
Kars’ta ne yapılır diye sorduğunuzda, alacağınız cevap bir şiirin ilk dizesi gibi gelir. Burası, Türkiye’nin geri kalanına pek benzemeyen, kendine has bir ruha sahip, “donmuş bir an” gibidir. Kars; Rus Çarlığı’ndan kalma Baltık mimarisinin, binlerce yıllık Ermeni başkentinin sessizliğinin, Malakan ve Terekeme kültürünün ve elbette, “Kars Kazı” ile “Gravyer” peynirinin efsanevi lezzetinin buluştuğu yerdir.
Bu şehri gezmek, bir tarih kitabının en dramatik sayfalarını çevirmek, bir kış masalının içinde yürümek ve “bozkırın ortasındaki saray”a konuk olmaktır. Eğer siz de bu “Beyaz Hüzün” diyarını, “görmek” ile yetinmeyip “yaşamanızı” sağlayacak, sınır tanımayan, eylem dolu bir rehber arıyorsanız, başlıyoruz.
Kars’ta Ne Yapılır? “Donmuş Zamanın Şehri”nde Yaşanacak 19 Unutulmaz Deneyim
Tarihin Katmanları: Bir İmparatorluğun Başkentinden Çarlık Rusyası’na
Kars’ın asıl zenginliği, sokaklarında ve hemen yanı başındaki ovada yatan binlerce yıllık, çok katmanlı tarihidir.
Ani Harabeleri’nde (UNESCO) “1001 Kiliseli Şehir”de Kaybolun
Bu, Kars’taki bir numaralı, dünya çapında bir eylemdir. Türkiye-Ermenistan sınırında, Arpaçay’ın kenarına kurulmuş bu devasa, terk edilmiş “Hayalet Şehir”e gidin. O sarp kayalıkların üzerine yayılmış 5000 hektarlık alanda, surların içinden geçin ve o sessizliğin içinde yürüyün.
Ne Yapmalı: O muazzam Büyük Katedrale (Fethiye Camii) hayran kalın, Anadolu’daki ilk Selçuklu camisi olan Menuçehr Camiinin minaresinden Arpaçay’ı izleyin ve Resimli Kilisenin (Tigran Honents) soluk fresklerine dokunun.
Ordu Caddesi’nde “Baltık Mimarisi”nin Peşine Düşün (Rus İzleri)
Kars’ı Türkiye’de eşsiz kılan şey, 1878-1918 arasındaki 40 yıllık Rus işgali döneminden kalan o muazzam taş mimaridir. Burası, St. Petersburg’un küçük bir kopyası gibidir.
Ne Yapmalı: Şehrin ana arteri olan Ordu Caddesi ve Haydar Aliyev Caddesi boyunca yürüyün. Bir zamanlar kilise olan Fethiye Camiinin, Defterdarlık Binasının (eski Vilayet Konağı), Tuncer Güvensoy Evinin ve Sağlık Müdürlüğü binasının o devasa, siyah bazalt taşlı, süslü cephelerine hayran kalın.
Kars Kalesi’ne Tırmanın ve Şehri “Serhat”ın Zirvesinden İzleyin
Şehre hakim o heybetli tepeye, 12. yüzyıldan kalma bu kaleye tırmanın. O sarp yokuşu çıktığınızda, tüm şehir ayaklarınızın altında olacak.
Ne Yapmalı: Kalenin burçlarından, bir yanda Kars Çayı’nın kıvrımlarını, diğer yanda o ızgara planlı Rus mimarisini ve hemen altınızdaki Kümbet Camiini (12 Havariler Kilisesi) kuşbakışı izleyin. Burası, gün batımını izlemek için şehrin en iyi noktasıdır.
Kümbet Camii’nde (12 Havariler Kilisesi) Bir Ermeni Başyapıtına Dokunun
Kalenin hemen eteğinde, 10. yüzyıldan kalma bu eşsiz yapı, Kars’ın sembollerinden biridir. Aslen bir Ermeni kilisesi olarak inşa edilmiş, daha sonra camiye çevrilmiştir.
Ne Yapmalı: Orijinal mimarisini koruyan bu taş yapının etrafında dönün. Dış cephesindeki o 12 havariyi temsil eden kabartma figürleri arayın. İçerideki o mistik, karanlık ve yüksek kubbeli atmosferi soluyun.
Tarihi Taş Köprü’den Geçin ve Kars Çayı’nı Dinleyin
Kalenin ve Kümbet Camii’nin hemen altından akan Kars Çayı’nın üzerindeki bu tarihi köprü, 16. yüzyıl Osmanlı mimarisinin zarif bir örneğidir.
Ne Yapmalı: Bu bazalt taşlı köprünün üzerinden yürüyerek geçin. Bir yanda kalenin, diğer yanda tarihi Mazlum Ağa Hamamının olduğu o kartpostallık manzarayı fotoğraflayın.
Kars Gastronomisi: Kaz, Peynir ve Hangel
Kars bir gastronomi kalesidir. Soğuk iklim, bu coğrafyaya benzersiz lezzetler armağan etmiştir.
“Kars Kazı” Ziyafetini Orijinal Ev Restoranlarında Yaşayın
Bu, bir yemek değil, bir kültürdür. Kars kazı, kar yedikten sonra kesilir, tuzlanır ve aylarca ayazda kurutulur. Lezzeti, bu sabırlı süreçten gelir.
Ne Yapmalı: Orijinal “kaz eti” yapan, genellikle otantik “ev restoranları”ndan (Örn: Kars Kaz Evi) birine gidin. O tandırda, kendi yağıyla ağır ağır pişmiş, yanında bulgur pilavıyla gelen o muazzam lezzetin tadına varın.
Boğatepe Köyü’ne Gidin ve “Gravyer”in Anavatanını Görün
Burası, Kars gastronomisinin kalbidir. Türkiye’nin peynir cenneti olan, 2300 metre rakımdaki bu köy, Kars Gravyeri’nin ve Kaşarı’nın doğduğu yerdir.
Ne Yapmalı: Bu köye bir gezi düzenleyin. Burası, 1800’lerde Rusya’dan göçen Malakanların peynir kültürünü getirdiği yerdir. Köydeki mandıraları gezin, o devasa “Gravyer” tekerleklerinin nasıl yapıldığını görün.
Zavot Peynir Müzesi’nde Malakan Mirasını Öğrenin
Boğatepe Köyü’nün içindeki bu müze, Türkiye’nin ilk ve tek peynir müzesidir.
Ne Yapmalı: Eski bir Malakan mandırasında kurulan bu müzeye girin. Peynir yapımında kullanılan 100 yıllık aletleri (presler, kazanlar, teraziler) görün. Malakanların ve İsviçreli ustaların bu köye “gravyer”i nasıl getirdiğinin hikayesini bizzat dinleyin.
Peynirciler Çarşısı’nda “Kars Kaşarı” Tadımı Yapın
Eğer Boğatepe’ye gidecek vaktiniz yoksa, şehir merkezindeki peynirciler çarşısı (Gürcü Kapanı) sizin için ideal.
Ne Yapmalı: Dükkanlara girin ve satıcılardan size taze ve eski Kars Kaşarı arasındaki farkı tattırmalarını isteyin. Gravyer, Çeçil (tel peynir) ve Malakan peyniri gibi diğer yerel çeşitleri de tadın ve evinize götürmek için vakumlatın.
Yöresel Bir “Hangel” (Kars Mantısı) Ziyafeti Çekin
Bu, Kars’ın en sevilen, en doyurucu hamur işidir. Bildiğiniz mantılardan farklıdır; daha büyük, kare şeklinde kesilmiş hamurların haşlanmasıyla yapılır.
Ne Yapmalı: Bir ev yemeği lokantasına oturun. Üzerine sarımsaklı yoğurt ve en önemlisi, kızdırılmış tereyağında kavrulmuş soğan (sos) dökülerek servis edilen bu lezzeti mutlaka deneyin.
“Umaç Helvası” veya “Evelik Aşı” Gibi Gizli Lezzetleri Arayın
Kars mutfağı, bilinenlerin ötesinde de lezzetler saklar.
Ne Yapmalı:Umaç Helvası (un, tereyağı ve şerbetle yapılan, sıcak servis edilen bir helva) veya Evelik Aşı (evelik otuyla yapılan, yoğurtlu, şifalı bir çorba) gibi otantik lezzetleri menülerde arayın ve tadın.
Bembeyaz Bir Kış Masalı: Çıldır ve Sarıkamış
Kars’a kışın gitmek bir ayrıcalıktır. Bu deneyimler, sadece Kars’ta yaşanır.
Kışın Çıldır Gölü’nün Üzerinde “Yürüyün”
Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su gölü olan Çıldır, kışın (Ocak-Mart) tamamen donar ve 30-40 cm’lik bir buz tabakasıyla kaplanır.
Ne Yapmalı: O donmuş, sonsuz beyazlığın üzerine korkmadan adım atın ve gölün üzerinde yürüyün. O çatlama seslerini dinleyin ve bu gerçeküstü deneyimin keyfini çıkarın.
“Atlı Kızak” ile Donmuş Gölün Üzerinde Süzülün
Çıldır Gölü’nün imzası budur. Yöre halkının süslediği atların çektiği o geleneksel kızaklara (sleigh) binin.
Ne Yapmalı: O buzlu yüzeyde, rüzgar yüzünüze çarparken, atların zillerinin sesi eşliğinde gölün üzerinde süzülmenin o masalsı keyfini yaşayın.
Buzun Altından “Sarıbalık” Avı Yapan Balıkçıları İzleyin
Çıldır Gölü’nün bir diğer ritüeli de buzda balık avıdır. Balıkçılar, “Eskimo” usulü, buzun üzerinde kazmalarla delikler (eski) açar ve ağlarını suyun altına salar.
Ne Yapmalı: O buzlu deliklerin başında bekleyen balıkçılara gidin. Onların ağlarını çekerken, buzun altından çıkan o meşhur Sarıbalıkları (Sazan) görmelerine tanıklık edin. Ardından, göl kenarındaki salaş restoranlarda o taze balığı yiyin.
Sarıkamış’ta “Kristal Kar” Üzerinde Kayak Yapın
Alpler’den sonra dünyada sadece Sarıkamış’ta bulunan o meşhur kristal kar üzerinde kayak yapın. Bu kar, yapışmaz, ıslatmaz ve kayak için mükemmeldir.
Ne Yapmalı: Sarıkamış Kayak Merkezi’ne gidin. Çam ağaçlarının (Sarıçam) arasından giden o muhteşem pistlerde, o yumuşacık karın üzerinde kaymanın keyfini çıkarın.
Sarıkamış Şehitleri Anıtı’nda Bir Tarihe Saygı Duruşunda Bulunun
Sarıkamış, aynı zamanda 1914’teki o trajik harekatın adıdır.
Ne Yapmalı: Kayak merkezine çıkarken veya dönerken, Sarıkamış Allahuekber Dağları Şehitliğine uğrayın. O dondurucu soğukta, donarak şehit olan 90 bin askerimizin anısına yapılmış anıtın önünde durun ve bu hüzünlü tarihe bir Fatiha okuyun.
Yaşayan Kültür ve Miras
Kars’ın ruhu, müziğinde ve hafızasında yaşar.
Bir “Aşıklar (Ozanlar) Gecesi”ne Katılın ve Sözün Büyüsünü Hissedin
Kars, “Aşıklık” geleneğinin (UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras) en güçlü kalelerinden biridir.
Ne Yapmalı: Akşam, şehir merkezindeki “Aşıklar Kahvesi”ne (veya otellerin düzenlediği gecelere) gidin. Sazlarını omuzlarına almış “Aşık”ların (Ozan) o atışmalarını, lebdeğmez (dudakların birbirine değmediği atışma) gösterilerini ve anlattıkları hikayeleri (hikaye-i garibe) dinleyin. Dili anlamasanız bile, o sözün ve sazın büyüsünü hissedeceksiniz.
Kars Müzesi’nde “Beyaz Vagon”un Hikayesini Öğrenin
Şehir merkezindeki bu zengin müzeyi ziyaret edin. İçeride Ani’den çıkarılan eserler, Rus döneminden kalma objeler ve etnografik parçalar bulunur.
Ne Yapmalı: Müzenin bahçesindeki o meşhur Beyaz Vagona (veya Kars Antlaşması Vagonu) gidin. 13 Ekim 1921’de Kars Antlaşması’nın (doğu sınırımızı çizen) bu vagonda imzalandığı rivayetini dinleyin ve tarihin bu önemli tanığına dokunun.
Sonuç olarak;
Kars’ta ne yapılır sorusunun cevabı, bu şehrin “şiirsel” ve “donmuş” ruhunda gizlidir. Bir yanda Ani’nin binlerce yıllık hüznü, diğer yanda Çıldır’ın bembeyaz neşesi; bir yanda Rus mimarisinin asaleti, diğer yanda kaz etinin lezzeti… Kars, size başka hiçbir yere benzemeyen, unutulmaz ve derin bir Anadolu masalı vaat eder.




