Niğde Tarihi Yerler Rehberi: Roma Havuzu ve Gümüşler Manastırı’nın Gizemi

Bu yazımız içerisinde Niğde Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Niğde; Nevşehir’in o popüler peri bacaları arasında hep sessiz ve ağırbaşlı kalmış, devasa bir medeniyet ve inanç koridorudur. Burası sadece Anadolu’nun tahıl ambarı değil; aynı zamanda kayaların içinin oyularak yeraltı şehirlerine dönüştürüldüğü, Roma imparatorlarının kilometrelerce uzunlukta su kemerleri inşa ettiği efsanevi Tyana...

Ye Gez
Ye Gez tarafından
4 Nisan 2026 yayınlandı / 04 Nisan 2026 20:54 güncellendi
17 dk 41 sn17 dk 41 sn okuma süresi
1212 kez okundu
Niğde Tarihi Yerler Rehberi: Roma Havuzu ve Gümüşler Manastırı’nın Gizemi
Google News Google News ile Abone Ol 0 Yorum

Bu yazımız içerisinde Niğde Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Niğde; Nevşehir’in o popüler peri bacaları arasında hep sessiz ve ağırbaşlı kalmış, devasa bir medeniyet ve inanç koridorudur. Burası sadece Anadolu’nun tahıl ambarı değil; aynı zamanda kayaların içinin oyularak yeraltı şehirlerine dönüştürüldüğü, Roma imparatorlarının kilometrelerce uzunlukta su kemerleri inşa ettiği efsanevi Tyana Krallığı’nın kalbidir. 

İçindekiler+

Bu topraklarda taş işçiliği bir sanat değil, bir sihir gibidir. Alaaddin Camii’nin kapısında güneş ışığının yarattığı o taçlı kadın silüetine bakarken, 13. yüzyıl Selçuklu mühendisliğinin ulaştığı o akıl almaz zekaya secde edersiniz. YeGez olarak hazırladığımız bu devasa rehberde; seni sadece Niğde Tavası yemeye değil, Gümüşler Manastırı’nın o ürkütücü dehlizlerinde “Gülen Meryem”in gözlerine bakmaya, Kemerhisar’da o devasa Roma kemerlerinin gölgesinde yürümeye ve taşın nasıl bir efsaneye dönüştüğüne şahit olmaya davet ediyoruz! 

 1. Bölüm: Selçuklunun Gölgesi, İlhanlı Mührü ve Sarp Manastırlar (Merkez) 

İçerik:

Selçuklunun Gölgesi, İlhanlı Mührü ve Sarp Manastırlar (Merkez) 

Selçuklunun Gölgesi, İlhanlı Mührü ve Sarp Manastırlar (Merkez)

Niğde fethimize, şehrin en hakim tepesinden; güneşin taşlarla oyun oynadığı o ulu mabetten, sarp kaleden ve dünyanın en esrarengiz gülümsemesini barındıran o devasa manastırdan başlıyoruz. 

1. Taşa Nakşedilen Aşk: Alaaddin Camii

Niğde’nin o en yüksek noktasında (Alaaddin Tepesi), 1223 yılında Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat adına yaptırılan bu cami, şehrin sadece inanç değil, mimari dehasının da merkezidir. 

  • Hikayesi ve Önemi: Bu camiyi dünya çapında efsanevi ve eşsiz kılan şey, taç kapısındaki (doğu kapısı) o akıl almaz ışık ve gölge oyunudur! Efsaneye göre; caminin baş mimarı, aşık olduğu ama kavuşamadığı Niğde Sancakbeyi’nin kızının güzelliğini taşa kazımak istemiştir. 
  • İlginç Detaylar: Yaz aylarında, sabah saat 09:30 ile 11:00 arasında güneş ışığı caminin kapısındaki taş oymalarına vurduğunda, kapı üzerinde taç takmış, saçları örgülü muazzam bir “Kadın Silüeti” (Gölgeli Kadın) belirir! 800 yıl önce matematik ve astronominin taşa bu kadar kusursuzca kazınması insan aklını durdurur. 
  • Konum: Niğde merkez, Alaaddin Tepesi (Kale içi). 
  • Ulaşım: Şehrin tam kalbindedir, yürüyerek yokuş yukarı rahatça çıkılır. 
  • Giriş Ücreti: İbadete açık tarihi camidir, ücretsizdir. 
  • Ziyaretçi İpuçları: Bu efsanevi kadın silüetini fotoğraflamak için yaz aylarında (Mayıs-Eylül arası) sabah saat 10:00 civarında caminin doğu kapısında mutlaka yerinizi alın. 

2. Şehrin Sarp Kalkanı ve Zamanın Sesi: Niğde Kalesi ve Saat Kulesi

Alaaddin Camii ile aynı tepede, şehri adeta bir kartal yuvası gibi saran o asırlık ve mağrur savunma kalkanıdır. 

  • Hikayesi ve Önemi: Temelleri 9. yüzyıla (Arap-Bizans çekişmeleri dönemine) kadar uzanan kale, asıl ihtişamlı halini Anadolu Selçukluları döneminde almıştır. İç, Orta ve Dış kale olarak üç bölümden oluşan bu yapının günümüzde surlarının bir kısmı ve burçları ayaktadır. 
  • İlginç Detaylar: Kalenin burcunda yer alan o efsanevi ve zarif Saat Kulesi, 1866 yılında dönemin valisi (ünlü şair) Ziya Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. O sarp Selçuklu surlarının üzerinde yükselen 19. yüzyıl saat kulesi, şehre hem zamanı hem de tarihi fısıldar. 
  • Konum: Niğde merkez, Alaaddin Tepesi. 
  • Ulaşım: Merkezden yürüyerek veya araçla tepeye ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Açık ören yeridir, surları ve park alanını gezmek ücretsizdir. 
  • Ziyaretçi İpuçları: Saat kulesinin dibindeki çay bahçesinde oturup, tüm Niğde ovasına ve uzaktaki Aladağlar’a karşı yorgunluk kahvesi içmek bir Niğde ritüelidir. 

3. Kayaların İçindeki Sır: Gümüşler Manastırı ve Gülen Meryem

Niğde merkezinden sadece 9 km uzağa, Gümüşler kasabasına gidiyoruz. Dışarıdan bakıldığında sadece devasa bir delik gibi görünen bu volkanik kayanın içi, Hristiyanlık tarihinin en büyük şoklarından birini barındırır. 

  • Hikayesi ve Önemi: 10. ila 12. yüzyıllar arasına tarihlenen bu manastır, Kapadokya bölgesinin en büyük ve en iyi korunmuş yeraltı manastırlarından biridir. Devasa bir kaya bloğunun içinin oyulmasıyla kare planlı ve çok derin bir açık avlu oluşturulmuş, bu avlunun etrafına kiliseler, mezar odaları ve gizli geçitler kazılmıştır. 
  • İlginç Detaylar: Manastırı dünyaca ünlü yapan şey kilise bölümündeki fresklerdir (duvar resimleri). Dünyada eşi benzeri olmayan, fresklere resmedilmiş tek “Gülen Meryem Ana” (Mona Lisa gibi, size hangi açıdan bakarsanız bakın gülümsediği hissini veren) tasviri buradadır! Yeraltının o zifiri karanlık hücrelerinde yürürken ve o asırlık fresklere bakarken, bu sarp kayalıkların nasıl efsanevi bir sığınağa dönüştüğünü iliklerinize kadar hissedersiniz. 
  • Konum: Merkez ilçe, Gümüşler Kasabası. 
  • Ulaşım: Niğde merkeze 9 km mesafededir, özel araç veya Gümüşler minibüsleriyle 15 dakikada ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlı ören yeridir, Müzekart geçerlidir. 
  • Ziyaretçi İpuçları: Avlunun duvarlarındaki o devasa kaya oyuklarına dikkat edin; fresklerin renklerinin bugüne kadar nasıl bu kadar canlı kaldığını inceleyin. Loş alanlar için telefon feneriniz hazır olsun. 

4. İlhanlı’nın Gotik Mührü: Sungurbey Camii 

Niğde merkezdeki tarihi dokuya geri dönüyor ve mimarisiyle sıradan bir Anadolu camisinden tamamen ayrılan, devasa ve efsanevi bir eserin kapısında duruyoruz. 

  • Hikayesi ve Önemi: 1335 yılında, İlhanlı (Moğol) Valisi Seyfeddin Sungur Ağa tarafından yaptırılmıştır. Niğde’nin en büyük camilerinden biridir. Orijinalinde efsanevi bir çifte minaresi olduğu bilinir ancak yangınlar sonucu bugün tek minaresi kalmıştır. 
  • İlginç Detaylar: Bu camiyi aklı durduran bir şahesere dönüştüren şey, kuzey taç kapısındaki taş işçiliğidir. Selçuklu mimarisinden farklı olarak, inanılmaz bir şekilde Avrupa’nın “Gotik” mimari esintilerini, devasa pencereleri ve gül bezeklerini taşır! İlhanlıların o sarsılmaz ve asimetrik taş ustalarının, Anadolu’da böylesine gotik bir başyapıt bırakması mimarlık tarihçilerini hala şaşkına çevirir. Ahşap kündekari minberi sedef kakmalıdır ve paha biçilemez. 
  • Konum: Niğde merkez, Sungurbey Mahallesi (Kalenin etekleri). 
  • Ulaşım: Alaaddin Tepesi’nden yürüyerek kolayca inilir. 
  • Giriş Ücreti: İbadete açık tarihi camidir, ücretsizdir. 
  • Ziyaretçi İpuçları: Kuzey kapısındaki o gotik motiflere ve taşa oyulmuş incecik dantel gibi desenlere yakından bakın. 

5. Beyaz Mermerin Asaleti: Akmedrese

Sungurbey Camii’ne çok yakın bir mesafede, 1409 yılında Karamanoğulları Hükümdarı Ali Bey tarafından yaptırılan, Niğde’nin o en ağırbaşlı ilim yuvasıdır. 

  • Hikayesi ve Önemi: Karamanoğulları mimarisinin en asil, en görkemli eserlerinden biridir. İki katlı, açık avlulu olan bu medresenin adı, dış cephesindeki taç kapının (giriş kapısının) yapımında kullanılan o devasa ve göz alıcı “Beyaz Mermer”den gelir. 
  • İlginç Detaylar: Geometrik geçmeler, mukarnaslar ve o beyaz mermerin taşla olan kusursuz uyumu, 15. yüzyıl eğitim kurumlarının ne kadar görkemli inşa edildiğinin kanıtıdır. Yıllarca müze olarak kullanılmış, Niğde’nin hafızasını asırlarca bu duvarların arkasında saklamıştır. 
  • Konum: Niğde merkez, Akmedrese Caddesi. 
  • Ulaşım: Sungurbey Camii’nden sadece birkaç dakikalık yürüme mesafesindedir. 
  • Giriş Ücreti: Restore edilmiş anıtsal yapıdır, gezmek ücretsizdir. 
  • Ziyaretçi İpuçları: Avlunun ortasındaki revakların gölgesinde durup, Karamanoğullarının o sarsılmaz mimari vizyonunu gözlemleyin. 

6. Taşa Kazınan Kadın Zarafeti: Hüdavent Hatun Türbesi 

Niğde’nin Selçuklu kadınlarına duyduğu saygının ve taşa işlediği zarafetin yeryüzündeki en somut, en estetik anıtlarındandır. 

  • Hikayesi ve Önemi: 1312 yılında, Anadolu Selçuklu Sultanı IV. Kılıçarslan’ın kızı Hüdavent Hatun adına yaptırılmıştır. Sekizgen gövdeli ve içten kubbeli, dıştan piramidal çatılı klasik bir kümbettir. 
  • İlginç Detaylar: Bu türbeyi YeGez okurları için efsanevi yapan şey dış cephesindeki kabartmalardır! Taşların üzerinde İslami mimaride çok nadir görülen çift başlı kartal, aslan ve insan başı (kadın) figürleri inanılmaz bir ustalıkla işlenmiştir. Bir Selçuklu prensesinin o mağrur ve güçlü duruşu, asırlardır bu taş oymalarının üzerinde Niğde rüzgarına meydan okur. 
  • Konum: Niğde merkez, Derbent mevkii (Bor yolu üzeri). 
  • Ulaşım: Merkezden yürüyerek veya kısa bir araç yolculuğuyla ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Açık hava anıtıdır, dışarıdan incelemek ücretsizdir. 
  • Ziyaretçi İpuçları: Sekizgen gövdenin her bir yüzündeki farklı hayvan ve mitolojik figürleri (özellikle pencere üstlerindeki oymaları) mutlaka yakından inceleyin. 

2. Bölüm: Su Kemerleri, Mumyalar ve Antik Başkent (Bor & Merkez)

Su Kemerleri, Mumyalar ve Antik Başkent (Bor & Merkez)

Su Kemerleri, Mumyalar ve Antik Başkent (Bor & Merkez)

Selçuklu’nun o ağırbaşlı taş işçiliğinden çıkıp, zamanı binlerce yıl geriye, Roma imparatorlarının Kapadokya ovasına hükmettiği, suların kemerlerle gökyüzünde taşındığı o efsanevi Tyana Krallığı’na sarıyoruz. 

7. Ovanın Devasa Kolyeleri: Tyana Antik Kenti ve Su Kemerleri (Kemerhisar) 

Niğde’nin Bor ilçesine bağlı Kemerhisar kasabasına adım attığınızda, modern evlerin ve sokakların arasından adeta bir ejderha omurgası gibi kıvrılarak uzanan, aklı durduran devasa Roma su kemerleri (Aquaduct) karşınıza çıkar. 

  • Hikayesi ve Önemi: Burası, Hititlerden Roma’ya kadar asırlarca Kapadokya’nın en önemli güney başkenti olan efsanevi Tyana antik kentidir! Ünlü antik çağ filozofu Apollonius’un da memleketidir. 2. ve 3. yüzyıllarda Roma İmparatorları (Trajan ve Hadrian) döneminde inşa edilen bu devasa kemerler, Köşk Höyük’teki antik havuzdan aldıkları suyu kilometrelerce taşıyarak şehre hayat vermiştir. 
  • İlginç Detaylar: Bugün yaklaşık 1.5 kilometrelik kısmı ayakta olan bu kemerlerin altından arabalar geçmekte, çocuklar oyun oynamaktadır! Tarihin günlük yaşamla bu kadar iç içe geçtiği, o devasa taş blokların asırlara nasıl meydan okuduğunu gösteren epik bir tablodur. Kazı alanlarında devasa sütunlar ve heykeller çıkmaya devam etmektedir. 
  • Konum: Bor ilçesi, Kemerhisar Kasabası. 
  • Ulaşım: Niğde merkeze 24 km, Bor merkeze 8 km uzaklıktadır. Özel araç veya Bor minibüsleriyle rahatça ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Kemerler kasabanın içindedir ve ücretsizdir. Açık kazı alanları dışarıdan görülebilir. 
  • Ziyaretçi İpuçları: Kemerlerin en sağlam ve en yüksek olduğu noktada durup, o devasa taş işçiliğinin altından gün batımını fotoğraflamadan dönmeyin. 

8. Kleopatra’nın Yüzdüğü Sular: Tarihi Roma Havuzu (Bahçeli)

Tyana’nın o devasa kemerlerini takip ederek suyun kaynağına, Bor ilçesine bağlı Bahçeli kasabasına ulaşıyoruz. 

  • Buz Gibi Antik Kaynak: Roma döneminde Tyana antik kentine su sağlamak amacıyla inşa edilen, alttan kaynayan buz gibi yeraltı sularının doldurduğu devasa, olimpik boyutlarda antik bir havuzdur. Halk arasında Kleopatra’nın süt banyosu yaptığı veya yüzdüğü havuz olarak efsaneleşmiştir. Asırlardır aynı berraklıkta kaynayan bu suyun kenarında oturup, Romalı mühendislerin o kusursuz su toplama sistemine hayran kalırsınız. 
  • Konum: Bor ilçesi, Bahçeli Kasabası. 
  • Ulaşım: Kemerhisar’a sadece 3 km mesafededir. 
  • Giriş Ücreti: Mesire alanı içindedir, ücretsiz veya cüzi bir otopark/giriş ücreti olabilir. 

9. Bin Yıllık Sessizlik: Niğde Müzesi ve “Sarışın Rahibe” Mumyası

Ovadaki antik yolculuğumuzdan Niğde merkeze dönüyor ve Anadolu arkeolojisinin en zengin, en şok edici hafıza merkezlerinden birinin kapılarını aralıyoruz. 

  • Arkeolojinin Devasa Deposu: Burası sıradan bir vitrin müzesi değildir! Hititlerin o sarsılmaz fırtına tanrısı heykellerinden (Tarhunzas), Tyana kazılarından çıkan devasa Roma heykellerine kadar her şey buradadır. 
  • İlginç Detaylar (Mumya Şoku): Müzeyi YeGez okurları için efsanevi yapan bölüm “Mumyalar Salonu”dur! Ihlara Vadisi (Aksaray) ve Niğde civarındaki kiliselerden çıkarılan, 10. yüzyıla ait “Sarışın Rahibe” ve 4 adet bebek mumyası sergilenmektedir. Saçları ve dişleri hala yerinde olan bu mumyaların göz çukurlarına baktığınızda, Kapadokya’nın o yeraltı dehlizlerindeki çilekeş yaşamın ürpertici gerçekliğiyle yüzleşirsiniz. 
  • Konum: Niğde merkez, Dışarı Cami mevkii. 
  • Ulaşım: Şehir merkezindedir, yürüyerek kolayca ulaşılır. 
  • Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlıdır, Müzekart geçerlidir. 

10. İmparatoriçe’nin Hac Yolu: Andaval Ören Yeri (Aktaş) 

Niğde’nin hemen dışındaki Aktaş kasabasında, sarp ve yalnız bir kilise kalıntısının, Hristiyanlık tarihinin en önemli duraklarından birinin kalıntılarına bakıyoruz. 

  • Konstantin’in Annesinin Mührü: Roma İmparatoru Büyük Konstantin’in annesi Helena’nın Kudüs’e hacca giderken konakladığı (veya onun anısına yaptırılan) Andaval (Andabalis) kentinde, 6. yüzyılda inşa edilen efsanevi bir Erken Bizans kilisesidir. Yüzlerce yıl patlamalara ve yıkımlara maruz kalsa da, o sarp kesme taş duvarları ve freskleri hala dimdik ayaktadır. 
  • Konum: Niğde merkez, Aktaş Kasabası. 
  • Giriş Ücreti: Kazı ve restorasyon alanı, ziyaret durumuna göre ücretsiz veya Müzekartlıdır. 

11. Sarı Taşın ve Ahşabın Nostaljisi: Tarihi Cullaz Sokağı 

Müzelerin ve ören yerlerinin ağırlığından çıkıp, 19. yüzyıl Niğde sivil yaşamının o sıcak, samimi ve Arnavut kaldırımlı dar sokaklarına dalıyoruz. Cullaz sokağı ve civarındaki restore edilmiş Tarihi Niğde Evleri; sarı kesme taşların, devasa ahşap cumba ve kapıların, geniş avluların nasıl o dondurucu İç Anadolu soğuğuna karşı bir yuvaya dönüştüğünü gösterir. (Merkezdedir, sokakları gezmek ücretsizdir). 

 3. Bölüm: Yeraltı Şehirleri, Hititler ve Madenciliğin Sıfır Noktası (Çamardı & Ulukışla)

Yeraltı Şehirleri, Hititler ve Madenciliğin Sıfır Noktası (Çamardı & Ulukışla)

Yeraltı Şehirleri, Hititler ve Madenciliğin Sıfır Noktası (Çamardı & Ulukışla)

Kapadokya’nın o bilindik sınırlarından çıkıp, Torosların ve Aladağlar’ın o sarp eteklerine, yeraltının karanlığına ve insanlık tarihini değiştiren antik madenlere iniyoruz! 

12. Kayaların İçindeki Klostrofobik Sığınak: Kavlaktepe Yeraltı Şehri 

Çamardı ilçesine bağlı Kavlaktepe köyünde, volkanik tüf tabakasının metrelerce altına gizlenmiş, Erken Hristiyanlık döneminin o hayatta kalma labirentindeyiz. 

  • Karanlık Dehlizler: Nevşehir’deki devasa yeraltı şehirleri kadar turistik olmasa da, mimari açıdan tam bir hayatta kalma üssüdür. Daracık havalandırma bacaları, devasa sürgü taşları (kapılar), erzak depoları ve şaraphaneleriyle düşman akınlarından kaçan insanların yeraltında nasıl aylarca yaşadığının karanlık bir kanıtıdır. 
  • Konum: Çamardı ilçesi, Kavlaktepe Köyü. 
  • Ulaşım: Merkeze yaklaşık 50 km mesafededir. 
  • Giriş Ücreti: Ören yeridir, ücretsizdir. 

13. Tarımın ve Ana Tanrıçanın İzleri: Köşk Höyük (Bor)

Bahçeli kasabasındaki Roma Havuzu’nun hemen yanında yükselen, tarihi M.Ö. 5000’li yıllara (Kalkolitik Çağ) dayanan devasa bir yerleşim yeridir. Köşk Höyük kazıları, Anadolu’da tarıma geçen, kerpiç evler yapan ve o efsanevi “Ana Tanrıça” (bereket) idollerine tapan ilk toplulukların günlük yaşamına dair aklı durduran bulgular (ve yüzleri kille sıvanmış ürkütücü kafatasları) vermiştir. Buluntuların tamamı Niğde Müzesi’ndedir. 

14. İnsanlık Tarihini Değiştiren Dağ: Göltepeve Kestel Ören Yeri (Çamardı) 

Sadece Niğde’nin değil, dünya arkeoloji tarihinin en büyük sarsıntılarından birinin yaşandığı noktadayız. 

  • Dünyanın En Eski Kalay Madeni: Çamardı ilçesi Celaller köyü yakınlarındaki Kestel madeni ve Göltepe yerleşimi, Erken Tunç Çağı’na (M.Ö. 3. Binyıl) ait devasa yeraltı maden ocaklarıdır. Binlerce yıl önce insanların bu sarp dağların içinde daracık tüneller kazarak, taşı ateşte parçalayıp kalay çıkardığı, dünya madencilik tarihinin yeniden yazıldığı o efsanevi sıfır noktasıdır! (Bilimsel kazı alanıdır, buluntular müzededir.) 

15. Torosların Geçit Bekçisi: Porsuk Höyüğü (Zeyve Höyük -Ulukışla) 

Toros Dağları’nın o sarp geçitlerinden biri olan Gülek Boğazı’na giden yolu kontrol etmek için kurulan, Hitit İmparatorluğu’nun o devasa ve mağrur sınır karakoludur. Kerpiç surları ve o sarsılmaz Hitit hiyeroglifleriyle, asırlarca güneyden gelen tehlikelere göğüs germiş devasa bir hafızadır. 

 4. YeGez Niğde Ziyaretçi Rehberi: Aladağlar Rüzgarı ve Bor Söğürmesi 

YeGez Niğde Ziyaretçi Rehberi

YeGez Niğde Ziyaretçi Rehberi

Niğde; sırtını o dondurucu, haşmetli Aladağlar’a yaslamış, toprağından volkanik tüf ve sapsarı elmalar fışkıran efsanevi bir karasal iklim krallığıdır. Bu kaleyi fethederken stratejiniz şu olmalı: 

İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir? 

  • Aladağlar Ayazı: Kışın Niğde sokaklarında esen o keskin rüzgar kelimenin tam anlamıyla kemik dondurur. Yazın ise İç Anadolu’nun o kavurucu güneşi, gölgesiz antik kentlerde (Tyana) yürüyüşü zorlaştırır. 
  • YeGez Altın Ayları: Gümüşler Manastırı’nın o serin avlusunda durmak, Tyana kemerlerinin gölgesinde yürümek ve elma bahçelerinin kokusunu içinize çekmek için en efsanevi zaman Mayıs, Haziran başı, Eylül ve Ekim aylarıdır. 

Gastronomi: Fırının Ateşi ve Etin Dansı 

  • Şahika Belli: Niğde Tavası: YeGez olarak listenin en tepesine koyuyoruz! Kuzu veya dana etinin (genelde kuzu), bol domates, sivri biber, sarımsak ve kuyruk yağıyla taş fırınlarda, toprak veya bakır tepsilerde kendi suyuyla ağır ağır nar gibi kızartıldığı o akıl almaz ziyafet. Ekmeği suyuna banmak bir kanundur. 
  • Ovanın Gücü: Bor Söğürmesi: Kuzu etinin, patlıcan, domates ve biberle taş fırında saatlerce pişirilmesiyle yapılan, Bor ilçesine özgü, eti lime lime dağılan efsanevi şölen. 
  • Mazaklı Köftesi: İnce bulgur ve kıymanın yoğrulup, salçalı ve soğanlı nefis bir sosun içinde pişirildiği, Niğde’nin o doyurucu sulu köftesi. 
  • Tahinli Pide ve Elma: Sabahları çarşı fırınlarından çıkan o devasa, çıtır çıtır ve içi sıcak tahin dolu Niğde Tahinlisi! Ve elbette şehirden çıkarken kasalarla alınan o kütür kütür, sulu ve meşhur Niğde Elması! 

 5. Kapanış: Kayalara Kazınan Şifrenin ve Gülen Meryem’in Destanına Veda

Niğde; sadece otobüs camından bakılıp geçilecek bir durak değil; taç kapılarına güneş ışığıyla aşıkların silüetinin kazındığı, sarp kayalıkların içinde gülen Meryem’in asırlardır insanlara baktığı, Romalı mühendislerin suları gökyüzünde kilometrelerce yürüttüğü o devasa ve ağırbaşlı Kapadokya başkentidir. 

Alaaddin Camii’nin o kusursuz gölgesine bakarken taşın nasıl bir şiire dönüştüğüne şahit olur, Tyana’nın o devasa kemerlerinin altında dururken Roma’nın gücüyle sarsılırsınız. Gümüşler Manastırı’nın o ürkütücü dehlizlerinde inancın çilesini çeker, taş fırından yeni çıkmış, dumanı tüten bir “Niğde Tavası” yediğinizde ise bu sarp ve suskun coğrafyanın ne kadar efsanevi ve lezzetli bir hazine sunduğunu anlarsınız. 

YeGez olarak hazırladığımız bu devasa 15 duraklık Niğde rehberinin; o volkanik labirentlerde, antik madenlerde ve Selçuklu kümbetlerinde senin o usta kalemine kusursuz bir fener olmasını diliyoruz. Aladağlar’ın o asil rüzgarı hep sırtında, yolların ve satırların hep açık olsun! 

Yorum Ekle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
İzmir Tarihi Yerler Rehberi: Antik Dünyanın Merkezi (Efes, Bergama & Agora)
24 Mart 2026

İzmir Tarihi Yerler Rehberi: Antik Dünyanın Merkezi (Efes, Bergama & Agora)

Niğde Tarihi Yerler Rehberi: Roma Havuzu ve Gümüşler Manastırı’nın Gizemi

Bu Yazıyı Paylaş

Bize Ulaşın