
- 1. 1. Bölüm: Bulutların Üzerindeki Aşk ve Suyun Sesi (Ağlasun)
- 1.1. 1. Bulutların Üzerindeki Seramik Başkenti: Sagalassos Antik Kenti
- 1.2. 2. İki Bin Yıldır Akan Şaheser: Antoninler Çeşmesi (Sagalassos İçi)
- 1.3. 3. Dünyanın En Yükseğindeki Arena: Sagalassos Antik Tiyatrosu
- 2. 2. Bölüm: Gladyatörlerin, Uçurumların ve Kervanların Yolu (Gölhisar & Bucak)
- 2.1. 4. Gladyatörlerin Ölümcül Arenası: Kibyra Antik Kenti
- 2.2. 5. Gözlerine Bakanı Donduran Efsane: Medusa Mozaiği (Kibyra İçi)
- 2.3. 6. Uçurumun Kenarındaki Şato: Kremna Antik Kenti
- 2.4. 7. Torosların Sessiz Limanları: Susuz Han ve İncirhan
- 3. 3. Bölüm: Şehrin Hafızası, Yeraltı Sarayları ve Mars (Merkez & Yeşilova)
- 3.1. 8. İmparatorların Mermer Hafızası: Burdur Arkeoloji Müzesi
- 3.2. 9. Milyonlarca Yıllık Yeraltı Katedrali: İnsuyu Mağarası
- 3.3. 10. Mars’ın Yeryüzündeki Aynası: Salda Gölü (Jeolojik Tarih)
- 3.4. 11. Osmanlı Zarafetinin Tavan Yaptığı Evler: Taş Oda ve Baki Bey Konağı
- 3.5. 12. Şehrin Asil Bekçisi: Burdur Ulu Camii ve Saat Kulesi
- 4. 4. YeGez Burdur Ziyaretçi Rehberi: Toros Ayazı ve Şişin Sırrı
- 4.1. İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
- 4.2. Gastronomi: Şişin ve Cevizin İmparatorluğu
- 5. 5. Kapanış: Gladyatörlere ve Antoninler Çeşmesine Veda
Bu yazımız içerisinde Burdur Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Burdur’a adım attığınızda, sadece göllerin o dingin maviliğiyle değil, Toros Dağları’nın en sarp, en ulaşılmaz zirvelerine inşa edilmiş devasa Roma ve Pisidia kentleriyle karşılaşırsınız. Buradaki antik insanlar, şehri ovaya değil, “Kartallar gibi yükseklerde yaşamak” ve düşmanlardan korunmak için bulutların hizasına kurmuşlardır.
Burası; M.Ö. 333’te Büyük İskender’in ordularına kan kusturan savaşçıların, 2000 yıl önce dağdan gelen suyu bugün hala aynı mermer havuzlara akıtan o eşsiz mühendisliğin ve kılıç kılıca çarpışan gladyatörlerin şehridir. YeGez olarak hazırladığımız bu destansı rehberde, sizi sadece Salda Gölü’nün beyaz kumlarında yürümeye değil; Sagalassos’un o buz gibi antik suyundan içmeye, Medusa’nın o ürkütücü gözlerinin içine bakmaya ve Mimar Sinan’ın çağdaşlarının elinden çıkan o asil konakların tavan işlemelerinde kaybolmaya davet ediyoruz.
1. Bölüm: Bulutların Üzerindeki Aşk ve Suyun Sesi (Ağlasun)

Bulutların Üzerindeki Aşk ve Suyun Sesi (Ağlasun)
Burdur fethimize, Türkiye’nin hatta dünyanın en dramatik, en büyüleyici ve en yükseğe kurulmuş antik kentlerinden biriyle, Ağlasun ilçesinin o sarp dağlarına tırmanarak başlıyoruz.
1. Bulutların Üzerindeki Seramik Başkenti: Sagalassos Antik Kenti
Burdur’a 30 km mesafedeki Ağlasun ilçesinden kıvrılarak Akdağ’ın eteklerine, 1700 metre rakıma çıktığınızda, antik dünyanın en zengin metropollerinden biri olan Sagalassos sizi karşılar.
Hikayesi: Burası, efsanevi Pisidia bölgesinin başkentidir. M.Ö. 333 yılında Büyük İskender bu sarp şehri almak için çok zorlanmış, kanlı çarpışmalar sonucu kenti ele geçirmiştir. Şehri dünya çapında efsane yapan şey, Roma İmparatorluğu’nun “Seramik Üretim Merkezi” olmasıdır. Kırmızı astarlı Sagalassos seramikleri buradan Mısır’a, Suriye’ye kadar ihraç edilirdi. Şehri gezerken devasa hamam kalıntılarını, agorayı, kütüphaneyi (Neon Kütüphanesi) ve o muazzam bazalt/mermer caddeleri görürsünüz. Şehir o kadar yüksekte ve izole kalmıştır ki, devasa depremlerle yıkıldıktan sonra yağmalanamamış, toprağın altında yüzyıllarca el değmeden korunmuştur.
Konum: Ağlasun ilçesi, Akdağ etekleri. (Burdur merkeze 30 km).
Ulaşım: Ağlasun merkezinden dik ve virajlı ama manzaralı asfalt bir yolla özel araçla 10-15 dakikada zirveye ulaşılır. Tırmanırken Toroslar ayaklarınızın altındadır.
Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlı devasa bir ören yeridir, Müzekart geçerlidir. (En az 3-4 saat ayırmanız gerekir, spor ayakkabı şarttır).
2. İki Bin Yıldır Akan Şaheser: Antoninler Çeşmesi (Sagalassos İçi)
Sagalassos’un Yukarı Agorası’na adım attığınızda, dünyada eşi benzeri olmayan, insanı kelimenin tam anlamıyla büyüleyip ağlatacak kadar kusursuz bir mimari mucizeyle karşılaşırsınız.
Efsanevi Mühendislik: M.S. 160 yıllarında (Roma İmparatoru Marcus Aurelius dönemi) yapılan bu devasa ve görkemli çeşme (Nymphaeum), Belçikalı arkeologların yıllar süren inanılmaz restorasyonuyla ayağa kaldırılmıştır. Ancak onu yeryüzündeki diğer tüm antik çeşmelerden ayıran bir özelliği vardır: 2000 yıl önce bu çeşmeyi besleyen antik dağ pınarı bulunmuş, orijinal su yolları tamir edilmiş ve su, tıpkı Roma dönemindeki gibi bugün de o devasa mermer heykellerin arasından asıl havuzuna şelale gibi akıtılmaktadır! Dağın o dondurucu soğuk ve şifalı suyunu (getirdiğiniz mataraya doldurup) bu antik çeşmeden içmek, tarihin ta kendisini yudumlamaktır.
3. Dünyanın En Yükseğindeki Arena: Sagalassos Antik Tiyatrosu
Antoninler Çeşmesi’nden biraz daha yukarı, kentin en uç noktasına (yaklaşık 1900 metre rakıma) tırmandığınızda, 9000 kişilik, antik dünyanın en yüksek rakımlı tiyatrosu sizi bekler.
Manzara ve İhtişam: Depremlerden dolayı sahne binası çökmüş olsa da, oturma basamakları (cavea) sağlamdır. Tiyatronun en üst basamağına oturup aşağıya baktığınızda, bir yanda kentin o devasa kalıntıları, diğer yanda ise Ağlasun ovasının o sisli ve yemyeşil derinliği yatar. Bulutlar bazen sizinle aynı hizada gezer. Burası, doğanın ve mimarinin insan ruhunda nasıl bir sonsuzluk hissi yarattığını gösteren en görkemli noktadır.
Konum: Ağlasun ilçesi, Sagalassos Antik Kenti’nin en üst (kuzey) kotu.
Giriş Ücreti: Antik kent gişesinden alınan biletle/Müzekart ile tüm alan gibi burası da gezilir (Ekstra ücret yoktur).
2. Bölüm: Gladyatörlerin, Uçurumların ve Kervanların Yolu (Gölhisar & Bucak)

Gladyatörlerin, Uçurumların ve Kervanların Yolu (Gölhisar & Bucak)
Bulutların üzerindeki Sagalassos’tan inip, Burdur’un güneybatısına, o devasa savaşçıların ve gladyatörlerin şehrine, Gölhisar’a geçiyoruz.
4. Gladyatörlerin Ölümcül Arenası: Kibyra Antik Kenti
Gölhisar ilçesine hakim, birbirinden derin uçurumlarla ayrılan üç tepe üzerine kurulmuş bu antik kent, Roma İmparatorluğu’nun Anadolu’daki en acımasız, en büyük savaşçı eğitim ve dövüş merkezlerinden biriydi: Kibyra.
10 Bin Kişilik Devasa Stadyum: Antik kente adım attığınızda sizi Anadolu’nun en uzun ve en görkemli stadyumlarından biri karşılar (yaklaşık 200 metre uzunluğunda). U-planlı bu devasa arenada, gladyatörlerin (ve vahşi hayvanların) o ölümüne dövüşlerini, tribünlerden yükselen o kan dondurucu tezahüratları gözünüzde canlandırmamak imkansızdır. Şehir aynı zamanda demircilik ve dericilikte o kadar ustaydı ki, Roma ordusunun silahlarını üretirdi.
Konum: Gölhisar ilçe merkezi, Horzum Mahallesi.
Ulaşım: Burdur merkeze oldukça uzaktır (yaklaşık 105 km), Fethiye/Denizli yolu üzerinden özel araçla ulaşılır.
Giriş Ücreti: Açık hava devasa bir ören yeridir, Müzekart geçerlidir.
5. Gözlerine Bakanı Donduran Efsane: Medusa Mozaiği (Kibyra İçi)
Kibyra’yı dünya çapında eşsiz kılan, stadyumu değil, kentin devasa Meclis Binası’nın (Odeon/Müzik Evi) tam ortasında yatan o paha biçilemez sırdır.
Opus Sectile Tekniği: Meclis binasının orkestra (sahne) zemininde, kırmızı, yeşil ve beyaz ince mermer plakaların kesilip birleştirilmesiyle (Opus Sectile tekniğiyle) yapılmış, dünyada eşi benzeri olmayan devasa bir Medusa başı mozaiği vardır! Yılan saçlı, gözlerine bakanı taşa çevirdiğine inanılan bu mitolojik canavar, meclisi ve kenti kötülüklerden koruması için zemine işlenmiştir. (Kışın don ve kar tahribatından korumak için üzeri kapatılır, genellikle Mayıs-Ekim ayları arasında ziyarete açılır). O yılan saçlı figürün gözlerinin içine bakmak, antik çağın korkularına doğrudan dokunmaktır.
6. Uçurumun Kenarındaki Şato: Kremna Antik Kenti
Bucak ilçesinde, Çamlık köyü yakınlarında kelimenin tam anlamıyla isminin hakkını veren bir şehirdir. “Kremna” Yunancada “Uçurum” demektir.
Ele Geçirilemez Pisidia Şehri: Etrafı neredeyse dikey uçurumlarla çevrili, sadece batıdan girilebilen sarp bir tepeye kurulmuştur. Pisidyalıların o boyun eğmez, asi ruhunun taşa kazınmış halidir. Romalılar burayı ele geçirmek için devasa kuşatma rampaları inşa etmek zorunda kalmıştır. Ormanın içinde, o devasa surların ve bazilikanın kalıntıları arasında yürüyüp uçurumdan aşağıya bakmak nefes kesicidir. (Bucak ilçesindedir, giriş ücretsizdir).
7. Torosların Sessiz Limanları: Susuz Han ve İncirhan
Anadolu Selçuklu Devleti döneminde, Konya’dan Antalya (Alanya) limanına inen kervanların Toros Dağları’nı aşarken sığındığı o devasa kervansaraylardır. Bucak ilçesi sınırlarında yer alan bu hanların o muazzam işlemeli taç kapılarından içeri girdiğinizde; develerin, tüccarların ve kışın o korkunç dağ tipisinden kaçan insanların asırlar önceki o uğultusunu hissedersiniz. (İkisi de Bucak çevresindedir, mimarileri muazzamdır).
3. Bölüm: Şehrin Hafızası, Yeraltı Sarayları ve Mars (Merkez & Yeşilova)

Şehrin Hafızası, Yeraltı Sarayları ve Mars (Merkez & Yeşilova)
Dağların savaşçı zirvelerinden Burdur merkeze ve yeraltının o milyonlarca yıllık kireçtaşı saraylarına iniyoruz.
8. İmparatorların Mermer Hafızası: Burdur Arkeoloji Müzesi
Sagalassos veya Kibyra’yı gezip de bu müzeye girmemek, bir kitabı yarım bırakmak demektir. Türkiye’nin en zengin, en iyi düzenlenmiş ve ödüllü müzelerinden biridir.
Devasa Heykeller: Sagalassos’tan çıkarılan o devasa (neredeyse 5 metre boyunda) Roma İmparatoru Marcus Aurelius ve Hadrianus’un heykellerini, o inanılmaz detaylı Herakles (Herkül) ve Dionysos heykellerini burada görebilirsiniz. Kibyra’daki gladyatör rölyefleri de buradadır. Mermerin adeta bir hamur gibi kusursuzca yontulduğu bu heykellerin karşısında insanın aklı durur.
Konum: Burdur merkez.
Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlıdır, Müzekart geçerlidir.
9. Milyonlarca Yıllık Yeraltı Katedrali: İnsuyu Mağarası
Burdur merkezden Antalya’ya doğru giderken (13 km mesafede), Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası olan o efsanevi doğa harikasına girersiniz. Yerin metrelerce altına doğru uzanan bu devasa mağaranın içinde; milyonlarca yılda damla damla oluşmuş o devasa sarkıtlar, dikitler ve sütunlar vardır. İçerideki hava her zaman serin ve rutubetlidir, yazın o 40 derece sıcağında mağaraya girmek bir yeraltı vahasına sığınmak gibidir. (Göllerin suları son yıllarda çekilmiş olsa da o karstik katedral mimarisi hala büyüleyicidir).
10. Mars’ın Yeryüzündeki Aynası: Salda Gölü (Jeolojik Tarih)
Yeşilova ilçesindeki Salda Gölü, sadece bembeyaz kumları ve turkuaz suyuyla “Türkiye’nin Maldivleri” olarak anılan bir yüzme noktası değildir. Burası dünya bilim tarihi (ve NASA) için paha biçilemez bir jeolojik efsanedir!
Mars’taki Kraterin İkizi: Salda Gölü’nün o beyaz rengini veren şey kum değil, Stromatolit adı verilen, dünyadaki en eski canlı (bakteri) fosillerinin oluşturduğu magnezyumlu beyaz kayaçlardır. NASA, Mars’taki “Jezero Krateri”nde yaşam izi ararken, o kraterin jeolojik yapısının ve minerallerinin dünyadaki yegane benzerinin Salda Gölü olduğunu açıklamıştır! O beyaz kumsalda (Beyaz Adalar kısmında) yürürken, aslında sadece bir göl kenarında değil, Mars’ın milyarlarca yıl önceki haliyle ve yeryüzündeki yaşamın başlangıç sırlarıyla aynı karede olduğunuzu bilmek tüyler ürperticidir.
Konum: Yeşilova ilçesi. (Koruma altındadır, Beyaz Adalar kısmında suya girmek yasaktır, sadece izlenir).
11. Osmanlı Zarafetinin Tavan Yaptığı Evler: Taş Oda ve Baki Bey Konağı
Burdur merkezde, 17. yüzyıl sivil Osmanlı mimarisinin en güzel örnekleri bulunur. Ahşap ve kerpicin ustalıkla kullanıldığı bu asırlık konakların içine girdiğinizde, özellikle “Başoda” olarak bilinen misafir odalarının ahşap tavanlarındaki altın varaklı, inanılmaz detaylı ahşap oymacılığını görürsünüz. O ahşap cumbaların altından Burdur’un asırlık sokaklarına bakmak, zamanın nasıl yavaş aktığını hissettirir. (Merkezdedir, ücretsiz veya çok cüzi bir ücretle gezilebilir).
12. Şehrin Asil Bekçisi: Burdur Ulu Camii ve Saat Kulesi
Şehrin en yüksek tepelerinden biri olan Pazar mahallesinde yer alır. İlhanlılar döneminde yapılıp sonradan Osmanlı mimarisiyle yenilenen ulu cami, şehre yüksekten bakar. Hemen yanındaki, 1930’larda kesme taştan inşa edilen 30 metre yüksekliğindeki 6 katlı Saat Kulesi ise, Burdur silüetinin en belirgin, en zarif sivil mimari mührüdür.
4. YeGez Burdur Ziyaretçi Rehberi: Toros Ayazı ve Şişin Sırrı

YeGez Burdur Ziyaretçi Rehberi
Burdur, Akdeniz bölgesinde olmasına rağmen rakımı yüksek olduğu için iklimi kıyı şeridine hiç benzemez. Bu antik imparatorluğu fethederken şu altın kuralları aklınıza kazıyın:
İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
Sagalassos’un Dondurucu Zirve Rüzgarı: Yazın Antalya’da 40 derecede yanarken, Burdur’a çıkıp Sagalassos’a tırmandığınızda (1700 metre) üşüme ihtimaliniz çok yüksektir! Kışın Sagalassos ve Kibyra yolları kar ve buzlanmadan dolayı geçit vermeyebilir.
YeGez Altın Ayları: O devasa gladyatör stadyumlarını güneş çarpması yaşamadan gezebilmek, Salda Gölü’nün o beyaz adalarında en berrak turkuazı görebilmek için en kusursuz zaman Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim başıdır. (Salda’da o beyaz kumlar güneşi çok fazla yansıttığı için kaliteli bir güneş gözlüğü takmak şarttır, yoksa gözleriniz kamaşır).
Gastronomi: Şişin ve Cevizin İmparatorluğu
Gerçek Burdur Şiş Ritüeli: Burdur Şiş, Adana veya Urfa kebabına benzemez! İçine soğan, sarımsak, salça veya baharat asla girmez. Sadece kuzu/dana kıyması, çok az kuyruk yağı ve tuzla yoğrulur. Çok kısa ve ince şişlere dizilerek mangalda saniyeler içinde mühürlenir. Pide üzerinde servis edilir; yerken etin o en saf, en gerçek ve lezzetli halini tadarsınız. (Yanına kavrulmuş acı biber ve kaymaklı kadayıf zorunludur).
Ceviz Ezmesi’nin Tatlı Dokunuşu: Burdur’un coğrafi işaretli, en meşhur tatlısıdır. Kavrulmuş ceviz, irmik ve şekerin ustalıkla yoğrulup baklava dilimi şeklinde kesilmesiyle yapılır. Şehirden kutu kutu almadan dönmek büyük eksikliktir.
Haşhaşlı Kömbe (Kıtır): Haşhaş ezmesinin, sıvı yağın ve unun kat kat hamurla buluştuğu, fırından çıktığında o çıtır çıtır dağılan, çayın yanına yeryüzünde en çok yakışan yöresel hamur işidir.
5. Kapanış: Gladyatörlere ve Antoninler Çeşmesine Veda
Burdur; sadece yanından hızla geçilip gidilen bir kara yolu şehri değil, bulutların üzerine kurulan devasa antik tiyatroların, gladyatör kılıçlarının ve Mars’ın gizemini taşıyan beyaz göllerin efsanevi başkentidir.
Sagalassos’ta o 2000 yıllık Antoninler Çeşmesi’nden akan şifalı suyu içerken zamanın nasıl donduğuna şahit olur, Kibyra’nın devasa arenasında o amansız gladyatör savaşlarının korkunç uğultusunu hissedersiniz. Salda Gölü’nde Mars’ın milyarlarca yıl önceki ayak izlerine basar, Burdur Şişi yerken o saf ve baharatsız etin ustalığına saygı duyarsınız. Burası, mermerin efsaneye, suyun ise şahesere dönüştüğü yeryüzündeki o eşsiz mühürdür.
YeGez olarak hazırladığımız bu 12 duraklık devasa Burdur rehberinin; o sarp Toros zirvelerinde ve bembeyaz kumsallarda size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Medusa’nın gözleri ve çeşmelerin o ferahlık veren sesi hep aklınızda, yollarınız hep açık olsun!





