Bu yazımız içerisinde Çanakkale Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Dünya haritasını önünüze serdiğinizde, Asya ile Avrupa’yı birbirinden ayıran, Ege Denizi’ni Marmara’ya bağlayan o incecik su yolu, insanlık tarihinin en büyük dramlarına ve destanlarına şahitlik etmiştir. Çanakkale; antik çağda güzelliği uğruna on yıl süren Truva Savaşı’nın yapıldığı, 1915’te ise dünyanın en güçlü donanmalarının o karanlık sulara gömüldüğü yerdir.
Bu şehri gezerken sadece toprağa basmazsınız; Gelibolu’da rüzgar eserken kulaklarınızda mermi sesleri çınlar, Assos’ta gün batarken Aristoteles’in felsefesini düşünür, Bozcaada’nın bağlarında ise Ege’nin o asırlık hoşgörüsünü hissedersiniz. YeGez olarak hiçbir kelime sınırına takılmadan hazırladığımız bu devasa rehberde, sizi sadece kordon boyunda yürümeye değil; bir metrekareye 6 bin merminin düştüğü o kutsal topraklara, zeka dolu tahta atların ardında yatan antik kentlere ve rüzgarın şekillendirdiği adalara davet ediyoruz.
Bölüm: Bir Ulusun Küllerinden Doğduğu Topraklar (Gelibolu Yarımadası)

Çanakkale turuna ana karadan değil, “Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir” sözünün kalbine, yani Gelibolu Tarihi Milli Parkı’na giderek başlıyoruz.
Boğazın Ölümsüz Bekçileri: Çanakkale Şehitler Abidesi (Hisarlık Tepe)
Gelibolu Yarımadası’nın en güney ucuna (Ertuğrul Koyu’na) yaklaştığınızda, boğazdan geçen tüm gemilerin selam durduğu o devasa dört ayaklı anıt sizi karşılar. Burası, Çanakkale Cephesi’nde şehit düşen ve mezarları dahi tam olarak bilinemeyen yüzbinlerce Mehmetçik anısına yapılmış Şehitler Abidesi‘dir.
Geri Dönmeyi Düşünmeyenler: 57. Piyade Alayı Şehitliği
Gelibolu’nun sarp tepelerine (Kuzey cephesine) doğru çıktığımızda, dünya askeri tarihine altın harflerle geçen, Mustafa Kemal’in “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum” sözünü söylediği o birliğin anıt mezarına geliyoruz.
Zamanın Durduğu Sarp Tepe: Conkbayırı ve Atatürk Anıtı
Alay Şehitliği’nden sadece birkaç kilometre daha tırmandığınızda, yarımadanın en kritik, en stratejik ve en yüksek noktalarından biri olan Conkbayırı‘na ulaşırsınız. Burayı kim ele geçirirse boğaza hakim olacaktır; bu yüzden göğüs göğüse çarpışmaların en vahşisi burada yaşanmıştır.
İnsanüstü Bir İnanç: Seyit Onbaşı Anıtı ve Rumeli Mecidiye Tabyası
18 Mart 1915 Deniz Zaferi’nin kaderinin değiştiği noktadayız. İngilizlerin ve Fransızların devasa zırhlıları boğazı cehenneme çevirirken, tabyalarımız ağır yara almıştı.
Düşmana Duyulan Saygı: Anzak Koyu ve Arıburnu
Gelibolu’yu dünyadaki diğer tüm savaş alanlarından ayıran şey, savaşılan düşmana duyulan saygıdır. Avustralya ve Yeni Zelandalı askerlerin (ANZAC) 25 Nisan şafağında çıkarma yaptıkları, ancak sarp kayalıklar ve Türk askerinin direnişi karşısında çakılıp kaldıkları o daracık kumsaldır Anzak Koyu.
Denizin Kalbi: Kilitbahir Kalesi
Feribotla Gelibolu’ya yaklaşırken yamaçta sizi devasa “Dur Yolcu” yazısı karşılar, hemen altında ise denize sıfır noktada son derece ilginç mimarili bir kale bulunur: Kilitbahir (Denizin Kilidi).
Bölüm: Homeros’un İlyadası ve Kazdağları’nın Sırları

Asya kıtasına (Çanakkale merkeze) ayak bastıktan sonra güneye, Kazdağları’nın (İda Dağı) eteklerine doğru indiğinizde, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünya edebiyatının ve tarihinin en büyük efsaneleriyle yüzleşirsiniz.
9 Katmanlı Yıkım ve Doğuş: Troya (Truva) Antik Kenti ve Müzesi
Dünyada adını duymayan tek bir insanın bile kalmadığı, uğruna 10 yıl savaşılan ve hileli bir tahta atla düşürülen o efsanevi şehirdeyiz. 1998’den beri UNESCO Dünya Mirası olan Troya Antik Kenti, sandığınız gibi tek bir şehirden ibaret değildir.
Felsefenin ve Mermerin Zirvesi: Assos (Athena Tapınağı)
Kazdağları’nın eteklerinden Ege Denizi’ne dimdik inen sarp bir volkanik tepenin tam zirvesindeyiz. M.Ö. 6. yüzyılda kurulan Assos Antik Kenti, sadece mimarisiyle değil, felsefe tarihindeki yeriyle de efsanedir.
Farelerin Efendisi: Apollon Smintheus Tapınağı
Assos’tan biraz daha batıya, Ege’nin en uç noktalarından birine gittiğinizde, Homeros’un İlyada destanının tam olarak başladığı noktaya, Apollon Smintheus Tapınağı’na ulaşırsınız.
Devasa Sütunların Limanı: Alexandria Troas Antik Kenti
Büyük İskender’in komutanlarından Antigonos tarafından kurulan bu devasa liman kenti, Roma döneminde o kadar önemliydi ki, bir dönem Roma İmparatorluğu’nun başkenti olması bile düşünülmüştü!
Tanrıların Locası: Zeus Altarı
Edremit Körfezi’ne (Marmara sınırına) doğru yaklaştığımızda, İlyada destanında Baş Tanrı Zeus’un Truva Savaşı’nı en tepeden izleyip yönettiği o efsanevi kayalığa çıkıyoruz. Çam kokularının arasında, kayalara oyulmuş basamaklarla çıkılan bu sunaktan (Altar) denize doğru baktığınızda, bütün körfez ve adalar ayaklarınızın altına serilir. (Buraya gelmişken hemen eteklerindeki o taş evleriyle meşhur, oksijen deposu Adatepe Köyü’nde dibek kahvesi içmek şarttır).
Bölüm: Adaların Rüzgarı, Asırlık Kaleler ve Sivil Hafıza

Kazdağları’nın efsanelerinden çıkıp rüzgarın şekillendirdiği adalara ve Çanakkale’nin tam kalbindeki o asırlık sokaklara, çarşılara dönüyoruz.
Rüzgargülleri ve Çok Kültürlülük: Bozcaada Kalesi ve Tarihi Rum Mahallesi
Geyikli’den feribota binip yarım saat içinde Ege’nin en şirin, en kendine has adasına ulaşırsınız. Feribot yanaşırken sizi tüm ihtişamıyla Türkiye’nin en iyi korunmuş ada kalesi olan Bozcaada Kalesi karşılar.
Hikayesi: Venedikliler, Cenevizliler ve Osmanlılar tarafından sürekli onarılan bu devasa kale, adayı korsanlardan koruyan bir kalkandır. Kaleden çıkıp adanın içine daldığınızda, tam ortadan ikiye ayrılmış mimariyle karşılaşırsınız: Bir taraf labirent gibi dar sokaklı ve cumbalı Türk Mahallesi, diğer taraf ise ızgara planlı, rengarenk kapılı ve asma yapraklı Rum Mahallesi. Akşamüstü adanın batı ucuna (Polente Feneri’ne) gidip, devasa rüzgargüllerinin altında güneşi batırmak Bozcaada’nın en büyük ritüelidir. (Kaleye giriş Müzekart ile yapılır).
Terk Edilmiş Taş Sessizliği: Gökçeada (İmroz) Tarihi Rum Köyleri
Bozcaada’nın o popüler ve cıvıl cıvıl havasından farklı olarak, Türkiye’nin en büyük adası olan Gökçeada (İmroz), daha bakir, daha rüzgarlı ve daha hüzünlüdür. Adanın tepelerine gizlenmiş Zeytinli, Tepeköy ve Dereköy gibi tarihi Rum köylerinde gezerken, terk edilmiş taş evlerin o ıssız sessizliğine şahit olursunuz. Zeytinli köyünde Barba Hristo’nun asırlık dükkanında sakızlı muhallebi yemek ve dibek kahvesi içmek gerçek bir Ege deneyimidir.
Yeni Parlayan Yıldız: Parion Antik Kenti
Çanakkale’nin Marmara Denizi kıyısına (Biga’ya) doğru gittiğinizde, son yılların en büyük arkeolojik keşiflerinden biri olan Parion sizi karşılar. Antik çağın en zengin ticaret merkezlerinden biri olan bu kentin devasa tiyatrosu, Roma hamamları ve altın takılarla dolu zengin nekropolü (mezarlığı) kelimenin tam anlamıyla göz kamaştırıcıdır. (Müzekart geçerlidir).
Türkülerin Doğduğu Yer: Aynalı Çarşı
“Çanakkale içinde aynalı çarşı, ana ben gidiyom düşmana karşı…” Bu efsanevi türküyü bilmeyen yoktur. Şehrin tam merkezindeki bu tarihi kapalı çarşı (1890 yılında II. Abdülhamid döneminde yaptırılmıştır), adını girişinde ve dükkanlarında satılan at gözlüklerinden (o dönem at gözlüklerine “ayna” denirdi) almıştır. Günümüzde hediyelik eşya, seramik ve Truva atı bibloları satan şirin ve yaşayan bir tarihi koridordur. (Giriş ücretsizdir).
Fatih’in Asya Üssü: Çimenlik Kalesi (Kalei Sultaniye)
Gelibolu’daki Kilitbahir Kalesi’nin Asya yakasındaki (şehir merkezindeki) tam karşılığıdır. 1452’de Fatih Sultan Mehmed tarafından boğazın en dar noktasına yaptırılmıştır. Dünya haritacılık dehası Piri Reis, efsanevi dünya haritasını ve “Kitab-ı Bahriye”sini bu kalede yaşarken tamamlamıştır. Günümüzde devasa topların ve askeri mühimmatların sergilendiği bir askeri müzedir. (Müzekart geçerlidir).
İtalyan Zarafeti: Çanakkale Saat Kulesi
Çanakkale kordonunda (sahil bandında) yürürken, iskelenin hemen yanında 5 katlı, zarif bir kule yükselir. 1897 yılında İtalyan Konsolosu Emilio Vitalis’in finansmanıyla yaptırılan bu kule, kesme taştan yapılmış olup Çanakkale’nin en büyük buluşma ve adres tarif etme noktasıdır.
Hollywood’dan Kordona: Merkez Truva Atı
Çanakkale kordon boyunda, denize karşı duran o devasa ahşap atı gördüğünüzde antik çağdan kaldığını düşünmeyin! Bu at, başrolünde Brad Pitt’in oynadığı 2004 yapımı o meşhur Hollywood filmi “Troy” (Truva) için yapılmış, film bittikten sonra ise Türkiye’ye (Çanakkale’ye) armağan edilerek kordon boyuna yerleştirilmiştir. Etrafında fotoğraf çekilmeden şehirden ayrılmak yasaktır! (Ücretsizdir).
YeGez Çanakkale Ziyaretçi Rehberi: Lodos, Şehitlik Kuralları ve Gastronomi

Çanakkale; boğazın her iki yakasına, adalara ve dağlara yayılmış devasa bir coğrafyadır. Bu rüzgarlı ve asil şehri hakkıyla gezmek için YeGez kurallarına uymak zorunludur:
İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
Gastronomi: Denizin ve Kazdağları’nın Bereketi
Kapanış: Geçilmez Suların Şehrine Veda
Çanakkale; sadece feribotla karşıya geçerken martılara simit atılan bir şehir değil, her karışı destanla, kahramanlıkla ve felsefeyle yoğrulmuş asil bir boğaz bekçisidir.
Gelibolu’daki 57. Alay şehitliğinde dururken bir milletin nasıl küllerinden doğduğuna ağlar, Troya’nın surlarına dokunurken binlerce yıl önceki bir aşkın savaşını hissedersiniz. Assos’ta Ege’nin maviliğine bakıp dünyayı anlamlandırmaya çalışır, Bozcaada’nın bağlarında ise yeryüzünün o tatlı telaşsızlığını yaşarsınız. Burası, denizlerin kilitlendiği ama efsanelerin tüm dünyaya açıldığı o yegane coğrafyadır.
YeGez olarak hazırladığımız bu 18 duraklık, Türkiye’nin en devasa Çanakkale rehberinin; o rüzgarlı tepelerde ve antik mermerlerde size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Şehitlerimizin ruhu ve boğazın o deli rüzgarı hep aklınızda, yollarınız hep açık olsun!
Çanakkale rehberleri
Çanakkale ile ilgili 9 rehber daha sizi bekliyor.











