Çanakkale Tarihi Yerler Rehberi: Destanların Şehri (Troya, Assos & Gelibolu)

Bu yazımız içerisinde Çanakkale Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Dünya haritasını önünüze serdiğinizde, Asya ile Avrupa’yı birbirinden ayıran, Ege Denizi’ni Marmara’ya bağlayan o incecik su yolu, insanlık tarihinin en büyük dramlarına ve destanlarına şahitlik etmiştir. Çanakkale; antik çağda güzelliği uğruna on yıl süren Truva Savaşı’nın yapıldığı, 1915’te ise dünyanın en güçlü...

Ye Gez
Ye Gez tarafından
27 Mart 2026 yayınlandı / 25 Mart 2026 23:38 güncellendi
17 dk 53 sn17 dk 53 sn okuma süresi
1515 kez okundu
Çanakkale Tarihi Yerler Rehberi: Destanların Şehri (Troya, Assos & Gelibolu)
Google News Google News ile Abone Ol 0 Yorum
İçindekiler+

Bu yazımız içerisinde Çanakkale Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Dünya haritasını önünüze serdiğinizde, Asya ile Avrupa’yı birbirinden ayıran, Ege Denizi’ni Marmara’ya bağlayan o incecik su yolu, insanlık tarihinin en büyük dramlarına ve destanlarına şahitlik etmiştir. Çanakkale; antik çağda güzelliği uğruna on yıl süren Truva Savaşı’nın yapıldığı, 1915’te ise dünyanın en güçlü donanmalarının o karanlık sulara gömüldüğü yerdir.

Bu şehri gezerken sadece toprağa basmazsınız; Gelibolu’da rüzgar eserken kulaklarınızda mermi sesleri çınlar, Assos’ta gün batarken Aristoteles’in felsefesini düşünür, Bozcaada’nın bağlarında ise Ege’nin o asırlık hoşgörüsünü hissedersiniz. YeGez olarak hiçbir kelime sınırına takılmadan hazırladığımız bu devasa rehberde, sizi sadece kordon boyunda yürümeye değil; bir metrekareye 6 bin merminin düştüğü o kutsal topraklara, zeka dolu tahta atların ardında yatan antik kentlere ve rüzgarın şekillendirdiği adalara davet ediyoruz.

1. Bölüm: Bir Ulusun Küllerinden Doğduğu Topraklar (Gelibolu Yarımadası)

İçerik:

Bir Ulusun Küllerinden Doğduğu Topraklar (Gelibolu Yarımadası)

Bir Ulusun Küllerinden Doğduğu Topraklar (Gelibolu Yarımadası)

Çanakkale turuna ana karadan değil, “Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir” sözünün kalbine, yani Gelibolu Tarihi Milli Parkı’na giderek başlıyoruz.

1. Boğazın Ölümsüz Bekçileri: Çanakkale Şehitler Abidesi (Hisarlık Tepe)

Gelibolu Yarımadası’nın en güney ucuna (Ertuğrul Koyu’na) yaklaştığınızda, boğazdan geçen tüm gemilerin selam durduğu o devasa dört ayaklı anıt sizi karşılar. Burası, Çanakkale Cephesi’nde şehit düşen ve mezarları dahi tam olarak bilinemeyen yüzbinlerce Mehmetçik anısına yapılmış Şehitler Abidesi‘dir.

  • Hikayesi ve Mimarisi: 41.7 metre yüksekliğindeki bu anıtın ayakları, dört farklı cephede savaşan askerlerimizi temsil eder. Tavanına aşağıdan baktığınızda, Türk bayrağı mozaiğini görürsünüz. Anıtın hemen arkasında sembolik şehitlikler yer alır; üzerinde memleketleri ve yaşları yazan o taşları okurken, Diyarbakır’dan Trabzon’a, Halep’ten Üsküp’e kadar koca bir imparatorluğun omuz omuza nasıl can verdiğini iliklerinize kadar hissedersiniz. Gözyaşlarınızı tutmanın imkansız olduğu, tüyler ürpertici bir yerdir.

  • Konum: Eceabat ilçesi, Alçıtepe Köyü, Hisarlık Tepe mevkii.

  • Ulaşım: Çanakkale merkezden arabalı vapurla Eceabat’a veya Kilitbahir’e geçtikten sonra sahil yolunu takip ederek güneye doğru yarım saatlik (30 km) bir sürüşle ulaşılır. Milli Park içinde yönlendirme tabelaları kusursuzdur.

  • Giriş Ücreti: Tarihi Milli Park sınırları içindedir ve ziyaret tamamen ücretsizdir.

2. Geri Dönmeyi Düşünmeyenler: 57. Piyade Alayı Şehitliği

Gelibolu’nun sarp tepelerine (Kuzey cephesine) doğru çıktığımızda, dünya askeri tarihine altın harflerle geçen, Mustafa Kemal’in “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum” sözünü söylediği o birliğin anıt mezarına geliyoruz.

  • Hikayesi: 25 Nisan sabahı Anzak askerleri karaya çıktığında, inisiyatif kullanarak onları karşılayan ve tamamına yakını o gün orada şehit düşen 57. Alay’ın anısına yapılmıştır. Buradaki sembolik şehitliğe girerken, o dönemin yaşlı askerinin heykeli sizi karşılar. Şehitliğin tasarımı ve o sarp coğrafya, askerlerimizin düşmanı nasıl imkansız şartlarda durdurduğunu yüzünüze çarpar. (Dünyanın hiçbir ordusunda şu an 57. Alay yoktur; bu alay, gösterdiği kahramanlıktan dolayı Türk ordusunda saygıyla boş bırakılmıştır).

  • Konum: Eceabat ilçesi, Kabatepe – Conkbayırı yolu üzeri.

  • Ulaşım: Kilitbahir’den kuzeye, Conkbayırı istikametine giden milli park yolu üzerinde yer alır.

  • Giriş Ücreti: Milli Park içindedir, ücretsizdir.

3. Zamanın Durduğu Sarp Tepe: Conkbayırı ve Atatürk Anıtı

  1. Alay Şehitliği’nden sadece birkaç kilometre daha tırmandığınızda, yarımadanın en kritik, en stratejik ve en yüksek noktalarından biri olan Conkbayırı‘na ulaşırsınız. Burayı kim ele geçirirse boğaza hakim olacaktır; bu yüzden göğüs göğüse çarpışmaların en vahşisi burada yaşanmıştır.

  • Saatin Parçalandığı Yer ve Siperler: Siperler arasında dolaşırken düşman siperleriyle Türk siperlerinin birbirine sadece 8 metre (bir nefes kadar) yakın olduğunu görürsünüz. Mustafa Kemal Atatürk’ün göğsüne isabet eden bir şarapnel parçasının, cebindeki saati parçalayarak hayatını kurtardığı o mucizevi nokta tam olarak buradadır. Buradan aşağıya, Anzak Koyu’na doğru baktığınızda, o dik uçurumlara tırmanmaya çalışan askerlerin cehennemi nasıl yaşadığını anlarsınız.

  • Konum: Eceabat ilçesi, Kemalpaşa mevkii zirvesi.

  • Giriş Ücreti: Tarihi alan olduğu için ücretsizdir.

4. İnsanüstü Bir İnanç: Seyit Onbaşı Anıtı ve Rumeli Mecidiye Tabyası

18 Mart 1915 Deniz Zaferi’nin kaderinin değiştiği noktadayız. İngilizlerin ve Fransızların devasa zırhlıları boğazı cehenneme çevirirken, tabyalarımız ağır yara almıştı.

  • Hikayesi ve Kutsal Batarya: Rumeli Mecidiye Tabyası’nda topun mermi kaldıran vinci parçalanınca, Balıkesirli Seyit Onbaşı, “Ya Allah Bismillah” diyerek yaklaşık 275 kilogram ağırlığındaki o devasa top mermisini sırtlamış, basamakları çıkmış ve namluya sürmüştür. Attığı mermi, dönemin en korkutucu gemilerinden Ocean zırhlısını dümeninden vurarak batmasına sebep olmuştur. Tabyanın o karanlık dehlizlerinde (cephaneliklerinde) yürürken, duvarlardaki is izlerini ve o korkunç topçu atışlarının yankısını hayal edebilirsiniz. Denize karşı duran Seyit Onbaşı’nın heykelinde fotoğraf çekilmek YeGez okurları için bir borçtur.

  • Konum: Eceabat ilçesi, Kilitbahir Köyü çıkışı.

  • Ulaşım: Kilitbahir feribot iskelesinden güneye doğru ilerlerken sahil yolunun hemen kenarındadır.

  • Giriş Ücreti: Tabya alanı gezmek ücretsizdir.

5. Düşmana Duyulan Saygı: Anzak Koyu ve Arıburnu

Gelibolu’yu dünyadaki diğer tüm savaş alanlarından ayıran şey, savaşılan düşmana duyulan saygıdır. Avustralya ve Yeni Zelandalı askerlerin (ANZAC) 25 Nisan şafağında çıkarma yaptıkları, ancak sarp kayalıklar ve Türk askerinin direnişi karşısında çakılıp kaldıkları o daracık kumsaldır Anzak Koyu.

  • Şafak Ayini ve Atatürk’ün Mektubu: Her yıl 25 Nisan sabahı Anzakların torunları buraya gelip omuz omuza şafak ayini yaparlar. Koyda yer alan devasa taş anıtta, Atatürk’ün o yabancı annelere yazdığı efsanevi mektup yer alır: “Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” Bu satırları o kumsalda okuyup da ağlamamak mümkün değildir.

  • Konum: Eceabat ilçesi, Arıburnu mevkii (Yarımadanın Ege Denizi’ne bakan batı yakası).

  • Giriş Ücreti:Ücretsizdir.

6. Denizin Kalbi: Kilitbahir Kalesi

Feribotla Gelibolu’ya yaklaşırken yamaçta sizi devasa “Dur Yolcu” yazısı karşılar, hemen altında ise denize sıfır noktada son derece ilginç mimarili bir kale bulunur: Kilitbahir (Denizin Kilidi).

  • Hikayesi: 1452 yılında Fatih Sultan Mehmed, İstanbul kuşatması sırasında Papalık donanmasının Bizans’a yardıma gelmesini engellemek için, boğazın en dar yerine bu kaleyi, tam karşısına ise Çimenlik Kalesi’ni yaptırmıştır. Kuşbakışı bakıldığında üç yapraklı yonca şeklinde olan bu kale, mükemmel bir geometriye sahiptir. Restore edilen iç odalarında günümüzde Piri Reis ve Osmanlı denizciliğine dair harika sergiler bulunur.

  • Konum: Eceabat ilçesi, Kilitbahir Köyü.

  • Ulaşım: Çanakkale merkezden kalkan motorlarla 15 dakikada direkt karşısına geçebilirsiniz.

  • Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlıdır, Müzekart geçerlidir.

2. Bölüm: Homeros’un İlyadası ve Kazdağları’nın Sırları

Homeros'un İlyadası ve Kazdağları'nın Sırları

Homeros’un İlyadası ve Kazdağları’nın Sırları

Asya kıtasına (Çanakkale merkeze) ayak bastıktan sonra güneye, Kazdağları’nın (İda Dağı) eteklerine doğru indiğinizde, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünya edebiyatının ve tarihinin en büyük efsaneleriyle yüzleşirsiniz.

7. 9 Katmanlı Yıkım ve Doğuş: Troya (Truva) Antik Kenti ve Müzesi

Dünyada adını duymayan tek bir insanın bile kalmadığı, uğruna 10 yıl savaşılan ve hileli bir tahta atla düşürülen o efsanevi şehirdeyiz. 1998’den beri UNESCO Dünya Mirası olan Troya Antik Kenti, sandığınız gibi tek bir şehirden ibaret değildir.

  • Hikayesi ve 9 Katman: Şehri gezerken rehber tabelalarına dikkatle bakın. Burası tarih boyunca depremlerle, savaşlarla ve yangınlarla yıkılıp aynı yere tam 9 kez üst üste yeniden inşa edilmiş devasa bir höyüktür! Homeros’un İlyada destanında anlattığı, Aşil’in (Achilles) savaştığı, Paris’in Helen’i kaçırdığı o meşhur savaşın Troya VI veya VII katmanlarında yaşandığı düşünülür. Kentin surlarına dokunurken antik çağın en büyük aşk ve savaş efsanesine dokunduğunuzu hissedersiniz.

  • Troya Müzesi: Kazı alanının hemen girişinde yer alan, pas rengi devasa küp şeklindeki bu yeni müze, kelimenin tam anlamıyla bir dünya şaheseridir. Kazılardan (özellikle Schliemann’ın kaçırdığı ve geri getirilebilen kısımlarından) çıkan altın takılar, lahitler ve Troya efsanesinin 3 boyutlu dijital anlatımları aklınızı başınızdan alır.

  • Konum: Merkez ilçe, Tevfikiye Köyü sınırlarında (Merkeze yaklaşık 30 km).

  • Ulaşım: Çanakkale merkezden kalkan Troya minibüsleriyle veya özel araçla İzmir yolu üzerinden 30-40 dakikada çok rahat ulaşılır.

  • Giriş Ücreti: Hem antik kent hem de müze Kültür Bakanlığı’na bağlıdır, ikisinde de Müzekart geçerlidir.

8. Felsefenin ve Mermerin Zirvesi: Assos (Athena Tapınağı)

Kazdağları’nın eteklerinden Ege Denizi’ne dimdik inen sarp bir volkanik tepenin tam zirvesindeyiz. M.Ö. 6. yüzyılda kurulan Assos Antik Kenti, sadece mimarisiyle değil, felsefe tarihindeki yeriyle de efsanedir.

  • Hikayesi ve Athena Tapınağı: Antik dönemin en büyük düşünürlerinden Aristoteles, hayatının 3 yılını bu kentte geçirmiş ve burada devasa bir felsefe okulu kurmuştur. Tepenin en uç noktasında, Midilli Adası’na ve o sonsuz Ege maviliğine kuşbakışı bakan Athena Tapınağı yer alır. Bölgenin kendine has siyah andezit taşından (zor işlenen ama çok dayanıklı bir taştır) yapılan bu Dor düzenindeki tapınağın sütunları arasından güneşi batırmak, yeryüzündeki en şiirsel anlardan biridir. Zirveden aşağıya, o daracık ve taşlık yoldan kıvrılarak inen Antik Liman ise akşam yemekleri için Ege’nin en nezih köşesidir.

  • Konum: Ayvacık ilçesi, Behramkale Köyü.

  • Ulaşım: Özel aracınızla Ayvacık üzerinden çam ormanlarının arasından geçerek ulaşılır. Antik limana araçla inmek çok zorludur (yol çok dik ve dardır), yukarıda köy girişine park edip yürümek YeGez tavsiyesidir.

  • Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlıdır, Müzekart geçerlidir.

9. Farelerin Efendisi: Apollon Smintheus Tapınağı

Assos’tan biraz daha batıya, Ege’nin en uç noktalarından birine gittiğinizde, Homeros’un İlyada destanının tam olarak başladığı noktaya, Apollon Smintheus Tapınağı’na ulaşırsınız.

  • Hikayesi: Tapınak ismini, çiftçilerin ekinlerini yiyen fareleri öldürerek hasadı koruduğuna (veya düşman ordularına veba yayan fareleri gönderdiğine) inanılan “Farelerin Efendisi” (Smintheus) Apollon’dan alır. Tapınağın basamaklarında fare kabartmaları görebilirsiniz. Burası Troya Savaşı sırasında Yunanlıların (Akaların) rahibin kızını kaçırdığı ve Apollon’un öfkelenerek Yunan ordusuna veba saldığı, o efsanevi olayların merkezidir.

  • Konum: Ayvacık ilçesi, Gülpınar Beldesi.

  • Giriş Ücreti: Biletli bir ören yeridir, Müzekart geçerlidir.

10. Devasa Sütunların Limanı: Alexandria Troas Antik Kenti

Büyük İskender’in komutanlarından Antigonos tarafından kurulan bu devasa liman kenti, Roma döneminde o kadar önemliydi ki, bir dönem Roma İmparatorluğu’nun başkenti olması bile düşünülmüştü!

  • Hikayesi: Şehri YeGez okurları için efsane yapan şey o devasa pembe granit sütunlardır. Bu kentin taşocaklarından çıkarılan binlerce tonluk yekpare devasa granit sütunlar, yüzyıllar sonra Osmanlı döneminde İstanbul’a taşınmış; Süleymaniye ve Sultanahmet camilerinin yapımında kullanılmıştır. Kalan dev sütunlar ve kentin muazzam hamam kalıntıları, ormanın içinde gizemli bir şekilde keşfedilmeyi bekler.

  • Konum: Ezine ilçesi, Dalyan Köyü yakınları.

  • Giriş Ücreti: Açık hava kazı alanı olduğu için ücretsizdir.

11. Tanrıların Locası: Zeus Altarı

Edremit Körfezi’ne (Marmara sınırına) doğru yaklaştığımızda, İlyada destanında Baş Tanrı Zeus’un Truva Savaşı’nı en tepeden izleyip yönettiği o efsanevi kayalığa çıkıyoruz. Çam kokularının arasında, kayalara oyulmuş basamaklarla çıkılan bu sunaktan (Altar) denize doğru baktığınızda, bütün körfez ve adalar ayaklarınızın altına serilir. (Buraya gelmişken hemen eteklerindeki o taş evleriyle meşhur, oksijen deposu Adatepe Köyü’nde dibek kahvesi içmek şarttır).

3. Bölüm: Adaların Rüzgarı, Asırlık Kaleler ve Sivil Hafıza

Adaların Rüzgarı, Asırlık Kaleler ve Sivil Hafıza

Adaların Rüzgarı, Asırlık Kaleler ve Sivil Hafıza

Kazdağları’nın efsanelerinden çıkıp rüzgarın şekillendirdiği adalara ve Çanakkale’nin tam kalbindeki o asırlık sokaklara, çarşılara dönüyoruz.

12. Rüzgargülleri ve Çok Kültürlülük: Bozcaada Kalesi ve Tarihi Rum Mahallesi

Geyikli’den feribota binip yarım saat içinde Ege’nin en şirin, en kendine has adasına ulaşırsınız. Feribot yanaşırken sizi tüm ihtişamıyla Türkiye’nin en iyi korunmuş ada kalesi olan Bozcaada Kalesi karşılar.

  • Hikayesi: Venedikliler, Cenevizliler ve Osmanlılar tarafından sürekli onarılan bu devasa kale, adayı korsanlardan koruyan bir kalkandır. Kaleden çıkıp adanın içine daldığınızda, tam ortadan ikiye ayrılmış mimariyle karşılaşırsınız: Bir taraf labirent gibi dar sokaklı ve cumbalı Türk Mahallesi, diğer taraf ise ızgara planlı, rengarenk kapılı ve asma yapraklı Rum Mahallesi. Akşamüstü adanın batı ucuna (Polente Feneri’ne) gidip, devasa rüzgargüllerinin altında güneşi batırmak Bozcaada’nın en büyük ritüelidir. (Kaleye giriş Müzekart ile yapılır).

13. Terk Edilmiş Taş Sessizliği: Gökçeada (İmroz) Tarihi Rum Köyleri

Bozcaada’nın o popüler ve cıvıl cıvıl havasından farklı olarak, Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada (İmroz), daha bakir, daha rüzgarlı ve daha hüzünlüdür. Adanın tepelerine gizlenmiş Zeytinli, Tepeköy ve Dereköy gibi tarihi Rum köylerinde gezerken, terk edilmiş taş evlerin o ıssız sessizliğine şahit olursunuz. Zeytinli köyünde Barba Hristo’nun asırlık dükkanında sakızlı muhallebi yemek ve dibek kahvesi içmek gerçek bir Ege deneyimidir.

14. Yeni Parlayan Yıldız: Parion Antik Kenti

Çanakkale’nin Marmara Denizi kıyısına (Biga’ya) doğru gittiğinizde, son yılların en büyük arkeolojik keşiflerinden biri olan Parion sizi karşılar. Antik çağın en zengin ticaret merkezlerinden biri olan bu kentin devasa tiyatrosu, Roma hamamları ve altın takılarla dolu zengin nekropolü (mezarlığı) kelimenin tam anlamıyla göz kamaştırıcıdır. (Müzekart geçerlidir).

15. Türkülerin Doğduğu Yer: Aynalı Çarşı

“Çanakkale içinde aynalı çarşı, ana ben gidiyom düşmana karşı…” Bu efsanevi türküyü bilmeyen yoktur. Şehrin tam merkezindeki bu tarihi kapalı çarşı (1890 yılında II. Abdülhamid döneminde yaptırılmıştır), adını girişinde ve dükkanlarında satılan at gözlüklerinden (o dönem at gözlüklerine “ayna” denirdi) almıştır. Günümüzde hediyelik eşya, seramik ve Truva atı bibloları satan şirin ve yaşayan bir tarihi koridordur. (Giriş ücretsizdir).

16. Fatih’in Asya Üssü: Çimenlik Kalesi (Kalei Sultaniye)

Gelibolu’daki Kilitbahir Kalesi’nin Asya yakasındaki (şehir merkezindeki) tam karşılığıdır. 1452’de Fatih Sultan Mehmed tarafından boğazın en dar noktasına yaptırılmıştır. Dünya haritacılık dehası Piri Reis, efsanevi dünya haritasını ve “Kitab-ı Bahriye”sini bu kalede yaşarken tamamlamıştır. Günümüzde devasa topların ve askeri mühimmatların sergilendiği bir askeri müzedir. (Müzekart geçerlidir).

17. İtalyan Zarafeti: Çanakkale Saat Kulesi

Çanakkale kordonunda (sahil bandında) yürürken, iskelenin hemen yanında 5 katlı, zarif bir kule yükselir. 1897 yılında İtalyan Konsolosu Emilio Vitalis’in finansmanıyla yaptırılan bu kule, kesme taştan yapılmış olup Çanakkale’nin en büyük buluşma ve adres tarif etme noktasıdır.

18. Hollywood’dan Kordona: Merkez Truva Atı

Çanakkale kordon boyunda, denize karşı duran o devasa ahşap atı gördüğünüzde antik çağdan kaldığını düşünmeyin! Bu at, başrolünde Brad Pitt’in oynadığı 2004 yapımı o meşhur Hollywood filmi “Troy” (Truva) için yapılmış, film bittikten sonra ise Türkiye’ye (Çanakkale’ye) armağan edilerek kordon boyuna yerleştirilmiştir. Etrafında fotoğraf çekilmeden şehirden ayrılmak yasaktır! (Ücretsizdir).

4. YeGez Çanakkale Ziyaretçi Rehberi: Lodos, Şehitlik Kuralları ve Gastronomi

YeGez Çanakkale Ziyaretçi Rehberi

YeGez Çanakkale Ziyaretçi Rehberi

Çanakkale; boğazın her iki yakasına, adalara ve dağlara yayılmış devasa bir coğrafyadır. Bu rüzgarlı ve asil şehri hakkıyla gezmek için YeGez kurallarına uymak zorunludur:

İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?

  • Boğazın Acımasız Poyrazı: Çanakkale demek “Rüzgar” demektir. Kış aylarında ve erken ilkbaharda boğazdan esen poyraz ve lodos, insanın kemiklerini dondurur. Özellikle Gelibolu Şehitlikleri gibi ağaçsız ve tepelik açık alanlarda kışın yürümek kelimenin tam anlamıyla bir eziyettir.

  • YeGez Altın Ayları ve Anzak Uyarısı: Bu devasa coğrafyayı üşümeden, feribot iptalleri yaşamadan gezmek için en kusursuz zaman Mayıs, Eylül ve Ekim aylarıdır.

  • Önemli Uyarı: Eğer 18 Mart (Çanakkale Zaferi haftası) veya 25 Nisan (Anzak Günü şafak ayini) tarihlerinde şehre giderseniz, iğne atsanız yere düşmeyecek bir kalabalıkla karşılaşırsınız. Oteller aylar öncesinden dolar, feribot sıraları kilometrelerce uzar. Bunu bilerek plan yapın.

Gastronomi: Denizin ve Kazdağları’nın Bereketi

  • Zirvenin Adı: Ezine Peyniri: Diğer tüm beyaz peynirleri unutun! Kazdağları’nın kuzey ve batı eteklerindeki o eşsiz bitki örtüsüyle (kekik ve adaçayıyla) beslenen koyun, keçi ve inek sütlerinin belirli oranlarda karıştırılmasıyla yapılan coğrafi işaretli gerçek Ezine Peyniri, bu şehrin en büyük gastronomik gururudur.

  • Asma Yaprağında Sardalya: Çanakkale boğazının soğuk akıntılarında yağlanan efsanevi Sardalya balığı, mangalda, ızgarada veya tavada değil; taze asma yapraklarına sarılarak ızgarada kendi buharıyla pişirilir. Yaprağın ekşiliği balığın yağına karışır, ortaya bir şaheser çıkar.

  • Fırınlanmış Peynir Helvası: Taze tuzsuz peynir, irmik, şeker ve yumurta sarısıyla hazırlanan; ister normal ister fırınlanıp üzeri nar gibi kızartılarak servis edilen (fırınlanmışı makbuldür), Çanakkale’nin o efsanevi tatlı kapanış ritüelidir. Şehirden peynir helvası almadan dönmek büyük eksikliktir.

5. Kapanış: Geçilmez Suların Şehrine Veda

Çanakkale; sadece feribotla karşıya geçerken martılara simit atılan bir şehir değil, her karışı destanla, kahramanlıkla ve felsefeyle yoğrulmuş asil bir boğaz bekçisidir.

Gelibolu’daki 57. Alay şehitliğinde dururken bir milletin nasıl küllerinden doğduğuna ağlar, Troya’nın surlarına dokunurken binlerce yıl önceki bir aşkın savaşını hissedersiniz. Assos’ta Ege’nin maviliğine bakıp dünyayı anlamlandırmaya çalışır, Bozcaada’nın bağlarında ise yeryüzünün o tatlı telaşsızlığını yaşarsınız. Burası, denizlerin kilitlendiği ama efsanelerin tüm dünyaya açıldığı o yegane coğrafyadır.

YeGez olarak hazırladığımız bu 18 duraklık, Türkiye’nin en devasa Çanakkale rehberinin; o rüzgarlı tepelerde ve antik mermerlerde size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Şehitlerimizin ruhu ve boğazın o deli rüzgarı hep aklınızda, yollarınız hep açık olsun!

Yorum Ekle

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bursa Kamp Alanları – Bursa Kamp Yapılacak Yerler
30 Aralık 2023

Bursa Kamp Alanları – Bursa Kamp Yapılacak Yerler

Çanakkale Tarihi Yerler Rehberi: Destanların Şehri (Troya, Assos & Gelibolu)

Bu Yazıyı Paylaş

Bize Ulaşın