
- 1. 1. Bölüm: Kazdağları’nın Efsaneleri ve İki Denizin Antik Kentleri
- 1.1. 1. Roma’nın Temellerinin Atıldığı Liman: Antandros Antik Kenti
- 1.2. 2. Perslerin Valilik Merkezi ve Zerdüşt Ateşi: Daskyleion Antik Kenti
- 1.3. 3. Dünyanın 8. Harikasına Aday Devasa Sütunlar: Kyzikos Antik Kenti
- 1.4. 4. Ormanın Yuttuğu Hayalet: Kirazlı Manastırı
- 2. 2. Bölüm: Zeytin Kokulu Sokaklar, Çan Sesleri ve Adalar (Ayvalık & Cunda)
- 2.1. 5. Taşa Kazınmış Sivil Zarafet: Cunda (Alibey) Adası Tarihi Sokakları ve Despot Evi
- 2.2. 6. Zamanın ve Oyuncakların Mabedi: Taksiyarhis Kilisesi (Rahmi M. Koç Müzesi)
- 2.3. 7. Rüzgargüllerinin Gölgesinde: Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı (Aşıklar Tepesi)
- 2.4. 8. Kiliseden Camiye İlginç Dönüşüm: Saatli Camii
- 2.5. 9. Gün Batımının Mitolojik Sahnesi: Şeytan Sofrası
- 3. 3. Bölüm: Kuva-yi Milliye’nin Başkenti ve Sivil Hafıza (Merkez)
- 3.1. 10. Atatürk’ün Minberdeki Sesi: Zağnos Paşa Camii ve Külliyesi
- 3.2. 11. Şehrin Galata’sı: Balıkesir Saat Kulesi
- 3.3. 12. Ege Direnişinin Ateşlendiği Karargah: Kuva-yi Milliye Müzesi
- 3.4. 13. Pembe Granitin Zarafeti: Tarihi Şadırvan
- 3.5. 14. Şehrin En Yaşlısı: Yıldırım Camii
- 4. 4. Bölüm: Tahtakuşlar, Antik Sular ve Bozulmamış Köyler
- 4.1. 15. Şamanizm ve Renklerin Şöleni: Tahtakuşlar Etnografya Müzesi
- 4.2. 16. Trajik Aşkın Şelalesi: Hasanboğuldu ve Sütuven Şelalesi
- 4.3. 17. Oksijenin ve Taşın Zirvesi: Adatepe ve Yeşilyurt Köyleri
- 4.4. 18. Tarihi Tuzlalar ve Altın Kum: Sarımsaklı Plajı
- 4.5. 19. Atatürk’ün Rotası: Bandırma Vapuru Açık Hava Müzesi
- 5. 5. YeGez Balıkesir Ziyaretçi Rehberi: İki Denizin İklimi ve Efsanevi Lezzetler
- 5.1. İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
- 5.2. Gastronomi: Zeytinyağının ve Peynirin İmparatorluğu
- 6. 6. Kapanış: Oksijenin ve Zeytin Dalının Destanına Veda
Bu yazımız içerisinde Balıkesir Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Balıkesir haritasına baktığınızda, bir ucunun Marmara Denizi’nin sarp ve rüzgarlı sahillerine (Bandırma/Erdek), diğer ucunun ise Ege’nin o turkuaz takımadalarına (Ayvalık/Edremit) dokunduğunu görürsünüz. Bu devasa kara parçası, oksijenin yeryüzündeki en saf hallerinden birine, Kazdağları’na (İda) ev sahipliği yapar.
Tarih boyunca bu topraklarda Persler ateş tapınakları kurmuş, Romalılar dünyanın sekizinci harikası olabilecek devasa tapınakların mermerlerini yontmuş ve Kurtuluş Savaşı’nda Ege’nin efeleri ilk kurşunları bu meydanlarda sıkmıştır. YeGez olarak hazırladığımız bu devasa rehberde; sizi sadece zeytinyağı tatmaya veya Susurluk’ta ayran içmeye değil; Truva’dan sağ kurtulanların Roma’yı kurmak için denize açıldığı o efsanevi limanlara, çam ormanlarının yuttuğu hayalet manastırlara ve şeytanın ayak izinin bulunduğu sarp kayalıklara davet ediyoruz!
1. Bölüm: Kazdağları’nın Efsaneleri ve İki Denizin Antik Kentleri

Kazdağları’nın Efsaneleri ve İki Denizin Antik Kentleri
Marmara ve Ege denizlerinin kucakladığı bu coğrafyada, Roma İmparatorluğu’nun kuruluş efsanesine ev sahipliği yapan ve Perslerin Anadolu’yu yönettiği devasa merkezlere gidiyoruz.
1. Roma’nın Temellerinin Atıldığı Liman: Antandros Antik Kenti
Edremit körfezinde (Altınoluk sınırlarında), zeytin ağaçlarıyla denizin arasına sıkışmış devasa bir yamaç kenti olan Antandros, dünya mitolojisi için paha biçilemez bir önem taşır.
Hikayesi ve Aeneas Efsanesi: Truva Savaşı bittikten sonra, şehirden sağ kurtulabilen efsanevi kahraman Aeneas, babasını sırtına alarak İda Dağı’nı (Kazdağları) aşar ve işte tam bu şehre, Antandros’a gelir. Burada Kazdağları’nın o meşhur kerestelerinden 20 devasa gemi inşa eder ve İtalya’ya yelken açarak bugünkü Roma İmparatorluğu’nun temellerini atar. Şehri gezerken Roma dönemine ait, deniz manzaralı yamaç evlerindeki o inanılmaz renkli, kusursuz mozaikleri ve kentin girişindeki devasa mezarlığı (Nekropol) göreceksiniz. Efsanenin başladığı topraklara dokunmak tüyler ürperticidir.
Konum: Edremit ilçesi, Altınoluk Mahallesi (Çanakkale karayolu üzeri).
Ulaşım: Altınoluk merkezden Küçükkuyu (Çanakkale) yönüne giderken anayolun hemen sağında (dağ yamacında) yer alır. Otoparkı mevcuttur.
Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlıdır, Müzekart geçerlidir.
2. Perslerin Valilik Merkezi ve Zerdüşt Ateşi: Daskyleion Antik Kenti
Rotamızı Balıkesir’in Marmara Denizi kıyılarına, Bandırma’ya çeviriyoruz. Manyas Kuş Cenneti’nin hemen yanı başında, Hisartepe mevkiinde yer alan Daskyleion, Anadolu’da eşine çok az rastlanan bir tarihi dokuya sahiptir.
Hikayesi ve Önemi: Burası M.Ö. 546 yılında Anadolu’yu işgal eden Pers İmparatorluğu’nun (İran) Hellespontos Phrygia’sı (Kuzeybatı Anadolu) Satrap (Valilik) Merkeziydi. Kazılarda Anadolu’daki ilk Zerdüştlük tapınaklarına ait kalıntılar (ateş kültü), Aramice yazıtlar ve Pers valilerinin kilden yapılmış mühürleri bulunmuştur. Kuş sesleri arasında, antik çağın en acımasız ve güçlü imparatorluklarından birinin saray kalıntıları arasında yürümek, tarih tutkunları için benzersiz bir keşiftir.
Konum: Bandırma ilçesi, Ergili Köyü (Kuş Cenneti Milli Parkı yakını).
Ulaşım: Bandırma merkezden Kuşcenneti/Ergili tabelaları takip edilerek özel araçla ulaşılır.
Giriş Ücreti: Açık hava ören yeridir, güncel olarak Müzekart geçerlidir. (Çıkan şaheserler Bandırma Arkeoloji Müzesi’ndedir).
3. Dünyanın 8. Harikasına Aday Devasa Sütunlar: Kyzikos Antik Kenti
Bandırma’dan Erdek’e (Kapıdağ Yarımadası’na) doğru kıvrılırken, ana yolun kenarındaki tarlaların arasında öyle devasa mermer bloklar ve sütun başlıkları görürsünüz ki, bunların insan eliyle yapıldığına inanamazsınız. Burası antik dünyanın en zengin metropollerinden biri olan Kyzikos‘tur.
Hadrianus Tapınağı: Kenti efsane yapan şey, Roma İmparatoru Hadrianus adına yapılan o devasa tapınaktır. Dönemin yazarları bu tapınağı “Dünyanın 8. Harikası” olarak tanımlamışlardır. Sütunlarının çapı öylesine büyüktür ki, meşhur Lübnan’daki Baalbek tapınağından bile daha büyük bir yapı olduğu düşünülmektedir. Şehir devasa depremlerle yerle bir olmuş olsa da, toprak altından fışkıran o anıtsal mermer bloklar arasında yürümek kentin asırlar önceki o korkunç zenginliğini gözler önüne serer.
Konum: Erdek ilçesi, Düzler Mevkii (Erdek-Bandırma yolu).
Ulaşım: Erdek’e yaklaşırken ana yolun hemen sağında ve solunda tarlalara yayılmış durumdadır.
Giriş Ücreti: Açık hava kazı alanı olduğu için gezmek ücretsizdir.
4. Ormanın Yuttuğu Hayalet: Kirazlı Manastırı
Antik mermerlerden çıkıp Kapıdağ Yarımadası’nın o balta girmemiş, sarp ve nemli ormanlarına dalıyoruz. Yukarıyapıcı köyünün derinliklerinde, aniden ağaçların arasından devasa ve ürkütücü bir yapı fırlar: Kirazlı Manastırı.
Hikayesi: 19. yüzyılda (1895) Rum Ortodoks cemaati tarafından inşa edilen, 99 odalı devasa bir dini kompleks ve okul binasıdır. 1923 Mübadelesi ile Rumlar bölgeyi terk edince manastır doğanın ve definecilerin insafına kalmıştır. Bugün çatısı çökmüş, ağaçların duvarlarını sardığı, devasa kemerleriyle adeta “Indiana Jones” filmlerinden fırlamış gibi duran bu hayalet manastırın sessizliğinde dolaşmak, cesaret isteyen ama büyüleyici bir YeGez ritüelidir.
Konum: Erdek ilçesi, Kapıdağ Yarımadası ormanları içi.
Ulaşım: Erdek merkezden Ballıpınar yönüne gidilirken stabilize/toprak orman yoluna sapılır. Arazi aracı (veya altı yüksek araç) tavsiye edilir. Tesis veya bekçi yoktur.
Giriş Ücreti: Orman içinde izole bir kalıntı olduğu için ücretsizdir.
2. Bölüm: Zeytin Kokulu Sokaklar, Çan Sesleri ve Adalar (Ayvalık & Cunda)

Zeytin Kokulu Sokaklar, Çan Sesleri ve Adalar (Ayvalık & Cunda)
Marmara’nın ormanlarından çıkıp Ege’nin o kendine has rüzgarına, Rum mimarisinin taş evlerine ve çan seslerinin ezan seslerine karıştığı Ayvalık takımadalarına iniyoruz.
5. Taşa Kazınmış Sivil Zarafet: Cunda (Alibey) Adası Tarihi Sokakları ve Despot Evi
Türkiye’de Ege ruhunu en iyi yansıtan, Girit mutfağının ve zeytinyağının başkenti olan Cunda Adası, boydan boya bir açık hava müzesidir. Arnavut kaldırımlı dar sokaklarında yürürken, her biri asırlık olan, kapılarında tokmaklar ve pencerelerinde renkli ahşap panjurlar bulunan o zarif Rum Evleri sizi karşılar.
Despot Evi’nin Trajedisi: Sahil şeridinde yer alan devasa ve asil bir taş konak vardır: Despot Evi. 1862 yılında, adanın en zengin Rum din adamı (Despot) tarafından inşa edilmiştir. Ancak Despot, sahip olduğu o devasa altın ve gümüşleri çalmak isteyen hırsızlar tarafından kendi evinde öldürülmüştür. Yıllarca yetimhane olarak da kullanılan bu bina, günümüzde aslına uygun restore edilmiş lüks bir oteldir. Sokaklarda yürürken begonvillerin o taş duvarlara nasıl sarıldığına şahit olacaksınız.
Konum: Ayvalık ilçesi, Cunda Adası (Anakaraya köprüyle bağlıdır).
Giriş Ücreti: Sokakları gezmek ücretsizdir.
6. Zamanın ve Oyuncakların Mabedi: Taksiyarhis Kilisesi (Rahmi M. Koç Müzesi)
Cunda Adası’nın tam kalbinde, tüm evlere tepeden bakan, adanın en büyük ve en görkemli yapısıdır. 1873 yılında inşa edilen bu neoklasik şaheser, günümüzde yepyeni ve muazzam bir kimliğe bürünmüştür.
Hikayesi: Yıllarca harabe halinde kalan bu devasa kilise, Rahmi M. Koç Vakfı tarafından paha biçilemez bir şekilde restore edilmiş ve bir sanayi/oyuncak müzesine dönüştürülmüştür. İçeri girdiğinizde, kilisenin o asırlık dini freskleri (resimleri) ve sarımsak taşından sütunları arasında; antika arabaların, devasa buharlı gemi maketlerinin ve yüz yıllık teneke oyuncakların muazzam uyumunu görürsünüz. Zamanın ve kültürlerin birbiriyle konuştuğu büyüleyici bir mekandır.
Konum: Cunda Adası merkezi (Sokakların iç kısmında).
Giriş Ücreti: Özel vakıf müzesi olduğu için Müzekart geçmez, biletli giriştir.
7. Rüzgargüllerinin Gölgesinde: Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı (Aşıklar Tepesi)
Cunda’nın sokaklarından o tatlı yokuşu (Aşıklar Tepesi) tırmandığınızda, tepede adanın simgesi haline gelmiş, asırlık restore edilmiş bir Yel Değirmeni ve hemen yanındaki eski Agios Yannis Şapeli’ni görürsünüz.
Önemi: Şapel, Rahmi Koç Vakfı tarafından restore edilerek muazzam manzaralı bir kitaplığa çevrilmiştir (Eski büyükelçi Necdet Kent’in kitapları buradadır). Kitaplıktan çıkıp tepenin ucuna geldiğinizde, tüm Ayvalık takımadaları, Midilli Adası ve o sonsuz Ege Denizi ayaklarınızın altına serilir. Kafesinde adaya has o damla sakızlı Türk kahvesini içmek en büyük ritüeldir.
Konum: Cunda Adası, Aşıklar Tepesi.
Giriş Ücreti: Kütüphaneyi ve şapeli gezmek ücretsizdir.
8. Kiliseden Camiye İlginç Dönüşüm: Saatli Camii
Cunda’dan çıkıp Ayvalık merkezin o daracık Rum sokaklarına daldığınızda (İsmetpaşa Mahallesi), mimari tarihine meydan okuyan çok ilginç bir yapı görürsünüz.
Hikayesi: 1850’lerde Agios Yannis Kilisesi olarak inşa edilen bu bina, mübadeleden sonra 1928’de camiye çevrilmiştir. Ancak diğer dönüştürülmüş kiliselerin aksine, binanın o devasa çan kulesi yıkılmamış, üzerine sadece bir saat yerleştirilmiş; yapının hemen yanına ise zarif bir Osmanlı minaresi eklenmiştir! Bir binanın tepesinde hem bir çan kulesinin hem de bir minarenin yan yana gökyüzüne uzanması, Ayvalık’ın o çok kültürlü hafızasının en net karesidir.
Konum: Ayvalık merkez, İsmetpaşa Mahallesi.
Giriş Ücreti: İbadete açık aktif bir camidir, ücretsizdir.
9. Gün Batımının Mitolojik Sahnesi: Şeytan Sofrası
Antik taşlardan çıkıp, Ayvalık’a gelmiş hiçbir YeGez okurunun es geçemeyeceği, tamamen sarp kayalıklardan oluşan o efsanevi tepeye çıkıyoruz.
Efsane ve Ayak İzi: Volkanik bir lav birikintisi olan ve şekil olarak devasa yuvarlak bir sofrayı andıran bu tepenin en uç noktasında, demir kafes içine alınmış devasa bir ayak izi şekli vardır. Efsaneye göre bu, cennetten kovulan şeytanın kaçarken bıraktığı ayak izidir. Ancak bu tepeyi dünya çapında meşhur yapan şey ayak izi değil, buradan izlenen Ege gün batımıdır. Tüm koylar, adalar ve deniz kızıla boyanırken burada çayınızı yudumlamak ömre ömür katan bir deneyimdir.
Konum: Ayvalık ilçesi, Sarımsaklı mevkii sırtları.
Ulaşım: Ayvalık merkezden veya Sarımsaklı’dan çam ormanları içindeki o dik asfalt yoldan özel araçla veya dolmuşlarla tırmanarak ulaşılır.
Giriş Ücreti: Alana girmek (araç otoparkı hariç) ücretsizdir.
3. Bölüm: Kuva-yi Milliye’nin Başkenti ve Sivil Hafıza (Merkez)

Kuva-yi Milliye’nin Başkenti ve Sivil Hafıza (Merkez)
Balıkesir merkezine (Karesi ve Altıeylül ilçelerine) girdiğinizde, deniz kenarındaki o tatil beldesi havası birden kaybolur; yerini ağırbaşlı, vatansever ve buram buram Osmanlı kokan bir Anadolu şehri alır.
10. Atatürk’ün Minberdeki Sesi: Zağnos Paşa Camii ve Külliyesi
Şehrin tam kalbinde yer alan ve 1461 yılında Fatih Sultan Mehmed’in ünlü veziri Zağnos Paşa tarafından yaptırılan bu devasa cami, Balıkesir’in tartışmasız en büyük ve en görkemli İslami eseridir.
Tarihi Hutbe: Bu camiyi Türkiye Cumhuriyeti tarihi için efsanevi kılan olay mimarisi değil, 7 Şubat 1923’te yaşanan o eşsiz andır. Mustafa Kemal Atatürk, bu caminin minberine çıkmış ve İslam alemi ile yeni kurulan devletin vizyonunu anlattığı o meşhur “Balıkesir Hutbesi”ni bizzat burada okumuştur. Geniş avlusundaki asırlık ağaçların gölgesinde oturup, muazzam taş işçiliğine sahip minaresine bakarken o efsanevi günü iliklerinize kadar hissedersiniz.
Konum: Karesi ilçesi (Şehir merkezi).
Ulaşım: Merkezde her yere yürüme mesafesindedir.
Giriş Ücreti: İbadete açık aktif bir camidir, ücretsizdir.
11. Şehrin Galata’sı: Balıkesir Saat Kulesi
Zağnos Paşa’dan çıkıp Belediye Parkı’na doğru yürüdüğünüzde, karşınıza adeta İstanbul’daki Galata Kulesi’nin zarif ve küçük bir kopyası çıkar.
Hikayesi: 1827 yılında Giritli Mehmet Paşa tarafından beş katlı olarak yaptırılan bu kule, 1897’deki büyük depremde yıkılmış, ancak 1901’de kesme taştan çok daha sağlam bir şekilde yeniden inşa edilmiştir. Tepesindeki çan şeklindeki kubbesi ve her yöne bakan saatleriyle, Balıkesirli aşıkların ve dostların asırlık buluşma noktasıdır.
Konum: Karesi ilçesi (Belediye Parkı içi).
Giriş Ücreti: Meydanda yer alan açık bir anıttır, ücretsizdir.
12. Ege Direnişinin Ateşlendiği Karargah: Kuva-yi Milliye Müzesi
İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesinin hemen ardından (1919), Balıkesirliler Alaca Mescit’te toplanıp düşmana karşı silahlı direniş (Kuva-yi Milliye) kararı almışlardır. İşte o kahramanların karargah olarak kullandığı, 1831 yapımı eski Belediye Binası günümüzde Kuva-yi Milliye Müzesi‘dir.
Müzenin Ruhu: Üç katlı bu asil taş binanın içine girdiğinizde; o dönemin telgraf makinelerini, efelerin cephede giydiği yelekleri, mermileri ve Balıkesir’in kahramanlarının o siyah beyaz, onurlu fotoğraflarını görürsünüz. Ege’deki kurtuluş ateşinin ilk kıvılcımlarının atıldığı bu odalarda yürümek tüyler ürperticidir.
Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlı resmi bir müzedir, Müzekart geçerlidir.
13. Pembe Granitin Zarafeti: Tarihi Şadırvan
Saat Kulesi’nin hemen çaprazında, 1908 yılında Mutasarrıf Ömer Ali Bey tarafından yaptırılan, yedi adet pembe granit sütun üzerine oturtulmuş ve soğan şeklinde bir kubbesi olan son derece şık bir su mimarisi şaheseridir. Susadığınızda bu tarihi çeşmeden su içmek YeGez geleneğidir.
14. Şehrin En Yaşlısı: Yıldırım Camii
1388 yılında Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılan bu cami, Balıkesir’de günümüze ayakta ulaşabilmiş en eski Osmanlı eseridir. İlk dönem Osmanlı mimarisinin o sade, tuğla ve taşın birbiriyle örüldüğü ağırbaşlı yapısını yansıtır.
4. Bölüm: Tahtakuşlar, Antik Sular ve Bozulmamış Köyler

Tahtakuşlar, Antik Sular ve Bozulmamış Köyler
Şehrin merkezindeki milli mücadele hafızasından çıkıp, Kazdağları’nın o balta girmemiş ormanlarına, Türkmen köylerine ve trajik aşk hikayelerinin yaşandığı şelalelere doğru tırmanıyoruz.
15. Şamanizm ve Renklerin Şöleni: Tahtakuşlar Etnografya Müzesi
Edremit sırtlarında (Kazdağları’nın eteklerinde) yer alan Tahtakuşlar Köyü, Türkiye’de bir ilke imza atmıştır. Burası, emekli öğretmen Alibey Kudar tarafından kurulan Türkiye’nin ilk özel etnografya müzesidir.
Müzenin Sırrı: İçeri adım attığınız an, Orta Asya’dan kopup Kazdağları’na yerleşen Tahtacı Türkmenlerinin (Alevilerin) o inanılmaz renkli dünyasına girersiniz. Şaman kültürünün izlerini taşıyan devasa kıl çadırlar, nazarlıklar, muskayla bezenmiş gelinlikler, efsanevi ahşap işçilikleri ve dünyanın en büyük deniz kaplumbağası (Deri Sırtlı) tahniti burada sergilenir. Müzeyi Alibey Kudar’ın veya ailesinin ağzından o destansı Türkmen hikayeleriyle dinlemek paha biçilemezdir.
Konum: Edremit ilçesi, Tahtakuşlar Köyü (Akçay’a 5 km mesafede).
Ulaşım: Çanakkale-Edremit karayolu üzerinden köye sapan dar asfalt yolla 10 dakikada ulaşılır.
Giriş Ücreti: Özel müze olduğu için Müzekart geçmez, ancak çok cüzi bir destek/bilet ücreti vardır.
16. Trajik Aşkın Şelalesi: Hasanboğuldu ve Sütuven Şelalesi
Zeytinli köyünün içinden Kazdağları Milli Parkı’na doğru tırmandığınızda, çam ağaçlarının arasında gizlenmiş, buz gibi suların aktığı bir kanyona girersiniz.
Efsane ve Doğa: Yörük kızı Emine’ye aşık olan ovalı Hasan’ın, kızın ailesi tarafından sınanmak için sırtında tuz çuvalıyla dağa tırmanırken yorgunluktan bu dereye düşüp boğulduğu, Emine’nin ise aynı çınara kendini astığı o acı efsanenin yaşandığı yerdir (Sabahattin Ali bu hikayeyi ölümsüzleştirmiştir). Şelalenin (Sütuven) o gürül gürül akan sularının yanında yürümek, tarihi Roma su kemerlerini izlemek ve yaz sıcağında o buz gibi gölete ayak sokmak beyninizi sıfırlar.
Konum: Edremit ilçesi, Zeytinli Mahallesi sırtları.
Giriş Ücreti: Milli Park girişi olduğu için araç/şahıs biletlidir.
17. Oksijenin ve Taşın Zirvesi: Adatepe ve Yeşilyurt Köyleri
Kazdağları’nın eteklerinde, Truva Savaşı’nı Zeus’un izlediği Altar’ın hemen altında yer alan bu iki komşu köy (bölge olarak Balıkesir/Çanakkale sınırında kültürel bir bütündür), taş ev mimarisinin yeryüzündeki en asil örneklerinden biridir. Mübadele öncesi Rumların ve Türklerin birlikte yaşadığı bu köylerin dar sokaklarında gezerken çam ve kekik kokusundan başınız döner. Tarihi zeytinyağı müzelerinde taze sıkım Ege yağlarını tatmadan dönmeyin.
18. Tarihi Tuzlalar ve Altın Kum: Sarımsaklı Plajı
Ayvalık’ın o dünya çapında meşhur, kilometrelerce uzanan incecik altın kumlu Sarımsaklı Plajı’nın arkasında asırlık bir tarih yatar. Osmanlı döneminden kalma tarihi tuzlalar, asırlar boyunca Ege’nin tuz ihtiyacını bu geniş düzlüklerden karşılamıştır. Günümüzde devasa bir sayfiye yeri olan bu plajda, tarihi tuzlaların flamingolara ev sahipliği yapan sulak alanlarında güneşin batışını izlemek harikadır.
19. Atatürk’ün Rotası: Bandırma Vapuru Açık Hava Müzesi
Balıkesir turumuzu Marmara kıyısındaki Bandırma sahilinde yer alan şık bir parkla bitiriyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’ü silah arkadaşlarıyla birlikte 19 Mayıs’ta Samsun’a taşıyan o efsanevi Bandırma Vapuru’nun (aslı hurdaya ayrılmıştı) anısını yaşatmak için devasa bir maket etrafında oluşturulmuş açık hava müzesidir. Atatürk’ün Bandırma’ya gelişlerini anlatan fotoğraf sergileriyle deniz kenarında harika bir kapanış durağıdır.
5. YeGez Balıkesir Ziyaretçi Rehberi: İki Denizin İklimi ve Efsanevi Lezzetler

YeGez Balıkesir Ziyaretçi Rehberi
Balıkesir o kadar devasa ve çeşitli bir coğrafyadır ki; Kazdağları’nda donarken, aynı gün Cunda’da güneş yanığı olabilirsiniz. Bu devasa kıtayı fethederken şu altın kurallara dikkat edin:
İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
Kazdağları Ayazı ve Lodos Tuzağı: Kazdağları’nın yüksekleri kışın dondurucu derecede soğuk ve karlı olur, Hasanboğuldu’ya giden yollar tehlikelidir. Marmara ve Ege kıyılarında ise kış/bahar aylarında esen şiddetli Lodos, Yenikapı-Bandırma feribot seferlerinin iptal olmasına sebep olup seyahat planınızı çöpe atabilir.
YeGez Altın Ayları: Ormanın yeşilini, denizin mavisini ve antik kentlerin o ılık taşlarını aynı anda en kusursuz şekilde deneyimlemek için ideal zaman Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim başıdır. (Ağustos ayında Cunda ve Ayvalık’taki insan trafiği İstanbul trafiğini aratmaz, hazırlıklı olun!)
Gastronomi: Zeytinyağının ve Peynirin İmparatorluğu
Gerçek Susurluk Tostu ve Ayranı: Otoyol kenarındaki sıradan tesisleri unutun. Gerçek Susurluk tostu; sert ve gözenekli o efsanevi Mihaliç (Kelle) peynirinin kalın kesilip, salça sürülmüş özel ekmekle basılmasıyla yapılır. Peynir eriyip ekmeğin dışına taşarak çıtırlar. Yanına ise mutlaka makineden devridaim edilerek köpürtülen, o meşhur, koyu kıvamlı bol köpüklü “Susurluk Ayranı” içilir.
Hoş mu erim?: Höşmerim: Balıkesir’in milli tatlısıdır. Taze tuzsuz peynir, irmik, şeker ve yumurta sarısının ustalıkla kavrulmasıyla yapılır. Efsaneye göre savaştan dönen kocasına evdeki malzemelerle alelacele bu tatlıyı yapan kadın, “Hoş mu erim? (Beğendin mi kocam?)” diye sormuş ve isim günümüze “Höşmerim” olarak ulaşmıştır.
Ayvalık Tostu Ritüeli: Kocaman, özel nohut mayalı ekmeğin içine; kaşar, sosis, sucuk, salam, tulum peyniri, domates, turşu ve Rus salatası doldurularak yapılan devasa bir kalori bombasıdır. (Mesut Büfe veya Ayvalık merkezdeki Tostçular Çarşısı’nda yenir).
Cunda’nın Yıldızı: Papalina: Dünyada sadece Ayvalık körfezinde yetişen, hamsiden küçük, kılçığıyla birlikte unlanıp bütün olarak tavada kızartılan efsanevi balıktır. Cunda sahilindeki zeytinyağlı mezelerin ve taş binaların gölgesinde yenmesi bir YeGez mecburiyetidir.
6. Kapanış: Oksijenin ve Zeytin Dalının Destanına Veda
Balıkesir; sadece yolları bölen bir geçiş şehri değil, toprağını her adımda farklı bir efsanenin, farklı bir denizin ve farklı bir medeniyetin suladığı asil bir kıtadır.
Antandros’ta Truva’nın çaresizliğini Roma’nın umuduna dönüştüren o devasa gemilerin yapımını hayal eder, Kirazlı Manastırı’nın yıkık kemerlerinde doğanın insan yapısına nasıl vahşice galip geldiğini görürsünüz. Zağnos Paşa Camii’nde Atatürk’ün minberden yükselen sesini duyar, Şeytan Sofrası’nda güneşi Ege’nin turkuaz sularına batırırken dünyanın gerçekten de yaşamaya değer olduğuna bir kez daha inanırsınız.
YeGez olarak hazırladığımız bu 19 duraklık devasa Balıkesir rehberinin; Kazdağları’nın oksijeninde ve Ege’nin zeytin ağaçlarında size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Mihaliç peynirinin erimiş hali ve Cunda’nın o tatlı rüzgarı hep sizinle, yollarınız hep açık olsun!





