Burdur’da Ne Yapılır? Mutlaka Yaşamanız Gereken 18 Harika Deneyim

Burdur’da ne yapılır diye sorduğunuzda, alacağınız cevap genellikle Antalya’ya giderken bir “geçiş noktası” olur. Ancak bu, bozkırla Akdeniz arasında sıkışmış bu eşsiz coğrafyaya yapılacak en büyük haksızlıktır. Burdur; bir yanda 2000 yıl sonra bile hala akan Roma çeşmelerini, diğer yanda Mars yüzeyini andıran beyaz adaları saklayan, “Teke Yöresi” kültürünün ve...

Ye Gez
Ye Gez tarafından
21 Aralık 2025 yayınlandı / 02 Kasım 2025 09:22 güncellendi
8 dk 30 sn8 dk 30 sn okuma süresi
6464 kez okundu
Burdur’da Ne Yapılır? Mutlaka Yaşamanız Gereken 18 Harika Deneyim
Google News Google News ile Abone Ol 0 Yorum

Burdur’da ne yapılır diye sorduğunuzda, alacağınız cevap genellikle Antalya’ya giderken bir “geçiş noktası” olur. Ancak bu, bozkırla Akdeniz arasında sıkışmış bu eşsiz coğrafyaya yapılacak en büyük haksızlıktır. Burdur; bir yanda 2000 yıl sonra bile hala akan Roma çeşmelerini, diğer yanda Mars yüzeyini andıran beyaz adaları saklayan, “Teke Yöresi” kültürünün ve “Gladyatörler”in izlerini taşıyan, derin bir şehirdir.

Eğer siz de bu “gözden kaçan” şehri, bir turist gibi değil, bir kâşif gibi “yaşamanızı” sağlayacak, sınır tanımayan, eylem dolu bir rehber arıyorsanız, başlıyoruz.

Burdur’da Ne Yapılır? “Türkiye’nin Maldivleri”nde Yürüyüp, “Aşk Çeşmesi”nden Su İçeceğiniz 18 Unutulmaz Deneyim

Sagalassos Antik Kenti’nde (UNESCO) “Aşk Çeşmesi”nden Su İçin

Bu, Burdur’daki bir numaralı, dünya çapında bir eylemdir. “İmparatorların ve Aşkların Şehri” olarak bilinen Sagalassos, 1700 metre rakımda, bulutların üzerine kurulmuş bir Roma başyapıtıdır.

Ne Yapmalı: O muazzam antik kente tırmanın. Tiyatrosunun basamaklarına oturun, Agorası’nda (meydan) dolaşın. Ama asıl olarak, o efsanevi Antoninler Çeşmesinin (Aşk Çeşmesi) başına gidin. O 2000 yıllık heykellerin arasından, 2000 yıldır hala akan o buz gibi dağ suyundan avucunuzla için ve o muazzam Toros manzarasını izleyin.

Salda Gölü’nde “Türkiye’nin Maldivleri”nin Beyaz Kumlarına Ayak Basın

Burası, Burdur’un dünyaya armağanıdır. Sadece “Türkiye’nin Maldivleri” değil, aynı zamanda Mars gezegeninin yüzey yapısıyla (hidromanyezit mineralleri) benzerlik gösteren, dünyanın en özel göllerinden biridir.

Ne Yapmalı: O muazzam, gerçeküstü turkuaz rengin karşısında büyülenin. Ayakkabılarınızı çıkarın ve o “kum” sandığınız, aslında mineral olan bembeyaz “Maldivler” ve “Beyaz Adalar” kısımlarında yalın ayak yürüyün. (Not: Gölün ekosistemini korumak için belirlenen alanlar dışında suya girmek ve çamur banyosu yapmak artık yasaktır).

Orijinal “Burdur Şiş” Ritüelini Yerinde İcra Edin

Burdur’un gastronomik imzasıdır. Bu, bildiğiniz köftelere benzemez. Yağsız kıymadan yapılan, küçük, yassı şişlere dizilen ve odun kömüründe pişirilen bir lezzet harikasıdır.

Ne Yapmalı: Şehir merkezindeki o meşhur, salaş “Şişçiler Sokağı”na (Örn: Şişçi Hasan, Onur Şiş) gidin. “Bir buçuk porsiyon” söyleyin. Kural budur: Altında, etin yağıyla hafifçe ıslanmış pide (veya bazlama), yanında közlenmiş biber ve bol köpüklü ayran ile birlikte bu sade ama mükemmel lezzetin keyfini çıkarın.

Kibyra Antik Kenti’nde (Gladyatörler Şehri) “Medusa Mozaiği”ne Bakın

Burası, Burdur’un (Gölhisar) saklı kalmış ikinci büyük hazinesidir. “Gladyatörler Şehri” olarak bilinen Kibyra, devasa bir stadyuma ve eşsiz bir mimariye sahiptir.

Ne Yapmalı: Antik kentin tepesine çıkın ve 10.000 kişilik stadyumunda, o kanlı dövüşleri hayal edin. Ama asıl olarak, 2000 kişilik Odeonun (Müzik Meclisi) tam ortasındaki, dünyada eşi benzeri olmayan, mermer plakadan yapılmış o devasa Medusa Mozaiğinin karşısında durun.

Türkiye’nin Turizme Açılan İlk Mağarası “İnsuyu”nda Yerin Altına İnin

Burdur’un en meşhur doğa harikalarından biri. 1965’te turizme açılan bu mağara, binlerce yılda oluşmuş sarkıt, dikit ve sütunlarla doludur.

Ne Yapmalı: O serin, nemli ve şifalı olduğuna inanılan (astım vb.) havayı soluyarak mağaranın içine doğru yürüyün. O farklı şekillerdeki oluşumları ve (mevsimine göre) içindeki o meşhur yeraltı göllerini (Büyük Göl, Dilek Gölü) görün.

Burdur Arkeoloji Müzesi’nde “Dans Eden Tanrılar”a Hayran Kalın

Burası, Türkiye’nin en zengin ve “Avrupa’da Yılın Müzesi” ödülünü almış, mutlaka görülmesi gereken bir müzedir.

Ne Yapmalı: O tarihi (Pirkulzade Medresesi) binaya girin. Özellikle Sagalassos Salonuna zaman ayırın. O devasa İmparator Hadrian ve Marcus Aurelius heykellerinin ihtişamı karşısında durun. Kibyra Frizlerindeki gladyatör sahnelerini ve Hacılar Höyüğünden (Neolitik) çıkan 8000 yıllık ana tanrıça heykelciklerini inceleyin.

Meşhur “Ceviz Ezmesi”nin Şerbetli Lezzetini Tadın

Burdur’un tescilli, imzası olan tatlısı. Badem ezmesi (Marzipan) ile karıştırmayın; bu, ceviz ve irmik ile yapılır.

Ne Yapmalı: Şehir merkezindeki o meşhur, tarihi şekerlemecilere (Örn: Kayımoğlu, Altuğ) gidin. O içi bol cevizli, dışı şerbetli ve hafifçe pudra şekerine bulanmış o yoğun lezzeti tadın. Eve götürmek için en güzel hediyeliktir.

Burdur Gölü Kenarında “Dikkuyruk” Ördeklerini Arayın

Burası, Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biridir. Nesli tükenmekte olan Dikkuyruk ördeklerinin dünyadaki en büyük popülasyonuna ev sahipliği yapar.

Ne Yapmalı: Göl kenarındaki kuş gözlem kulesine çıkın ve dürbününüzü hazırlayın. O binlerce kuşu (flamingolar, pelikanlar) izleyin. Aynı zamanda, gölün her yıl metrelerce çekildiğini görerek, bu hüzünlü ama bir o kadar da önemli ekolojik tanıklığı yaşayın.

Tarihi Saat Kulesi’nin Önünden “Bakırcılar Çarşısı”na Dalın

Şehrin kalbi burada atar. 1936’da yeniden yapılan bu zarif Saat Kulesi, şehrin buluşma noktasıdır.

Ne Yapmalı: Kulenin önünde bir fotoğraf çektirdikten sonra, hemen arkasındaki o otantik Bakırcılar Çarşısına girin. O ritmik çekiç seslerini dinleyin, ustaların bakıra nasıl şekil verdiğini izleyin ve o kaybolmaya yüz tutmuş Ahi kültürünün ruhunu hissedin.

“Taş Oda” ve “Mısırlılar Evi”nde Bir Osmanlı Konağına Misafir Olun

Burdur, 18. ve 19. yüzyıldan kalma muazzam sivil mimari örneklerini saklar.

Ne Yapmalı: Restore edilmiş olan Taş Oda Konağına (Etnografya Müzesi) girin. O muazzam kalem işi tavan süslemelerine ve ahşap oymacılığına hayran kalın. Hemen yakındaki Mısırlılar Evini (Koca Oda) ve Baki Bey Konağını görün.

Karacaören Baraj Gölü’nde (Saklı Cennet) Alabalık Yiyin

Burdur’un (ve Isparta’nın) “yeşil” yüzü. Bozkırın ortasında, çam ormanlarıyla çevrili, fiyort benzeri bir vadi ve turkuaz bir göl…

Ne Yapmalı: O sarp kayalıkların ve ormanların arasındaki o sakin gölün kenarına gidin. O “saklı cennet”te, suyun üzerine kurulmuş salaş restoranlardan birine oturun ve taze alabalık yiyerek huzur molası verin.

Kremna Antik Kenti’nde (Kartal Yuvası) Ovaya Hükmedin

Burdur’un “imparatorluk şehirleri” bitmez. Kremna, Pisidya’nın en sarp, en “zaptedilemez” (Kartal Yuvası) kentlerinden biridir.

Ne Yapmalı: O dik (Ağlasun yolu üzeri) tepeye tırmanın. O devasa agora (meydan) kalıntılarının ve sütunlu caddenin bulunduğu noktadan, ayaklarınızın altındaki Çeltikçi Ovasına bakın. Bu, bir Roma garnizon komutanının hissettiği “hükmetme” duygusudur.

“Alaca Dokuması” (Burdur Bezi) Atölyelerini Arayın

Burdur’un kaybolmaya yüz tutmuş bir diğer zanaatı da “Alaca Dokuması”dır. İpek ve pamuktan, kendine has çizgili desenlerle dokunan bu kumaş, bir zamanlar sarayların tercihiydi.

Ne Yapmalı: Tarihi çarşılarda veya el sanatları merkezlerinde, o ahşap tezgahlarda (çulfalık) dokunan Burdur Bezini (peştamal, gömlek, örtü) arayın ve bu otantik mirasa dokunun.

“Bozkırın Lezzeti” Haşhaş Ezmeli Pide Yiyin

Burası Göller Yöresi ve haşhaş, bu bölgenin (Afyon, Isparta ile birlikte) ortak kültürüdür.

Ne Yapmalı: Şehir merkezindeki veya Gölhisar’daki o tarihi taş fırınlara gidin. Fırından taze çıkmış, o mis kokulu haşhaş ezmeli (veya cevizli) pideyi (veya “nokul”u) sıcak sıcak alın ve bu otantik lezzetin tadını çıkarın.

Ulu Cami’de (Pazar Camii) Selçuklu’dan Kalan Sükuneti Hissedin

Şehrin en eski ve en büyük camisi olan bu yapı, 13. yüzyıl Selçuklu mimarisinin izlerini taşır (depremlerle yenilenmiş olsa da).

Ne Yapmalı: O tarihi caminin (Saat Kulesi’nin hemen yanı) avlusuna girin. O sade ama heybetli taş mimarisinin ve ahşap tavanın yarattığı o sükuneti hissedin.

Bir “Sipsi” veya “Kabak Kemane” Sesine Kulak Verin

Burası, “Teke Yöresi” kültürünün (Yörük) kalbidir. Bu kültürün müziği ise sipsi, kabak kemane ve curadır.

Ne Yapmalı: Bir esnaf kahvehanesinde veya yerel bir etkinlikte, o meşhur “Teke Zortlatması”nın ritmini ve o sipsinin (küçük bir nefesli çalgı) o ince, tiz sesini duymaya çalışın. Bu, Burdur’un “gönül” sesidir.

Susuz Kervansarayı’nda İpek Yolu’nun İzini Sürün

Burdur-Antalya yolu üzerinde, 13. yüzyıldan kalma bu Selçuklu kervansarayı, İpek Yolu’nun sessiz bir tanığıdır.

Ne Yapmalı: O tarihi yapının (Bucak ilçesi) önünde durun. O muazzam taç kapıdaki Selçuklu taş işçiliğine hayran kalın ve bir zamanlar burada konaklayan kervanları hayal edin.

Salda Kayak Merkezi’nde “Göl Manzaralı” Kayın (Mevsimindeyse)

Evet, “Maldivler”in aynı zamanda bir kayak merkezi var!

Ne Yapmalı:Kışın giderseniz, Eşeler Dağı’nın (Yeşilova) yamaçlarındaki bu küçük ama manzarası eşsiz olan kayak merkezine çıkın. O “kristal kar” üzerinde, ayaklarınızın altındaki o muazzam Salda Gölü manzarasına karşı kaymanın o inanılmaz keyfini yaşayın.

Sonuç olarak;

Burdur’da ne yapılır sorusunun cevabı, bu şehrin “mütevazı” görünümünün ardındaki “zengin” tarihte gizlidir. Bir yanda Sagalassos’un imparatorluk görkemi, diğer yanda Salda’nın Mars beyazı; bir yanda Burdur Şiş’in sade lezzeti, diğer yanda Teke Yöresi’nin coşkulu ritmi… Burdur, “gözden kaçan” değil, “keşfedilmeyi bekleyen” bir hazinedir.

 

Yorum Ekle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Konya’dan Ne Alınır? Mevlana Şekerinden Ladik Halılarına 12 Manevi Hediye
27 Ocak 2026

Konya’dan Ne Alınır? Mevlana Şekerinden Ladik Halılarına 12 Manevi Hediye

Burdur’da Ne Yapılır? Mutlaka Yaşamanız Gereken 18 Harika Deneyim

Bu Yazıyı Paylaş

Bize Ulaşın