
Gümüşhane’de ne yapılır diye sorduğunuzda, alacağınız cevap genellikle Trabzon’a giden yolda bir tünel veya lezzetli bir pestil olur. Ancak bu, şehrin sunduğu zenginliğin sadece küçük bir kısmıdır. Gümüşhane; adını aldığı gümüş madenlerinin yarattığı “hayalet” bir antik kente, dünyanın en zengin damlataş mağaralarından birine, “Kırk Gözeler”den doğan bir şelaleye ve sislerin arasına saklanmış “kayıp” Rum köylerine ev sahipliği yapar.
Burası, popüler turizm rotalarının gürültüsünden uzak, “turist” değil “kâşif” ruhlu gezginleri bekleyen, el değmemiş bir hazinedir. Eğer siz de bu kadim şehri, “görmek” ile yetinmeyip “yaşamanızı” sağlayacak, sınır tanımayan, eylem dolu bir rehber arıyorsanız, başlıyoruz.
Gümüşhane’de Ne Yapılır? “Gümüş Şehir”in Saklı Hazinelerini Keşfedeceğiniz 17 Unutulmaz Deneyim
Karaca Mağarası’nda Bir “Yeraltı Sarayı”nda Dolaşın
Bu, Gümüşhane’deki bir numaralı, dünya çapında bir eylemdir. Burası sıradan bir mağara değil, damlataş oluşumlarının yarattığı bir “sanat galerisi”dir. 1500 metrekarelik bu yeraltı sarayı, sizi başka bir gezegene götürecek.
Ne Yapmalı: Şehir merkezine çok da uzak olmayan bu mağaraya gidin. İçeri adım attığınız anda, dışarıdaki havadan bağımsız o serin ve nemli havayı soluyun. O milyonlarca yılda oluşmuş devasa sarkıt ve dikitlerin, sütunların, “mağara çiçekleri”nin ve “traverten havuzları”nın yarattığı o gerçeküstü manzaranın içinde yürüyüş yapın.
Süleymaniye Mahallesi’nde (Eski Gümüşhane) “Hayalet Şehir”de Yürüyün
İşte Gümüşhane’nin ruhu tam olarak buradadır. Şehre adını veren gümüş madenlerinin etrafına kurulmuş, bir zamanlar 70 bin nüfusuyla bölgenin en zengin merkezi olan bu “Eski Gümüşhane”, şimdi terk edilmiş, hüzünlü bir “hayalet şehir”dir.
Ne Yapmalı: O dik yamaca tırmanın ve o sessiz taş sokaklarda dolaşın. Bir zamanlar cami, kilise, hamam ve konağın yan yana yaşadığı o zenginliği hayal edin. Restore edilmiş Süleymaniye Camiini, Rum Kiliselerinin kalıntılarını ve tarihi hamamları görün.
Orijinal “Pestil” ve “Köme”yi Orijinal Fabrikasında Tadın
Burası, “Pestil” ve “Köme”nin (cevizli sucuk) anavatanıdır. Bildiğiniz tüm pestilleri unutun; Gümüşhane pestilinin sırrı, bol dut pekmezi, taze fındık (veya ceviz) ve az miktarda bal/süt ile yapılmasındadır.
Ne Yapmalı: Şehir merkezindeki o meşhur, fabrikadan satış yapan dükkanlara (Örn: Kral, Fatih, Gümüşdoğa) girin. Sadece satın almayın. Mümkünse taze (o gün yapılmış) pestilden bir parça tadın. O “muska” şeklindeki, fındık ezmeli veya fındıklı-ballı kömenin lezzet farkını bizzat görün.
Tomara Şelalesi Tabiat Parkı’nda “Kırk Gözeler”i Sayın
Burası, “efsanelerin şelalesi” olarak bilinir. Bir dağın yamacındaki 40 farklı kaynaktan (Kırk Gözeler) fışkıran suların oluşturduğu bu doğa harikası, 25 metre yükseklikten dökülür.
Ne Yapmalı: Şiran ilçesindeki bu tabiat parkına gidin. O ahşap yürüyüş platformlarında ilerleyin ve o muazzam suyun sesini dinleyin. Yüzünüze çarpan su zerreciklerinin serinliğini hissedin ve o 40 farklı kaynağın aynı noktada buluşmasının yarattığı o görkemli manzarayı izleyin.
Santa Harabeleri’nde (Dumanlı) “Kayıp” Bir Rum Şehrini Keşfedin
Bu, gerçek bir macera ve keşif eylemidir. Trabzon-Gümüşhane sınırında, sislerin arasına gizlenmiş bu terk edilmiş, devasa Rum madenci şehri, 7 farklı mahalleden oluşur.
Ne Yapmalı: O zorlu ama muhteşem dağ yolunu göze alın. “Hayalet şehir” hissini iliklerinize kadar yaşayacağınız o taş evlerin, 10’dan fazla kilisenin ve okul binalarının arasında dolaşın. 19. yüzyılda, dağın başında böyle zengin ve kalabalık bir şehrin nasıl var olduğuna hayret edin.
Tarihi Zigana Geçidi’nden Geçin ve Zirvede “Et” Yiyin
Burası, Doğu Karadeniz’in efsanevi kapısıdır. Yeni tünelden geçip gitmek yerine, mutlaka o eski, virajlı Zigana Geçidi yoluna tırmanın.
Ne Yapmalı: 2032 metrelik zirveye ulaştığınızda, o meşhur, tarihi “Zigana Zirve” restoranlarından birinde mola verin. O sisli dağ manzarasına karşı, meşhur kuzu eti, pirzola veya Hamsiköy sütlacı (Hamsiköy sınırın diğer tarafıdır ama kültür ortaktır) yiyin.
Limni Gölü’nde (Zigana) “Yansıma” Fotoğrafı Çekin
Zigana’nın zirvesine yakın, çam ağaçlarının arasına gizlenmiş bu krater gölü, bir sükunet vahasıdır.
Ne Yapmalı: Gölün kenarındaki o ahşap yürüyüş yolunda tam bir tur atın. O berrak suya yansıyan çam ağaçlarının ve gökyüzünün o mükemmel yansıma fotoğrafını çekmek için en doğru açıyı kollayın. Göl kenarındaki kır kahvesinde bir semaver çayı için.
Örümcek Ormanları’nda “Anıt Ağaçlar”a Sarılın
Burası, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en önemli “bakir” ormanlarından biridir. Kürtün ilçesindeki bu ormanlar, adeta bir oksijen deposudur.
Ne Yapmalı: Ormanın içindeki patikalarda yürüyüş (trekking) yapın. O 400-500 yaşında, 60 metre boyunda, 2 metre çapındaki devasa Anıt Ladin ve Anıt Göknar ağaçlarını bulun. Bu “anıt ağaçlara” sarılın ve doğanın gücünü hissedin.
Krom Vadisi’nde “Gizli Kiliseler”i Arayın
Burası da Süleymaniye Mahallesi gibi, Gümüşhane’nin madencilik tarihinin bir parçasıdır. Gümüş ve kurşun madenlerinin olduğu bu vadi, bir zamanlar zengin bir Rum yerleşimiydi.
Ne Yapmalı: O derin vadinin içinde ilerlerken, kayalara oyulmuş veya yamaçlara saklanmış gizli şapelleri (kiliseler) ve manastırları arayın. O el değmemiş, ham tarihin içinde bir kaşif gibi hissedin.
Artabel Gölleri’nde (Buzul Gölleri) Zirveye Tırmanın
Eğer gerçek bir macera ve dağcılık tutkunuysanız, burası sizin Everest’iniz olacak. Artabel Gölleri Tabiat Parkı, 3000 metreye varan zirvelerde 18’den fazla buzul gölü saklar.
Ne Yapmalı: Profesyonel bir hazırlık ve rehberle bu bölgeye gidin. O yüksek rakımlı yaylalarda kamp kurun ve o buz gibi, turkuaz renkli göllerin bulunduğu zirvelere tırmanın. Buradaki hava ve sükunet, yeryüzünde başka bir yerde yoktur.
Tarihi Gümüşhane Konakları (Merkez) Arasında Yürüyün
Modern şehrin merkezi de (Harşit Çayı kenarı) tarihi sürprizlerle doludur. 19. yüzyıldan kalma, zengin sivil mimari örnekleri hala ayaktadır.
Ne Yapmalı: Şehir merkezinde, restore edilerek Kent Müzesine veya çeşitli kurumlara dönüştürülmüş olan Balyemez Konağı, Zeki Kadirbeyoğlu Konağı gibi tarihi Gümüşhane evlerini görün. O zarif ahşap işçiliğini ve “Karnıyarık” denilen mimari tarzı inceleyin.
Canca Kalesi’nden Şehre Tepeden Bakın
Modern şehrin hemen yanı başındaki sarp bir kayalığın üzerine kurulmuş bu Bizans kalesi, şehrin en güzel panoramik izleme noktalarından biridir.
Ne Yapmalı: O kısa ama dik tırmanışı yapın. Kalenin zirvesinden, tüm Gümüşhane şehrini, Harşit Vadisi’ni ve o sarp coğrafyayı kuşbakışı izleyin.
Yöresel “Siron” (veya Zeron) Yemeğini Tadın
Bu, Gümüşhane mutfağının en otantik, en sevilen lezzetidir. İncecik yufkaların (veya lavaşın) rulo yapılıp fırınlanması ve ardından üzerine süzme yoğurt ve kızgın tereyağı dökülmesiyle yapılır.
Ne Yapmalı: Şehir merkezindeki esnaf lokantalarından birine oturun ve “bir porsiyon Siron” deyin. Bu basit ama muazzam lezzetin, yoğurt ve hamurun o mükemmel buluşmasının tadını çıkarın.
“Kuşburnu Suyu” İçin ve Marmelatını Alın
Burası “Kuşburnu”nun (Rosehip) anavatanıdır. Gümüşhane’nin dağları, C vitamini deposu olan bu meyveyle doludur.
Ne Yapmalı: Çarşıdaki dükkanlardan o meşhur, taze çekilmiş, şekersiz (veya az şekerli) kuşburnu suyunu (nektarı/ezmesi) tadın. O mayhoş ve aromatik lezzeti seveceksiniz. Evinize götürmek için mutlaka bir kavanoz marmelat veya pekmez alın.
“Kete” ile Otantik Bir Kahvaltı Yapın
Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun bu ortak lezzeti, Gümüşhane’de kahvaltıların vazgeçilmezidir. İçi kavrulmuş un (veya ceviz) dolu, kat kat açılmış bir hamur işidir.
Ne Yapmalı: Şehir merkezindeki fırınlardan veya kahvaltı salonlarından sıcak bir “Kete” (veya Tatar Böreği) alın. Yanında taze peynir ve çayla, bu doyurucu yerel lezzetin keyfini çıkarın.
İmera Manastırı’nın Sessizliğinde Mola Verin
Santa Harabeleri’ne yakın, daha az bilinen ama mimari olarak çok etkileyici olan bir diğer tarihi yapı. 14. yüzyıldan kalma bu Rum manastırı, hala ayakta.
Ne Yapmalı: O sessiz vadinin içindeki bu zarif taş yapıyı ziyaret edin. Orijinal fresklerin (duvar resimleri) soluk izlerini ve o muazzam taş işçiliğini inceleyin.
“Gıli Gıli” (Erişte Aşı) Çorbasını Deneyin
Gümüşhane mutfağının bir diğer gizli lezzeti. Yeşil mercimek ve ev yapımı erişte (veya “gıli gıli” denilen küçük hamur topları) ile yapılan, doyurucu bir bozkır çorbasıdır.
Ne Yapmalı: Yöresel yemek yapan esnaf lokantalarında, bu sıcak ve besleyici çorbayı, özellikle soğuk bir günde içinizi ısıtmak için arayın.
Sonuç olarak;
Gümüşhane’de ne yapılır sorusunun cevabı, bu şehrin “gümüş” gibi parlak ama bir o kadar da “sis” gibi saklı güzelliklerinde gizlidir. Bir yanda Karaca Mağarası’nın yeraltı ihtişamı, diğer yanda Santa’nın hüzünlü sessizliği; bir yanda Pestil’in tatlı lezzeti, diğer yanda Zigana’nın keskin havası… Gümüşhane, size gürültüden uzak, “gerçek” bir keşif vaat eder.




