini dinlemeye, ormanın yuttuğu Orta Çağ manastırlarının o hüzünlü ve görkemli sessizliğine dokunmaya davet ediyoruz. Sağlam arazi ayakkabılarınızı giyin, çünkü Türkiye’nin en dik rotasına tırmanıyoruz!
1. Bölüm: Çoruh’un Üzerindeki Kartal Yuvaları ve Kemerler (Merkez & Arhavi)

Çoruh’un Üzerindeki Kartal Yuvaları ve Kemerler (Merkez & Arhavi)
Artvin’i fethederken denizin tuzlu suyundan başlayıp, ormanların ve vadilerin o baş döndürücü yüksekliklerine doğru kademeli olarak çıkıyoruz.
1. Suyun Üzerindeki İkiz Yüzükler: Çifte Köprüler
Arhavi ilçesinden içerilere, Kamilet Vadisi’nin o el değmemiş doğasına doğru ilerlediğinizde, iki hırçın derenin (Kamilat ve Soğucak) birleştiği noktada yeryüzünün en zarif taş işçiliklerinden biriyle karşılaşırsınız: Çifte Köprüler.
Hikayesi ve Mimarisi: 18. yüzyılda (Osmanlı dönemi) moloz ve kesme taştan inşa edilen bu iki köprü, tam daire (yuvarlak) kemer formundadır ve birbirine dik açı yapacak şekilde konumlandırılmıştır. Köprülerin kemerleri öylesine kusursuzdur ki, altından akan derenin o yeşil suyuna yansıdıklarında ortaya iki devasa “taş yüzük” görüntüsü çıkar. Etrafı devasa çam ağaçları ve sarp kayalarla çevrili bu köprülerin üzerinde durup o buz gibi suyun şırıltısını dinlemek, Karadeniz ruhuna en hızlı giriş ritüelidir. (Hemen birkaç kilometre ilerisindeki Mençuna Şelalesi de geziye dahil edilmelidir).
Konum: Arhavi ilçesi, Ortacalar yolu üzeri (Merkeze 15 km).
Ulaşım: Arhavi merkezden Ortacalar tabelasını takip ederek, dar ama manzaralı asfalt bir yoldan özel araçla kolayca ulaşılır.
Giriş Ücreti: Kamuya açık tarihi köprülerdir, ücretsizdir.
2. Çoruh’un Asırlık Bekçisi: Artvin Kalesi (Livane Kalesi)
Artvin şehir merkezine yaklaşırken, Çoruh Nehri’nin kenarında devasa ve dimdik yükselen sarp bir kayalığın üzerine kondurulmuş, adeta bir kartal yuvasını andıran Livane Kalesi’ni görürsünüz.
Hikayesi: 10. yüzyılda Gürcü Bagratlı Krallığı tarafından, Çoruh Vadisi’ni ve o efsanevi İpek Yolu’nun Karadeniz bağlantısını kontrol etmek için yaptırılmıştır. Kale, nehir seviyesinden tam 70 metre yüksekteki sarp ana kayanın üzerine öylesine ustalıkla oturtulmuştur ki, uzaktan bakıldığında kayanın doğal bir parçası (uzantısı) gibi durur. İçinde su sarnıçları, şapel ve gözetleme kuleleri bulunur. Kalenin surlarından, kıvrılarak akan Çoruh Nehri’ne ve Artvin’in o dik yamaçlarına bakmak nefes kesicidir.
Konum: Artvin merkez, Çoruh Nehri kıyısı (Şehre giriş yolu üzeri).
Ulaşım: Artvin merkezden Erzurum yönüne giden ana yolun hemen kenarında, Deriner Barajı’na gelmeden yer alır.
Giriş Ücreti: Askeri bölge/özel alan sınırları içinde kaldığı için içine giriş dönem dönem yasak veya kısıtlı olabilir. (Ancak dışarıdan o görkemli duruşu ve altındaki cam seyir terası mutlaka ziyaret edilmelidir).
3. Taşların Kırmızı ve Sarıyla Dansı: Dolishane Manastırı
Artvin merkezden Erzurum’a doğru yola çıkıp Berta Vadisi’ne girdiğinizde, Hamamlı köyünün tepelerinde 10. yüzyıldan kalma çok özel bir dini yapı gizlidir.
Hikayesi ve Güneş Saati: Bagratlı Kralı Sumbat tarafından yaptırılan bu kilisenin en büyük özelliği, dış cephesindeki duvarların kızıl ve sarımtırak kesme taşlarla inanılmaz bir renk uyumu içinde örülmüş olmasıdır. Güney cephesindeki duvarda yer alan, antik çağlardan beri rahiplerin ibadet saatlerini belirlemek için kullandığı o asırlık Güneş Saati kabartması bozulmadan günümüze ulaşmıştır. Uzun yıllar cami olarak da kullanıldığı için bölge halkı tarafından korunmuş, mimari bütünlüğü büyük ölçüde ayakta kalmış bir şaheserdir.
Konum: Merkez ilçe, Hamamlı Köyü.
Ulaşım: Artvin-Şavşat karayolu (Berta Köprüsü mevkii) üzerinden dağlara doğru sapılarak toprak/asfalt köy yolundan ulaşılır.
Giriş Ücreti: Köyün içinde yer alan açık bir tarihi yapıdır, ücretsizdir.
4. Ormanın Yuttuğu Gizem: Porta (Handzta) Manastırı
Eğer kendinizi bir Indiana Jones filminde hissetmek ve balta girmemiş ormanların içinde unutulmuş devasa bir yapı bulmak isterseniz, rotanız kesinlikle Porta Manastırı olmalıdır.
Hikayesi ve Vahşi Doğa: 9. yüzyılda inşa edilen bu devasa dini kompleks (kilise, çan kulesi, şapel ve keşiş odaları), Pırnallı köyünün sarp yamaçlarında, devasa ağaçların ve sarmaşıkların arasında kelimenin tam anlamıyla doğaya teslim olmuştur. Çatısı çökmüş olsa da, o devasa ve işlemeli çan kulesi ağaçların arasından gökyüzüne doğru hala meydan okur. Buraya ulaşmak bir trekking (doğa yürüyüşü) deneyimidir; sessizliğin içinde sadece yaprakların hışırtısı ve o devasa taş duvarların ürkütücü yalnızlığı vardır.
Konum: Merkez ilçe, Pırnallı Köyü sınırları.
Ulaşım: Artvin merkezden Ortaköy (Berta) yolu üzerinden Pırnallı köyüne gidilir. Köyden sonra aracınızı bırakıp ormanın içinden dik bir patikayı yürümeniz gerekir.
Giriş Ücreti: Orman içindeki izole bir kalıntıdır, ücretsizdir.
2. Bölüm: Gürcü Krallıklarının Vadiye Bıraktığı Mühürler (Yusufeli)

Gürcü Krallıklarının Vadiye Bıraktığı Mühürler (Yusufeli)
Artvin’in en zorlu, en sarp ama tarihi açıdan en zengin vadilerine, Yusufeli’nin o geçit vermez dağlarına tırmanıyoruz. Burada 10. yüzyıl Orta Çağ Gürcü Krallığı’nın (Bagratlıların) din ve mimari şovuna şahit olacaksınız.
5. Dağların Satranç Tahtası: İşhan Manastırı
Yusufeli’nden dağlara doğru, Oltu Çayı kıyısından kıvrılarak tırmandığınızda, İşhan köyünün tam ortasında tüm vadiye hakim devasa bir katedralle karşılaşırsınız.
Hikayesi ve Kızıl-Sarı Taşlar: 9. yüzyılın ortalarında inşa edilmeye başlanan ve 1032’de son halini alan bu devasa piskoposluk merkezi, Artvin’deki en görkemli dini yapılardan biridir. Dış cephesi ve özellikle o devasa konik kubbesi, kızıl ve sarımsı taşların adeta bir satranç tahtası (veya bal peteği) gibi kusursuz bir simetriyle örülmesiyle yapılmıştır. 16. yüzyılda Osmanlı bölgeyi fethedince katedralin batı kısmı camiye çevrilmiş, bu sayede yapı yıkılmaktan kurtulup günümüze sapasağlam ulaşabilmiştir. Pencerelerindeki ejderha ve aslan kabartmaları paha biçilemezdir.
Konum: Yusufeli ilçesi, İşhan Köyü (Yusufeli-Artvin yolu üzerinde, dağa doğru 7 km tırmanışla).
Giriş Ücreti: Restore edilmiş anıtsal bir yapıdır, ziyareti ücretsizdir.
6. Kaçkarların İnziva Şatosu: Tekkale (Dörtkilise) Manastırı
Yusufeli’nin güneybatısına, Kaçkar Dağları’nın o ıssız ve vahşi eteklerine doğru ilerlediğinizde, çam ormanlarının arasına gizlenmiş, dünyadan tamamen kopuk devasa bir inziva merkezi fırlar karşınıza.
Hikayesi: 10. yüzyılda Gürcü Kralı Büyük David tarafından yaptırılan bu devasa bazilika (Dörtkilise), keşişlerin günlerce kimseyle konuşmadan, sadece doğayla ve tanrıyla baş başa kaldığı bir ruhani eğitim merkeziydi. Şehrin gürültüsünden o kadar uzaktadır ki, bugün bile o devasa, yüksek ve loş taş duvarların arasına girdiğinizde rüzgarın uğultusundan başka hiçbir şey duymazsınız. Dış cephesindeki taş oymalar ve içerideki fresk kalıntıları büyüleyicidir.
Konum: Yusufeli ilçesi, Tekkale Köyü’nün 7 km yukarısında.
Ulaşım: Tekkale köyünden sonra toprak ve oldukça bozuk bir orman yolundan gidilir. Altı yüksek araç veya sağlam bir yürüyüş (trekking) şarttır.
Giriş Ücreti: Doğanın kalbinde ıssız bir ören yeridir, ücretsizdir.
7. Asırlık Hoşgörü Anıtı: Barhal (Altıparmak) Kilisesi
Yusufeli’nin en yüksek köylerinden birine, Altıparmak (Barhal) köyüne çıktığımızda, 10. yüzyıldan kalma kusursuz bir bazilika planlı kilise görürsünüz.
Dönüşüm: Bu yapıyı YeGez okurları için efsane yapan şey, 1677 yılında camiye çevrilmiş olması ve o tarihten beri mimarisine, fresklerine (haç motiflerine bile) zerre kadar zarar verilmeden, köy halkı tarafından göz bebeği gibi korunarak günümüzde hala aktif bir cami olarak kullanılmasıdır. İçeri girdiğinizde, Hristiyan mimarisinin o devasa taş sütunları arasında Müslümanların saf tuttuğu asırlık bir hoşgörü atmosferini solursunuz.
3. Bölüm: Sarp Uçurumlar, Cehennem Deresi ve Ahşabın Ruhu (Şavşat, Ardanuç, Macahel)

Sarp Uçurumlar, Cehennem Deresi ve Ahşabın Ruhu (Şavşat, Ardanuç, Macahel)
Çoruh Vadisi’nin o sert taşlarından çıkıp, Artvin’in ahşaba hayat verdiği yemyeşil sınır köylerine, cehennem uçurumlarına ve şatolara geçiyoruz.
8. Kanuni’nin Uçurumdaki İmzası: Ardanuç (Gevhernik) Kalesi
Ardanuç ilçesine yaklaşırken, şehrin hemen yanı başında adeta kılıçla kesilmiş gibi duran sarp ve devasa bir kayalık yükselir. Bu kayalığın tam zirvesine oturtulmuş olan Gevhernik Kalesi, bölgenin en eski ve en korkutucu savunma hatlarından biridir.
Hikayesi: Bagratlıların başkenti olan bu kale, 1551 yılında Osmanlı ordusu (Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa) tarafından fethedilmiştir. İç kalenin girişinde, Kanuni Sultan Süleyman adına yazılmış çok nadide bir Osmanlı kitabesi yer alır. Kaleye çıkmak, o dik uçurumun kenarından vadiye bakmak ciddi bir yükseklik korkusu testidir!
9. Ormanın Zümrüt Kulesi: Rabat Kilisesi
Ardanuç ilçesinin Bulanık köyü sınırlarında, uzun yıllar definecilerin tahribatına uğramış ancak yakın zamanda harika bir şekilde restore edilerek ayağa kaldırılmış çok zarif bir Orta Çağ kilisesidir. Çam ağaçlarının arasında, sarı ve kahverengi taşların o eşsiz uyumuyla yükselen kubbesi, fotoğraf tutkunları için inanılmaz bir kompozisyon sunar. (Ulaşımı köy yolundan sağlanır, ücretsizdir).
10. Efsanenin Uçurumdaki Hali: Ferhatlı Kalesi
Ardanuç’tan efsanevi Cehennem Deresi Kanyonu’na doğru giderken yolun hemen kenarında sarp bir kayanın üzerinde sivri bir kule görürsünüz. Burası Ferhatlı Kalesi’dir. Amasya’daki Ferhat ile Şirin efsanesinin bir benzeri Artvin’de de yaşatılır. Efsaneye göre Ferhat ve Şirin bu kalede buluşurdu. Kanyonun o ürkütücü derinliğine girmeden önce, kayalara meydan okuyan bu yalnız kuleyi fotoğraflamak şarttır.
11. İki Derenin Bekçisi: Şavşat Kalesi (Satlel Kalesi)
Artvin’in “Sakin Şehir” (Cittaslow) unvanlı, İsviçre Alplerini andıran ilçesi Şavşat’a girdiğinizde, Şavşat Deresi ile Mansurat Deresi’nin tam birleştiği o stratejik noktada karanlık ve devasa surlarıyla Şavşat Kalesi yükselir. 9. yüzyılda inşa edilen bu kale, devasa kuleleri, su sarnıçları ve şarap mahzenleriyle Gürcü krallarının o bölgedeki mutlak hakimiyetinin sembolüdür. Son yıllarda yapılan restorasyon ve aydınlatmalarla gece silüeti efsanedir.
12. Yıldırımlara Direnen Koç Başları: Tibeti Kilisesi
Şavşat’ın Cevizli (Tibet) köyünün tam ortasında, 11. yüzyılda inşa edilmiş devasa bir dini merkez yatar. Yüzlerce yıl sapasağlam ayakta kalan bu muazzam kilisenin o devasa kubbesi, 1889 yılında düşen korkunç bir yıldırımla yerle bir olmuştur. Bugün çatısı açık olsa da; duvarlarındaki o efsanevi Koç Başı kabartmaları, haç motifleri ve gökyüzüne uzanan devasa taş iskeletiyle insanı hipnotize eden bir harabedir.
13. Çivisiz Ahşabın Rengarenk Ruhu: Macahel (Camili) Tarihi Ahşap Camii
Artvin’in Borçka ilçesinden, Türkiye’nin tek UNESCO Biyosfer Rezerv Alanı olan, kışın aylarca yolları kardan kapanan o efsanevi Macahel (Camili) havzasına iniyoruz.
Ahşabın Ruhu: 19. yüzyılda (1855) tamamen ahşaptan, hiç çivi kullanılmadan (çantı tekniğiyle) yapılan Camili Merkez Camii’nin dışı sıradan bir köy evi gibi görünür. Ancak ahşap kapısından içeri adım attığınızda aklınız durur! Caminin ahşap tavanı, minberi ve kapıları kök boyalarıyla kırmızı, yeşil ve sarı renklere adeta bir halı deseni gibi oyularak ve boyanarak işlenmiştir. Doğanın ortasında, yeryüzünün en naif ve en renkli ahşap camilerinden biridir.
14. Laz Mimarisinin Asırlık Zarafeti: Ortacalar Merkez Camii
Macahel’deki renkli ahşaptan çıkıp Arhavi ilçesine, Ortacalar köyüne geçtiğinizde, 1757 yılında yapılmış bir başka ahşap efsanesiyle karşılaşırsınız. Dışarıdan taş ve ahşabın uyumuyla Karadeniz sivil mimarisini yansıtan bu caminin içindeki o ceviz ağacından yapılma el oyması minber ve vaaz kürsüsü, Karadenizli (Laz) ahşap ustalarının yüzyıllar önceki o ince zevkini günümüze taşır.
15. Ormanın İçindeki Saklı Hazine: Yeni Rabat (Syrkhe) Manastırı
Ardanuç’un o sarp dağlık köylerinden Bulanık (Longothevi) Köyü’nün derinliklerinde, çam, meşe ve ceviz ağaçlarıyla tamamen kamufle olmuş, 10. yüzyıla ait bir şaheserdir. Dış cephesindeki bitkisel motifler, geometrik oymalar ve özellikle kırmızı/gri taş işçiliğiyle, definecilerin gazabına uğramasına rağmen ormanın içinde parlayan paha biçilemez bir zümrüt gibidir.
4. YeGez Artvin Ziyaretçi Rehberi: Sarp Virajlar ve Karadeniz Sofrası

Sarp Virajlar ve Karadeniz Sofrası
Artvin, Türkiye’de gezmesi fiziksel olarak en zor, en virajlı ve en dik şehirlerinden biridir. Bu sarp şatoları ve vadileri fethederken şu altın kurallara boyun eğmek zorundasınız:
İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
“Sis Denizi”, Heyelan ve Uçurumlar: Artvin’de yollar genellikle bir tarafı sarp dağ, diğer tarafı uçurum veya Çoruh Nehri olan dar ve keskin virajlardan oluşur. Kışın (Kasım-Nisan arası) bu yollarda buzlanma ve çığ tehlikesi varken, bahar aylarında ise yoğun yağmurdan dolayı “Heyelan (Toprak kayması)” tehlikesi çok yüksektir. Ayrıca vadilere aniden çöken o meşhur “Sis”, görüş mesafesini sıfıra indirebilir.
YeGez Altın Ayları: Bu devasa şatoları, manastırları ve o sonsuz yeşili yollarda mahsur kalmadan, en güvenli ve açık havada gezmek için en kusursuz (ve tek mantıklı) zaman dilimi Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül başıdır. Yazın bile gitseniz Macahel veya Şavşat’ın yükseklerinde gece soba yaktıracak kadar üşüyebilirsiniz; polarınızı unutmayın!
Gastronomi: Mısırın, Tereyağının ve Cevizin Gücü
Kuymak (Mıhlama) Ritüeli: Karadeniz’in her yerinde yapılır ama Artvin kuymağı daha yoğun, peyniri (kolot veya imansız peynir) daha özeldir. Trabzon’da mısır unu ön plandayken, Artvin’de o efsanevi köy tereyağının üste çıktığı, peynirin metrelerce sündüğü o sıcak tavadan ekmek banarak yeme ritüeli dağ havasında hayat kurtarır.
Kalaco: Artvin’e has, süzme yoğurt (kurut), mısır unu ve bol tereyağı ile yapılan, sıcak tüketilen ve inanılmaz enerji veren çok otantik bir dağ lezzetidir.
Laz Böreği’nin Sırrı: Adına aldanıp kıymalı/peynirli bir tuzlu börek beklemeyin! İncecik açılmış el yufkasının arasına özel bir muhallebi (krema) konarak fırınlanan, üzerine şerbet dökülen ve içindeki bol karabiber sayesinde o eşsiz tatlı-acı (yakan) uyumu yakalayan efsanevi bir tatlıdır. (Hopa ve Arhavi’de yenmesi farzdır).
Cevizli Kete: Şavşat ve Ardanuç bölgesinin bol tereyağlı, içi kavrulmuş ceviz ve unla (kavut) doldurulan, odun ateşinde kızaran o muazzam hamur işi şaheseri. Yanında kaçak çayla tüketilir.
5. Kapanış: Bulutların Üzerindeki Şatolara Veda
Artvin; sadece doğanın her yeri yeşile boyadığı bir cennet değil, insanın Tanrı’ya ulaşmak veya düşmandan korunmak için taşı ve kayayı nasıl delice, nasıl imkansız yüksekliklere tırmandırdığının en görkemli açık hava sergisidir.
Çifte Köprüler’de o asırlık kemerlerin altından akan hırçın suları dinlerken doğayla insanın uyumunu görür, İşhan Manastırı’nın kızıl kubbesinde Orta Çağ’ın o ağırbaşlı inancını hissedersiniz. Ardanuç Kalesi’nin uçurumunda Kanuni’nin kudretini, Macahel’in ahşap camisinde Karadenizli ustanın o naif, çivisiz zarafetini solursunuz. Burası, yolların bittiği ama efsanelerin uçurumlardan gökyüzüne kanatlandığı yeryüzündeki o sarsılmaz mühürdür.
YeGez olarak hazırladığımız bu 15 duraklık devasa Artvin rehberinin; Kaçkarların sisli zirvelerinde ve Çoruh’un sarp vadilerinde size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Tereyağının kokusu ve o devasa manastırların yalnızlığı hep aklınızda, yollarınız hep açık olsun!





