
Bu yazımız içerisinde Hatay Tarihi Yerler üzerine konuşacağız. Hatay’a (Antakya) adım attığınızda sadece bir şehre değil, üç büyük semavi dinin, sayısız imparatorluğun ve efsanenin bir araya geldiği devasa bir erime potasına girersiniz. Burası, M.Ö. 300’de Büyük İskender’in komutanı Seleukos tarafından kurulan, Roma İmparatorluğu’nun en zengin ve ihtişamlı 3. büyük metropolü olan Antiocheia‘dır.
- 1. 1. Bölüm: İnancın Kökleri, Mozaikler ve Hoşgörü (Merkez/Antakya)
- 1.1. 1. Dağın Kalbindeki Sığınak: St. Pierre (Aziz Petrus) Kilisesi
- 1.2. 2. Taşlara Çizilen Tanrılar: Hatay Arkeoloji Müzesi
- 1.3. 3. Hoşgörünün Ağırbaşlı Kalbi: Habib-i Neccar Camii
- 1.4. 4. İpek Yolu’nun Yaşayan Damarı: Tarihi Uzun Çarşı
- 1.5. 5. Seslerin ve Taşların Kardeşliği: Antakya Sokakları ve Ortodoks Kilisesi
- 2. 2. Bölüm: İnsan Emeğinin Dağları Yaran Destanı (Samandağ)
- 2.1. 6. Dağları Kırarak Açılan Cehennem: Titus (Vespasianus) Tüneli
- 2.2. 7. Kayalara Kazınan Ölüm Uykusu: Beşikli Mağara
- 2.3. 8. Donanmaların ve İskender’in Mirası: Seleukeia Pieria ve Çevlik Sahili
- 2.4. 9. Binlerce Yıllık Gövde: Musa Ağacı ve Hıdırbey Köyü
- 2.5. 10. Hoşgörünün Sivil Hafızası: Vakıflı Köyü ve Meryem Ana Kilisesi
- 3. 3. Bölüm: Mitoloji, Su ve Sınırın Kartal Yuvaları (Defne, Payas, Belen)
- 3.1. 11. Apollon’un Aşkı ve Gözyaşları: Harbiye (Daphne) Şelaleleri
- 3.2. 12. İpek Yolu’nun Asil Kervansarayı: Payas Kalesi ve Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi
- 3.3. 13. Amanosların Korkutucu Bekçisi: Bakras Kalesi
- 3.4. 14. Suriye Ovasına Bakan Şato: Koz Kalesi (Kürşat Kalesi)
- 3.5. 15. Yavuz Sultan Selim’in Rotası: Belen Geçidi ve Kanuni Kervansarayı
- 4. 4. YeGez Hatay Ziyaretçi Rehberi: Amik Ovası’nın Rüzgarı ve Ateşin Sırrı
- 4.1. İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
- 4.2. Gastronomi: Künefenin, Kebabın ve Baharatın Başkenti (UNESCO Tescilli)
- 5. 5. Kapanış: Hoşgörünün ve Küllerinden Doğan Şehrin Destanına Veda
Sokaklarında yürürken bir caminin duvarının bir kiliseye, onun da bir havraya yaslandığını görürsünüz. Dağlarında Roma askerlerinin balyoz sesleri, Harbiye’nin şelalelerinde ise mitolojik su perilerinin çığlıkları yankılanır. YeGez olarak hazırladığımız bu devasa rehberde; seni sadece künefe yemeye değil, dağların kalbine oyulmuş ilk Hristiyan mağaralarına girmeye, dünyanın en büyük mozaiklerindeki mitolojik karakterlerin gözlerine bakmaya ve insan iradesinin dağı ikiye böldüğü Titus’un karanlık tünellerinde yürümeye davet ediyoruz!
1. Bölüm: İnancın Kökleri, Mozaikler ve Hoşgörü (Merkez/Antakya)

İnancın Kökleri, Mozaikler ve Hoşgörü
Hatay fethimize, dinler tarihinin sıfır noktalarından birinden ve toprağın altından fışkıran o devasa sanatsal hafızadan başlıyoruz.
1. Dağın Kalbindeki Sığınak: St. Pierre (Aziz Petrus) Kilisesi
Antakya merkezine yakın Haç Dağı’nın (Staurin Dağı) batı eteklerinde yer alan bu yapı, klasik bir kilise mimarisine sahip değildir; burası sarp kayalıkların içine oyulmuş, 13 metre derinliğinde efsanevi bir mağaradır!
- Dünyayı Değiştiren İsim: Hz. İsa’nın havarilerinden Aziz Petrus (St. Pierre), M.S. 30’lu yıllarda Antakya’ya gelip ilk dini toplantılarını gizlice bu mağarada yapmıştır. Bu mağarayı dünya tarihi için bir efsane yapan asıl olay ise; Hz. İsa’ya inananlara “Hristiyan” (Christian) adının dünyada ilk kez bu mağarada verilmiş olmasıdır. Mağaranın içinde gizli bir kaçış tüneli ve sunak bulunur. Papa tarafından “Haç Yeri” ilan edilen bu sarp mağaranın o soğuk duvarlarına dokunduğunuzda, inançları uğruna dağlara sığınan insanların o gizemli ve korku dolu ilk yıllarını iliklerinize kadar hissedersiniz.
- Konum: Antakya merkez, Küçükdalyan Mahallesi.
- Ulaşım: Merkezden özel araçla veya taksiyle 10 dakikada rahatça ulaşılır.
- Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlıdır, Müzekart geçerlidir.
2. Taşlara Çizilen Tanrılar: Hatay Arkeoloji Müzesi
Antakya’nın o efsanevi Roma villalarının tabanlarını süsleyen eşsiz eserler, dünyanın en büyük mozaik koleksiyonlarından biri olarak bu devasa ve inanılmaz modern müzede sergilenir.
- Şuppiluliuma’nın Gözleri: Müzeye adım attığınızda sizi sadece büyüleyici “Okeanos ve Tethys” veya “Mevsimler” mozaikleri karşılamaz. Hitit İmparatorluğu’nun geç dönemine ait, bazalttan yapılmış, bir elinde mızrak diğer elinde buğday başağı tutan ve gözleri fal taşı gibi açılmış o devasa Kral Şuppiluliuma heykeli tam karşınızda durur. Mozaiklerin o milimetrik renk geçişlerini incelerken, antik Roma’nın zengin sınıfının evlerindeki o dudak uçuklatan estetiğe şahit olursunuz.
- Konum: Antakya merkez, Reyhanlı yolu üzeri.
- Giriş Ücreti: Türkiye’nin en büyük müzelerindendir, Müzekart geçerlidir.
3. Hoşgörünün Ağırbaşlı Kalbi: Habib-i Neccar Camii
Antakya’nın tam kalbinde yer alan bu devasa ve asırlık yapı, sadece bir cami değil, bir inançlar geçidi ve kardeşlik anıtıdır.
- Kur’an ve İncil’de Geçen Efsane: 636 yılında Hz. Ömer’in komutanı Ebu Ubeyde Bin Cerrah tarafından, eski bir pagan tapınağının/kilisesinin üzerine Anadolu’nun ilk camilerinden biri olarak inşa edilmiştir. Ancak bu camiyi eşsiz kılan şey, yeraltındaki türbelerdir. Hz. İsa’nın elçileri olan Yuhanna ve Pavlos ile onlara ilk inanan ve bu uğurda canını feda eden Antakyalı marangoz Habib-i Neccar’ın kabirleri bu caminin altındadır! Hem Müslümanlar hem Hristiyanlar için devasa bir saygı merkezidir. Yakın tarihteki depremlerde ağır hasar alsa da o taşların manevi ruhu ve yeniden ayağa kalkma iradesi hala bu efsanevi alanın üzerinde tütmektedir.
- Konum: Antakya merkez, Kurtuluş Caddesi.
- Giriş Ücreti: İbadet ve ziyaret alanıdır (Restorasyon süreçlerine göre dışarıdan/içeriden görülebilir), ücretsizdir.
4. İpek Yolu’nun Yaşayan Damarı: Tarihi Uzun Çarşı
Habib-i Neccar Camii’nden çıkıp şehrin içlerine süzüldüğünüzde, Antakya’nın asırlardır ticaret nabzını tutan o devasa ve labirent gibi çarşısına girersiniz.
- Defne ve Baharat Kokuları: Daracık, taş döşeli ve üstü yer yer kapalı bu asırlık çarşıda yürürken; İpek Yolu tüccarlarının ayak izlerini takip edersiniz. Geleneksel defne sabunu tezgahları, nar ekşisi ve zahter kokularının birbirine karıştığı baharatçılar, bakırcılar ve sıcak sıcak tepsi kebabı pişiren tarihi kasap fırınları sizi karşılar. Bu çarşı, Hatay’ın o rengarenk, kozmopolit ve hiç uyumayan ruhunun tam kalbidir.
- Konum: Antakya merkez.
- Giriş Ücreti: Yaşayan bir tarihi çarşıdır, ücretsizdir.
5. Seslerin ve Taşların Kardeşliği: Antakya Sokakları ve Ortodoks Kilisesi
Uzun Çarşı’nın arkasındaki o asırlık ve daracık taş sokaklara (eski Antakya evlerinin olduğu bölgeye) girdiğinizde, evlerin yüksek taş duvarları ve avlu kapıları sizi karşılar.
- Çan ve Ezan Sesi: Bu sokakların arasında, 19. yüzyılda (1833) inşa edilen, devasa taş kemerleri ve muazzam ahşap oymacılığıyla dikkat çeken Antakya Ortodoks Kilisesi yer alır. Hemen yan sokağında bir havra (sinagog), biraz ilerisinde tarihi bir cami bulunur. Bir köşede ezan okunurken, diğer taraftan çan sesinin yükseldiği, komşuların bayramlarda birbirine ikramlar taşıdığı bu sokaklar, Hatay’ın dünyada eşi benzeri olmayan o efsanevi sosyolojik mirasının taşlaşmış halidir.
- Konum: Antakya merkez, Hürriyet Caddesi ve civarı.
- Giriş Ücreti: Sokakları gezmek ücretsizdir, Kilise ziyaret saatlerinde rızayla/ücretsiz gezilir.
2. Bölüm: İnsan Emeğinin Dağları Yaran Destanı (Samandağ)

İnsan Emeğinin Dağları Yaran Destanı (Samandağ)
Hatay fethimizde Antakya’nın o mistik ve dar sokaklarından çıkıp, yönümüzü denize, Samandağ ilçesine; insan iradesinin kayalara nasıl meydan okuduğuna şahit olacağımız o sarp ve devasa tünellere çeviriyoruz.
6. Dağları Kırarak Açılan Cehennem: Titus (Vespasianus) Tüneli
Samandağ ilçesine bağlı Çevlik mevkiinde, dağın eteklerine geldiğinizde antik dünyanın en akıl almaz, en ürkütücü mühendislik harikalarından biriyle karşılaşırsınız.
- 1000 Lejyoner ve Esirin Çığlığı: M.S. 69 yılında, Roma İmparatoru Vespasianus, antik liman kenti Seleukeia Pieria’yı dağdan gelen sel suları ve alüvyonlardan kurtarmak için inanılmaz bir emir verir: Dağı delin! Yaklaşık 10 yıl süren, 1000’e yakın Roma lejyoneri ve esirin (büyük kısmı Kudüs’ten getirilen esirlerdir) ellerinde sadece çekiç, murç ve balyozlarla sarp kayaları oyarak açtığı, 1380 metre uzunluğunda, 7 metre yüksekliğinde ve 6 metre genişliğinde devasa bir tüneldir! * Tünelin İçi: Tünelin kapkaranlık, serin ve kayalardaki murç izlerinin hala göründüğü o devasa yüksekliğinde yürürken, binlerce esirin asırlar önceki çığlıklarını ve kayalara inen balyoz seslerini duyarsınız. İnsanın doğaya karşı kazandığı bu devasa ve kanlı zafer karşısında tüyleriniz diken diken olur.
- Konum: Samandağ ilçesi, Çevlik sahili yanı.
- Ulaşım: Antakya merkeze yaklaşık 25 km, Samandağ’a 5 km. Özel araçla giriş kapısına kadar gidilir, sonrası muazzam bir doğa yürüyüşüdür.
- Giriş Ücreti: Kültür Bakanlığı’na bağlı milli bir ören yeridir, Müzekart geçerlidir.
7. Kayalara Kazınan Ölüm Uykusu: Beşikli Mağara
Titus Tüneli’nin girişinden doğaya doğru yaklaşık 100 metrelik kısa ve yemyeşil bir yürüyüş yaptığınızda, devasa ve sarp bir kalker kayalığının yüzeyine adeta bir dantel gibi oyulmuş, ürkütücü ve muazzam bir nekropol (mezarlık) ile karşılaşırsınız.
- Sütunlu Mezar Odaları: Burası sıradan bir mağara değildir; Roma döneminin zengin soylularına ve yöneticilerine ait, birbirine bağlantılı devasa kaya mezarlarıdır. Mağaranın içine devasa taş sütunlar, kemerler ve merdivenler oyulmuştur. İçerideki mezar yataklarının yan yana dizilişi beşiği andırdığı için halk arasında “Beşikli Mağara” denir. O devasa ve serin kaya odalarının içinde dolaşırken, Romalı taş ustalarının ölümü bile nasıl bir estetiğe ve şova dönüştürdüğünü hayretle izlersiniz.
- Konum: Samandağ ilçesi, Çevlik sahili yanı (Titus Tüneli ile aynı alanda).
- Ulaşım: Titus Tüneli gişelerinden geçildikten sonra patika yolla yürünerek 5 dakikada ulaşılır.
- Giriş Ücreti: Titus Tüneli bileti ile aynı alan içindedir, Müzekart geçerlidir.
8. Donanmaların ve İskender’in Mirası: Seleukeia Pieria ve Çevlik Sahili
Titus Tüneli’ni ve Beşikli Mağara’yı içine alan bu devasa antik coğrafya, aslında M.Ö. 300 yılında Büyük İskender’in generallerinden Seleukos I. Nikator tarafından kurulan, dönemin en büyük liman şehri Seleukeia Pieria‘dır.
- Tarihin ve Kumun Birleşimi: Antik çağda devasa Roma donanmalarının ve İpek Yolu ticaret gemilerinin demirlediği bu efsanevi liman, bugün kalıntılarıyla dağların eteklerinde sessizce yatar. Bu tarihi kenti gezdikten sonra hemen önünüzde uzanan, 14 kilometre uzunluğuyla dünyanın en uzun kumsallarından biri olan efsanevi Çevlik Sahili’ne ayak basarsınız. Asi Nehri’nin Akdeniz’e döküldüğü bu muazzam kumsalda, antik limanın kalıntılarına karşı rüzgarı hissetmek benzersizdir.
- Konum: Samandağ ilçesi, Çevlik mevkii.
- Giriş Ücreti: Antik kentin açık alanları ve sahil ücretsizdir.
9. Binlerce Yıllık Gövde: Musa Ağacı ve Hıdırbey Köyü
Samandağ’ın o dağlık, yeşil ve mistik köylerine (Hıdırbey) doğru kıvrıldığınızda, köyün tam meydanında, gövdesinin içi bir oda büyüklüğünde olan devasa ve asırlık bir Çınar ağacı sizi karşılar.
- Hz. Musa’nın Asası Efsanesi: Mitolojik ve dini efsaneye göre; Hz. Musa ve Hızır Aleyhisselam bu köyde buluşur. Hz. Musa asasını bu derenin kenarına saplar ve su içmeye gider. Döndüğünde asasının yeşerip devasa bir fidana dönüştüğünü görür! İşte o fidanın, gövde çapı 7 metreyi bulan bu asırlık “Musa Ağacı” olduğuna inanılır. Dalları gökyüzünü kaplayan bu ulu çınarın gövdesinin içindeki boşluğa girip, o asırlık köklerin kokusunu almak ve köy meydanında odun ateşinde demlenmiş bir çay içmek ruhu dinlendirir.
- Konum: Samandağ ilçesi, Hıdırbey Köyü (Samandağ merkeze 6 km).
- Giriş Ücreti: Köy meydanında açık bir anıt ağaçtır, ücretsizdir.
10. Hoşgörünün Sivil Hafızası: Vakıflı Köyü ve Meryem Ana Kilisesi
Musa Ağacı’nın bulunduğu vadiden sadece birkaç kilometre yukarı, Musa Dağı’nın eteklerine tırmandığınızda; portakal, mandalina ve defne kokuları arasında Türkiye’nin tek ve son Ermeni köyü olan Vakıflı Köyü‘ne girersiniz.
- Taş Konaklar ve Organik Reçeller: Burası Hatay’ın o efsanevi çok kültürlü yaşamının en zarif ve bozulmamış sivil mimari örneklerinden biridir. Kesme taştan yapılmış avlulu evlerin arasında yürürken köyün tam merkezindeki, 19. yüzyılın sonunda (1890’lar) inşa edilen ve harika bir restorasyon gören Meryem Ana Kilisesi ile karşılaşırsınız. Köyün kadınlarının kendi elleriyle yaptığı ceviz reçelleri, nar ekşileri ve şarapların satıldığı kooperatifte alışveriş yapıp, o asırlık çan seslerinin eşliğinde hoşgörüyü solumak muazzam bir histir.
- Konum: Samandağ ilçesi, Vakıflı Köyü.
- Giriş Ücreti: Yaşayan tarihi bir köydür, kilise ve sokakları gezmek ücretsizdir.
3. Bölüm: Mitoloji, Su ve Sınırın Kartal Yuvaları (Defne, Payas, Belen)

Mitoloji, Su ve Sınırın Kartal Yuvaları
Hatay’ın merkezinden Antakya ovasını kuşatan dağlara, Haçlı şatolarına ve mitolojik su perilerinin diyarına uzanıyoruz.
11. Apollon’un Aşkı ve Gözyaşları: Harbiye (Daphne) Şelaleleri
Antakya’dan sadece 8 kilometre güneye, Defne ilçesine (eski adıyla Harbiye) indiğinizde; devasa çınar ve defne ağaçlarının arasından şırıl şırıl akan, vadinin her yerinden fışkıran efsanevi şelalelerle karşılaşırsınız.
- Defne Ağacının Doğuşu: Antik çağdaki adıyla “Daphne”, mitolojiye göre Su Perisi Daphne’nin, Güneş Tanrısı Apollon’un aşkından kaçarken yeryüzüne ayaklarının saplanıp devasa bir Defne ağacına dönüştüğü yerdir! Harbiye şelalelerinin sularının ise Daphne’nin o efsanevi gözyaşları olduğuna inanılır. Suların tam içine kurulan masalarda oturup, asırlık çınarların gölgesinde o mitolojik serinliği hissederken tepsi kebabı yemek Harbiye’nin en büyük ritüelidir.
- Konum: Defne ilçesi, Harbiye mevkii.
- Ulaşım: Antakya merkezden minibüslerle veya özel araçla çok kısa sürede inilir.
- Giriş Ücreti: Açık bir vadi/mesire alanıdır, yürüyüş yapmak ücretsizdir.
12. İpek Yolu’nun Asil Kervansarayı: Payas Kalesi ve Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi
Antakya’dan İskenderun yönüne, Payas ilçesine geçtiğinizde, denizin hemen kenarında iki devasa imparatorluğun omuz omuza verdiği bir tarih kompleksi görürsünüz.
- Haçlı Şatosu ve Mimar Sinan: Bir yanda, hendeklerle çevrili, sarp ve kalın surlarıyla Haçlılar (Tapınak Şövalyeleri) tarafından inşa edilip Osmanlılarca kullanılan ürkütücü Payas Kalesi; hemen karşısında ise 1574 yılında Kanuni’nin sadrazamı Sokullu Mehmet Paşa için Mimar Sinan tarafından inşa edilen o asil, devasa ve kusursuz Osmanlı külliyesi! Külliyenin o görkemli kervansarayında, 45 asırlık dükkandan oluşan bedesteninde dolaşırken, Mimar Sinan’ın o ağırbaşlı zarafetine hayran kalırsınız.
- Konum: Payas ilçe merkezi, sahil kesimi.
- Giriş Ücreti: Külliye ve kale çevresi ücretsiz gezilebilir.
13. Amanosların Korkutucu Bekçisi: Bakras Kalesi
Antakya ile İskenderun arasında, Belen geçidinin o sarp dağlarına gizlenmiş, Amanos (Nur) Dağları’nın en kanlı, en stratejik ve en sarp geçit kalesidir.
- Tapınak Şövalyelerinin Karargahı: Sarp ve sivriltilmiş bir tepenin üzerine çok katlı olarak inşa edilmiştir. Romalılar, Bizanslılar, Eyyubiler ve özellikle o efsanevi Tapınak Şövalyeleri (Templiyerler) bu kaleyi ele geçirmek için asırlarca kan dökmüştür. Kalenin devasa dehlizlerinde, kemerli geçitlerinde ve sarp burçlarında yürürken, dağlardan esen rüzgarda Orta Çağ’ın o korkutucu çelik zırh seslerini duyarsınız. (Definecilerin tahribatına rağmen hala devasa bir şatodur).
- Konum: Belen ilçesi, Ötençay (Bakras) Köyü.
- Ulaşım: Antakya-İskenderun otoyolundan sapılarak stabilize bir yolla dağa tırmanılır.
- Giriş Ücreti: Dağ başında açık bir ören yeridir, ücretsizdir.
14. Suriye Ovasına Bakan Şato: Koz Kalesi (Kürşat Kalesi)
Hatay’ın güneyine, Altınözü ilçesine doğru indiğinizde, Kuseyr (Kürşat) ovasına hakim, etrafı uçurumlarla çevrili bir tepe üzerinde yükselen Haçlı/Antakya Prensliği yapımı efsanevi bir şatodur. Zeytin ağaçlarının içinden geçerek ulaştığınız bu kale, devasa yarım yuvarlak burçları ve sarp yapısıyla Hatay’ın güney sınırlarını asırlarca beklemiş, devasa kesme bloklardan yapılmış sessiz bir şahittir. (Altınözü ilçesindedir, tırmanış gerektirir, ücretsizdir).
15. Yavuz Sultan Selim’in Rotası: Belen Geçidi ve Kanuni Kervansarayı
Hatay destanımızı, Çukurova’yı Amik Ovası’na bağlayan o efsanevi, rüzgarlı ve stratejik dağ boğazıyla, Belen Geçidi ile bitiriyoruz. Yavuz Sultan Selim Mısır seferine giderken ordularıyla bu geçidi kullanmış, Kanuni Sultan Süleyman ise bu rüzgarlı boğaza devasa bir Kervansaray, Cami ve Hamam (Kanuni Sultan Süleyman Külliyesi) yaptırmıştır. Dağların arasına sıkışmış o taş binaların arasında dolaşıp İskenderun Körfezi’ne yüksekten bakmak, imparatorlukların lojistik aklını hissetmektir.
4. YeGez Hatay Ziyaretçi Rehberi: Amik Ovası’nın Rüzgarı ve Ateşin Sırrı

YeGez Hatay Ziyaretçi Rehberi
Hatay, hem inanılmaz zengin ve doyurucu hem de sıcağıyla insanı sersemleten devasa bir krallıktır. Bu tarihi fethederken masanızda şu altın kurallar olmalı:
İklim Stratejisi: Ne Zaman Gidilir?
- Amik Ovası’nın Cehennem Sıcağı: Temmuz ve Ağustos aylarında Hatay’da nem ve sıcaklık kelimenin tam anlamıyla nefes keser. Öğle saatlerinde Titus Tüneli’ne veya Bakras Kalesi’ne tırmanmak güneş çarpmasıyla sonuçlanabilir.
- YeGez Altın Ayları: Antakya’nın o dar taş sokaklarında terlemeden kaybolmak, Harbiye’nin sularında üşümeden serinlemek ve mozaiklerin tadını çıkarmak için en kusursuz zaman Nisan, Mayıs, Eylül ve Ekim aylarıdır.
Gastronomi: Künefenin, Kebabın ve Baharatın Başkenti (UNESCO Tescilli)
- Peynirin Uzayan Efsanesi: Antakya Künefesi: Tel kadayıfın, Hatay’a özgü o özel, tuzsuz, sündükçe sünen taze peynirle bakır tepsilerde köz ateşinde çevrilerek pişirilmesi ve üzerine ılık şerbet dökülmesiyle yapılan, yeryüzünün en büyük tatlı şaheserlerinden biridir. (Peynir ne kadar uzuyorsa ustalık o kadar gerçektir!).
- Tepsi ve Kağıt Kebabı Ritüeli: Hatay’da kebap şişte yenmez! Zırhla çekilmiş kuzu eti, bol sarımsak, maydanoz ve biberle yoğrulur. Ya özel bakır tepsilere (Tepsi Kebabı) basılıp taş fırında odun ateşinde pişirilir ya da kasap kağıdı üzerinde (Kağıt Kebabı) fırına verilir. Yanında taze sıcak pideyle yenirken parmaklarınızı yersiniz.
- Mezelerin Şöleni: Hatay sofrasında doymak için ana yemeğe gerek yoktur. Tereyağlı çam fıstıklı sıcak Humus, ceviz ve biber salçalı efsanevi Muhammara (Cevizli Biber), süzme yoğurtlu Tuzlu Yoğurt ve kekik salatası Zahter masayı bir sanat eserine çevirir.
- İçli Köftenin Hatay Hali: Oruk: İncecik açılan bulgurun içine bol cevizli ve baharatlı etin konulup fırında veya yağda kızartılarak yapılan o kıtır lezzet. Çıkarken de mutlaka tarihi fırınlardan sıcak Biberli Ekmek (Hatay pizzası) alınmalıdır!
5. Kapanış: Hoşgörünün ve Küllerinden Doğan Şehrin Destanına Veda
Hatay (Antakya); sadece haritanın en güney ucundaki bir sınır şehri değil, dünyada inançların aynı avluda demlendiği, kayaların insan eliyle yarıldığı, mozaiklerin felsefe anlattığı ve her yıkılışından sonra o devasa “Amik” ruhuyla yeniden ayağa kalkan yıkılmaz bir kaledir.
St. Pierre mağarasının o serin taşlarına dokunurken binlerce yıllık ilk inananların o titrek kalplerini hisseder, Titus Tüneli’nin o devasa karanlığında balyoz sesleriyle ürperirsiniz. Ortodoks kilisesinin çan sesiyle Habib-i Neccar’ın ezan sesinin birbirine karıştığı o dar taş sokaklarda insanlığın aslında nasıl omuz omuza yaşayabileceğini görürsünüz. Tepsi kebabından bir lokma alıp ardından peyniri uzayan o sıcak künefeyi tattığınızda ise, bu acılı ama gururlu coğrafyanın ne kadar efsanevi bir misafirperverliğe sahip olduğunu anlarsınız. Burası, taşın hoşgörüye, dağların ise o sarsılmaz medeniyete dönüştüğü yeryüzündeki o eşsiz mühürdür.
YeGez olarak hazırladığımız bu 15 duraklık devasa Hatay rehberinin; o sarp tünellerde, şelalelerde ve tarihi çarşılarda size kusursuz bir yol arkadaşı olmasını diliyoruz. Defnenin o ferah kokusu, künefenin o efsanevi tadı ve Hatay’ın o “Yeniden Doğuş” ruhu hep sizinle, yollarınız hep açık olsun!





